Fakat Nicolo Foscarini'nin sıhhati Doçe olur olmaz bozulmaya başladı.Am besten schnitt Nicole Struse trotz gerade überstandener Erkältung ab.
Her ikisinin karıştırılması ekşime ve bozulmayı geciktirir.Die oberen sind lanzettlich und an beiden Enden verschmälert.
IV. Philippe'in papalıkla olan ilşkileri İngiltere'ye karşı sürdürülen savaş sırasında bozulmaya başlamıştı.Philipp III. der Gute befand sich nun im Krieg mit England.
Roma sosyal yapısının bozulması dramatiktir.Der Niedergang des Romanischen ist dramatisch.
Eğer eşitlik bozulmaz ise bir tane daha 15 dakikalık uzatma devresi oynanır.Nur bei einem erneuten Unentschieden käme es zu einer weiteren 15-minütigen Verlängerung.
İtalya-Yugoslavya ilişkileri I. Dünya Savaşı'nın sonlarına doğru bozulmaya başlamıştı.Die italienisch-ägyptischen Beziehungen waren bis zum Zweiten Weltkrieg ungetrübt.
Kütleçekim etkisinin yol açtığı bozulmaya mükemmel bir örnektir.Für die absoluten Spannungspegel wirkt sich das positiv aus.
Ruh sağlığı gitgide bozulmaktadır.Wenn Spiritualität aufbricht.
Davros'un sağlığı bozulmaya başlar.Damiens Privatleben beginnt auseinanderzufallen.
Birinci Dünya Savaşı'na gönüllü olarak katılan sanatçı sağlığının bozulması sebebiyle terhis edildi.Unterbrochen wurde diese Funktion durch seine Teilnahme am Ersten Weltkrieg als Freiwilliger.
Havanın bozulmaya başlaması sebebiyle operasyon bir sonraki güne ertelendi.Aufgrund der kalten Witterung musste der Start um einen Tag verschoben werden.
Hindistan'ın tarım ürünlerinin üçte biri bozulmadan kaybolmuştur.Ein Drittel der Pflanzengesellschaften in Deutschland gilt als ungefährdet.
Dil, tür gibidir; hayatta kalmak için bozulmamalı, gelişmelidir.Une langue est comme une espèce ; pour survivre, elle doit s'améliorer et non se dégrader.
Bu uzun oruç sağlığının daha da bozulmasına neden oldu.Cette longue détention a ruiné leur santé.
Kontratın bozulması yasa tarafından tanınır ve buna karşı yaptırımlar uygulanabilir.La rupture d'un contrat est reconnue par le droit, et des remèdes juridiques peuvent y être apportés.
Her ikisinin karıştırılması ekşime ve bozulmayı geciktirir.Il est ensuite divisé en deux et séparé des couches par une dissection nette et émoussée.
Teflon 260 °C üzerindeki sıcaklıklarda bozulmaya başlar; 350 °C civarında tamamen yapısı bozulur.Le Téflon commence à se détériorer à partir de 260 °C mais c’est à partir de 350 °C qu’il se décompose.
Jeolojik bozulmanın çok olduğu alanlarda görülür.Cela se produit dans des zones où il y a eu beaucoup de perturbations géologiques.
Hastalık vücudun iç uyum bozulması olarak açıklanabilir.On peut suivre la dilatation de son estomac.
Proton bozulması.Protonemura Kempny.
Asimetri, simetrinin olmaması ya da bozulmasıdır.L'asymétrie est l'absence de symétrie, ou son inverse.
Ancak bir süre sonra ikilinin ilişkileri bozulmaya başlar.Très rapidement, cependant, les relations entre les deux se détériorent.
Bu savaşlardan tam bir sonuç alınamıyordu zirâ Yunanistan'ın ekonomisi de iyiden iyiye bozulmaya başlamıştı.Ce système s'est effondré quand même les riches ont commencé à éprouver des difficultés pour eux-mêmes.
Ayçiçek yağı bu şartlar sağlandığı zaman en fazla 12 ay bozulma olmadan depolanabilir.En s'économisant au maximum, il peut voler pendant douze heures d'affilée.
Tiz telrenin arka dalgası bozulmayı azaltmak için aşamalı olarak absorbe edilir.L’onde arrière du tweeter est progressivement absorbée pour réduire la distorsion.
Ancak zaten cılız olan demiryolu hatları, yoğun asker sevkıyatları ile bozulmaya başladı.Mais la voie ferrée, sans entretien, commence à donner des signes de faiblesse.
Ölüm cezasına ilişkin hükümlerin sadece yaklaşık %6'sı eyalet ek incelemesinde bozulmaktadır.Toutefois, seuls 40 % des cas de crimes commis sous la dictature auraient été résolus.
Bu da ocağın bozulmasının baş sebeplerindendir.Ceci sera d’ailleurs une des causes de la Brisure des Vases.
Salgın hastalıklar ve kıtlıklar önemli bozulmalara ve demografik değişimlere neden olmuştu.Epidemias y hambrunas causaron importantes cambios y trastornos demográficos.
Bozulma, yaklaşık 18. yüzyılın sonlarında olarak İzlanda'da denizciler tarafından tanındı.Esta distorsión fue detectada por marineros islandeses ya a finales del siglo XVIII.
28 Temmuz 1988 yılında spinal bozulma (omurilik arızası) nedeniyle ötenazi ile uyutulmuştur.El 29 de julio de 2008, se suicidó por medio de una sobredosis de paracetamol.
Modern fizik ise sıfır ve sonsuz gibi parametreler işin içine girdiğinde bozulmaktadır.La física moderna se viene abajo cuando tales parámetros son cero e infinito.
Yenilmezlik serisi bu maçta da bozulmaz.No voy a seguir arruinando este deporte.
Bu Moğol orduları arasındaki ilk savaştı ve imparatorluk birliğinin bozulmasının açık göstergesiydi.Esta fue la primera guerra abierta entre mongoles, lo cual selló el fin del Imperio mongol unificado.
Teofanes, evliliğin bozulmasının sebeplerini İrini'nin entrikalarına bağlar.Teófanes atribuyó el deterioro del matrimonio a las maquinaciones de Irene.
Sosyal ve ekonomik bozulma: Baraj alanındaki insanlar başka alanlara göç etmek zorunda kalmaktadır.Extracción socioeconómica: los hofjes se destinaban a los más pobres.
Ancak bu anlaşmalar Küba ile ilişkilerin bozulmasına sebep oldu.Este desencuentro provocó que se rompieran las relaciones con Nápoles.
Veri biçimleri de ayrıca zarifçe bozulmak üzere tasarlanabilirler.Los formatos de datos también pueden ser diseñados para degradarse correctamente.
Bu düzenek tüp tarayıcılarda görülen bozulmaları da ortadan kaldırır.Este desenlace también elimina la escena donde se dispara a los velociraptores.
Bu hareket, yürütmenin bozulmasına neden oldu.Esto afectó a su forma de andar.
Dezavantajları ise küçük bozulma etkileri ve CCDnin eş zamanlı yazılması ve okunması zorunluluğudur.Las desventajas son efectos de distorsión menores y que el CCD tiene que ser escrito y leído a la vez.
Bu şekilde kısa bozulmalarla otuz beş dakika boyunca gidip geldi.En total permaneció en el horizonte con cortas interrupciones durante treinta y cinco minutos.
Birkaç kaynaktan olan doğrusal olmayışlık amplifikatördeki bozulmadır.Sabemos que el origen de muchos de nuestros males se encuentra en una excesiva concentración del poder.
Takip eden süreçte sandık işleyişlerinde bozulmalar oldu ve sandıklar etkisini yitirdi.Repleto de matanzas, y buscaba puntos cuando su motor falló.
Her ikisinin sebebi de ekonomide dengelerin bozulmasıdır.Las dos crisis se agudizaron por los desequilibrios básicos del mercado.
Hücre yapısının bozulması ile serbest kalan enzimler, diğer hücrelerin yapısının da bozulmasına neden olur.Son bolsas de enzimas que si se liberasen, destruirían toda la célula.
Kütleçekimsel etkileşim, her iki gökadada bozulmalara neden olmuştur.Separación que resultó traumática para ambas localidades.
1966'dan itibaren sağlığının bozulması nedeniyle gittikçe daha az eser verdi.Dal 1976 tuttavia apparve in pubblico sempre meno a causa di problemi di salute.
İsrail Savunma Bakanı Ehud Barak, ilişkilerdeki bu bozulmanın zamanla geçeceğini belirtti .Il ministro della Difesa Ehud Barak ha predetto che la spaccatura sarebbe passata rimarginandosi in tempo.
Ayrıca, zaman aşımı ile iyi korunsa bile kendiliğinden bozulma söz konusu olabilmektedir.E così lontano da casa, forse, trova anche l'amore.
Bu uzun oruç sağlığının daha da bozulmasına neden oldu.Questo forte attivismo politico favorì il peggioramento della sua salute.
Toplumsal bozulmanın önünü açan uygulamadır."Rispetto la pressione che la società esercita su di loro".
Köyün ulaşımını sağlayan yol aslvat ama sık sık bozulmaktadır.Ogni ingresso nella valle è molto stretto e spesso congestionato.
Bu Moğol orduları arasındaki ilk savaştı ve imparatorluk birliğinin bozulmasının açık göstergesiydi.Questa fu la prima guerra aperta fra Mongoli e segnò la fine dell'Impero unito mongolo.
Bu hareket, yürütmenin bozulmasına neden oldu.Il fallimento di questo campione fece a pezzi l'Ordine.
İki yıl sonra sağlığının bozulması nedeniyle görevinden ayrıldı.Diede le dimissioni due anni più tardi per le cattive condizioni di salute.
Fakat modelde hiçbir kâğıt bazlı tüp bozulmamıştı.Il codice, tuttavia, non era chiuso in un cassetto una volta per tutte.
Bunlar DNA'da bozulmaya sebep olur.Introduzione di rotture nel DNA.
Bu resepsiyon sırasında ailenin ilişkileri bozulmaya başlar ve evlilik suya düşer.Quando il fidanzato della ragazza scopre quello che è successo manda all'aria il matrimonio.
Naylona cam fiber katmakla mekanik dayanımı ve ısıl bozulma sıcaklığı yükseltilebilir.Rispetto a quest'ultimo, il PEN offre una maggiore resistenza al calore e alle sollecitazioni meccaniche.