Ana içeriğe geç
Sözlük

bozulma ile cümle

bozulma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Birçok besin dondurularak uzun süre bozulmadan korunabilir.Some frogs can even survive being frozen.
İki yıl sonra sağlığının bozulması nedeniyle görevinden ayrıldı.He resigned two years later, because of his ill-health.
Pirincin mayalanmış olması, balığın bozulmasını önlemektedir.The fermentation of the rice prevented the fish from spoiling.
Kanallardan biri tamamen bozulmuşken, bir diğeri bozulma belirtileri göstermeye başladı.Although there was only one signal section, advance starting signals were provided.
Süspansiyon bozulmaları önlemek ve tanımını artırmak için optimize edilmiştir.The suspension is optimised to avoid distortions and increase the definition.
Modern fizik ise sıfır ve sonsuz gibi parametreler işin içine girdiğinde bozulmaktadır.Modern physics breaks down when such parameters are infinite and zero.
Galaksi, yakınında bulunan NGC 3166'nın kütleçekim etkisiyle bozulmalar yaşamıştır.Their interaction is creating a gravitational distortion that has left the disk of NGC 3166 warped.
Bu Almanların moralinin bozulmasına yol açtı.It also had a devastating effect on German morale.
Yazıtlar çoğu kez kolay eriyip bozulmayan malzemelere yazılır, daha doğrusu kazılır.Materials, particularly books, are often much easier to replace than to repair when damaged or worn.
Bu uzatmanın sonunda da eşitlik bozulmazsa seri penaltı atışlarına geçilir.Unless they really blow things at the end, this will go down as one terrific series.
Ancak zaten cılız olan demiryolu hatları, yoğun asker sevkıyatları ile bozulmaya başladı.However, the conductors tend to break at their junction with the rigid solder.
OAO-1 üç gün sonra güç kaynağının bozulması sonucu görev dışı kaldı.OAO-1's battery failed after three days, terminating the mission.
Ancak bu anlaşmalar Küba ile ilişkilerin bozulmasına sebep oldu.The timing of these events coincided with worsening relations between India and Nepal.
Bu şekilde kısa bozulmalarla otuz beş dakika boyunca gidip geldi.Altogether it remained on the horizon with short interruptions for thirty-five minutes.
Kaşıntı deride bozulmaya neden olabilir ve nadiren bakteriyel bir enfeksiyona neden olabilir.Itching may cause skin breakdown and uncommonly result in a bacterial infection.
Pişirilen besinler uzun süre bozulmadan saklanabilir.Cookies made with hartshorn can be kept for a long time without hardening.
Özgün vitrayların hemen hemen hepsi bozulmadan durmaktadır.The individual tables offer almost complete security against breaking.
Yaşlanmamızın ilk sebebi, DNA'mızın bozulması.The first way we age is due to DNA damage.
Aynı zamanda egolarda bir gevşeme, hileli oyunlarda bir bozulma söz konusu.We also see just a relaxing of ego, and sort of a dismantling of artifice.
Bozulmamış olduğunu düşünüyoruz ve broşürlerde de bozulmamış saf ve temiz olarak gösteriliyor.We still think it is pristine. The brochures still say it is untouched.
Hayal kırıklığın bozulmasin.Don't be disappointed.
Bu aletlere zaman koyuyorlar, bozulma zamanını planlıyorlar.Oni tempiraju te stvari! Tempiraju ih.
Toplumlar zenginleştikçe, sağlıklarını bozulmasının muhtemel sebebi.And it's likely why as societies become more affluent, their health declines.
Mühendisler kabloyu okyanus altında bozulmadan kalabilmesi için dikkatle tasarlamışlardı.Engineers designed the cable carefully to survive on the ocean floor.
Bozulmamış bir Hint kültürüne sahip.It has an intact Hindu culture.
Bu onlarda gerçekliğin bozulmasına yol açar.It causes them to distort reality.
Bu deneğin teslim olması değerlendirmesindeki bozulmadan kaynaklanmıştı.>> This subject's yielding is based on a distortion of his judgment.
Bence tamamiyle bozulma eşiğine geldi.I think it's very, uh, on the verge of being completely broken.
Aynı sayıyı çıkardığımız, eşitsizlik bozulmaz. .That just ends up with a zero. No reason to change the inequality just yet.
Ve işte burada, maymunun elindeki deri yüzeyinin haritasına yansıyan bozulmayı görüyoruz.And here we see the distortion reflected in the map of the skin surfaces of the hand of the monkey.
Bu kez mekanizma, becerikli bir mekanizmadan bozulmaya doğru gidiyor, düşüş gösteriyor.Where again the machinery is deteriorating now from competent machinery, it's going south.
Hayır, sistem bozulmadı.So, it's not broken.
Ordu silahları topluyor... ...ve bunalım bozulmadan kalıyor.Military collect weapons, and depression stays intact.
Negatifliğin tüm izleri, tüm bozulma gezegenden nihayetinde yok olacak.All traces of negativity, including corruption, will eventually disappear from the planet.
Bunun bir sonucu da, bu arada, telefonun hiçbir zaman bozulmamasıydı.And those days are gone.
Sol tarafı -6/5 ile çarparsak, eşitliğin bozulmaması için, sağ tarafı da çarpmamız gerekir. -We multiply that
Bu da... elinizde bozulmak üzere olan yiyeceklerle ilgili.So we're just gonna put that in there as well. Now, the life saver bottle works really simply.
Her şey bozulmaya başladı.Everything started breaking.
Kolay bozulmayacak, dayanıklı yeni şeyler icat edeceğiz ve üreteceğiz.We will engineer, innovate, and make newer things designed not to wear out and break down.
Ve daha sonra yillarca disariya gittim bozulmamis peyzajlari fotograflamaya calistim.And then I went out for years trying to photograph the pristine landscape.
Denizlerde hâlâ çocukken tanıdığım şekliyle bozulmamış yerler var.There are still places in the sea as pristine as I knew as a child.
Solomon Adaları'nın bozulmamış, tropikal topraklarında yetişenGrown in the tropical unspoiled areas of the Solomon Islands
Ama aslında bozulmadı.But it's not gone.
Dolayısıyla ikisini de aynı şeyle çarparsak eşitlik bozulmamış olur.So we can multiply them both by the same thing and the equality will still hold.
Orada burada sahneye çıktım, ama sağlık durumum bozuldukça sesim de bozulmaya başladı.I performed here and there, but as my condition deteriorated, so did my voice.
Somutlaşan bu yasalar rezaleti, bozulması ve aşağılanma için özür dileriz.We apologize for the indignity, the degradation and the humiliation these laws embodied.
Uzay ve zaman sıçramasını hesaplayarak bu bozulmayı düzeltebilriz.So by applying the corresponding space and time warp, we can correct for this distortion.
Bozulmasına şaşmamalı.No wonder it breaks down.[br]
Bu denklemin bozulmamasını sağladı. -Let's say we wanted to shift this ellipse.
Bir avcının ailesinin bozulmadan yiyebileceğinden fazla protein.Did the people who ate that mastodon meat owe something to the hunters and their families?
Kanatalardaki sensörler rüzgardaki bozulmaları hissederler ve hatta koku alırlar.Kanatalardaki sensörler rüzgardaki bozulmaları hissederler ve hatta koku alırlar.
Bu tip renk bozulması çok çok zordur.These spots are easy to treat.
Sonsuza dek ona sevgi göstereceğim, Onunla yaptığım antlaşma hiç bozulmayacak.I will keep my loving kindness for him forevermore. My covenant will stand firm with him.
Bozulmayacak bir kural koyarak, Onları sonsuza dek yerlerine oturttu.He has also established them forever and ever. He has made a decree which will not pass away.
Öyleyse, Allah'a doğru (yönelip, şirkten ve bozulmalardan) kaçın.So turn to God.
Andolsun, onlara (kendilerini şirkten ve bozulmalardan) caydırıp vazgeçirtecek nice haberler geldi.Messages deterring them from evil had come to them,
Ve onu (isyanla, günahla, bozulmalarla) örtüp-saran da elbette yıkıma uğramıştır.And he who confines it will surely come to grief.
Henüz bozulmamış. Eşeğine bak!We shall make you a warning for men.
İşte yiyeceğine ve içeceğine bak henüz bozulmamış. Bir de merkebine bak!"A day or less than a day," he replied.
Yiyecek ve içeceğine bak, bozulmamış.Look at thy food and drink -- it has not spoiled; and look at thy ass.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod