Ofisindeki bozuk bir saati tamir etmiştir.Пробили часы где-то в квартире?
Konjenital malformasyon: Doğuştan gelen bozukluklar.Наша Рязань: Затянувшиеся роды.
Hemen hemen her zaman kız çocuklarda görülür, bozukluk olan erkek fetüsler nadiren doğar.Крайне редко жалуются на него дети и практически никогда — пациенты с врожденной глухотой.
Nörogelişimsel bozukluklar kategorisinde ele alınır.Глагольное спряжение охвачено категорией рода.
Ulaşım yolları tümüyle bozuk bir haldeydi.Движение железнодорожного транспорта было полностью парализовано.
Kalp ritim bozukluklarına sebep olabilir.Возможны нарушения ритма сердца.
Bazen şuur bozuklukları ve havale görülebilir.Иногда можно встретить горностая и ласку.
Bu bir anlatım bozukluğu değildir.Я не думаю, что это какой-то прокол.
Buda Osmanlılar üstünde moral bozukluğuna neden oldu.Аль-Мамун учиняет над ними кровавую расправу.
Kolezyum'un resmi de İtalya'da basılan 5 sent/euro bozuk parasının arkasına basılmıştır.وطُبعت صورة الكولوسيوم على قطعة الخمس سنتات من النسخة الإيطالية.
Saf nikelden yapılmış olan bozuk paralar ise ilk defa 1881'de İsviçre'de üretildi.أصدرت العملات الخالصة من النيكل أول مرة في عام 1881 في سويسرا.
Vakaların üçte ikisinde aile içinde migren vardır ve nadiren tek gen bozukluğuna bağlı olarak meydana gelir.وتظهر الحالة عائليا في نحو ثلثي الحالات ونادرا ما تحدث بسبب وجود خلل في جين واحد.
Esas problemler sağırlık (%14) ve bilişsel bozukluklardır (%10).المشاكل الرئيسية هي الصمم(في 14٪) وإعاقات عقلية أو جسدية (10%).
"Çekingen Kişilik Bozukluğu"."اضطراب الشخصية الحدي".
von Willebrand hastalığı (vWH) en yaygın kalıtsal kanama bozukluğudur.داء فون ويلبراند (VWD), هو اضطراب النزيف الأكثر شيوعا.
Majör depresif bozukluk, 65 yaş ve üzeri kimselerde yaygındır ve ilerleyen yaş ile sıklık artmaktadır.إن أغلب المعرضين لمتلازمة الكفة المدورة الفاشلة هم الفئة العمرية 65 سنة فأكثر ولديهم تمزقات كبيرة ودائمة.
Onları kuşatan toplumsal bozuklukların giderilmesi için öneriler getirildi.فهم قد أعدو اقتراحات من أجل إزالة الاضطرابات المحيطة بهم.
Epilepsi: Bu durum, yaşa, bilişsel düzeye ve dil bozukluğunun türüne göre çeşitlilik arz eder.الصرع: توجد اختلافات حول خطر الإصابة بالصرع بحسب عمر الفرد، والمستوى المعري، ونوع اضطراب اللغة.
Belki de Dodgson'un gerçek görünüşü inanılandan daha bozuk olabilir.من الممكن أن تكون شخصية كادموس الحقيقية أكثر نبلاً من تصويره في القصة.
"Ben eşcinselliğin biyolojik bir bozukluk, bir hastalık olduğuna inanıyorum."أعتقد بأن المثلية الجنسية عبارة عن اضطراب بيولوجي وهذا المرض يحتاج للعلاج."
Çekirdekçiklerdeki işlev bozuklukları çok çeşitli hastalıklara sebep olabilmektedir.عملية التسميد في هذه المراحيض تدمر مسببات الأمراض إلى حد ما.
Balaşev'in akli dengesi bozuk bulundu ve bir akıl hastanesine kaldırıldı.ثم أعلِن بليوشتش مجنوناً، وأرسِل للعِلاج في مُستشفى خاص.
Düşünce bozuklukları Psikiyatrinin temel problemlerinden biridir.من الأسباب الأخرى للمغص هي المشاكل النفسية.
20 (3), s. 140-149. (İngilizce) Curlie'de Otistik spektrum bozukluğu (DMOZ tabanlı)(102,C,39 | F) تشنجات عضلية.
12 Mart Muhtırası, düzenin bozukluğunu daha da artırmıştır.وفي 26 مارس ظهر أن النفوق يرجع إلى اختلاج.
"Çekilme belirleyicileri: Çekingen kişilik bozukluğu Olası öncüleri".وسيرتكبون الأخطاء مرة تلو أخري"، مُثيرًا سمعة رديئة.
Bu ada 1967 ve 1969'da yerel bilimsel istasyonları bozuk olan aktif bir yanardağ, kalderaydı.الجزيرة جزء من بركان نشط، تسبب بأضرار خطيرة للمحطات العلمية المحلية في الفترة من 1967 حتى 1969.
DSM-IV-TR, majör depresif bozukluğun beş ayrı türünü tanımlamıştır.قام ثيودور ميلون بتحديد خمسة أنواع من أنواع الاكتئاب.
Ama bunun yol açtığı bozukluk alıcılardaki Nyquist filtrelerinde giderilecektir.).والسبب في ذلك هو حساسيتهم للنيكل الموجود في تلك السبائك . ).
"Yeme Bozukluklarında Beslenme".عدم إزعاج الكلب أثناء تناول الطعام.
Alkoliklerde ruhi bozukluklara da rastlanır.لا يسمح بالكحول إلا في المنتجعات السياحية.
Bazı vakalarda insülinin etkisinde bozukluk genetik olarak tespit edilebilir.في بعض حالات الاصابة الوراثية، تم التعرف على الخلل الوراثي.
Morali bozuktur çünkü ilk aşkını özleyeceğini biliyordur.Ela está triste porque ela sabe que vai perder seu primeiro amor.
Resmi açıklamaya göre (18 aralık) sinir bozukluğundan dolayı intihar etti.De acordo com o anúncio oficial (18 de dezembro), ele havia cometido suicídio durante um ataque nervoso.
Pérez-Álvarez, Kafka'nın şizoid kişilik bozukluğuna sahip olabileceğini iddia etti.Pérez-Álverez sustentou que Kafka provavelmente tinha transtorno de personalidade esquizoide.
Kemiklerde (özellikle de burun kemikleri) şekil bozukluğu oluşabilir.Os ossos (especialmente aqueles do nariz) podem se tornar disformes.
Esas problemler sağırlık (%14) ve bilişsel bozukluklardır (%10).Os principais problemas são perda auditiva (em 14%) e défice cognitivo (em 10%).
Kolezyum'un resmi de İtalya'da basılan 5 sent/euro bozuk parasının arkasına basılmıştır.O Coliseu também é retratado na versão italiana da moeda de euro de cinco cêntimos.
GtkHTML: hızlı ve bozuk HTML üreticisi ve birkaç özgür yazılım projesinde kullanılan bir düzenleyicidir.GtkHTML: Um rápido renderizador e editor HTML utilizado em vários projetos de software livre.
1958 yılında, dış ödemeler dengesindeki bozukluk alınan dış borçları ödenemez hale getirmişti.A partir de 1984 foi incapaz de saudar as dívidas acumuladas.
Ocak 2014'te yeme bozukluğu tedavisi için rehabilitasyona girdi.Em janeiro de 2014 foi internado numa clínica de reabilitação devido ao consumo de álcool.
Endokrin hastalıkları endokrin sisteme ait bozukluklarıdır.Endocrinopatias são doenças que afetam o sistema endócrino.
Bipolar bozuklukları vardı ve 17 yaşındayken yetişme sıkıntılarından dolayı intihara kalkıştı.Sheldon sofreu de transtorno bipolar, chegando a tentar o suicídio aos 17 anos.
Panik atakla panik bozukluk aynı değildir.Terrorismo Não entre em pânico 11.
Ona göre, Chapman'ın akli dengesi bozuktur.Assim, Mason fica com a face totalmente deformada.
İnsanlarda da amigdalanın pek çok ruhsal bozuklukla ilişkisi saptanmıştır.Muitos ainda confundem assexualidade com baixa libido.
Tedavi edilmediğinde, vakaların % 10’unda fiziksel şekil bozuklukları oluşmaktadır.Sem tratamento, deformidades físicas ocorrem em 10% dos casos.
Sık gözlenen bir bozukluktur.Às vezes o que vemos é pura distração.
Akatalazemi, kalıtsal bir bozukluktur.Família formada, confusão armada.
Aripiprazol öncelikle şizofreni veya bipolar bozukluk tedavisinde kullanılır.Aripiprazol é utilizado principalmente para o tratamento da esquizofrenia ou distúrbio bipolar .
Çoğunlukla, majör depresif bozukluğa diğer psikiyatrik sorun eşlik eder.Normalmente, esta desordem está associada a algum outro distúrbio de fundo psicológico.
Çoğunlukla yer ve zamanda oryantasyon bozuklukları görülür ve/veya sıklıkla hafıza kaybı vardır.As vogais átonas orais /i/ e /u/ desaparecem frequentemente.
Devamlı alanlarda ise vücut işleyişinde kalıcı bozukluklar olur.Em normais circunstâncias, diríamos que do funcionamento constante de nosso corpo.
Heykeller, bozuk paralar, mutfak eşyaları ve mücevher gibi antik eserler yaygın olarak görülmektedir.Antiguidades como estátuas, moedas ultensilios e jóias são encontradas frequentemente.
Bacaklarda uyum bozukluğu vardır.Tinha uma deformidade nas pernas.
Duygudurum Duygudurum bozukluğuApelo à emoção Sentimentalismo
Nitekim Amerikan Psikoloji Derneği ancak 1975 yılında eşcinselliği ruhsal bir bozukluk olarak tanımlamıştır.Em 1975, a Associação Americana de Psicologia adotou o mesmo procedimento.
Risk faktörleri arasında yoksulluk, beslenme bozukluğu, ormanların tahribi ve şehirleşme sayılabilir.Entre os fatores de risco estão a pobreza, a desnutrição, desmatamento e urbanização.
Ergenlik yıllarında beslenme bozukluğu yaşadı, anoreksiya nevroza tanısı aldı.Durante a adolescência, sofreu de anorexia.
Gerçekte Vézina'ların yalnızca iki çocukları vardı ve Georges bozuk bir İngilizceyle konuşurdu.Também no Carpathia estavam dois garotinhos que só falavam francês.