Savaş, Hitler'in yakında Carpatho-Ukrayna'nın kaderi hakkındaki kararını bozmasına neden olacaktı.Hitler would soon have cause to rue his decision regarding the fate of Carpatho-Ukraine.
Afkari'nin ölüm cezası küresel öfkeye yol açtı ve infazını bozma çağrısı yapıldı. [1]Afkari's death sentence sparked global outrage and calls to overturn his execution.[12]
Yaptığı resimler duvarların düzlüğünü bozmadı, ancak mimari detaylarını vurguladı.Paintings made by him didn't break flatness of walls, but emphasized its architectural details.
Balaş, köylü görünümleriyle partisini bozmaya cesaret ettikleri için öfkelidir.Balash is outraged that they dared to spoil his party with their peasant look.
Hikaye, Anne Elliot'ın Frederick Wentworth ile nişanını bozmasından 7 yıl sonra başlıyor.The story begins seven years after the broken engagement of Anne Elliot to Frederick Wentworth.
Yarışmacılar yine berabere kalırsa, beraberliği bozmak için Hedef çifti problemleri kullanılır.If contestants are still tied, pairs of Target problems are used to break ties.
Vandalizm'in Vikipedi'yi bozmaya yönelik kasıtlı bir giriş olduğunu unutmayın.Remember, though, that vandalism is the deliberate attempt to disrupt Wikipedia.
Sahip olmayan takım sürekli olarak bunu bozmaya ve topu geri kazanmaya çalışıyor.The team not in possession is constantly attempting to disrupt this, and win the ball back.
Oregon, New Mexico ve Utah'ın yakında kabul edilmesi de dengeyi bozmakla tehdit etti.The imminent admission of Oregon, New Mexico, and Utah also threatened to upset the balance.
Muhammed ayrıca, sınırlı bir başarı ile, Müslüman yayılmasına karşı birçok ittifakı bozmaya çalıştı.Muhammad also tried, with limited success, to break up many alliances against the Muslim expansion.
Can Manay, ikilinin arasını bozmak için her türlü yönteme başvuracaktır artık.Schu erhebt nun Nut in die Höhe, um beide zu trennen.
İki taraf da birbirini saldırı gerçekleştirerek ateşkes antlaşmasını bozmakla suçlamaktadır.Beide Seiten beschuldigten sich gegenseitig, eine Waffenruhevereinbarung zu brechen.
Bu çarenin yeminlerini bozmaya yol açtığını da kabullendiler.Diesen Schwur hätten sie nun gebrochen.
Fakat bu mutluluğu bozmak isteyenler vardır.Und so muss es auch noch einen Bösen geben, der das Glück stört.
Ben huzuru bozmamakla mükellefim.Stören sie mir doch nicht den Hausfrieden!
Ancak, Jesse'nin Jane adındaki sevgilisi Walter'ın işlerini bozmaya başlar.Jims betrunkener Freund Walter wird aufgefordert zu gehen.
Bunun onların moralini bozmasını bekliyorlardı.Dies schlug sich auf die Moral nieder.
Onu bozma gücüne sahip değildir.Seinen Bankrott verzieh sie ihm nicht.
Pasın demiri bozması gibi, keder de kalbi bozar.Tout comme la rouille ronge le fer, le souci ronge le cœur.
Sözünü bozman sorumsuzca bir hareketti.Rompre ta promesse est irresponsable de ta part.
Alışkanlıkları bozmak zordur.Les habitudes sont difficiles à rompre.
Benim sinirimi bozma.Ne m'irrite pas les nerfs.
Wendy Winkle: Wendy, Walter Winkle'ın kızıdır, Onun küçükleri yapıp bozmaklı bir yaşam stili vardır.Wendy Winkle : Wendy est la fille de Walter Winkle, pourrie gâtée et égocentrique.
Bu, orucu "bozmak" için uygun sayıldığından ilkdoğanlar günün geri kalanında da yiyebilirler.Si ceux-ci furent repêchés avant le matin, pour d'autres il fallut attendre onze jours de plus.
Fakat bu mutluluğu bozmak isteyenler vardır.Laissez cette malheureuse place à ceux qui repoussent le bonheur.
Her iki takım da eşitliği bozmak için fırsatlar yakaladı.Les deux équipes ont eu des occasions pour gagner le match.
Abruzzi bu durumu bozmak için dışarıdaki arkadaşına T-Bag'in kuzenini ortadan kaldırmasını söyler.Abruzzi prend l'affaire en main en éliminant le cousin et en mettant au point l'élimination de T-Bag.
Para bozma gişesi, para bozma yeri anlamına gelir.Le noircissement d'argent est l'inverse du blanchiment d'argent.
Askerlik biliminde, düşmanın tedarik hatlarını bozmak en önemli askerî stratejilerden biridir.Le débauchage des troupes de l'adversaire constitue l'un des buts principaux des stratégies propagandistes.
Nezirlik andını bozmasıyla gücünü yitirmesi, efsanenin ahlaki içeriğini oluşturur.C'est en affranchissant la pensée de ses limites qu'il découvre l'absolu poétique.
Ben sözümü bozmak istemem.Yo no quiero romper mi promesa.
Düşmana yakışan hareketleri yaparak Etiyopya'nın güzel ismini bozmayalım.Tened cuidado de no estropear el buen nombre de Etiopía con actos que son dignos del enemigo.
Aurelian bu düzeni bozmak istemiş ve Felicissimus'u mahkemeye çıkartmıştı.Aureliano quería eliminar esta práctica, y sometió a juicio a Felicísimo.
Tacitus, Nero'nun Britannicus'un halkın gözündeki imajını bozmak için yaptığı sayısız denemeden bahseder.Tácito escribe que Nerón intentó en numerosas ocasiones socavar la imagen pública de Británico.
Knyaz Andrey Nataşa'nın nişanı bozmasını soğukkanlılıkla karşılıyor.El príncipe Andréi acepta fríamente la ruptura del compromiso con Natasha.
Yalnızlar otelin işleyişini bozmak için ufak bir baskın düzenler.Los Solitarios lanzan una redada en el Hotel.
Kamu düzenini bozmak isteyenler çapulcudur.Los que lo hacen se curan de la picadura.
Fakat bu yorum termodinamiğin ikinci kanununu bozmaktadır.Esta es la base de la segunda ley de la termodinámica.
"Volkswagen" olan takma adını kaliteli performansını bozmadan devam ettirmesinden almıştır.El mayor don del "humito" es que lleva a cabo su función sin dañar en lo más mínimo.
Onu bozma gücüne sahip değildir.No poseen la capacidad de dividirse.
Eğlencemizi bozma.Non rovinarci il divertimento.
Sürprizi bozmak istemiyorum.Non voglio rovinare la sorpresa.
Tom sinirimi bozmaya başlıyor.Tom inizia a darmi sui nervi.
Lahsa adı, Bölgenin Arapça adı al-Hasa'dan bozmadır.La sponda orientale invece si chiama al-Rasafa.
Ey benim mezarımı bulan kimse her kim olursan ol benim lahitimi açma ve benim huzurumu bozma.Stia senza me chi l'armi ognor non resse, e mi pianga chi m'ebbe e mi neglesse.
23:24 Yeminini ve antlaşmanı bozma Num.23:24 215-157NV - Non rompere giuramenti o voti. - Num.
Ancak son dönemlerde balık avlamada patlayıcı kullanımı bu geleneği bozmaktadır.Solo con il tempo si riesce a portare a termine un'azione di pesca efficace.
Komediyi bozma.Не ломай комедию!
Onu bozma gücüne sahip değildir.Они не хотят его разочаровывать...
Siz SSCB kurma fikrini bozmak yolundasınız, Yoldaş Stalin.Я считаю, что все правильно сделано с вами, товарищ Козлов.
Fakat bu yorum termodinamiğin ikinci kanununu bozmaktadır.Это фундаментальное ограничение, вытекающее из второго закона термодинамики.
Çünkü bu zorbalıkların, aramızdaki bağlantıları ve ilişkilerimizi bozması kaçınılmaz bir şeydi.Мы просили, и они насмехались, когда наши беды пришли.
"Karnımı doyurmak için kendimi bozmam".«Я здесь не для того, чтобы демонстрировать свою грудь.
Bunun üzerine Muhammed, namazı bozmadan hemen Kâbe istikametine döndü, cemaat de saflarıyla birlikte döndüler.За остальными же послал, передав им, чтобы с молитвами возвращались бы назад.
Bunun üzerine Muhammed, namazı bozmadan hemen Kâbe istikametine döndü, cemaat de saflarıyla birlikte döndüler.والتقوا النبي محمد وطلبوا فدائه، فدعاهما إلى تخيير زيد نفسه إن شاء بقي، وإن شاء عاد مع أهله دون مقابل.
Oluştuğunda ise, ark devreyi bozmadan önce önemli bir uzunluğa genişleyebilir.تشكلت مرة واحدة، ويجوز تمديد قوس على طول كبيرة قبل ان يكسر الدائرة.
Fakat bu yorum termodinamiğin ikinci kanununu bozmaktadır.يدعي الكتاب أنه قد دحض القانون الثاني للديناميكا الحرارية.
Hassas sıvıların kimyasal özelliğini bozmaz.ومع ذلك فإنه ليس مثاليًا لتلطيخ الكيمياء الهيستولوجية المناعية.
Glenn, oradakilerden herhangi birisinin gitar çalıp çalmadığını sorarak sessizliği bozmaya çalışır.Glenn, tentando quebrar o silêncio, pergunta se alguém sabe tocar guitarra.
Ben huzuru bozmamakla mükellefim.Você roubou minha paz.