Ana içeriğe geç
Sözlük

boz ile cümle

boz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
8
ORT. KELİME
Böylece İspanyol Armada ateş içinde kaldı, düzeni bozuldu.Das spanische Schiff geriet in Brand und sank schließlich.
R.J buna çok bozulur.K. empfindet es wie etwas Irrsinniges.
Resim süslemeleri bozuktur.Bilder hingen schief.
Sokakta düzen ve asayiş aynı birden bozulduğu gibi, birden de yeniden ortaya çıkar.Sie treten plötzlich auf und verschwinden genauso plötzlich wieder.
Ancak ufak tefek görme bozuklukları kaldı.Es sind lediglich noch Gräben zu sehen.
Bu bozonların kütleleri önemlidir; çünkü bunlar zayıf nükleer kuvvetin erimini sınırlar.Der Tod gehört zu dieser Schöpfung hinzu, weil sie schwach ist.
Otomobilimiz bozulunca şehre kadar yürüdük.Er rollte mit dem Lkw weiter bergab in die Stadt hinein.
Bunun onların moralini bozmasını bekliyorlardı.Dies schlug sich auf die Moral nieder.
Ne var ki cesur bir kız ve nazik bir devin planları Krank’ı bozguna uğratacaktır.Die Liebenden herzen sich und eine neidische Nebenbuhlerin mit einem teuflischen Plan im Kopf schreitet heran.
Devlet düzeni bozulmuştu.Die bürgerliche Ordnung brach zusammen.
Boz'un 5 yıl aranın ardından yayınladığı albümdür.Push ist das erste Afrob-Album seit fünf Jahren.
Boz tilki muhtemelen monogamidir ve yaşam süresince çift olarak beraber kalırlar.Graufüchse sind wahrscheinlich monogam und bleiben ein Leben lang paarweise zusammen.
Bu durum Peyton ile Brooke'un arasını bozar.Er kann das Gefühlschaos mit Peyton und Brooke nicht richtig verarbeiten.
Bozkırdan Çin'e doğru daha önce de akınlar olmakta ve küçük çatışmalar yaşanmaktaydı.Bereits zu Vorkriegszeiten gab es aber schon chinesische Miniknaller- und Knallmatten.
Sonuçta güçten düşen İyon filosu bozguna uğradı.Daraufhin zog auch die ionische Flotte ab.
Radyum-226, Urayum-238'in bozunum ürünüdür.Radon ist das Zerfallsprodukt von Radium-226 und Thorium-232.
Dereköy, Konya ilinin Bozkır ilçesine bağlı bir mahalledir.Was der Untertan bei sich trägt, gehört dem Gotteshaus.
Bozukluk genellikle beş ile yedi yaş arasındaki çocuklarda ortaya çıkar.Die Geschlechtsreife tritt üblicherweise mit fünf bis sieben Jahren ein.
Oruç bozarken en iyi yemek tanımları.Die besten Rezepte zum Verwöhnen.
Roma sosyal yapısının bozulması dramatiktir.Der Niedergang des Romanischen ist dramatisch.
Bu sayfa genel olarak boz kurt hakkındadır.BWS steht dabei für Buckau-Wolf Supraton.
Antlaşmanın Avrupa için önemi, Rusya tarafından bozulan uluslararası dengenin tekrar tesis edilmesidir.Der Wiederaufbau Rußlands muß durch das internationale Proletariat gefördert werden.
Çartistler bozguna uğrayıp, geri çekilmek zorunda kaldı.Schließlich mussten die Aufrührer nachgeben und abziehen.
Sedan Harekâtı 15 Mayıs'ta tam bir bozgun halini aldı.Am 15. Mai wurde ein krimtatarischer Angriff zurückgeschlagen.
Bu kural Başka Bir Şekilde Bozulursa: Atış tekrarlanır.Bei jeder anderen Regelverletzung wird der Anstoß wiederholt.
Onlara karşı yönettiği ordu ile Kartaca'da savaştı ve onları kesin olarak bozguna uğrattı.Diesen nahm ʿAmr mit, stellte ihn in der Kaaba in Mekka auf und befahl den Arabern, ihn anzubeten.
Elektronik ücret alınmasından önce tam bozuk para atılan kutular kullnılıyordu.Sie wurden bis zur Einführung einer elektrischen Zugvorheizanlage zum Vorwärmen von Reisezügen verwendet.
Onların bu gelişi ailenin rutinini bozacaktır.Sein aufwändiger Lebensstil führte zum Ruin des Familienunternehmens.
Bu yol da önemini kaybedince ekonomi bozuldu.Nach der Verlegung der Handelsstraßen verlor sie auch an wirtschaftlicher Bedeutung.
O zaman yapılması gereken yapılmaz ve eğer işler yapılmadan kalırsa, maneviyat ve sanat bozulur.Wenn es keine Geschichte gibt, die erzählt werden will, versagen Kunst und Handwerk.
Ayrıca bölgede bozulmuş Akdeniz iklimi ceyeran etmektedir.Hypometrische Waffen verzerren außerdem in ihrer Umgebung die Raumzeit.
Bu durumda F=ma eşitliği de bozulacaktır.O-W sind nun ebenfalls verwundbar.
Her halükarda, bu son olay tüm planı bozdu.Dieser Vorfall wirft seinen gesamten Lebensplan durcheinander.
Bu açıklama ayrıca yeni bir parçacık Higgs bozonunun da varlığını öngörüyor.Eine der Vorhersagen dieser Beschreibung ist die Existenz mindestens eines neuen Teilchens, des Higgs-Bosons.
Bu şartlarda dahi klatrat bozunumu yavaş bir süreçtir.Die Bodenbildung über Kalksteinfels ist ein langsamer Prozess.
Bir taraftan da Bozüyük'lülerin bu hareketi çok hoşlarına gider.Bei fein nuancirtem Vortrug wird diese Idylle gewiß gefallen.
Bipolar bozuklukları vardı ve 17 yaşındayken yetişme sıkıntılarından dolayı intihara kalkıştı.Depressionen und ein Suizidversuch folgten mit 17 Jahren.
Görünür ve uv ışında bozulur.Er zerfällt unter UV-Licht.
Bu kuralı bozan ancak birkaç sözcük vardır.Eine kleine Anzahl von Wörtern weicht von dieser Regel ab.
Ali Rıza bu kelimenin Bayındır bozuntusu olacağını tahmin ediyor.Der Knabe, wohl hört er das warnende Wort.
Dil yapısı olarak Orta Asya Türkçesi özellikle Oğuz Türklerinin Bozok şivesi yaygındı.Er wuchs als Sohn eines buddhistischen Priesters inmitten den Klängen von japanisch-buddhistischer Musik auf.
Eğer eşitlik bozulmaz ise bir tane daha 15 dakikalık uzatma devresi oynanır.Nur bei einem erneuten Unentschieden käme es zu einer weiteren 15-minütigen Verlängerung.
Artık homurdanmaya başlayan denizcilerin morali iyice bozulmuştur.Es hat uns Seemännern das Herz gebrochen.
Onu bozma gücüne sahip değildir.Seinen Bankrott verzieh sie ihm nicht.
844 senesinde Endülüs sahillerine saldıran Normanları büyük bir bozguna uğrattı.844 erfolgte ein Angriff der Normannen auf das Emirat von Córdoba.
Daha sonra ise bu denge bozulmuştur.Danach erfolgte die Bergung.
2 kişi hakkındaki karar bozuldu.Die Ergebnisse werden von zwei Personen getrennt auf sgn.
Kendisi 2000 yılında aids'e bağlı organ bozukluklarından ölmüştür.Sie hatte einen Bruder, der 2000 an AIDS starb.
Arkadaşlarının bazı planlarını bozar.Eine Festgabe von seinen Freunden.
Bu durumun adaleti bozduğunu, güçlüyü daha güçlü yaptığını savunur.Er argumentiert anders: Die Gerechtigkeit hat dem Vorteil des Stärkeren zu dienen.
Kanada'da bu bölge Kanada Bozkırları olarak bilinir.In Kanada nennt man sie Provinzen.
İtalya-Yugoslavya ilişkileri I. Dünya Savaşı'nın sonlarına doğru bozulmaya başlamıştı.Die italienisch-ägyptischen Beziehungen waren bis zum Zweiten Weltkrieg ungetrübt.
Kütleçekim etkisinin yol açtığı bozulmaya mükemmel bir örnektir.Für die absoluten Spannungspegel wirkt sich das positiv aus.
Biraz psikolojisi bozuk bir kadın.Es handelt sich um einen recht einfach strukturierten Psychothriller.
Nakarat kısmı "Belki birazcık bozuldun, ruhun belki can çekişiyor.Eine Inschrift lautete: „Wenn euer Geist die Verwesung nicht meistert, so meistert sie euren Geist“.
Bu engebeli arazi, yolların virajlı ve bozuk olmasına neden olup mahalledeki ulaşımı zorlaştırmaktadır.Anwohner und Passanten fühlen sich durch den Lärm und die Störung des Verkehrsflusses belästigt.
Ruh sağlığı gitgide bozulmaktadır.Wenn Spiritualität aufbricht.
Davros'un sağlığı bozulmaya başlar.Damiens Privatleben beginnt auseinanderzufallen.
Çocukluk çağında özellikle ergenlikte hipertansiyon, altta yatan bir bozukluğun sonucudur.Bei der ungewöhnlichen Geschichte steht das ausgetauschte Kind im Mittelpunkt.
Ondan sonra hiçbir boza gününü kaçırmamaya çalışıyorum.Fortan lässt er keine Gelegenheit zu einer zwanglosen Affäre aus.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
boz ile cümle - Sayfa 48 - boz kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App