Eosin aynı zamanda eritrositleri koyu kırmızıya boyar.Eosina colorează de asemenea eritrocitele în roșu intens.
Atletizm pisti yeniden inşa edildi ve kırmızıdan mavi renge boyandı.Pista de atletism a fost reconstruită și revopsit din roșu în albastru.
Anilin sarısı, bulunan ilk azo boyası'dır.El este cel dintâi salezian.
Andrzej Przybielski 1944-2011 (Müziği Boya kardeşim, Andrzej Przybielski 1944-2011) dir.Andrzej Przybielski 1944-2011” (Pictează muzica, frate.
(Ben kırmızı kapıyı boyadım.)(Pentru detalii vezi: Operațiunea Trandafirul.)
Yetişkinler için boyama kitapları basılı olarak yer almaktadır: Albümler, Kitaplar, Bloknotlar ve günlükler.Cărțile de colorat pentru adulți sunt disponibile imprimate: albume, cărți, notebook-uri și agende.
Babası Lee Savage, boyacı, film yapımcısı ve Susam Sokağı'ndan bilinen işleri ile bir animasyoncuydu.Tatăl lui, Lee Savage era un pictor, regizor de filme și animator cunoscut pentru munca la Sesame Street.
Genelde kırmızı renge boyanırlardı.Acestea sunt de obicei băuturi de culoare roșie.
Zaman zaman, ressam bütün bir boya tabakasını bile temizleyip yeniden başlayabilir.Uneori, pictorul elimină un întreg strat de culoare și aplică unul nou.
Duvarlar beyaz boyalıydı ve boyalı keten duvar kumaşları ile kaplı da olabiliyordu.Zidurile erau vopsite în alb și putea fi acoperite cu pânze de in vopsite.
Jones bu rolü için saçlarını sarıya boyatmıştır.Weaver a renunțat la părul său roșu pentru rol.
Evlilik Bu evlilik, onun Moskova'ya bağlı Boyar rolünü güçlendirdi.Prin această căsătorie, Iuri Patrikievici și-a consolidat locul său printre marii boieri din Moscova.
Siyaha boyanmış küçük bir insan figürüyle tasvir edilir.Ornamentată cu un frumos decor sculptat.
Boş zamanlarında resim çizip boyadı.În clipele libere învață să deseneze.
Van Gogh Karlı Manzara isimli bu tabloyu boyadığında 35 yaşındaydı.Van Gogh avea 35 de ani când a creat picturile și desenele cu podul.
O boya değildir.Nu are pictură murală.
Halası Mabel Alvarez yağlı boyada kendini geliştirmiş Kaliforniyalı bir artist idi.Mătușa lui, Mabel Alvarez(d), era o artistă californiană specialistă în pictură în ulei.
Saçlarını kısa kestirdi ve siyaha boyattı.Are părul zbârlit și are fața plină de tăieturi.
Üç boya ayrılmışlardır.Trei fragmente au dispărut.
Palamut ise tanen bakımından zengindir ve şırası sepicilikte ve boya sanayiinde kullanılır.Rizomul este foarte bogat în tanin și se folosește la tăbăcit și vopsit.
İyot başlıca tıpta, fotoğrafçılıkta ve boya imalatında kullanılır.Iodul și compușii lui sunt folosiți în medicină, fotografie și industria vopselelor.
Hanna, eğitim eksikliğine rağmen sonradan şirketin mürekkep and boya bölümü başkanı oldu.Deși nu avea pregătire în domeniu, Hanna a devenit în scurt timp șeful secției „Desen și culoare”.
Boyama kalemleri iki uçlu kalem ^ a b c "pencil."PubMed ^ a b Pepeni injectați.
Bunların başında İmparator, İmparatoriçe yağlı boya tabloları yer alır.Din aceeași perioadă datează și frumoasele icoanele împărătești pictate pe lemn.
Fakat bu boyamaların sadece izleri günümüze kalmıştır.De-atunci port numai straiele durerii.
Örneğin, bazı araştırmacılar SYBR-temelli boyalar kullanırlar.Unii autori folosesc termenul de pseudobotridii pentru botrii.
1957'de ise Arev Boya Pazarlama Şirketi kuruldu.În aprilie 1956 a fost creat lanțul de reprezentanțe de vânzări Toyopet.
Mürekkep ve boyamanın yanı sıra şarkı ve şarkı sözleri de yazdı.Acolo, în afară de faptul că desena, scria versuri și compunea cântece.
Belkıs Boyar.Comuna Boița.
Koyunlar herhangi bir renge boyanabilir.Păsările pot deosebi și culorile.
Bu da hızlı ve geçici bir boya etkisi yaratır.Ele reprezintă deci o memorie internă temporară foarte rapidă.
Sonunda Boyarlar Moskova'da bir ayaklanma çıkardılar.Suita lui poloneză a provocat un val de repulsie în Moscova.
Çiti boyamama gerek yoktu.Nu era nevoie să vopsesc gardul.
Evinin boyanması gerek.Casa ta trebuie vopsită.
Bu evi bir günde boyayamam.Nu pot vopsi această casă într-o zi.
Tom evinin boyandığı tarzdan memnun değildi.Tom nu a fost mulțumit de modul în care casa sa a fost vopsită.
Hiç bu evi boyadın mı?Ai vopsit vreodată această casă?
Arnold Weinholt Hodson, 1906'da Serowe'dan Victoria Şelalesi'ne yaptığı seyahatte gölü boydan boya geçer.Arnold Weinholt Hodson 1906-ban járt erre Serowéból a Viktória-vízesés felé vezető útján.
Andrzej Przybielski 1944-2011 (Müziği Boya kardeşim, Andrzej Przybielski 1944-2011) dir.Andrzej Przybielski 1944-2011” (Fesd meg a zenét, testvér.
"Red Special" adı da daha sonra gitarın boyandığı kırmızı/kahve tondan gelmektedir. ^A név – Red Special – a gitár vöröses-barnás színéből adódott.
Neredeyse her rengi bulunan bir boyadır.Majdnem minden szín árnyalatban létezik.
Andrea Schiavone'nin beş yağlı boya tablosunu içerir, üç tane de Sebastiano Ricci'ye ait tablo vardır .Az épületben található festmények közül öt Andrea Schiavone, három pedig Sebastiano Ricci munkája.
Bunun sebebi, steril olmayan ekipmanlar ya da kullanılan boyalardan bulaşma olabilir.Ez a nem steril eszközök használatának vagy az alkalmazott festékek szennyeződésének tudható be.
(Ne boyandı?)(Színezett.)
Binanın dış cephesi yeşilimsi bir renkte boyanmıştır.Az épület teteje halvány zöldes színű.
Tekstilde, ürünlerin mor rengi ile boyanmasında kullanılır.Pácként használják textilek feketére festésekor.
Duvarlar, kırmızı, siyah ve beyaz geometrik, antropomorfik ve zoomorfik desenlerle boyanmıştır.A falakat piros, fekete és fehér színű geometrikus ábrákkal, ember- és állatalakokkal díszítették.
Üzerlerine farklı renklerde doğal boyalar sürülmüştür.A befejező vakolatok természetes festékpigmentekkel különböző színekben hordhatók fel.
Rodamin B bir boya ve kimyasal bileşik.A rodamin B szerves vegyület, fluoreszcens festék.
Bina sarıya boyanmış ve iki katlıdır.A sárgára festett épület két szintes.
Kıyafetini ise boyar.Leveszi a ruháját.
Hematoksilen’in kendisi doğrudan boyama yapmaz.Az acetonitrilt közvetlenül nem gyártják.
İki yıl önceki duvar inşa edildi ve orijinali gibi boyandı.Boltozatosan kialakított mennyezetét eredetileg vakolták és festették.
1580'de boyarlığa yükseldi.1580-ban adósságai miatt börtönbe került.
Bir gıda katkı maddesi olarak zeaksantin bir gıda boyasıdır, E numarası E161h'dir.Élelmiszer-adalékanyagként az annatto száma az E160b.
Saçını kesip koyu kahverengiye boyadı ve bu rol için yaklaşık 15 pound aldı.Leborotválta a szakállát, haját rövidebbre vágatta és szőkére festette.
Nadiren de olsa, ukiyo-e hareketinden önce var olan erotik boyalı el kitapları da bulunmaktadır.Ritkán ugyan, de vannak fennmaradt erotikus festett tekercsek, amelyek megelőzik a Ukijo-e mozgalmat.
İsteğe bağlı olarak boya katılabilir.Színe az alkalmazott festékanyagtól függően tetszőleges lehet.
Sonunda Berlin'de boyama işi yapmak için varlıklı Alman hayırseverler tarafından desteklenen kredi aldı.Németországi kiállításait Bertold Heimbürge festőművész és galériatulajdonos segítségével rendezi.
Tüm bu süre boyunca siyah giyindi, saçını mora boyadı ve erkek arkadaşıyla yaşamaya başladı.Ebben az időszakban fekete ruhában járt, lilára festette a haját és gyakran járt „mosholni” a barátjával.