Ayrıca bir boyacıydı.He was also a boxer.
Boyabat tarım ürünü olarak pirinciyle tanınmıştır.Of agricultural produce Boyabat is renowned for its rice.
Saçını kesip koyu kahverengiye boyadı ve bu rol için yaklaşık 15 pound aldı.In preparation for filming, he had to bleach his hair and gain 15 pounds.
(Kırmızı kapı beni boyadı.)(Cingulate sulcus shaded in red.)
Andrzej Przybielski 1944-2011 (Müziği Boya kardeşim, Andrzej Przybielski 1944-2011) dir.Andrzej Przybielski 1944-2011 (Paint the music, brother.
Tuaregler geleneksel olarak, kırmızıya boyanmış deri çadırlarda yaşarlar.Chapter house doors are traditionally painted red.
Yaygın olarak kullanılan kırmızı rengini kızılcık boyasından alır.He usually takes the brunt of Red's abuse in a jolly manner.
Genelde kırmızı renge boyanırlardı.They were always painted red.
Fenikeliler Keşmir safranını boya olarak ve melankoli tedavisi için pazarlamışlardı.Phoenicians then marketed Kashmiri saffron as a dye and a treatment for melancholy.
Kendimi boyadım ve ardından dans ettim.I sang to myself and I danced.
Ağlayan Kadın, 1937 yılında Pablo Picasso tarafından yapılmış yağlı boya tablo.The Weeping Woman is an oil on canvas painted by Pablo Picasso in France in 1937.
Yerine, Kustodiev parçalar halinde boyadı.Instead Kustodiev painted it in parts.
Boyama sırası.Roll Tide.
(Hetalia: Beyaza Boya!) adlı anime filmi yayınlandı.An anime film has been announced.
Aside rezistant basil (ARB), boyama sonrası parlak kırmızı görünür.Acid-fast bacilli are bright red after staining.
Baker ve 30 gönüllü, yürüyüş için iki dev prototip bayrağı elle dikip boyadılar.Thirty volunteers had helped Baker hand-dye and stitch the first two flags for the parade.
Dış duvarlar beyaz boyalıdır.The interior walls are white pine.
Ne bir ulusa ne de bir boya (kabileye) sahip değildir.He neither owned the land nor a mansion.
Halası Mabel Alvarez yağlı boyada kendini geliştirmiş Kaliforniyalı bir artist idi.His aunt, Mabel Alvarez, was a California artist specializing in oil painting.
Ahşap kutular genellikle zeytin yeşili, gri veya beyaza boyanıyordu.The wooden case was normally painted olive green, gray or white.
Asidik ve bazik boyar maddelerle tuz teşkil ederek (iyonik bağlar yaparak) boyanır."சென்னையும் சினிமாவும்: குதிரைகள் தயவால் உருவான கோடம்பாக்கம்!" .
Bu seriden 1914'ten 1921'e kadar yüzlerce resim boyadı.She created around forty of these types of paintings until 1949.
Ayrıca bunların bir kolu Boyabat-Gerze sınırına yerleşmiştir.They are associated with a fall on an outstretched arm.
Modern Meysemiye Halıları çeşitli tasarım ve boyalarla gelir.Their Serape contains different designs and colors.
Hangar #3: MNG Teknik'ten satın alınan, ayrı boya bölümüne de sahiptir.Hangar #3 was bought from MNG Teknik and has a separate painting facility.
Kilisenin geniş iç kısmı anıtlar ve yağlı boya tablolarını içermektedir.The inside of the church consists of many beautiful paintings and statues.
D Productions tarafından İstanbul, Sarıyer semti Boyacıköy Mahallesi'nde çekilmiştir.Vámfalvi M.: Felkerestük műtermében Blaskó Nándort.
Bu asitler Gram boyama gibi sıradan yöntemler ile boyanmaya dirençlidirler..These acids resist staining by ordinary methods such as a Gram stain.
Danae, Hollandalı ressam Rembrandt'ın tuval üzerine yağlı boya ile 1636 yılında çizdiği tablodur.Danaë is a 1636 painting by the Dutch artist Rembrandt.
Saçlarını boyamayı ve ağır makyaj yapmayı bıraktılar.They also wore their hair long, and bleached, and wore heavy make-up.
Nocardia zayıf Gram-pozitif boyanan, katalaz pozitif, çubuk şekilli bir bakteri cinsidir.Nocardia is a genus of weakly staining Gram-positive, catalase-positive, rod-shaped bacteria.
Hoechst boyaları insan ve diğer hayvanlarda sperm ayrımı için de kullanılırlar.Hoechst stain is used to sort sperm in livestock and humans.
Yerliler, savaş danslarında vücutlarını bununla boyardı.The bodies of the Indians were left on the battlefield.
Boya üretiminde de kullanılan üre aynı zamanda bitkiler için bir besin kaynağıdır.Swim bladders are also used in the food industry as a source of collagen.
Duvarlar beyaz boyalıydı ve boyalı keten duvar kumaşları ile kaplı da olabiliyordu.Walls were painted white and could be covered with dyed linen wall hangings.
İlçede kök boyalı kilim ve halı dokumacılığı da yaygındır.Gold colored leaf and gold paint are also common.
İlk halinde tavan, mavi gökyüzü rengine boyanıp altın rengi yıldızlarla süslenmişti.Inside, the ceiling was coloured sky blue and decorated with hundreds of gold stars.
Bunu kâğıt kromatografisinde farklı renge boyandığından da anlayabiliriz.These can be separated by paper chromatography.
Kükürtlü Kibrit, tual üzerine yağlı boya, 1882.Worn Out, pencil on watercolour paper, 1882.
Yani belki sulu boya gibi.They maybe like watercolor.
Ne tür sulu boya kimlikleri yaratacaklar?What kinds of watercolor identities are they going to create?
Boyayabilmem için grafik ve çizelgeler temin edecekler mi?Would they give me charts and graphs that I could color?
Eğer haddinden fazla koyarsak, azıcık boyayı geri alabiliriz.If we overshoot, we can pour a little bit back.
Birincisi, en azından birinizin alnı maviye boyandı. - -They're told, One: that at least one of you has your forehead painted blue.
Hepsinin alnı farklı renkte boyanmış da olabilir.So all of them have different color foreheads.
Söylenen şey, sizin alnınız boyandı. -But all they're told is, obviously I've painted your forehead.
Ve odadaki kişilerden en az birinin alnı maviye boyandı. -At least one of the people in the room that you will enter will have their forehead painted blue.
Gözleri bağlı iken alınları boyanıyor. -And while they're blindfolded, they essentially have the thing painted onto their forehead.
Diyelim ki, odadaki herkesin alnını maviye boyadık. -So they can't see the paintbrush or anything.
Yani alınlarının nasıl boyandığını bilmiyorlar.So they really don't know what's on their forehead.
Hepsinin alnını maviye boyamışlar.They've actually painted everybody's forehead blue.
"Sonra, Kargaşa çıkınca, ben vardı avuç az nemli kırmızı boya benim el."Then, when the row broke out, I had a little moist red paint in the palm of my hand.
[Sprey boyayı çalkalar][shakes spray can]
[Sprey boya sesi][Sound of spray can]
Sanırım eğer boyamaya başlarsam, hata yapmaya başlayacağım.I think if I start painting I'm going to start making mistakes.
Bütün mağazalarının çatılarını beyaza boyadılar.They painted the roofs of all their stores white.
Sonunda annem kırmızı boyamı sakladı. Yani işte...Eventually, my mom took the red crayon away, so it was [unclear].
Küçük bir yırtık boyandı.All were a little tear stained.
Boyalı adam.The painted man.
Bu morla boyadığım alan, bu alanın yüzde 2,5 olduğunu bulduk. -This magenta part that I'm coloring right now, that's just that area, we just figured out it's 2.5%.