Size borçlu olmaktan nefret ediyorum, albay.Niechętnie zaciągam u pana dług, pułkowniku.
Size borçlu olmaktan nefret ediyorum, albay.Non mi va di essere in debito con lei, colonnello.
Size borçlu olmaktan nefret ediyorum, albay.Δεν μου αρέσει που σας υποχρεώνομαι, συνταγματάρχα.
Size borçlu olmaktan nefret ediyorum, albay.Мне очень неприятно быть у вас в долгу, полковник.
Size borçluyum♫ 저는 여러분께 빚을 졌네요 ♫
Size borçluyum♫ 저는 당신께 빚을 졌네요 ♫
Size borçluyumאני חבה לכם.
Size borçluyum♫ أنا مدينة لك ♫
Size borçluyumあなたなしでは
Size borçluyum無欲なあなたを
Size minnetarım efendim, benim ve veya ailemin yapabileceği bir hizmet varsa. Size yaşamlarımızı borçluyuz.Máš mé díky, pane, a jakoukoliv službu, kterou bych mohl já a moje rodina prokázat tobě a rodině tvojí.
Size yaşamlarımızı borçluyuz.Az életünket köszönhetjük nektek.
Size yaşamlarımızı borçluyuz.Dlžíme ti naše životy.
Size yaşamlarımızı borçluyuz.Le debemos nuestras vidas.
Size yaşamlarımızı borçluyuz.Nós devemos nossas vidas a vocês.
Size yaşamlarımızı borçluyuz.Nous vous devons la vie.
Size yaşamlarımızı borçluyuz.Olemme teille henkemme velkaa.
Size yaşamlarımızı borçluyuz.Vi är skyldiga er våra liv.
Size yaşamlarımızı borçluyuz.Vi dobbiamo le nostre vite.
Size yaşamlarımızı borçluyuz.Vi skylder Dem vore liv.
Size yaşamlarımızı borçluyuz.Wij zijn u ons leven schuldig.
Size yaşamlarımızı borçluyuz.Wir verdanken Euch unser Leben.
Size yaşamlarımızı borçluyuz.Zawdzięczamy ci życie
Size yaşamlarımızı borçluyuz.Σας οφείλουμε τις ζωές μας.
Size yaşamlarımızı borçluyuz.Мы тебе обязаны жизнью.
Size yaşamlarımızı borçluyuz.私の方こそ 礼を申します
Tahvil, aslında bu XYZ Şirketinin verdiği 'sana borçluyum' belgesi.En substance, il s'agit d'une reconnaissance de dette de la Société XYZ.
Tahvil, aslında bu XYZ Şirketinin verdiği 'sana borçluyum' belgesi.Tämä siis velvoittaa yhtiön maksamaan lainan tietyillä ehdoilla.
Tahvil, aslında bu XYZ Şirketinin verdiği 'sana borçluyum' belgesi.V podstatě je to "dlužím ti" od firmy XYZ.
Tahvil, aslında bu XYZ Şirketinin verdiği 'sana borçluyum' belgesi.Zasadniczo jest to - jest to skrypt dłużny od firmy XYZ.
Tahvil, aslında bu XYZ Şirketinin verdiği 'sana borçluyum' belgesi.Насправді, це боргове зобов'язання компанії XYZ.
Tahvil, aslında bu XYZ Şirketinin verdiği 'sana borçluyum' belgesi.もし私がこの債券を保持しており、それが今、
‹‹Tefeciye borçlu iki kişi vardı. Biri beş yüz, öbürü de elli dinar borçluydu.Certo credor tinha dois devedores; um lhe devia quinhentos denários, e outro cinquenta.
‹‹Tefeciye borçlu iki kişi vardı. Biri beş yüz, öbürü de elli dinar borçluydu.--Cierto acreedor tenía dos deudores: Uno le debía quinientos denarios, y el otro, cincuenta
‹‹Tefeciye borçlu iki kişi vardı. Biri beş yüz, öbürü de elli dinar borçluydu.Egy hitelezõnek két adósa vala: az egyik adós vala ötszáz pénzzel, a másik pedig ötvennel.
‹‹Tefeciye borçlu iki kişi vardı. Biri beş yüz, öbürü de elli dinar borçluydu.En som lånte ut penger, hadde to skyldnere; den ene skyldte ham fem hundre penninger, og den andre femti;
‹‹Tefeciye borçlu iki kişi vardı. Biri beş yüz, öbürü de elli dinar borçluydu.Es hatte ein Gläubiger zwei Schuldner. Einer war schuldig fünfhundert Groschen, der andere fünfzig.
‹‹Tefeciye borçlu iki kişi vardı. Biri beş yüz, öbürü de elli dinar borçluydu."Iemand gaf twee mannen geld te leen, de één 500 zilverstukken en de ander vijftig.
‹‹Tefeciye borçlu iki kişi vardı. Biri beş yüz, öbürü de elli dinar borçluydu.I řekl Ježíš: Dva dlužníky měl jeden věřitel. Jeden dlužen byl pět set peněz, a druhý padesát.
‹‹Tefeciye borçlu iki kişi vardı. Biri beş yüz, öbürü de elli dinar borçluydu.Istý veriteľ mal dvoch dlžníkov. Jeden bol dlžen päťsto denárov, druhý päťdesiat.
‹‹Tefeciye borçlu iki kişi vardı. Biri beş yüz, öbürü de elli dinar borçluydu.가라사대 빚 주는 사람에게 빚진 자가 둘이 있어 하나는 오백 데나리온을 졌고 하나는 오십 데나리온을 졌는데
‹‹Tefeciye borçlu iki kişi vardı. Biri beş yüz, öbürü de elli dinar borçluydu."Lainanantajalla oli kaksi velallista; toinen oli velkaa viisisataa denaria, toinen viisikymmentä.
‹‹Tefeciye borçlu iki kişi vardı. Biri beş yüz, öbürü de elli dinar borçluydu.Miał niektóry lichwiarz dwóch dłużników; jeden dłużen był pięćset groszy, a drugi pięćdziesiąt.
‹‹Tefeciye borçlu iki kişi vardı. Biri beş yüz, öbürü de elli dinar borçluydu.Một chủ nợ có hai người mắc nợ: một người mắc năm trăm đơ-ni-ê, một người mắc năm chục.
‹‹Tefeciye borçlu iki kişi vardı. Biri beş yüz, öbürü de elli dinar borçluydu.Một chủ_nợ có hai người mắc nợ : một người mắc năm_trăm đơ - ni - ê , một người mắc năm_chục .
‹‹Tefeciye borçlu iki kişi vardı. Biri beş yüz, öbürü de elli dinar borçluydu.Neki upnik ima dva dolžnika; eden mu je dolžen petsto denarjev, a drugi petdeset.
‹‹Tefeciye borçlu iki kişi vardı. Biri beş yüz, öbürü de elli dinar borçluydu.,,Un cămătar avea doi datornici: unul îi era dator cu cinci sute de lei, iar celălalt cu cinzeci.
‹‹Tefeciye borçlu iki kişi vardı. Biri beş yüz, öbürü de elli dinar borçluydu.Un créancier avait deux débiteurs: l`un devait cinq cents deniers, et l`autre cinquante.
‹‹Tefeciye borçlu iki kişi vardı. Biri beş yüz, öbürü de elli dinar borçluydu.«Un creditore aveva due debitori: l'uno gli doveva cinquecento denari, l'altro cinquanta
‹‹Tefeciye borçlu iki kişi vardı. Biri beş yüz, öbürü de elli dinar borçluydu.Ειχε τις δανειστας δυο χρεωφειλετας ο εις εχρεωστει δηναρια πεντακοσια, ο δε αλλος πεντηκοντα.
‹‹Tefeciye borçlu iki kişi vardı. Biri beş yüz, öbürü de elli dinar borçluydu.Два довжники були в одного вірителя: один завинив пятьсот денариїв, другий же пятьдесять.
‹‹Tefeciye borçlu iki kişi vardı. Biri beş yüz, öbürü de elli dinar borçluydu.Иисус сказал: у одного заимодавца было два должника: один должен был пятьсот динариев, а другой пятьдесят,
‹‹Tefeciye borçlu iki kişi vardı. Biri beş yüz, öbürü de elli dinar borçluydu.Някой си заемодавец имаше двама длъжника; единият дължеше петстотин динара, а другият — петдесет.
‹‹Tefeciye borçlu iki kişi vardı. Biri beş yüz, öbürü de elli dinar borçluydu.שני חיבים היו לנשה אחד האחד חיב לו דינרים חמש מאות והשני דינרים חמשים׃
‹‹Tefeciye borçlu iki kişi vardı. Biri beş yüz, öbürü de elli dinar borçluydu.كان لمداين مديونان. على الواحد خمس مئة دينار وعلى الآخر خمسون.
‹‹Tefeciye borçlu iki kişi vardı. Biri beş yüz, öbürü de elli dinar borçluydu.耶 穌 說 、 一 個 債 主 、 有 兩 個 人 欠 他 的 債 . 一 個 欠 五 十 兩 銀 子 、 一 個 欠 五 兩 銀 子
‹‹Tefeciye borçlu iki kişi vardı. Biri beş yüz, öbürü de elli dinar borçluydu.耶穌說 、 一 個 債主 、 有兩個人 欠 他 的 債.一 個 欠 五十兩 銀子 、 一 個 欠 五兩 銀子
Ţimdi öldü ve bana hiçbir ţey býrakmadý. Artýk bana borçlusun. Eve git, Steve.Agora que ele morreu, estás em dívida para comigo.
Uzayın bir davul gibi çınlayabileceği fikri için çok şey borçlu olduğumuz Albert Einstein'a minnettarız.Datorăm ideea că spaţiul poate suna ca o tobă lui Albert Einstein, căruia îi datorăm atât de mult.
Uzayın bir davul gibi çınlayabileceği fikri için çok şey borçlu olduğumuz Albert Einstein'a minnettarız.Devemos a ideia de que o espaço pode soar como um tambor a Albert Einstein, a quem devemos muito.