Önce yükümlülükler, yani birisine borçlu olduğum şeyler. .Moje zobowiązania, to co jestem winien komuś.
Önce yükümlülükler, yani birisine borçlu olduğum şeyler. .No minun vastuuni, jotakin jonka olen velkaa jollekulle toiselle.
Önce yükümlülükler, yani birisine borçlu olduğum şeyler. .Nợ phải trả là thứ mà tôi đi vay từ người khác
Önce yükümlülükler, yani birisine borçlu olduğum şeyler. .Λοιπόν, το παθητικό μου είναι όσα χρωστάω σε κάποιον άλλο.
Önce yükümlülükler, yani birisine borçlu olduğum şeyler. .Моє зобов'язання, це те, що я винен комусь.
Önce yükümlülükler, yani birisine borçlu olduğum şeyler. .負いましたね。 私は銀行から750,000ドルの借金があります。
Onlara 1,000 birim altın borçluyum, istedikleri zaman gelip geri alabilirler.저는 마을 사람들에게 1000 골드를 빚지고 있으며 그들은 아무 때나 와서 이 금화를 가져갈 수 있지요.
Onlara 1,000 birim altın borçluyum, istedikleri zaman gelip geri alabilirler.Dlužím jim 1 000 kousků zlata, pro které si mohou kdykoli přijít a vybrat je.
Onlara 1,000 birim altın borçluyum, istedikleri zaman gelip geri alabilirler.Jestem im winny 1,000 sztuk złota po które mogą przyjść i wziąć je w każdym momencie
Onlara 1,000 birim altın borçluyum, istedikleri zaman gelip geri alabilirler.Y esto. puede verse como si fuese un depósito de cheques
Onlara 1,000 birim altın borçluyum, istedikleri zaman gelip geri alabilirler.Аз дължа 1000 златни къса, които гражданите могат всеки момент да си вземат.
Onlara 1,000 birim altın borçluyum, istedikleri zaman gelip geri alabilirler.Я должен им 1000 золотых монет. Они могут прийти и получить свои монеты в любой момент.
Onlara 1,000 birim altın borçluyum, istedikleri zaman gelip geri alabilirler.أدين لهم بـ 1000 قطعة نقدية و يستطيعون المجيء ال البنك و أخذها في أي وقت
Onlara 1,000 birim altın borçluyum, istedikleri zaman gelip geri alabilirler.これは、いわば、当座預金です(アメリカでは支払いを小切手でする機会が多いため、小切手の振り出しが出来る当座預金口座が一般的)。
Ortaya çıkan son ürünün görkemini yüzlerce saat çalışmaya borçluyuz�A excelência do produto final é o resultado de centenas de horas de trabalho árduo�
Ortaya çıkan son ürünün görkemini yüzlerce saat çalışmaya borçluyuz�Keindahan produk akhir dari proses ini merupakan hasil dari kerja keras selama ratusan jam.
Ortaya çıkan son ürünün görkemini yüzlerce saat çalışmaya borçluyuz�La magnificencia del producto final es resultado de muchas horas de arduo trabajo�
Ortaya çıkan son ürünün görkemini yüzlerce saat çalışmaya borçluyuz�La splendeur du produit final est le fruit de centaines d'heures de travail acharné�
Ortaya çıkan son ürünün görkemini yüzlerce saat çalışmaya borçluyuz�Великолепие готового изделия является результатом долгих часов кропотливого труда. �
Ortaya çıkan son ürünün görkemini yüzlerce saat çalışmaya borçluyuz�إن روعة المنتج النهائي هو نتاج لساعات طوال من العمل الشاق. �
Öyleyse kardeşlerim, borçluyuz ama, benliğe göre yaşamak için benliğe borçlu değiliz.Ainsi donc, frères, nous ne sommes point redevables à la chair, pour vivre selon la chair.
Öyleyse kardeşlerim, borçluyuz ama, benliğe göre yaşamak için benliğe borçlu değiliz.Alltså, mina bröder, hava vi icke någon förpliktelse mot köttet, så att vi skola leva efter köttet.
Öyleyse kardeşlerim, borçluyuz ama, benliğe göre yaşamak için benliğe borçlu değiliz.Altså, Brødre! ere vi ikke Kødets Skyldnere, så at vi skulde leve efter Kødet;
Öyleyse kardeşlerim, borçluyuz ama, benliğe göre yaşamak için benliğe borçlu değiliz.Annakokáért atyámfiai, nem vagyunk adósok a testnek, hogy test szerint éljünk:
Öyleyse kardeşlerim, borçluyuz ama, benliğe göre yaşamak için benliğe borçlu değiliz.Aşa dar, fraţilor, noi nu mai datorăm nimic firii pămînteşti, ca să trăim după îndemnurile ei.
Öyleyse kardeşlerim, borçluyuz ama, benliğe göre yaşamak için benliğe borçlu değiliz.Así que, hermanos, somos deudores, pero no a la carne para que vivamos conforme a la carne
Öyleyse kardeşlerim, borçluyuz ama, benliğe göre yaşamak için benliğe borçlu değiliz.A tak, bracia! dłużnikami jesteśmy nie ciału, abyśmy według ciała żyli.
Öyleyse kardeşlerim, borçluyuz ama, benliğe göre yaşamak için benliğe borçlu değiliz.A tak tedy, bratia, dlžníci sme nie telu, aby sme žili podľa tela.
Öyleyse kardeşlerim, borçluyuz ama, benliğe göre yaşamak için benliğe borçlu değiliz.A takž tedy, bratří, dlužníciť jsme ne tělu, abychom podle těla živi byli.
Öyleyse kardeşlerim, borçluyuz ama, benliğe göre yaşamak için benliğe borçlu değiliz.Così dunque fratelli, noi siamo debitori, ma non verso la carne per vivere secondo la carne
Öyleyse kardeşlerim, borçluyuz ama, benliğe göre yaşamak için benliğe borçlu değiliz.Derfor, brødre, står vi ikke i gjeld til kjødet, så vi skulde leve efter kjødet;
Öyleyse kardeşlerim, borçluyuz ama, benliğe göre yaşamak için benliğe borçlu değiliz.Dus, broeders, zijn wij aan onze eigen zin niets meer verplicht. Wij hoeven er niet aan toe te geven.
Öyleyse kardeşlerim, borçluyuz ama, benliğe göre yaşamak için benliğe borçlu değiliz.그러므로 형제들아 우리가 빚진 자로되 육신에게 져서 육신대로 살 것이 아니니라
Öyleyse kardeşlerim, borçluyuz ama, benliğe göre yaşamak için benliğe borçlu değiliz.Niin me siis, veljet, olemme velassa, mutta emme lihalle, lihan mukaan elääksemme.
Öyleyse kardeşlerim, borçluyuz ama, benliğe göre yaşamak için benliğe borçlu değiliz.Portanto, irmãos, somos devedores, não � carne para vivermos segundo a carne;
Öyleyse kardeşlerim, borçluyuz ama, benliğe göre yaşamak için benliğe borçlu değiliz.So sind wir nun, liebe Brüder, Schuldner nicht dem Fleisch, daß wir nach dem Fleisch leben.
Öyleyse kardeşlerim, borçluyuz ama, benliğe göre yaşamak için benliğe borçlu değiliz.Tako torej, bratje, nismo dolžniki mesu, da živimo po mesu;
Öyleyse kardeşlerim, borçluyuz ama, benliğe göre yaşamak için benliğe borçlu değiliz.Vậy , hỡi anh_em , chúng_ta chẳng mắc nợ xác_thịt đâu , đặng sống theo xác_thịt .
Öyleyse kardeşlerim, borçluyuz ama, benliğe göre yaşamak için benliğe borçlu değiliz.Vậy, hỡi anh em, chúng ta chẳng mắc nợ xác thịt đâu, đặng sống theo xác thịt.
Öyleyse kardeşlerim, borçluyuz ama, benliğe göre yaşamak için benliğe borçlu değiliz.Αρα λοιπον, αδελφοι, ειμεθα χρεωσται ουχι εις την σαρκα, ωστε να ζωμεν κατα σαρκα
Öyleyse kardeşlerim, borçluyuz ama, benliğe göre yaşamak için benliğe borçlu değiliz.Итак, братия, мы не должники плоти, чтобы жить по плоти;
Öyleyse kardeşlerim, borçluyuz ama, benliğe göre yaşamak için benliğe borçlu değiliz.Така самият Дух свидетелствува заедно с нашия дух, че сме Божии чада.
Öyleyse kardeşlerim, borçluyuz ama, benliğe göre yaşamak için benliğe borçlu değiliz.Тим же то, браттє, ми довжники не тілу, щоб,по тілу жити.
Öyleyse kardeşlerim, borçluyuz ama, benliğe göre yaşamak için benliğe borçlu değiliz.לכן אחי חיבים אנחנו לא לבשר לחיות לפי הבשר׃
Öyleyse kardeşlerim, borçluyuz ama, benliğe göre yaşamak için benliğe borçlu değiliz.فاذا ايها الاخوة نحن مديونون ليس للجسد لنعيش حسب الجسد.
Öyleyse kardeşlerim, borçluyuz ama, benliğe göre yaşamak için benliğe borçlu değiliz.弟 兄 們 、 這 樣 看 來 、 我 們 並 不 是 欠 肉 體 的 債 、 去 順 從 肉 體 活 著
Öyleyse kardeşlerim, borçluyuz ama, benliğe göre yaşamak için benliğe borçlu değiliz.弟兄們 、 這樣 看來 、 我們並 不 是 欠 肉體 的 債 、 去順從 肉 體 活著
Pekala o zaman biliyoruz ki bu borçlular fonunun %20'si ödeme yapamayacak. -20%がデフォルトするとしましょう。 私は前払いの率など、その他全ての事を、
Pekala o zaman biliyoruz ki bu borçlular fonunun %20'si ödeme yapamayacak. -Povedzme, že 20% požičiavateľov zlyhá. Povedzme, že 20% požičiavateľov zlyhá.
Pekala o zaman biliyoruz ki bu borçlular fonunun %20'si ödeme yapamayacak. -Řekněme, že 20% půjčovatelů selže.
"Rab Pershore elli dolar borçlu?""Дължите Господ Pershore петдесет долара?"
Sadece paranız olmamakla kalmıyor, bankaya 40 TL borçlu oluyorsunuz.아무것도 가진게 없을 뿐만 아니라 은행에 40달러 빚을 진 것이네요
Sadece paranız olmamakla kalmıyor, bankaya 40 TL borçlu oluyorsunuz.Du hast nicht nur nichts, du schuldest der Bank $40.
Sadece paranız olmamakla kalmıyor, bankaya 40 TL borçlu oluyorsunuz.Dus Je hebt helemaal niets, je bent de bank $40 verschuldigd.
Sadece paranız olmamakla kalmıyor, bankaya 40 TL borçlu oluyorsunuz.Inte bara skulle ditt bankkonto vara tomt, du är skyldig banken 40 kronor.
Sadece paranız olmamakla kalmıyor, bankaya 40 TL borçlu oluyorsunuz.Không chỉ là bạn không có đồng nào, mà bạn còn nợ 40 đô la.
Sadece paranız olmamakla kalmıyor, bankaya 40 TL borçlu oluyorsunuz.Não só não tens nada, como "deves" ao banco 40 dólares.
Sadece paranız olmamakla kalmıyor, bankaya 40 TL borçlu oluyorsunuz.Nejenže nemáte nic, ale dlužíte bance 40 dolarů.
Sadece paranız olmamakla kalmıyor, bankaya 40 TL borçlu oluyorsunuz.Nielenže vy nemáte nič, ale ešte aj dlhujete banke 40 dolárov.
Sadece paranız olmamakla kalmıyor, bankaya 40 TL borçlu oluyorsunuz.Nie tylko nie posiadacie nic, jesteście ponad to dłużni bankowi 40 dolarów.