Hala 750,000 $ borçluyum.Я по-прежнему обязаны $ 750 000.
Hala 750,000 $ borçluyum.これはもちろん資産です。
Harcayana kadar para onun değildi. Aslında, çeteye borçlu olduğundan bir süre sözleşmeli eleman olmuştu.Y entonces esencialmente estaba en deuda con la banda y era un empleado endeudado.
Hayatını ona borçlusun.Sätt dig ner, din idiot.
Her bankanın diğer insanlara borçlu. Bu tarafta bir rekor para bulacaksınızכל מה שהבנק חייב לאנשים אחרים. בצד הזה תמצא רישום של הכסף
Her bankanın diğer insanlara borçlu.Esto es el registro de todo lo que el banco debe a otras personas.
‹‹Her yedi yılın sonunda size borçlu olanları bağışlayacaksınız."Aan het einde van elk zevende jaar moeten alle schulden worden kwijtgescholden.
‹‹Her yedi yılın sonunda size borçlu olanları bağışlayacaksınız.A hetedik esztendõ végén elengedést mívelj.
‹‹Her yedi yılın sonunda size borçlu olanları bağışlayacaksınız.Alla fine di ogni sette anni celebrerete l'anno di remissione
‹‹Her yedi yılın sonunda size borçlu olanları bağışlayacaksınız.Alle sieben Jahre sollst du ein Erlaßjahr halten.
‹‹Her yedi yılın sonunda size borçlu olanları bağışlayacaksınız.Ao fim de cada sete anos farás remissão.
‹‹Her yedi yılın sonunda size borçlu olanları bağışlayacaksınız."Cada siete años harás remisión
‹‹Her yedi yılın sonunda size borçlu olanları bağışlayacaksınız.Cuối mỗi năm thứ bảy, ngươi phải làm năm giải thích.
‹‹Her yedi yılın sonunda size borçlu olanları bağışlayacaksınız.Cuối mỗi năm thứ_bảy , ngươi phải làm năm giải_thích .
‹‹Her yedi yılın sonunda size borçlu olanları bağışlayacaksınız.Hvert syvende År skal du holde Friår.
‹‹Her yedi yılın sonunda size borçlu olanları bağışlayacaksınız.Hvert syvende år skal du la være et eftergivelses-år.
‹‹Her yedi yılın sonunda size borçlu olanları bağışlayacaksınız."Joka seitsemäs vuosi pane toimeen vapautus.
‹‹Her yedi yılın sonunda size borçlu olanları bağışlayacaksınız.Každého léta sedmého odpouštěti budeš.
‹‹Her yedi yılın sonunda size borçlu olanları bağışlayacaksınız.매 칠년 끝에 면제하라
‹‹Her yedi yılın sonunda size borçlu olanları bağışlayacaksınız.La fiecare şapte ani, să dai iertare.
‹‹Her yedi yılın sonunda size borçlu olanları bağışlayacaksınız.Na konci každých sedem rokov spravíš úpust.
‹‹Her yedi yılın sonunda size borçlu olanları bağışlayacaksınız.Ob koncu vsakega sedmega leta napravi odpuščanje.
‹‹Her yedi yılın sonunda size borçlu olanları bağışlayacaksınız."Pada akhir tiap tahun ketujuh kamu harus mengadakan penghapusan hutang
‹‹Her yedi yılın sonunda size borçlu olanları bağışlayacaksınız.Tous les sept ans, tu feras relâche.
‹‹Her yedi yılın sonunda size borçlu olanları bağışlayacaksınız.Vart sjunde år skall du låta vara ett friår.
‹‹Her yedi yılın sonunda size borçlu olanları bağışlayacaksınız.Εν τω τελει του εβδομου ετους θελεις καμνει αφεσιν.
‹‹Her yedi yılın sonunda size borçlu olanları bağışlayacaksınız.В края на всяка седма година да правиш опрощаване.
‹‹Her yedi yılın sonunda size borçlu olanları bağışlayacaksınız.В седьмой год делай прощение.
‹‹Her yedi yılın sonunda size borçlu olanları bağışlayacaksınız.מקץ שבע שנים תעשה שמטה׃
‹‹Her yedi yılın sonunda size borçlu olanları bağışlayacaksınız.في آخر سبع سنين تعمل ابراء.
‹‹Her yedi yılın sonunda size borçlu olanları bağışlayacaksınız.每 逢 七 年 末 一 年 、 你 要 施 行 豁 免
‹‹Her yedi yılın sonunda size borçlu olanları bağışlayacaksınız.每 逢 七 年 末 一 年 、 你 要 施行 豁免
Her zaman sana borçlu olduğunu ve bir gün ödemesi gerektiğini söyleyip dururdu.Anh nhà tôi cứ luôn miệng nói mang ơn anh và một ngày nào đó sẽ đền ơn của anh.
Her zaman sana borçlu olduğunu ve bir gün ödemesi gerektiğini söyleyip dururdu.Dia selalu mengatakan dia berhutang budi padamu dan dia harus membayarnya suatu hari nanti.
Her zaman sana borçlu olduğunu ve bir gün ödemesi gerektiğini söyleyip dururdu.El intotdeauna mi-a zis ca are o datorie fata de tine si ca vrea sa te rasplateasca
Her zaman sana borçlu olduğunu ve bir gün ödemesi gerektiğini söyleyip dururdu.Han berättade alltid att han stod i skuld för dig och att han borde betala tillbaka dig nån dag.
Her zaman sana borçlu olduğunu ve bir gün ödemesi gerektiğini söyleyip dururdu.Han sagde altid til mig, at han stod i gæld til jer, og at han måtte betale jer tilbage på et tidspunkt
Her zaman sana borçlu olduğunu ve bir gün ödemesi gerektiğini söyleyip dururdu.Hij vertelde me altijd dat hij jou wat schuldig was en dat hij je op een dag moest terugbetalen.
Her zaman sana borçlu olduğunu ve bir gün ödemesi gerektiğini söyleyip dururdu.Il m'a toujours dit qu'il était ton débiteur et qu'il devrait te le rembourser.
Her zaman sana borçlu olduğunu ve bir gün ödemesi gerektiğini söyleyip dururdu.이이가 늘 그랬어요. 어렸을때 신세를 너무 많이 져서 꼭 찾아서 갚아야 한다구요.
Her zaman sana borçlu olduğunu ve bir gün ödemesi gerektiğini söyleyip dururdu.Mi diceva sempre che aveva un debito di gratitudine verso di te e che un giorno si sarebbe sdebitato.
Her zaman sana borçlu olduğunu ve bir gün ödemesi gerektiğini söyleyip dururdu.On mi vždy hovorí, že ti bol dlžníkom a že ti to musí splatiť.
Her zaman sana borçlu olduğunu ve bir gün ödemesi gerektiğini söyleyip dururdu.On zawsze mi mówił, że ma u ciebie dług do spłacenia.
Her zaman sana borçlu olduğunu ve bir gün ödemesi gerektiğini söyleyip dururdu.Πάντα μου έλεγε ότι σου χρωστούσε και ότι κάποια μέρα θα σε ανταμειβόταν.
Her zaman sana borçlu olduğunu ve bir gün ödemesi gerektiğini söyleyip dururdu.Он постоянно говорил мне, что он у тебя в долгу, и что однажды вернет этот долг.
Her zaman sana borçlu olduğunu ve bir gün ödemesi gerektiğini söyleyip dururdu.Той винаги ми казваше, че ти е задължен и че трябва да ти го върне някой ден.
Her zaman sana borçlu olduğunu ve bir gün ödemesi gerektiğini söyleyip dururdu..הוא תמיד נהג לומר לי שהוא היה בחוב כלפיך ושרצה לשלם לך בהזדמנות
Her zaman sana borçlu olduğunu ve bir gün ödemesi gerektiğini söyleyip dururdu.وكان يقول لي دائماً انه مدين لك ,وانه يجب ان يرده لك مرة أخرى يوماَ ما
Her zaman sana borçlu olduğunu ve bir gün ödemesi gerektiğini söyleyip dururdu.アイゴー お世話ってどんな・・・
İmanı güçlü olan bizler, kendimizi hoşnut etmeye değil, güçsüzlerin zayıflıklarını yüklenmeye borçluyuz.A my mocní sme povinní niesť slabosti tých, ktorí nie sú mocní, a nie ľúbiť sa sami sebe.
İmanı güçlü olan bizler, kendimizi hoşnut etmeye değil, güçsüzlerin zayıflıklarını yüklenmeye borçluyuz.A tak powinniśmy znosić, my, którzyśmy mocni, mdłości słabych, a nie podobać się samym sobie.
İmanı güçlü olan bizler, kendimizi hoşnut etmeye değil, güçsüzlerin zayıflıklarını yüklenmeye borçluyuz.Dolžni pa smo mi, ki smo močni, nositi slabosti slabotnih in ne samim sebi pogodu delati.
İmanı güçlü olan bizler, kendimizi hoşnut etmeye değil, güçsüzlerin zayıflıklarını yüklenmeye borçluyuz.우리 강한 자가 마땅히 연약한 자의 약점을 담당하고 자기를 기쁘게 하지 아니할 것이라
İmanı güçlü olan bizler, kendimizi hoşnut etmeye değil, güçsüzlerin zayıflıklarını yüklenmeye borçluyuz.Men vi, som ere stærke, bør bære de svages Skrøbeligheder og ikke være os selv til Behag.
İmanı güçlü olan bizler, kendimizi hoşnut etmeye değil, güçsüzlerin zayıflıklarını yüklenmeye borçluyuz.Mutta meidän, vahvojen, tulee kantaa heikkojen vajavaisuuksia, eikä elää itsellemme mieliksi.
İmanı güçlü olan bizler, kendimizi hoşnut etmeye değil, güçsüzlerin zayıflıklarını yüklenmeye borçluyuz.Noi, cari sîntem tari, sîntem datori să răbdăm slăbiciunile celor slabi, şi să nu ne plăcem nouă înşine.
İmanı güçlü olan bizler, kendimizi hoşnut etmeye değil, güçsüzlerin zayıflıklarını yüklenmeye borçluyuz.Noi che siamo i forti abbiamo il dovere di sopportare l'infermità dei deboli, senza compiacere noi stessi
İmanı güçlü olan bizler, kendimizi hoşnut etmeye değil, güçsüzlerin zayıflıklarını yüklenmeye borçluyuz.Ora nós, que somos fortes, devemos suportar as fraquezas dos fracos, e n�o agradar a nós mesmos.
İmanı güçlü olan bizler, kendimizi hoşnut etmeye değil, güçsüzlerin zayıflıklarını yüklenmeye borçluyuz.Povinniť jsme pak my silní mdloby nemocných snášeti, a ne sami sobě se líbiti.
İmanı güçlü olan bizler, kendimizi hoşnut etmeye değil, güçsüzlerin zayıflıklarını yüklenmeye borçluyuz.Tartozunk pedig mi az erõsek, hogy az erõtelenek erõtlenségeit hordozzuk, és ne magunknak kedveskedjünk.