Ana içeriğe geç
Sözlük

borçlu ile cümle

borçlu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Borçlu olmamak asıldır.Oto szpital bez długów.
Başarılarını ise sürekli konser turlarında bulunmaya borçludurlar.Jednym z jego osiągnięć jest uzyskanie dobrej frekwencji podczas koncertów.
Ve bu özelliğime şükran borçluyum.Pracuję nad swoim charakterem.
Salins, adını tuzlu sularına borçludur, banyo ve içme amacıyla kullanılır.Salins har fått sin namn för sitt salthaltiga vatten, använt för bad och som dryck.
Kosinski'ye göre, Oblivion 1970'li yılların bilim kurgu filmlerine saygı borçludur.Enligt Kosinski är Oblivion en hyllning till 70-talets science fiction-filmer.
Bunu kitabınıza, bunu size borçluyum.'Summa summarum vad jag haver skrivit det haver jag skrivit!".
Kitaplara borçlu olduğu yüksek bir zekası vardır.De ger ett papper av hög kvalitet som är vanligt i böcker.
Söylemek istediğim şey şu ki, yaşadığım tüm mutluluğu sana borçluyum.Tack för all glädje, det liv som är du.
"Adnan Oktar bana 5 çocuk, 2 torun borçlu".En lista över gudar innehåler fem barn till Adad, två söner och tre döttrar.
Bu açıdan günümüz arkeolojisi bu yığma dolguya çok şey borçludur.Vår generation står i stor tacksamhetsskuld för vad som här uträttats.
Bizim bugün rahat siyaset yapmamızı, bu kadar rahat konuşmamızı bu mücadeleye ve bu arkadaşlarımıza borçluyuz.Jag börjar redan bli lite lugnare genom det här samtalet med Dig, käre Gud.
Borçlunun temerrüdü aslında geçici bir durumdur.Forsen vid fördämningen är tidvis ett tillhåll för strömstare.
"Birçok kişiye borçlu olduğumun farkındayım.Він захопив уяву багатьох людей".
Varlıklarını ise 1:2 veya 3:4 gibi yörüngesel rezonanslara borçlular.Внутрішні супутники також утворюють орбітальний резонанс 1:2:4.
Yani borçludan borcun kendisine ödenmesini isteyebilir.Скоріш за все, що він би сам зажадав повернення боргу.
Bu açıdan günümüz arkeolojisi bu yığma dolguya çok şey borçludur.Сучасний акваріум багато чим зобов'язаний його працям.
Bana 1,000 dolar borçlusun.Ти винен мені 1000 доларів.
Ona otuz dolar borçluyum.Я винен їй тридцять доларів.
Ona otuz dolar borçluyum.Я винен йому тридцять доларів.
Ona otuz dolar borçluyum.Я винна йому тридцять доларів.
Bu günlerimizi sizlere borçluyuz.Děkuji ti za dnešek, který mi dáváš.
Yani borçludan borcun kendisine ödenmesini isteyebilir.Aby ji byla schopna splatit, musela se zadlužit.
Borçlunun temerrüdü aslında geçici bir durumdur.Původní faktická beztrestnost se tedy změnila na dočasnou nestíhatelnost.
Suçlama: “Borçlu olmamız sizin hatanızdır.”Rci: 'Proč vás tedy trestá za vaše hříchy?
UNESCO'nun Dünya Kültür Mirası listesinde yer alan kasaba, ününü kendine özgü mimari dokusuna borçludur.Město je zapsáno na seznamu světového dědictví UNESCO kvůli své jedinečné obytné i vojenské architektuře.
İktidar, kaynağını buna ve bu sürece borçludur.Má být imperiální palec nastaven na tuto hodnotu a pokud tak kdy?
Pek çok kişi hayatını bu cinsin üyelerine borçludur.Několik příslušníků rodu zasvětilo svůj život církvi.
Söylemek istediğim şey şu ki, yaşadığım tüm mutluluğu sana borçluyum.Tot ce vreau să spun e că îți datorez ție toată fericirea vieții mele.
Kosinski'ye göre, Oblivion 1970'li yılların bilim kurgu filmlerine saygı borçludur.Potrivit regizorului Kosinski, Oblivion este un omagiu al filmelor SF din anii 1970.
Adi kefalette, alacaklı önce borçluya başvurmalıdır.Scontul de decontare se acordă pentru achitarea datoriei înainte de scadență.
Sana 3000 yen borçluyum.Îţi sunt dator cu 3.000 de yeni.
Asıl ününü Sapir-Whorf Hipotezine borçludur.Ez kapcsolódik a Sapir–Whorf hipotézishez.
Yani borçludan borcun kendisine ödenmesini isteyebilir.Arra törekedett, hogy adósságait visszafizesse.
Başarılarını ise sürekli konser turlarında bulunmaya borçludurlar.Formációjuk sikerét a folyamatos koncertmeghívások jelezték.
Gelişim düzeyi kavramını Jean Piaget e borçluyuz.Követője volt Jean Piaget kognitív fejlődési elméletének.
"Birçok kişiye borçlu olduğumun farkındayım.Sok ember megélhetése múlik rajtam.
Borçlunun temerrüdü aslında geçici bir durumdur.A tagmondatok állítmánya rendszerint feltételes mód múlt idejű.
Kitaplara borçlu olduğu yüksek bir zekası vardır.Van egy bátyja, aki nem mutat érdeklődést a könyvek iránt.
Alkolik babası, çoğunlukla şiddet uyguluyordu ve şimdi çok ağır borçluydu.Életének végén Paavolainen gyakran panaszkodott kimerültségre, és sokat ivott.
Hukuk alanında ise edim borçlu kişinin yerine getirmekle yükümlü olduğu davranış biçimidir.Velvoite on velkasuhteessa olevan velallisen velvollisuus tehdä velkojalle tietty suoritus.
Borçlunun malvarlığında bir zenginleşme meydana gelmiş olmalıdır.Lainasta syntyy velkasuhde.
Şöhretini, Şubat 2001'de çıkan single'ı Breakablea borçludur.Hän tuli tunnetuksi singlellään ”Breakable”, joka julkaistiin helmikuussa 2001.
Bundan dolayıdır ki Havza ve Havzalılara çok borçluyum.Tällöin kasvillisuus ja marjasato kärsivät pahoin.
Toplam 98 bin firmaya da borçlu olduğu açıklandı.Tilikauden voiton kerrottiin jääneen 98 miljoonaan dollariin.
Örneğin, borçlunun mirasçısı yoksa, mirasçı devlettir.Sen vastakohta on ansiomaa eli muu kuin perintönä saatu maa.
Ayrıca gelişim düzeyi kavramını Jean Piaget'e borçluyuz.Hän toimi Jean Piaget’n koulutusanalyytikkona.
Buna karşılık borçlu devlet de mutlaka borcunu tanımak ve ödeme yollarını aramak zorundadır.Velkaan liittyy yleensä takaisinmaksuvelvollisuus ja velvollisuus maksaa korkoa.
Borçlu zamanaşımına rağmen borcu öderse bu geçerli bir ödemedir ve bu ödemenin iadesini isteyemez.Jos velan maksaa vaikka se olisi mahdollista kuitata, maksua ei voi saada takaisin edunpalautuksena.
Borçlu olmamak asıldır.Niinpä velkaa päätettiin olla ottamatta.
Fakat Anthony van Dyck asıl başarısını eşsiz portreciliğine borçludur.John Dickson Carr omisti laajan tuotantonsa lähes yksinomaan suljetun huoneen arvoitukselle.
Özellikle yüksek derecede borçlu ülkelerde, borç verenlerin talebiyle uygulanabilir.Vastaavasti lainanottajat kehitysmaissa saavat mahdollisuuden ottaa lainan kohtuullisella korolla.
Ona bir şey borçlu değilim.En ole hänelle mitään velkaa.
Söylemek istediğim şey şu ki, yaşadığım tüm mutluluğu sana borçluyum.Θέλω να πω πως οφείλω όλη την ευτυχία της ζωής μου σε σένα.
Amerika’ya borçlu olduklarını düşünüyorlar.Νομίζουν ότι οφείλουν ευγνωμοσύνη στους Αμερικανούς.
Bu açıdan günümüz arkeolojisi bu yığma dolguya çok şey borçludur.Το σημερινό ποδόσφαιρο οφείλει πολλά σε αυτόν το στοχαστή.
Fakat Anthony van Dyck asıl başarısını eşsiz portreciliğine borçludur.Ο Άντονι βαν Ντάικ επαίνεσε το έργο του και έφτιαξε την προσωπογραφία του.
Ayrıca sözleşmenin meydana gelmesi için borçlunun izin ya da onayı da gerekli değildir.Δεν είναι όμως αναγκαία και ικανή συνθήκη αυτή για την εμφάνιση της υπεραγωγιμότητας.
Kabul etmedikçe keşideci asıl borçludur.Έστω και χωρίς την απαιτούμενη αναγνώριση.
Bu bölge ismini büyük sayıda bulunan Flamingo nüfusuna borçludur.Η ονομασία του πρώτου οφείλεται στην πληθώρα των κατοίκων που φέρουν το επώνυμο Τσουνης.
Kitaplara borçlu olduğu yüksek bir zekası vardır.Han er dog mager i alle bøgerne.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod