Ana içeriğe geç
Sözlük

borçlu ile cümle

borçlu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Borçlu olmamak asıldır.Una gratitudine senza debiti.
Söylemek istediğim şey şu ki, yaşadığım tüm mutluluğu sana borçluyum.La felicità che mi era sempre stata negata, avevo il diritto di viverla quella felicità.
Sana hayatımı borçluyum.Я обязан тебе жизнью.
Bu açıdan günümüz arkeolojisi bu yığma dolguya çok şey borçludur.Сегодняшний облик Касселя во многом обязан именно этому архитектору.
Bunu kitabınıza, bunu size borçluyum.'Вскоре пришлю их тебе с надписью».
Borçlu olana zekât farz değildir.Человек, достигший высшей степени освящения, уже не совершает намеренных грехов.
24:10 Teminatı, ihtiyacı varsa borçluya iade et Deut.24:10 Не брать у должника залог силой 240 Дв.
"Adnan Oktar bana 5 çocuk, 2 torun borçlu".У В. Д. Ашкенази пятеро детей — два сына и три дочери.
Borcun ödenmemesi durumunda alacaklı borcun ifâsını borçlunun vücudu veya özgürlüğü üzerinde gerçekleştiremez.Таким образом, должник не расплачивался по долгам собственной свободой.
Bu geminin su sızdırmazlık özelliğini neye borçlu olduğu henüz anlaşılamamıştır.До сих пор точно не установлено, что послужило причиной гибели лодки.
Kitaplara borçlu olduğu yüksek bir zekası vardır.Тем не менее, из-за неизбывной лени на нём повисает долг в две книги.
Amerika’ya borçlu olduklarını düşünüyorlar.На полученные деньги они перебрались в Америку.
Schumacher "kendimi sinema kültürüne iyi bir Batman filmi veremediğim için borçlu hissediyorum.قال (سكوماشير)" أشعر انني مدين بسبب أنني لم أقدم فيلم باتمان جيد الي ثقافة السينما .
Söylemek istediğim şey şu ki, yaşadığım tüm mutluluğu sana borçluyum.جل ما أريد قوله هو أنني أدين لك بسعادتي.
Bir borç ilişkisinde borçlu, alacaklı olan tarafa karşı belli bir taahhütte bulunmuştur.يؤلف أرجو الأجر من عالم الغيب فإن كان فيه بعض شيء يعيبه.
Yani borçludan borcun kendisine ödenmesini isteyebilir.وأيضاً قد تتمحور على تسديد الدين.
Kabul etmedikçe keşideci asıl borçludur.يؤخذ منها عدم قبول شهادة المجهول حتى يُزَكَّى.
Bununla birlikte zamanaşımı borcu sona erdirmez, sadece borçluya ödemekten kaçınma hakkı verir.عندئذ اغتنم بعض سيئي النية الفرصة، وامتنعوا عن دفع الضريبة.
Tom bana hiçbir şey borçlu değildir.توم ليس مدينا لي بأي شيء.
Şimdi bana borçlusun.الآن انت مدينن لي
Pek çok kişi hayatını bu cinsin üyelerine borçludur.Muitas pessoas ficaram a dever a vida a membros destas famílias.
Varlıklarını ise 1:2 veya 3:4 gibi yörüngesel rezonanslara borçlular.Os três primeiros possuem uma ressonância orbital de 1:2:4.
Deflasyonda, alıcılar karlı çıkar, borçlular zarar eder.A deflação recompensa os poupadores e pune os devedores.
Borçlunun temerrüdü aslında geçici bir durumdur.O caráter dos cargos passou a ser temporário.
Alacaklı, borcun ifâ edilmesi için sınırsız olarak borçlunun malvarlığına başvurabilir.Também pode ser considerada como obrigação tributária a própria prestação que o devedor tem que cumprir.
Güç sahibi bir mevkide olmasını metresi Narasaki Ryō’ya (楢崎龍) borçludur.O sucuk devem ser consumido cozido (pois quando está cru, fica muito duro).
"Birçok kişiye borçlu olduğumun farkındayım."Estou trabalhando com um monte de gente.
Hobbes asıl olarak ününü siyaset felsefesindeki düşüncelerine borçludur.A partir desse imperativo, Hobbes constrói toda sua filosofia política.
Adi kefalette, alacaklı önce borçluya başvurmalıdır.Com isso o devedor pode quitar sua dívida quando quiser.
Gelişim düzeyi kavramını Jean Piaget e borçluyuz.Teoria da aprendizagem na obra de Jean Piaget.
Söylemek istediğim şey şu ki, yaşadığım tüm mutluluğu sana borçluyum.Faz-me sentir que todo o trabalho que eu fiz foi valendo a pena.
Buna karşılık enflasyon borçlular için avantajlıdır.Isto pode contradizer as vantagens da efemerização.
Güzellik tanrıçası Afrodit'in, güzelliğini borçlu olduğu söylenen kaplıcadır.É dito que Mulher Maravilha tem a beleza de Afrodite.
Ününü, Bach'ın görüşlerini yansıtan kuramsal yapıtlarına borçludur."O que tenho a dizer sobre a obra de Bach?
Sen bana bir öpücük borçlusun.Estás me devendo um beijo.
Amerika’ya borçlu olduklarını düşünüyorlar.De Verenigde Staten is hierdoor een schuldenland geworden.
Çeşitli medeniyetlerin meydana gelmesini sağlayan düşünce, gelişmesini dile borçludur.Wanneer een beschaving antwoordt op uitdagingen, groeit ze.
Savaş esirleri, borçlular, suçluları erkek köle yapabilirler.Krijgsgevangenen, veroordeelde misdadigers en schuldslaven konden in slavernij vallen.
Borçluya veya "yaşayan kitaba" yönelik böyle açık bir tartışma durumuna girme riski yönetilebilir.Het risico voor de lener en het 'levende boek' om in een open discussiesituatie te komen, is beheersbaar.
İnsanlarla birlikte bütün doğa, varlığını ona borçludur.De natuur en al haar verschijnselen waren aan hem onderworpen.
"Birçok kişiye borçlu olduğumun farkındayım.'Gehoor geven aan velen.
Fakat Anthony van Dyck asıl başarısını eşsiz portreciliğine borçludur.Anthony van Dyck schilderde zijn portret.
Kredi parası, malların ve hizmetlerin ödemesini yapmak için borçludan bir talepte bulunulmaktadır.Dat houdt dus in dat een bedrijf geld zal moeten betalen voor ontvangen leningen, diensten en/of goederen.
Yani borçludan borcun kendisine ödenmesini isteyebilir.Door het gidswerk zou hij zijn schulden kunnen betalen.
Edim, borçlunun bir şey vermek, bir şey yapmak ya da bir şey yapmamak şeklindeki yükümlülüğüdür.Deze prestatie kan bestaan uit iets te doen, iets niet te doen of iets te geven.
Kitaplara borçlu olduğu yüksek bir zekası vardır.Het papier is van hoge kwaliteit en wordt voor boeken gebruikt.
Örneğin, alacaklı borcuna karşılık borçlunun bedeninden bir parça kesebilirdi.Hij wist de opgebouwde schulden van zijn broer af te betalen.
Asya bu yükseltisini; dünyanın en yüksek zirvelerini bünyesinde barındıran Himalaya Dağları'na borçludur.Het resultaat van deze 'continentenbotsing' is het Himalaya-gebergte, met de hoogste bergtoppen ter wereld.
Huo Yuanjia da kendisine bir özür borçlu olduğunu söyledi.Hideyoshi moest zijn verontschuldigingen aanbieden.
Söylemek istediğim şey şu ki, yaşadığım tüm mutluluğu sana borçluyum.Chcę tylko powiedzieć, że całą radość mojego życia zawdzięczam tobie.
Bunu kitabınıza, bunu size borçluyum.'Adam Ziemianin) Twój List (sł.
Adını ABD'nin eşisimli eyaletinin biçimine olan benzerliğine borçludur.Swoją nazwę zawdzięcza podobieństwu kształtu do Kontynentu Ameryki Północnej.
Borçlu olana zekât farz değildir.Żebrak nie posiada się z radości (O morte gradita).
Kitaplara borçlu olduğu yüksek bir zekası vardır.Ma obsesję na punkcie książek.
Arya'ya üç can borçludur.Na ryjku trzy rowki.
Tazminatın borçlusunun özelliğine göre farklı yargı mercilerine başvurmak gerekir.W zależności od treści przyrzeczenia, przysługiwały wierzycielowi różne skargi (actiones).
Borçlu borcunu ifâ etmediği takdirde alacaklı mahkemeye ya da icrâya başvurabilir.Wniosek o ogłoszenie upadłości może zgłosić dłużnik lub każdy z jego wierzycieli.
Bundan dolayıdır ki Havza ve Havzalılara çok borçluyum.Z kolei zagłębienia bagienne zajmują olsy i jedliny.
Amerika’ya borçlu olduklarını düşünüyorlar.Został nazwany na cześć Ameryki.
Örneğin, borçlunun mirasçısı yoksa, mirasçı devlettir.Dług spadkowy – dług spadkodawcy, za który odpowiedzialność ponosi spadkobierca.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod