Amerika’ya borçlu olduklarını düşünüyorlar.Sie glauben, den Amerikanern gegenüber eine Schuld zu tragen.
Borçlu olana zekât farz değildir.In den Besitz der Plesse gelangte der Welfe aber nicht.
"Birçok kişiye borçlu olduğumun farkındayım.Ich habe von vielen Menschen gelernt.
Bu bölge ismini büyük sayıda bulunan Flamingo nüfusuna borçludur.Seinen Namen verdankt das Reservat den großen Flamingo-Beständen.
Borçlunun mallarına el koyularak satılır ve alacaklılara alacağı miktar ödenir para artarsa borçluya verilir.Der Pflegebedürftige verfügt über diese Beträge und zahlt sie an die Pflegeperson(en) aus.
Örneğin, borçlunun mirasçısı yoksa, mirasçı devlettir.Wer ein Erbe antritt, ist erbschaftsteuerpflichtig.
Başarılarını ise sürekli konser turlarında bulunmaya borçludurlar.Köninger tritt auch regelmäßig in Konzertsälen auf.
Yani borçludan borcun kendisine ödenmesini isteyebilir.Mit der Belohnung könnten sie ihre Schulden bezahlen.
Alkolik babası, çoğunlukla şiddet uyguluyordu ve şimdi çok ağır borçluydu.Sein lebenslanger Alkoholismus war eine große Belastung für die Familie und führte letztlich zu seinem Tod.
Huo Yuanjia da kendisine bir özür borçlu olduğunu söyledi.Huo Yuanjia nimmt die Aufforderung an.
Ününü daha çok "Marie Grubbe" ve "Nils Lyhne" adlı iki romanına borçludur.Später schrieb er noch Novellen sowie die Romane „Fru Marie Grubbe“ und „Niels Lyhne“.
İnsanlarla birlikte bütün doğa, varlığını ona borçludur.Alle Menschen, die ganze Natur ist eng miteinander verknüpft.
Ve bu özelliğime şükran borçluyum.Das ist gut für meinen Charakter.
Buna karşın uzun vadeli derecelendirme, borçlunun ömür boyu için yapılan bir değerlendirmedir.Für diesen bedeutet die Entlassung, für den Rest des Lebens zur Unterschicht zu gehören.
Kitaplara borçlu olduğu yüksek bir zekası vardır.Er entwickelte eine Leidenschaft für Bücher.
Bu kadar iyi sağlıkta olmamı ebevenylerime borçluyum.Je dois à mes parents d'être en aussi bonne santé.
Kimseye bir şey borçlu değilsin.Tu ne dois rien à personne.
Pierre ve Paul'a borçlu.Il est redevable à Pierre et à Paul.
Sana bir kahvaltı borçluyum.Je te dois un petit-déjeuner.
Amerika’ya borçlu olduklarını düşünüyorlar.Ils pensent qu’ils ont une dette envers les Américains.
Kosinski'ye göre, Oblivion 1970'li yılların bilim kurgu filmlerine saygı borçludur.Selon Kosinsky, Oblivion est un hommage aux films de science-fiction des années 1970.
Kitaplara borçlu olduğu yüksek bir zekası vardır.Il y acquit une passion pour les livres.
"Birçok kişiye borçlu olduğumun farkındayım.J'ai beaucoup à offrir à beaucoup de gens ».
Asıl ününü Sapir-Whorf Hipotezine borçludur.Il est notamment connu pour la fameuse hypothèse Sapir-Whorf.
Ancak safran altın sarısı – turuncu rengini α-krosine borçludur.Cependant, la couleur jaune-orange d'or du safran est principalement due à l'α-crocine.
Adi kefalette, alacaklı önce borçluya başvurmalıdır.Or, le débiteur décède avant la réception de ce matériel.
Bunu kitabınıza, bunu size borçluyum.'En cela, il fait vraiment œuvre littéraire ».
Ona karşı borçluyum ve onun için yas tutuyorum.J’ai beaucoup appris grâce à elle et je lui dois beaucoup.
Efes, antik çağdaki önemini yalnızca buna borçlu değildir.La précocité de Thérèse, au regard des habitudes de l'époque, n'est donc pas exceptionnelle.
Fakat Anthony van Dyck asıl başarısını eşsiz portreciliğine borçludur.Antoine van Dyck loue ses œuvres et fait un portrait de l'artiste.
Buna karşın uzun vadeli derecelendirme, borçlunun ömür boyu için yapılan bir değerlendirmedir.Il est donc important de vérifier la validité d'un vaccin tout au long de sa vie.
Ve bu özelliğime şükran borçluyum.Je le dis parce que c'est mon caractère.
Deflasyonda, alıcılar karlı çıkar, borçlular zarar eder.Les clients ne viennent pas, les dettes s'accumulent.
Ününü Mary Celeste isimli ticari geminin kaptanlığını yapmasına borçludur.Ce nom est souvent donnée à tort au navire réel Mary Celeste.
Her şey varoluşunu o öze borçludur.C'est cette valeur qui est source de tout devoir.
Özellikle yüksek derecede borçlu ülkelerde, borç verenlerin talebiyle uygulanabilir.En France, des prêts complémentaires peuvent être octroyés à l'emprunteur.
Sana bir öğle yemeği borçluyum.Te debo un almuerzo.
Ona hiçbir şey borçlu değilim.No le debo nada.
Bunu kitabınıza, bunu size borçluyum.'E fize de él este libro" .
Amerika’ya borçlu olduklarını düşünüyorlar.Creen que tienen una deuda con los americanos.
Toplam 98 bin firmaya da borçlu olduğu açıklandı.Seguramente, acá se vende todo a 98 centavos.
Başarılarını ise sürekli konser turlarında bulunmaya borçludurlar.También los hace resaltar el hecho de efectuar performances en sus conciertos en vivo.
Efes, antik çağdaki önemini yalnızca buna borçlu değildir.La precocidad de Teresa, dadas las costumbres de la época, no es excepcional.
Borçlunun temerrüdü aslında geçici bir durumdur.La tregua obtenida, por tanto, es de carácter temporal.
Bunu da ikinci katındaki "1. mevki bahçesine" borçludur.Esto ocurre en la Sección 1ª del Distrito 2º.
"Birçok kişiye borçlu olduğumun farkındayım."Estoy trabajando con muchas personas.
"Adnan Oktar bana 5 çocuk, 2 torun borçlu"."Pedí dos alfombras y las pagaré mañana.
Varlıklarını ise 1:2 veya 3:4 gibi yörüngesel rezonanslara borçlular.Se hallan en una relación de resonancia orbital de 2:1.
Size hiçbir şey borçlu değiliz.Non vi dobbiamo niente.
Onu benim için yaparsanız size borçlu olacağım.Se fate questo per me sarò in debito con voi.
Bana özür borçlusun.Mi devi delle scuse.
Ona ne borçluyum?Che cosa gli devo?
24:10 Teminatı, ihtiyacı varsa borçluya iade et Deut.24:10 530-199PV - Restituisci il pegno al debitore quando ne ha bisogno. - Deut.
Beckett şöhretinin büyük kısmını Godot'yu Beklerken isimli oyununa borçludur.Beckett è famoso principalmente per l'opera teatrale Aspettando Godot.
Fakat Anthony van Dyck asıl başarısını eşsiz portreciliğine borçludur.Il suo ritratto fu inciso da Anthony van Dyck per la sua serie di iconografie.
Edim, borçlunun bir şey vermek, bir şey yapmak ya da bir şey yapmamak şeklindeki yükümlülüğüdür.Una promessa è un impegno da parte di qualcuno a fare o non fare qualcosa.
Şöhretini, Şubat 2001'de çıkan single'ı Breakablea borçludur.È divenuta nota al grande pubblico grazie al suo singolo Unbreakable, pubblicato nel febbraio 2001.
Amerika’ya borçlu olduklarını düşünüyorlar.La produzione è esportata in America.
Ve bu özelliğime şükran borçluyum.Vi dovevo quest'omaggio.
Başarılarını ise sürekli konser turlarında bulunmaya borçludurlar.Si impegna regolarmente in concerti di beneficenza.