Sana 30 dolar borçluyum.I owe you $30.
Size 30 dolar borçluyum.I owe you $30.
Onun bana para borcu var.She owes me money.
Sen bana bir öpücük borçlusun.You owe me a kiss.
Şu anda sana borcumu ödemek için üzerimde yeterli param yok.I don't have enough money on me right now to pay you what I owe you.
Teşekkürü bir borç bilirim.I owe Tom a debt of gratitude.
Ben hiç kimseye hiçbir şey borçlu değilim.I don't owe anyone anything.
Ülkemize ne borçlu olduğumuzu hepimiz biliyoruz. Vergi dairesi bize bildirir.We all know what we owe to our country. The tax department lets us know.
Kumar borçları nedeniyle iflas etti.He went bankrupt because of gambling debts.
Tom'un Mary'den borç istemesi zordu.It was hard for Tom to ask Mary for a loan.
Senin otuz bin dolar borcun var.You're thirty thousand dollars in debt.
Tom'un üç bin dolar borcu var.Tom is three thousand dollars in debt.
Tom bana para borçlu.Tom owes me money.
Bu bir borç değil.It's not a loan.
Ne borçluyuz?What do we owe?
Borcunu tamamıyla ödemek istiyor.He wants to pay off his loan.
Borçlarını tamamıyla ödemek istiyor.He wants to pay off his debts.
Borçlu olduğu parayı geri ödemek istiyor.He wants to pay back the money he owes.
Borçlandığı parayı geri ödemek istiyor.He wants to pay back the money he owes.
Sana borçlu olduğum parayı gelecek hafta ödeyeceğim.I'll pay you back the money I owe you next week.
Sana bir bira borçluyum.I owe you a beer.
Sana bir akşam yemeği borçluyum.I owe you a dinner.
Tom borçlarını zamanında öder.Tom pays his debts promptly.
Tom bana çok para borçlu.Tom owes me a lot of money.
Tom bana bir iyilik borçlu.Tom owes me a favor.
Bugünkü durumumu aileme borçluyum.What I am today is due to my parents.
Borcun ne zaman ödenecek?When will your debt be paid?
Sana çok teşekkür borçluyum.I am very grateful of you.
Sakin ol, bütün borçlarım yakında size ödenecek.Calm down, all my debts will soon be paid to you.
"Param nerede?" "Ne parası?" "Bana para borçlusun." "Benim sana borcum yok, enayi!""Where's my money?" "What money?" "You owe me money." "I don't owe you, sucker!"
Ona çok şey borçluyum.He owed a lot to her.
Sana hiçbir şeyi borçlu değilim!I owe you all nothing!
Bana otuz dolar borç verir misin?Could you please lend me thirty dollars?
Geri ödeyecek bazı borçlarım ar.I have some debts to repay.
Tom'a otuz dolar borçluyum.I owe Tom thirty dollars.
Tom'a şükran borçluyuz.We owe Tom a debt of gratitude.
Size şükran borçluyuz.We owe you a debt of gratitude.
Sana bir özür borçluyuz.We owe you an apology.
Size bir özür borçluyuz.We owe you an apology.
Size hiçbir şey borçlu değiliz.We owe you nothing.
Size hayatımızı borçluyuz.We owe you our lives.
Ona bunu borçlandık.We owed him that.
Tom'a çok borçlu olduğumuzu biliyorsun.You know we owe Tom a lot.
Herhangi birimize hiçbir şey borçlu değilsin.You owe nothing to any of us.
Tom'a üç yüz dolar borçlusun.You owe Tom three hundred dollars.
Bize bundan daha fazlasını borçlusun.You owe us more than that.
Bize üç yüz dolar borçlusun.You owe us three hundred dollars.
Tom Mary'nin ona para borçlu olduğunu iddia etti.Tom claimed Mary owed him money.
Tom Mary'ye bir açıklama borçlu olduğunu hissetti.Tom felt he owed Mary an explanation.
Tom gerçeği Mary'ye borçlu hissetti.Tom felt he owed Mary the truth.
Tom bize bir iyilik borçlu.Tom owes us a favor.
Tom bize bir açıklama borçlu.Tom owes us an explanation.
Tom sana hayatını borçlu.Tom owes you his life.
Tom, sana bir özür borçluyum.Tom, I owe you an apology.
Onu benim için yaparsanız size borçlu olacağım.If you do that for me, I'll be in your debt.
Ne borçlu ne de ödünç veren ol!Neither a borrower nor a lender be!
Tom borçla karşılaşıyor.Tom is running into debt.
Tom borçla yüz yüze geliyor.Tom is running into debt.
Bana sadece borçlu olduğun şeyi ver ve ben gideceğim.Just give me what you owe me and I'll leave.
Bana borçlu olduğun parayı bana ver ve ben gitmiş olacağım.Give me the money you owe me and I'll be gone.