Tom'a bana bir tane borçlu olduğunu söyle.Tell Tom he owes me one.
Bana para borcu olan yalnızca sen değilsin.You're not the only one who owes me money.
Sana bir tane borçluyuz.We owe you one.
Tom bana bir tane borçlu.Tom owes me one.
Teşekkürler, ben sana bir tane borçluyum.Thanks, I owe you one.
Şimdi bana bir tane borçlusun.Now you owe me one.
Tom'a bir tane borçluyum.I owe Tom one.
Tom bana olan borcunun tamamını ödedi.Tom paid me back all the money he owed me.
Tom'un kendi borçlarını ödemesi gerekir.Tom needs to pay his own debts.
Tom bütün borçlarını tamamen ödemek için çalışıyor.Tom is trying to pay off all his debts.
Biz onlara borçlu olduğumuz her şeyi onlara geri ödedik.We paid them back everything we owed them.
Tom bana 300 dolar borç alması gerektiğini söyledi.Tom told me he needed to borrow three hundred dollars.
Onlara elli avro borç verebilir misiniz?Could you lend them fifty euros?
Ona biraz borç para verebilir misin?Can you loan him some money?
Bana hiçbir şey borçlu değilsin.You owe me nothing.
Bana bir şey borçlu olmadığını mı söylüyorsun?Are you saying you don't owe me anything?
Ona oldukça çok borçluyum.I owe him a great deal.
Tom'a çok borçluyum.I owe Tom a great deal.
Tom'a çok şey borçluyum.I owe Tom a great deal.
Bana çok borçlusun.You owe me big time.
Bana büyük bir iyilik borçlu olacaksın.You're going to owe me a big favor.
Tom'a büyük bir özür borçlusun.You owe Tom a big apology.
300 dolar borç alabilir miyim?Can I borrow 300 dollars?
Tom'a büyük zaman borçluyum.I owe Tom big time.
Tom'a yaşamımı borçluyum.I owe Tom my life.
Bana bir iyilik borçlusun.You owe me a favor.
Bana üç yüz dolar borçlusun.You owe me three hundred dollars.
Bana bir bira borçlusun.You owe me a beer.
Onun için bana borçlusun.You owe me for that.
Bana üç dolar borçlusun.You owe me three dollars.
Bana bir özür borçlusun.You owe me an apology.
Bana hâlâ biraz para borçlusun.You still owe me money.
Bize hâlâ biraz para borçlusun.You still owe us money.
Bana otuz dolar daha borçlusun.You owe me another thirty bucks.
Bunu kendinize borçlusunuz.You owe it to yourself.
Tom'a bir özür borçlusun.You owe Tom an apology.
Tom, Mary'ye bir açıklama borçlu olduğunu hissetti.Tom felt that he owed Mary an explanation.
Bana çok şey borçlusun.You owe me big-time.
Size ne kadar borcumuz var?What do we owe you?
Tom'un sana ne kadar borcu var?What does Tom owe you?
Tom bana bir ya da iki iyilik borçlu.Tom owes me a favor or two.
Tom'a ne kadar borçluyuz?What do we owe Tom?
Tom'a otuz bin borçluyum.I owe Tom thirty thousand.
Sana para borçlu muyum?Do I owe you money?
Tom'un bana otuz dolar borcu var.Tom owes me thirty bucks.
Tom borç içinde boğuluyor.Tom is drowning in debt.
Bunu Tom'un ona gerçeği söylemesine borçlusun.You owe it to Tom to tell him the truth.
Topluma olan borcumu ödedim.I've paid my debt to society.
Tom topluma olan borcunu ödedi.Tom has paid his debt to society.
Şehir varlığını tam anlamıyla Mussolini'ye mi borçlu?Does the city literally owe its existence to Mussolini?
Sana borç vereceğini sanma.Don't reckon that he'd lend you some money.
Sana borç vereceğini sanmayasın.Don't reckon that he'd lend you some money.
Size borç para vereceğini sanmayın.Don't reckon that he'd lend you some money.
Size borç para vereceğini sanmayasınız.Don't reckon that he'd lend you some money.
Tom bir sürü insana bir sürü para borçlu.Tom owes a lot of people a lot of money.
Onun çok borçları var.He has a lot of debts.
Tom bana üç yüz dolar borçlu.Tom owes me three hundred dollars.
Tom borçlarını ödemeye yardımcı olması için arabasını satmak zorunda kaldı.Tom had to sell his car to help pay his debts.
Tom'a ne kadar borçlu olduğumuzu öğrenelim.Let's find out how much we owe Tom.
Para borç aldığımızda koşulları kabul etmeliyiz.When we borrow money, we must agree to the conditions.