"Adnan Oktar bana 5 çocuk, 2 torun borçlu".לרבי שלום רוקח היו חמישה בנים ושתי בנות.
Toplam Borç 239 Milyon Lira olmuştur.סכום הרכישה הכולל היה 369 מיליון שקל.
IMF, hızlı borç krizlerinin finansal krize yol açabileceği konusunda Çin'i uyardı.מוסלי טען שכך תוגן הכלכלה הבריטית מפני השפעותיו של השוק העולמי בתקופת "השפל הגדול".
"Türkiye Barış Derneği'ne olan borcumuz".אבל יש לנו גם ממשלה באירלנד שמחויבת לתהליך השלום".
Genel hükümler (herkes gibi borç altına girebilir) b.הכנסה ממחילת חוב למס הכנסה או מחילת הלוואה (סעיף 3(ב)לפקודה).
Yasal hükümler uyarınca belirlenen karşılıklı borçlar ödenecektir.לאחר החובות בדין קדימה באים יתר החובות.
Dış borçlar ülkenin sırtına yeni yükler bindiriyordu.הסלים הכבדים שנשא על גבו - מוטלים על הארץ מימינו.
Borçlarını ödeyemeyenler de köle olarak satılabilirdi.ואילו אם לא היה אפשרי לשלם את החוב, ניתן היה למכור אותו לכיסוי חובו, כעבד בשוק העבדים.
Böyle bir yük altına giren kişi, borcunu ödemek için her şeyini ortaya koymak zorundadır.העבודה הנדרשת לייצר כל תיעוד תומך שהוא מייצגת את החוב שיש לשלם.
Fakat ödemek zorunda olduğu bir borç vardır.אדם מעוניין ללוות כסף.
Şefliğimiz Borçka merkeze taşınmıştır.ממשלת ברית המועצות עברה לקויבישב.
Amerika’ya borçlu olduklarını düşünüyorlar.זאת, במטרה לספח אותן לארצות הברית.
Söylemek istediğim şey şu ki, yaşadığım tüm mutluluğu sana borçluyum.Това, което искам да кажа е, че на теб дължа цялото щастие в живота си.
Halk kütüphanelerinin aksine, milli kütüphaneler nadiren vatandaşların kitap borçlanmasına izin verir.За разлика от публичните библиотеки, тя рядко позволява на читателите да заемат книги.
2) Kefil ile borçlu arasındaki ilişki: Kefil, alacaklıya borcu ödediğinde borçluya bu ödemeyi duyurmalıdır.(2) Неплатежоспособността се предполага, когато длъжникът е спрял плащанията.
Hala babamın borçlarını ödüyorum ve o mezarda.Погребан е в гробницата на баща си.
Ancak safran altın sarısı – turuncu rengini α-krosine borçludur.Златистият жълто-оранжев цвят на шафрана обаче се дължи главно на α-кроцина.
Kısa vadeli borçların uzun vadeli hale getirilmesidir.Тя издава дългосрочни облигации.
"Birçok kişiye borçlu olduğumun farkındayım.За много хора той е обиден.
Borçlu olmamak asıldır.Причината е незаплащането.
Kitaplara borçlu olduğu yüksek bir zekası vardır.Разполага с богат фонд от книги.
Kabul ederse borcu silinecektir.Ако ... то той е длъжен да заплати.
Ray Bulgarin, Niko'nun kendisine borcu olduğunu iddia etmektedir.Според финансовия министър обаче те принадлежали на България.
Hane halkı borçlanma oranı, ülke yerleşiklerinin finansal kurumlara olan borçlarının milli gelire oranıdır.Външният дълг на дадена страна е сумата от дълговете на всички местни лица към кредитори извън страната.
Hastalığın tedavisi kendisini büyük miktarda borç içine soktu.Разходите за лечение изчерпват голяма част от състоянието му.
Bu kâr hemen borçların bir kısmını kapatmak için harcandı.В резултат на получената лихва се амортизира част от данъка.
Hukuk alanında ise edim borçlu kişinin yerine getirmekle yükümlü olduğu davranış biçimidir.Принципът е, че задължен да извърши изпълнението е длъжникът.
Kent, tüm ekonomik etkinliklerini Lukuledi Nehri'ne borçludur.Тил е вдъхновен от впечатленията си от долината на река Върчице.
Adam Jano'ya hayat borcu olarak para verdi.Антоний раздава пари на бедните.
50.000 Euro ödemesi gereken borçları vardır.Наградата е в размер на 50 000 €.
Firmanın asıl ününü pikaplarına borçludur.Богатството на фамилията ѝ идва от предприятия за цигли.
Cezayir'in dış borçları 2005 yılında 17,5 milyar dolar iken Aralık 2006'da 4,7 milyar dolara düşmüştü.Външният дълг на Катар през 2006 г. е достигнал 25.7 млрд.щ.д.
Teşekkürü bir borç biliyorum.Обяснение в благодарност.
Mali politika 1998 borç krizinden bu yana oldukça disipline edilmiştir.Fiskalna politika je vrlo disciplinirana od dužničke krize 1998. godine.
Halk kütüphanelerinin aksine, milli kütüphaneler nadiren vatandaşların kitap borçlanmasına izin verir.Za razliku od narodnih knjižnica, građani rijetko smiju posuđivati knjige.
Borçlu olmamak asıldır.HNL zbog nepodmirenja dugova.
Borç 1989 yazında, Ceauşescu devrilmeden az önce tamamen ödendi.Dug je u potpunosti otplaćen u ljeto 1989. godine, nekoliko mjeseci prije svrgavanja Ceauşescua sa vlasti.
Hala babamın borçlarını ödüyorum ve o mezarda.U blizini te grobnice je pokopana njegova majka, a tu je u blizini i grobnica njegova sina.
Borç ilişkilerinde sorumlulukDužnički kapital
Ülkenin dış borç tutarı 120 milyon $'dır.Vrijednost ugovora iznosi 120 milijuna eura.
Macaristan'ın net dış borcu 10,9 milyar dolara yükseldi.Dotad su dugovi Jugoslavije narasli na devet i pol milijardi dolara.
Baykuş Ömer'e borç aldığı parayı geri vermesi için iki gün mühlet verir.Benedict daje ekipi dva tjedna da vrate novac, tj.
"Gönül borcuyla değil ama anne sevgisiyle yazdım.Znači nisu bili nositelji posebne kulture Hiksa, nego su posuđivali od Egipćana.
Devlet borcu veya kamu borcu, bir devletin iç ve dış borçlarıdır.Vanjski ili inozemni dug je dug jedne države prema drugoj ili prema međunarodnim institucijama.
Borçlarını ödeyemeyenler de köle olarak satılabilirdi.Oni koji nisu mogli platiti za svoju slobodu bili su pretvoreni u roblje.
Bu durumda merkez bankalarının ticaret bankalarına borç vermesi söz konusudur.To je kamatna stopa po kojoj se FED obvezuje posuditi rezerve komercijalnim bankama.
Daha sonra, samuray tahsisatlarının borçları ve ödemeleri devlet tarafından üstlenilecektir.Okrem toho ich dlhy a výplata pravidelného dôchodku samurajov boli prevedené na štát.
Kefil, alacaklıya ödediği borç nispetinde alacaklıya halef (ardıl) olur.Požičaná vec prechádza do vlastníctva dlžníka.
Kısa vadeli borçların uzun vadeli hale getirilmesidir.Menej výnosné istejšie nástroje sú dlhodobé dlhopisy.
Bu günlerimizi sizlere borçluyuz.Ďakujem ti za dnešok, ktorý mi dávaš.
Kişilerin hak ve borçlara sahip olabilme yeterliliğidir.Občania majú mať slobodu a právo na majetok.
Bu durumda merkez bankalarının ticaret bankalarına borç vermesi söz konusudur.Je to vlastne úroková sadzba, za ktorú si komerčné banky požičiavajú od centrálnej banky.
Adını kırmızımsı rengine borçuludur.Za názov vďačí sivastej farbe.
Toplam 98 bin firmaya da borçlu olduğu açıklandı.Zozbieraných bolo približne 698 000 podpisov.
Devlet borcu veya kamu borcu, bir devletin iç ve dış borçlarıdır.Dlh alebo dlžoba je záväzková povinnosť dlžníka.
Borçlanma sözleşmelerini yapar.Prinášajú zoznamy dlžníkov.
İsolde onun Tantris olduğunu bildiğini; Isolde'ye hayatını borçlu olduğunu söyler.Nechá si zavolať Tristana a prezradí mu, že vedela, že on bol Tantris a mala v rukách jeho život.
Fakat ödemek zorunda olduğu bir borç vardır.Na časť splátky dlhu si však novo požičal.
Dış borcun çoğu özel sektöre aittir.Väčšina prác je zaisťovaná externe.
Borçlar kısa sürede arttı ve borç verenler paralarını geri istemeye başladılar.Dolgovi so hitro rasli in posojevalci denarja so začeli zahtevati vračilo dolgov.