Genel uygulamada dönemsel borç tutarının belirli bir oranı asgari ödeme tutarı olarak belirlenir.لحساب الأجر السنوي، وكان يستخدم أدنى الحد الأدنى للأجور العام.
Buna rağmen FIFA, Belize'yi kendisine olan borçlarından ötürü turnuvaya katılmaktan men etti.مع ذلك، رفضت الفيفا دخول بليز بسبب ديونه من الفيفا.
Yani borçludan borcun kendisine ödenmesini isteyebilir.وأيضاً قد تتمحور على تسديد الدين.
Kabul etmedikçe keşideci asıl borçludur.يؤخذ منها عدم قبول شهادة المجهول حتى يُزَكَّى.
Beşyüz milyon lira borcumuz var.القيمة المقدرة خمسمائة ليرة .
GSYİH'nın bir kısmını oluşturan Çek kamu borcu, Orta ve Doğu Avrupa'daki en düşük borçlardan biridir.ككسر من الناتج المحلي الإجمالي، والدين العام التشيكية ينتمي بين أصغر منها في أوروبا الوسطى والشرقية.
Çünkü kimse borçlarından dolayı tutuklanmamaktadır.فيما لم يلق القبض على أحد بسبب هذه الجرائم.
Kendilerini tebrik etmeyi borç biliriz..نيل الأماني في شرح التهاني.
İç borç sorununu derhal çözmek.التاكد من تسوية الديون في وقتها.
Bu mitingle ona olan borcumuzu ödüyoruz." dedi.رجاءً لا تنس أن تدفع له هذا الدين".
Borçlar Hukuku, Özel Hükümler Ankara 2014.في النقد الائتماني لفصل الأخلاق عن الدين، 2014.
Borç senetleri iktisadi mahiyeti itibarı ile kredi vasıtasıdır.حظر القروض الخاصة بأسعار فائدة عالية.
Borç ilişkilerinde sorumlulukالإيضاح في أصول الدين.
Medium (Normal) seviyede ise 20.000$'la başlayıp borçsuz olarak devam edersiniz.في دوك تي في، توفؤ الدولة 20 ألف دولارا و تتلقي في المقابل 70 ألف دولارا.
Hastalığın tedavisi kendisini büyük miktarda borç içine soktu.أدى مرضها إلى غرق الأسرة في كثير من الديون.
Savaşın sona ermesiyle birlikte Irak, Kuveyt'e olan 14 milyar dolarlık borcunu ödeyemez hale geldi.في وقت الغزو كان العراق اقترض من الكويت 14 مليار دولار أمريكي التي لم تسدد وذلك أثناء حرب الخليج الأولى.
Bununla birlikte zamanaşımı borcu sona erdirmez, sadece borçluya ödemekten kaçınma hakkı verir.عندئذ اغتنم بعض سيئي النية الفرصة، وامتنعوا عن دفع الضريبة.
Birçok kişiye maddi borcu vardır.العديد من الناس لديهم وظائف متعددة.
Adını kırmızımsı rengine borçuludur.والتم الأسود يعود اسمها إلى لون ريشه.
"Gönül borcuyla değil ama anne sevgisiyle yazdım.ليس من أغراك بالعسل حبيباً، بل من نصحك بالصدق عزيزاً.
Tom bana hiçbir şey borçlu değildir.توم ليس مدينا لي بأي شيء.
Borcumuzu nasıl ödeyeceğiz şimdi?كيفَ سنسدد ديوننا الآن؟
Şimdi bana borçlusun.الآن انت مدينن لي
O adamın çok borçları var.ذلك الرجل لديه ديون كثيرة.
Daha sonra, samuray tahsisatlarının borçları ve ödemeleri devlet tarafından üstlenilecektir.Mais tarde, as suas dívidas e pagamentos dos salários dos samurais deviam ser assumidas pelo Estado.
Pek çok kişi hayatını bu cinsin üyelerine borçludur.Muitas pessoas ficaram a dever a vida a membros destas famílias.
2009'da Çin, Kazakistan'a 10 milyar dolar borç vermiş ve MangistauMunaiGas'ta bir ilçe almıştır.Em 2009, a China emprestou $ 10 bilhões ao Cazaquistão e ganhou uma participação no MangistauMunaiGas.
Irak'ın borçlarının büyük kısmı Suudi Arabistan ve Kuveyt'e idi.Os maiores credores da dívida da nação eram a Arábia Saudita e o Kuwait.
Şirketin finansmanı kurucuların ailelerinden alınan 150.000 dolarlık borçlarla sağlanmıştır.A empresa primeiramente arrecadou um financiamento de US$ 150.000 de empréstimos das famílias dos fundadores.
Borçlar kısa sürede arttı ve borç verenler paralarını geri istemeye başladılar.Dívidas rapidamente apareceram e os credores começaram a cobrar o pagamento.
Çünkü kimse borçlarından dolayı tutuklanmamaktadır.Garante que ninguém pode ser preso devido às suas crenças religiosas.
Teşekkürü bir borç biliyorum.Recebeu várias homenagens.
Bu listedeki değerlerin net değil brüt borç olduğuna dikkat ediniz. ^ Dış borç.Note que esta lista é a dívida bruta, e não a dívida líquida.
Varlıklarını ise 1:2 veya 3:4 gibi yörüngesel rezonanslara borçlular.Os três primeiros possuem uma ressonância orbital de 1:2:4.
İmparator XI. Konstantinos 1453'te öldüğünde Venedik'e 17163 İperpiron borcu vardı.O imperador Constantino XI tem uma dívida para com Veneza de 17 163 hipérpiros à data da sua morte em 1453.
1958 yılında, dış ödemeler dengesindeki bozukluk alınan dış borçları ödenemez hale getirmişti.A partir de 1984 foi incapaz de saudar as dívidas acumuladas.
Sovyetler Birliği'nin baş halef devleti olarak Rusya, SSCB'nin dış borçlarını ödeme sorumluluğunu aldı.Como sucessora da URSS, a Federação Russa se tornou responsável pelos débitos externos soviéticos.
Sana olan borcumuzu nasıl ödeyebiliriz?Quem que vai pagar a conta?
Deflasyonda, alıcılar karlı çıkar, borçlular zarar eder.A deflação recompensa os poupadores e pune os devedores.
Borçlarını ödeyemeyenler de köle olarak satılabilirdi.Aqueles que não poderiam pagar por sua liberdade, eram forçados a escravidão.
Bu dış borçlar Osmanli devleti hazinesine büyük külfet yüklemekte idi.Todos esses gastos, no entanto, colocaram uma enorme pressão sobre a tesouraria otomana.
Borcunu ödemiş Jaqen, Arya'ya bir sikke verir ve ona garip bir şey söyler, "Valar Morghulis".Jaqen dá a Arya uma moeda e uma estranha frase, "Valar morghulis", para ser usada como emergência.
Sorun yaygın borçlanmadan kaynaklanıyormuş gibi görünüyordu.O problema parece ter sido centrado em torno da dívida generalizada.
Borçlunun temerrüdü aslında geçici bir durumdur.O caráter dos cargos passou a ser temporário.
Kefil, alacaklıya ödediği borç nispetinde alacaklıya halef (ardıl) olur.O débito é a prestação a ser realizada pelo devedor.
Alacaklı, borcun ifâ edilmesi için sınırsız olarak borçlunun malvarlığına başvurabilir.Também pode ser considerada como obrigação tributária a própria prestação que o devedor tem que cumprir.
Peter bu parayı kullanarak kredi borcunu öder ve eşyalarını geri satın alır.Peter imediatamente paga a dívida e compra sua mobília de volta.
Irak iki ülkeden de borçlarının silinmesini istedi, ancak iki ülke de bunu reddetti.O governo do Iraque tentou fazer com que estes países perdoassem parte do débito, mas eles se recusaram.
Borçları ödemek için tefecilerden para almış, bir de tefecilerle başı belaya girmiştir.Alguma vez você já jogou para obter dinheiro para pagar dívidas ou então resolver dificuldades financeiras?
Cehennemde günah borcu ödeninceye kadar kalınıp sonra tekrar cennete gidilebilir.Isso teriam lhe redimido dos pecados, mas é condenado também a ir para o Inferno.
Fakat 1991 Alman uzlaşması sonrasında maddi borçlar nedeniyle çöktü.Em 2004, o clube faliu por conta da insolvência financeira.
Mürettebata bir günlük yiyecek ve 42,000 € borç bırakılmıştı..O Real Madrid ofereceu um empréstimo por 2 anos, sendo pagos 400 mil euros por ano.
Bu müddet geçince Hristiyanların Yahudilere hiçbir borcu olmadığı kabul edilecekti.Entretanto, naquela época, as pessoas da Judeia não aceitaram as pregações de Cristo.
Bu borcu ödemek için kendisine on sekiz gün süre verildi.Foi dado a ele apenas 8 dias para preparar a missão.
Güç sahibi bir mevkide olmasını metresi Narasaki Ryō’ya (楢崎龍) borçludur.O sucuk devem ser consumido cozido (pois quando está cru, fica muito duro).
Kulübün maddi sıkıntıları ve borçlarından dolayı ayrılmak zorunda kaldı.O movimento declinou por motivos de doença de seu líder e problemas financeiros.
Jack Sparrow'un kendisine borcu olduğu için arkadaşı Will Turner'ı mürettabatına almıştır.Essa tarefa nada mais era do que, Will, trazer a bússola de Jack Sparrow para ele.
Böyle bir yük altına giren kişi, borcunu ödemek için her şeyini ortaya koymak zorundadır.Cada coobrigado pode ser chamado para responder pela totalidade da dívida.
Bu durum Haruhi’yi Host Kulübü’ne karşı büyük bir borca sokar.É ele quem faz com que Haruhi entre no Host Club através de sua divida.
Bir hukuki işlemden doğan borçlardır.Trata-se, pois, de um direito contraposto a um dever jurídico.