Ana içeriğe geç
Sözlük

borç ile cümle

borç kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
1
HECE
8
ORT. KELİME
II. Beyazıd cenaze namazını kıldırdı ve kalan borçlarını ödedi.En 1300, la Inquisición interrumpió el culto y mandó quemar sus restos mortales.
Cezayir'in dış borçları 2005 yılında 17,5 milyar dolar iken Aralık 2006'da 4,7 milyar dolara düşmüştü.Esto redujo la deuda externa de Argelia a valores por debajo de 5 mil millones de dólares a finales de 2006.
Devlet borçlarını ödeyemez hale gelmiştir.El general no olvidaba sus finanzas.
Bu borçlanma birçoğunun toprağını kaybetmesine neden oldu.La toma de este pueblo había costado la pérdida de numerosos hombres.
Kamu Borcu Nasıl Oluştu?¿Tienes algunas deudas?
Miras şirketinin borcu para borcuysa, müteselsil sorumluluk söz konusudur.El patrimonio del deudor constituye garantía común para los acreedores.
Size hiçbir şey borçlu değiliz.Non vi dobbiamo niente.
Onu benim için yaparsanız size borçlu olacağım.Se fate questo per me sarò in debito con voi.
Bana özür borçlusun.Mi devi delle scuse.
Ona ne borçluyum?Che cosa gli devo?
Allan fazladan para ve elbise göndermesine rağmen Poe'nun borçları arttı.Allan inviò ulteriore denaro e vestiti ma nonostante ciò i debiti di Poe aumentarono.
Borç 1989 yazında, Ceauşescu devrilmeden az önce tamamen ödendi.Il debito fu pagato interamente nell'estate del 1989, poco prima che Ceaușescu venisse spodestato.
1939 itibarıyla Franco'nun bu şirketlere olan borcu 100.000.000 ABD Doları'nın üzerindeydi.Nel 1939, Franco dovette a queste e ad altre società più di 100.000.000 $.
Borçlarını ödeyemeyenler de köle olarak satılabilirdi.Anche coloro che non pagavano i propri debiti potevano diventare schiavi.
Borç birkaç gün içinde ödenmezse çiftlik tahliye edilecektir.Qualora il debito non venisse ripagato entro pochi giorni, il ranch diventerà proprietà della banca.
Kendilerini tebrik etmeyi borç biliriz..Si tramandano le sue proprietà salutari..
Sendikasyon kredisi bir borçlanma şeklidir.L'opposto di debito è Credito.
15:2 Yedinci yıl yakın diye ihtiyacı olana borç vermemezlik yapma Deut.23:11 285-230NV - Non esigere i crediti durante il settimo anno. - Deut.
1814 Mayıs'ında Johanne Cathrine Andrea Borch ile evlenen Norveçli, yazın ülkesine gitmek üzere yola çıktı.Dopo aver sposato Johanne Cathrine Andrea Borch, nel maggio 1814, partirono per la Norvegia in estate.
24:10 Teminatı, ihtiyacı varsa borçluya iade et Deut.24:10 530-199PV - Restituisci il pegno al debitore quando ne ha bisogno. - Deut.
Beckett şöhretinin büyük kısmını Godot'yu Beklerken isimli oyununa borçludur.Beckett è famoso principalmente per l'opera teatrale Aspettando Godot.
Bu yüzden sirk borçlar nedeniyle kapanmanın eşiğindedir.Il circo del giocatore corre il rischio di essere chiuso per debiti.
Cehennemde günah borcu ödeninceye kadar kalınıp sonra tekrar cennete gidilebilir.In cambio costoro avrebbero ottenuto la remissione dei peccati e l'accesso al Paradiso.
Borçlarını ödeyememiştir.Non riesce a estinguere i suoi debiti.
Fakat Anthony van Dyck asıl başarısını eşsiz portreciliğine borçludur.Il suo ritratto fu inciso da Anthony van Dyck per la sua serie di iconografie.
Peter bu parayı kullanarak kredi borcunu öder ve eşyalarını geri satın alır.Michael accetta i soldi e ripiana i suoi debiti.
Edim, borçlunun bir şey vermek, bir şey yapmak ya da bir şey yapmamak şeklindeki yükümlülüğüdür.Una promessa è un impegno da parte di qualcuno a fare o non fare qualcosa.
Şöhretini, Şubat 2001'de çıkan single'ı Breakablea borçludur.È divenuta nota al grande pubblico grazie al suo singolo Unbreakable, pubblicato nel febbraio 2001.
"20 milyon doların üzerinde borcumuz var.Sembrerebbe che tu abbia ottenuto i 20 milioni di dollari."
Amerika’ya borçlu olduklarını düşünüyorlar.La produzione è esportata in America.
Ve bu özelliğime şükran borçluyum.Vi dovevo quest'omaggio.
Japonya Merkez Bankası kısa vadeli devlet borçlarını alarak enflasyonu %2'ye yükseltmeyi de hedeflemiştir.La Banca centrale europea, poi, fissa al 2% l'obiettivo di inflazione programmata.
Başarılarını ise sürekli konser turlarında bulunmaya borçludurlar.Si impegna regolarmente in concerti di beneficenza.
Arkadaşlarından birçok kez borç almıştır ve pek çok borcu ödenmemiş şekilde ölmüştür.Prestò servizio presso alcuni nobili ma morì pieno di debiti.
Borç ilişkilerinde sorumlulukDebito Rischio di credito
Borç ve kamu para yardımları önemli ölçüde artarken, kalkınma harcamaları keskin bir şekilde azaltıldı.I profitti e le perdite per un centro di profitto sono calcolate separatamente.
Devletin borcu da 29 katrilyon TL arttı.Il Consiglio nazionale era favorevole a un aumento a 32 franchi.
4 Şubat 1938'de Hitler'in kurmay subay sekreteri Ilse Borchert ile evlendi.Sposò Ilse Borchert, una delle segretarie dello staff di Hitler il 4 febbraio 1938.
Hatta ekonomik kazançları sadece borçlarını ödemektedir.In realtà vuole solo dei soldi perché carico di debiti.
Çünkü kimse borçlarından dolayı tutuklanmamaktadır.Nessuno ha pagato per aver violato i diritti umani.
Gerekçesi ise savaştan yenik çıkan Kartaca’nın Roma’ya olan borçlarını bile zorlukla ödemesidir.Parte di tali risorse naturalmente era destinata a Cartagine, per pagare i debiti di guerra con Roma.
Böylece Devrekli az da olsa bu ‘alperenine’ vefa borcunu herhalde ödemiş olacaktır.Ma se non è possibile, temo che mi dovrai pagare £1 di multa".
Adam Jano'ya hayat borcu olarak para verdi.Sam deve a Giulia la sua vita.
Borçlu olmamak asıldır.Una gratitudine senza debiti.
Hak ehliyeti, hak sahibi olabilme, borç altına girebilme yeterliliğine sahip olmaktır.La legittimazione del creditore è il potere di ricevere la prestazione da parte del debitore.
Tabii bütün bu paralar Türkiye'nin hesabına borç olarak yazılıyordu.Questi titoli erano tutti parte della parìa di Scozia.
Bu da borcunu ödeyemeyenlere karşı bankanın az miktarda rücu hakkı olacağı anlamına gelir.Ciò significa che la banca avrà scarso ricorso contro debitori insolventi.
Söylemek istediğim şey şu ki, yaşadığım tüm mutluluğu sana borçluyum.La felicità che mi era sempre stata negata, avevo il diritto di viverla quella felicità.
Borchert'in mezarı Hamburg'da Ohlsdorf Mezarlığı'ndadır.La sua tomba si trova nel cimitero di Ohlsdorf ad Amburgo.
II. Beyazıd cenaze namazını kıldırdı ve kalan borçlarını ödedi.Alla morte del Papa Ludovisi, prestò la sua opera per adornare le reliquie funebri.
Dış borç tutarı $3,073 milyar (2005)'dır.Esportazioni 0,43 miliardi di euro (2000).
Sana hayatımı borçluyum.Я обязан тебе жизнью.
Biraz borç para verebilirsen çok makbüle geçer.Если бы ты мог одолжить мне денег, я был бы тебе благодарен.
Biraz borç almalıyım.Я должен занять немного денег.
Benim artık borca ihtiyacım yok.Мне больше не нужна ссуда.
Macaristan'ın net dış borcu 10,9 milyar dolara yükseldi.Чистый внешний долг Венгрии увеличился до 10,9 миллиардов долларов.
Borç geçen işlemler için valör, işlemin yapıldığı gündür.В этот день отбираются платежи, срок которых наступает в указанный день.
Borçlarını ödeyemeyenler de köle olarak satılabilirdi.Должников, не платящих долги, также могли продать в качестве рабов.
Halk kütüphanelerinin aksine, milli kütüphaneler nadiren vatandaşların kitap borçlanmasına izin verir.В отличие от публичных библиотек, они редко позволяют гражданам брать книги.
15:2 Yedinci yıl yakın diye ihtiyacı olana borç vermemezlik yapma Deut.15:9 Не отказывать в ссуде из-за приближения седьмого года 232 Дв.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod