bolluk ile cümle

bolluk kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Yani benim bahsettiğim şey modern, bolluk içindeki Batı toplumlarının garip sorunu.Assim, aquilo de que estou a falar é um problema peculiar das sociedades ocidentais, modernas e ricas.
Yani benim bahsettiğim şey modern, bolluk içindeki Batı toplumlarının garip sorunu.Ce dont je parle est spécifique aux sociétés occidentales modernes, opulentes.
Yani benim bahsettiğim şey modern, bolluk içindeki Batı toplumlarının garip sorunu.De paradox die ik hier bespreek geldt dus met name voor het moderne, welvarende Westen.
Yani benim bahsettiğim şey modern, bolluk içindeki Batı toplumlarının garip sorunu.Govorim torej o značilnem problemu moderne zahodne družbe izobilja.
Yani benim bahsettiğim şey modern, bolluk içindeki Batı toplumlarının garip sorunu.Hovorím teda o osobitom probléme moderných, bohatých, západných spoločností.
Yani benim bahsettiğim şey modern, bolluk içindeki Batı toplumlarının garip sorunu.Jadi masalah yang saya bahas tadi terbatas bagi masyarakat Barat yang modern dan makmur.
Yani benim bahsettiğim şey modern, bolluk içindeki Batı toplumlarının garip sorunu.Joten tämä, mistä puhun, on omituinen ongelma moderneissa, rikkaissa, länsimaisissa yhteiskunnissa.
Yani benim bahsettiğim şey modern, bolluk içindeki Batı toplumlarının garip sorunu.그래서 제가 말씀드린 이 이상한 문제는 현대화되고 풍요로운 서구 사회의 것입니다.
Yani benim bahsettiğim şey modern, bolluk içindeki Batı toplumlarının garip sorunu.Mówię zatem o dziwnym problemie nowowczesnych, bogatych, zachodnich społeczeństw.
Yani benim bahsettiğim şey modern, bolluk içindeki Batı toplumlarının garip sorunu.Per cui la faccenda di cui sto parlando è un malessere esclusivo delle moderne, ricche società occidentali.
Yani benim bahsettiğim şey modern, bolluk içindeki Batı toplumlarının garip sorunu.Så de ting jeg snakker om er det besynderlige problem i moderne, velstående vestlige samfund.
Yani benim bahsettiğim şey modern, bolluk içindeki Batı toplumlarının garip sorunu.Så det jag har talat om är ett specifikt problem för den moderna, förmögna västvärlden.
Yani benim bahsettiğim şey modern, bolluk içindeki Batı toplumlarının garip sorunu.Takže to, o čem tu mluvím, je podivný problém moderních, bohatých, západních společností.
Yani benim bahsettiğim şey modern, bolluk içindeki Batı toplumlarının garip sorunu.Tehát a dolog amiről beszéltem az a modern, gazdag, nyugati társadalmak sajátos problémája.
Yani benim bahsettiğim şey modern, bolluk içindeki Batı toplumlarının garip sorunu.Vậy, cái tôi đang nói về là vấn đề riêng của xã hội hiên đại giàu có phương Tây.
Yani benim bahsettiğim şey modern, bolluk içindeki Batı toplumlarının garip sorunu.Αυτό για το οποίο μιλάω είναι ένα ιδιαίτερο πρόβλημα των σύγχρονων, εύπορων, δυτικών κοινωνιών.
Yani benim bahsettiğim şey modern, bolluk içindeki Batı toplumlarının garip sorunu.Така че, аз говоря за един специфичен проблем на модерното, богато, западно общество.
Yani benim bahsettiğim şey modern, bolluk içindeki Batı toplumlarının garip sorunu.Так что всё, о чем я говорю является проблемой исключительно богатого современного западного общества.
Yani benim bahsettiğim şey modern, bolluk içindeki Batı toplumlarının garip sorunu.Тож усе, про що я кажу, є проблемою виключно багатого сучасного Західного суспільства.
Yani benim bahsettiğim şey modern, bolluk içindeki Batı toplumlarının garip sorunu.ולכן הדברים עליהם אני מדבר הם בעיה ייחודית של חברות מערביות, אמידות ומודרניות.
Yani benim bahsettiğim şey modern, bolluk içindeki Batı toplumlarının garip sorunu.إذا المشكلة التي أتحدث عنها تخص المجتمعات الغربية الحديثة والغنية.
Yani benim bahsettiğim şey modern, bolluk içindeki Batı toplumlarının garip sorunu.近代の 豊かな西欧社会独特の問題なのです そこで非常に不愉快でいらいらさせるのは 次の点です
Yapmamız gereken tek şey bolluk yaratıp buna pek çok insanın erişmesini sağlamak.Apa yang perlu kita lakukan adalah menghasilkan kelimpahan membuatnya tersedia untuk kebanyakan orang.
Yapmamız gereken tek şey bolluk yaratıp buna pek çok insanın erişmesini sağlamak.Ce que nous devons faire est produire une abondance, le rendre disponible pour la plupart des gens.
Yapmamız gereken tek şey bolluk yaratıp buna pek çok insanın erişmesini sağlamak.Deswegen müssen wir Überfluss produzieren und es allen Menschen verfügbar machen.
Yapmamız gereken tek şey bolluk yaratıp buna pek çok insanın erişmesini sağlamak.Quello che ci serve è produrre abbondanza, rendendola disponibile per tutti.
Yapmamız gereken tek şey bolluk yaratıp buna pek çok insanın erişmesini sağlamak.Това, което трябва да направим, е да създадем изобилие и да го направим достъпно за повечето хора.
Yedi bolluk yılı boyunca toprak çok ürün verdi.A vydala země po sedm let úrodných obilí hojnost.
Yedi bolluk yılı boyunca toprak çok ürün verdi.A zem pracovala za sedem rokov hojnosti dávajúc plodiny plnými rukami.
Yedi bolluk yılı boyunca toprak çok ürün verdi.Dalam masa tujuh tahun penuh kemakmuran itu, tanah menghasilkan panen yang berlimpah-limpah
Yedi bolluk yılı boyunca toprak çok ürün verdi.Durante i sette anni di abbondanza la terra produsse a profusione
Yedi bolluk yılı boyunca toprak çok ürün verdi.Durante os sete anos de fartura a terra produziu a mancheias;
Yedi bolluk yılı boyunca toprak çok ürün verdi.En ja, de zeven jaren die volgden, zorgden voor enorme oogsten.
Yedi bolluk yılı boyunca toprak çok ürün verdi.És a föld a hét bõ esztendõ alatt tele marokkal ontá a termést.
Yedi bolluk yılı boyunca toprak çok ürün verdi.În timpul celor şapte ani de rod, pămîntul a dat bucate din belşug.
Yedi bolluk yılı boyunca toprak çok ürün verdi.Ja seitsemänä viljavuotena maa kasvoi ylen runsaasti.
Yedi bolluk yılı boyunca toprak çok ürün verdi.일곱해 풍년에 토지 소출이 심히 많은지라
Yedi bolluk yılı boyunca toprak çok ürün verdi.La tierra produjo a montones en aquellos siete años de abundancia
Yedi bolluk yılı boyunca toprak çok ürün verdi.Och landet gav under de sju ymniga åren avkastning i överflöd
Yedi bolluk yılı boyunca toprak çok ürün verdi.Og jorden bar rikelig i de syv overflodsår.
Yedi bolluk yılı boyunca toprak çok ürün verdi.Og Landet bar i bugnende Fylde i Overflodens syv År;
Yedi bolluk yılı boyunca toprak çok ürün verdi.Pendant les sept années de fertilité, la terre rapporta abondamment.
Yedi bolluk yılı boyunca toprak çok ürün verdi.Rodila je pa zemlja v sedmih letih obilosti, kolikor so le nabrati mogli.
Yedi bolluk yılı boyunca toprak çok ürün verdi.Trong bảy năm được mùa dư dật, đất sanh sản ra đầy dẫy.
Yedi bolluk yılı boyunca toprak çok ürün verdi.Trong bảy năm được_mùa dư_dật , đất sanh sản ra đầy_dẫy .
Yedi bolluk yılı boyunca toprak çok ürün verdi.Und das Land trug in den sieben reichen Jahren die Fülle;
Yedi bolluk yılı boyunca toprak çok ürün verdi.Zrodziła tedy ziemia w onych siedmiu latach urodzajnych obficie.
Yedi bolluk yılı boyunca toprak çok ürün verdi.Και εκαρποφορησεν η γη πλουσιοπαροχως εις τα επτα ετη της αφθονιας
Yedi bolluk yılı boyunca toprak çok ürün verdi.Земля же в семь лет изобилия приносила из зерна по горсти.
Yedi bolluk yılı boyunca toprak çok ürün verdi.И през седемте години на плодородие земята роди преизобилно.
Yedi bolluk yılı boyunca toprak çok ürün verdi.ותעש הארץ בשבע שני השבע לקמצים׃
Yedi bolluk yılı boyunca toprak çok ürün verdi.واثمرت الارض في سبع سني الشبع بحزم.
Yedi bolluk yılı boyunca toprak çok ürün verdi.七 個 豊 年 之 內 、 地 的 出 產 極 豊 極 盛 。 〔 原 文 作 一 把 一 把 的
Yedi bolluk yılı boyunca toprak çok ürün verdi.七 個豊 年 之 內 、 地 的 出產極豊 極盛 。 〔 原文 作 一 把 一 把 的
Yeryüzünde zevk ve bolluk içinde yaşadınız. Boğazlanacağınız gün için kendinizi besiye çektiniz.Aţi trăit pe pămînt în plăceri şi în desfătări. V'aţi săturat inimile chiar într'o zi de măcel.
Yeryüzünde zevk ve bolluk içinde yaşadınız. Boğazlanacağınız gün için kendinizi besiye çektiniz.Avete gozzovigliato sulla terra e vi siete saziati di piaceri, vi siete ingrassati per il giorno della strage
Yeryüzünde zevk ve bolluk içinde yaşadınız. Boğazlanacağınız gün için kendinizi besiye çektiniz.Deliciosamente vivestes sobre a terra, e vos deleitastes; cevastes os vossos corações no dia da matança.
Yeryüzünde zevk ve bolluk içinde yaşadınız. Boğazlanacağınız gün için kendinizi besiye çektiniz.Dõzsöltetek e földön és dobzódtatok; szívetek legeltettétek mint áldozás napján.
Yeryüzünde zevk ve bolluk içinde yaşadınız. Boğazlanacağınız gün için kendinizi besiye çektiniz.I har levd i vellevnet på jorden og efter eders lyster; I har gjødd eders hjerter på slaktedagen!
Yeryüzünde zevk ve bolluk içinde yaşadınız. Boğazlanacağınız gün için kendinizi besiye çektiniz.Ihr habt wohlgelebt auf Erden und eure Wollust gehabt und eure Herzen geweidet am Schlachttag.

İlgili Sayfalar