Endosporlar bakterilerin uzaydaki boşluk ve radyasyona dayanmalarını sağlar.Az endospóráknak köszönhetően a baktérium még az űrben található vákuumot és sugárzást is túlélheti.
2007 Ağustosunda Eridanus takımyıldızında bir süper boşluk tespit edildi.2004 szeptemberében az indonéziai Flores szigetén különös maradványokra bukkant rá egy régészcsoport.
Bu boşluklar üçgen piramit şeklindedir.A molekulája trigonális piramis alakú.
Yok olmak için boşlukta var olacakları için boşluktan gelmezler.A szabadban nem élnek, mert ott elpusztulnának.
Bir anlık boşluk anında Mystique Magneto'yu vurur.Távolléte alatt Magneto használta őket.
Bu durum, iki dönem arasına girmiş bir boşluk dönemi olduğunu düşündürmektedir.Elképzelése szerint ezzel sikerült volna a két éve tartó patthelyzetet feloldani.
Tsiolkovskiy, roketlerin boşlukta hareketini açıklayan Tsiolkovskiy denklemini de bulmuştur.A Ciolkovszkij-egyenlet az idealizált rakéta mozgását írja le.
Boşlukta uçan cisimler Isaac' in uzay boşluğuna düşmesine neden olacak şekilde tehlikeli olabilmektedir.Egy homályos lencse például az egész űrmisszió sikerét veszélyeztetheti.
Işığın boşluktaki hızı yaklaşık olarak saniyede 300.000 km’dir.A fény sebessége vákuumban közelítőleg 300 000 km/s.
Çocukluk, İstismar ve Dinden Kaçış Çok Gerekli Bir Boşluk mu?Lapsuus, kaltoin kohtelu ja pako uskonnosta Erittäin tarpeellinen aukko?
Boşlukta düz bir doğrultuda yayılırlar.Ne etenevät tyhjässä putkessa suoraviivaisesti.
Başlangıçta boşluk vardı (Ginnungagup).Siinä oli alun perin pärekatto.
Gerçekte, boşlukta ışık maksimum hızda(c) ilerler.Aiheuttaja liikkuu valon tyhjiönopeutta c nopeammin eli u > c.
Boşluklar arasında geçiş yapmak için birkaç ayar vardır.Selänteiden välistä kulkee useita solia.
Beş basamaklı sayılardan itibaren bölükler aralarında boşluk bırakılarak yazılır.Viitenumero esitetään viiden numeron ryhmissä, jotka on erotettu toisistaan välilyönnillä.
İç kısmı geniş bir boşluk halindedir.Otavalvatti on laajalle levinnyt laji.
Bu sektördeki boşluk henüz dolmamıştır.Tässä osiossa ei ole vielä palveluksesta poistettuja.
2017 yılında, formül değiştirildi ve isim güncellendi, bu da bazı boşluklara yol açtı.Vuonna 2017 brändi päivittyi, ja nimi vaihtui samalla.
Ses boşlukta yayılmaz.Να σημειωθεί ότι ο ήχος δεν διαδίδεται στο κενό.
Bu kimi zaman Maxwell denkleminin genel formu ya da boşluktaki Maxwell denklemleri olarak adlandırılır.Μερικές φορές ονομάζεται γενική μορφή των εξισώσεων Maxwell ή "εξισώσεις του Maxwell στο κενό".
Maxwell denklemleri bu dalgaların fiziksel olarak boşlukta nasıl yayıldığını açıklamaktadır.Οι εξισώσεις του Maxwell εξηγούν πώς αυτά τα κύματα μπορούν φυσικά να διαδίδονται μέσα στο χώρο.
Bu boşluklar genellikle eşit değildir.Οι περιορισμοί ή συνθήκες αυτές συνήθως είναι ανισότητες.
İzafiyetin genel teorisindeki yerçekimsel dalgaların hızı, ışığın boşluktaki hızına, c, eşittir.Γνωρίζουμε ότι η ταχύτητα του παλμού του φωτός είναι c.
Gastrovasküler boşluk dolaşım ve sindirim işlerini birlikte yapar.Οι μεταγωγείς (switches) που κάνουν ότι οι πλήμνες και οι γέφυρες μαζί.
Tüpler bazen genişlemiş boşluklar (Succalus) oluşturur.Μερικές φορές υποδιαιρείται σε υποφυλές (subtribes).
Bu nedenle, bir boşlukta bulunmak zorundadır.Vi oplever ham nu i et tomrum.
Boşluk – kıvılcım ileticileri radyonun ilk 30 yılında (1887 – 1916) yaygın olarak kullanılmıştır.Termen dateres til de første tre tiår af radiokommunikation (1888-1918).
Ayrıca kafes telleri arası boşluk 1,25 cm değerinin üzerine çıkmamalıdır.Samtidigt må arealtet af en belægningssten ikke være over 1 kvadratmeter.
Bu anlayışı Nagarjuna şu cümlelerle belirtmiştir: “Varoluş bir boşluktur.Men disse klager afvises med begrundelsen: "Dette er en social sag.
Örneğin; normal koşullarda O2 gazının hacminin % 99,6'sı boşluktur.Sagt på en anden måde går 99,9 procent af den omsatte energi til spilde.
Gerçekliğin yapısındaki boşluk.Virkelighedens niveauer.
Beş adet boşluktan müteşekkildir.500 opladninger er blot en huskeregel.
Boşluk biçimdir.’Den er ren eskapisme."
Aksi takdirde eğer kesilen uçlar arasında bir boşluk oluşur.Ellers er der kun mulighed for at luge ukrudtet væk.
Nan Madol adı "aralarındaki boşluk" anlamına gelir ve kalıntıları çaprazlayan kanallara atıfta bulunur.Navnet Nan Madol betyr "avstand mellom" og refererer til kanalene som skiller ruinene på alle kanter.
Enine kesitleri yuvarlak boşluklar halindedir.Hos hannen møtes de nesten (støter sammen) i pannen.
Bu dizilerde sıfırlar genelde boşluk olarak görülür.I slike tilfeller er posene som regel gratis.
Buna karşılık frekans boşlukta ve dielektrik madde içinde aynıdır.Dette er tilstede sammen med det vanlige, elektriske feltet E inni materialet.
Işık bir maddenin içinden geçtiğinde, boşlukta hızından daha yavaş bir hızla hareket eder.Når lyset forplanter seg gjennom et materiale beveger det seg med lavere fart enn i vakuum, c.
Sonunda bir boşluk bulundu ve duvar kırıldı.All innredningen var borte, og en vegg var hogd vekk.
Bana inan oğlum, işte o incir çekirdeğindeki boşluk o öz ile doludur.Men denne tomheten er i seg selv tom.
Tankın dış kısmındaki boşluk ise batmazlık ve radyason koruması sağlaması için normal su ile doluydu.Da var rommet i brochen fylt opp med naturlig avfall og kulturlag.
Hizalamadaki boşluklar ise insersiyon veya delesyonlar (indel) olarak yorumlanır.I denne etappens Veivalg, måtte lagene velge mellom Show It (Vis det) eller Tell It (Fortell det).
DNA polimeraz oluşan boşlukları doldurur.DNA produseres av enzymet DNA polymerase.
Işık yılı, (sembol: IY, İng. light year (ly)), ışığın bir yılda boşlukta aldığı mesafedir.Tahun Cahaya (light year, ly): jarak yang ditempuh cahaya dalam waktu 1 tahun.
Sarı ilik uzun kemiklerin orta kısmındaki boşlukta bulunur.Sumsum kuning ditemukan pada rongga interior bagian tengah tulang panjang.
İzafiyetin genel teorisindeki yerçekimsel dalgaların hızı, ışığın boşluktaki hızına, c, eşittir.Kelajuan gelombang gravitasi dalam teori relativitas umum sama dengan laju cahaya dalam vakum, c.
Crookes tüpü, iki elektrotun boşlukla ayrıldığı camdan yapılan bir koruyucudur.Sebuah tabung Crookes adalah wadah kaca tertutup di mana dua elektrode dipisahkan oleh ruang hampa.
Tümü de boşlukta tüm ağırlıklarıyla yer alıyorlardı.Hal ini dicapai dengan adanya distribusi berat di tiap-tiap gandarnya.
Bana inan oğlum, işte o incir çekirdeğindeki boşluk o öz ile doludur.Sự thối nát này, sự mục nát này nằm trong cấu tạo vẻ ngoài của chính nó.
Nan Madol adı "aralarındaki boşluk" anlamına gelir ve kalıntıları çaprazlayan kanallara atıfta bulunur.Tên gọi Nan Madol có nghĩa là "khoảng không ở giữa" là tham chiếu cho những con kênh rạch khắp tàn tích.
Kelimeler arasına boşluk konulmaz, onun yerine cümlenin sonuna konulur.Đôi khi chúng ta sẽ dừng một cách tự nhiên tại giữa câu hơn là tại kết thúc của câu đó.
Bu boşluklar üçgen piramit şeklindedir.Hợp chất này có hình dạng kim tự tháp hình tam giác.
Ve böylece boşlukta ilerlerler.Vào sự trống rỗng.
Bu nedenle, bir boşlukta bulunmak zorundadır.Trống diễn tấu trong một dàn trống.
Cephe gerisinde ihtiyat birlikleri yoktu onun yerine 200 km uzunluğunda bir boşluk vardı.Các căn cứ hậu cần không theo kịp bộ binh, có nơi khoảng cách đã lên tới hơn 300 km.
Tepesinde daire biçiminde boşluk vardır.Trên đỉnh cột có trang trí hình lân.
Sonunda bir boşluk bulundu ve duvar kırıldı.Do đấm quá nhiều mà cuối cùng bức tường đã bị nứt và hổng một lỗ.
Her iki türün dağılım alanları arasında büyük bir boşluk aralığı oluşur.Giữa hai hướng chạy đều có giải phân cách tách ngang.
Boşluk – kıvılcım ileticileri radyonun ilk 30 yılında (1887 – 1916) yaygın olarak kullanılmıştır.Thuật ngữ này có từ ba thập niên đầu tiên của đài phát thanh (1888-1918).