Helyum basıncı farkı bu boşluklarda motorun otomatik kapanmasına sebep olur.Het wegvallen van de heliumdruk in deze ruimte resulteert in het automatisch uitschakelen van de motor.
Hollanda'da posta kodları, dört rakam, bir boşluk ve iki harften oluşur.De Nederlandse postcode bestaat uit vier cijfers, een spatie en twee letters.
(Ama bu, global hizalamaların boşluklarla sonlanamayacağı anlamına gelmez.)(Co nie znaczy jednak, że dopasowania globalne nie mogą kończyć się przerwami).
Bunlar bir araya getirildiklerinde büyük boşluklar ortaya çıkmaktadır.Idąc najszerszym z nich (dolnym), dochodzi się do rozgałęzienia.
Ve böylece boşlukta ilerlerler.Drogi prowadzące w pustkę.
Hayatında bazı boşluklar ve kafasında birçok soru vardır.Posiada na głowie i pysku liczne wyrostki.
Günün sonunda Somme'nin kuzeyindeki Alman hatlarında 24 km2 boşluk oluştu.Pod koniec dnia w niemieckich liniach na południe od Sommy istniała przerwa długości 24 kilometrów.
Boşlukta düz bir doğrultuda yayılırlar.Rozgałęzia się pod prostym kątem.
Genellikle lameller birbirine çok yakındır ve araların boşluk vardır.Partnerzy znajdują się najczęściej obok siebie, a połączenie między nimi jest luźne.
Başlıca kullanım gereği astronomi data setlerindeki boşlukların doldurulmasıdır.Zamiast zwykłego indeksowania, w przestrzennych bazach danych używa się indeksów przestrzennych.
Tüpler bazen genişlemiş boşluklar (Succalus) oluşturur.Czasem tworzy dąbrowy (Quercetum).
Büyük Boşluk 1.3 milyar ışık yılı genişliğindedir.Promień pozostałości wynosi ponad 1,3 roku świetlnego.
Uyartılar bu boşluktan karşıya iletilir.Depesze te trafiały w próżnię.
Gökbilimde boşluklar (ing.Stacja pomp (nad Jez.
Lav tüpü mağaraları: Bazı mağaralar lavların soğuması sırasında içlerinde bulunan boşluklardan meydana gelir.När det är kallt väder faller de ibland i ett stelt tillstånd (torpor).
Bu boşluk yakında OpenFeint, Plus +, AGON Online ve Scoreloop gibi üçüncü taraflar tarafından dolduruldu.Det fixades snart av tredjepartstillverkare såsom OpenFeint, Plus+, AGON Online och Scoreloop.
Ses boşlukta yayılmaz.Ljud kan inte färdas genom vakuum.
Orijinal boşluklu magnetron John Randall ve Harry Boot tarafından Birmingham Üniversitesinde geliştirilmiştir.Magnetronen uppfinns av John Randall och Harry Boot.
Ve böylece boşlukta ilerlerler.Detta resulterar i svullnade.
Kan akışıyla gelen sıvılar, vücut boşluklarındaki küçük kan damarlarına sızar.Vätska från blodet läcker genom väggarna i små blodkärl i kroppshålorna.
Ancak bu soyut nesneler boşlukta kaybolur.Vi vill visa att denna mängd är tom.
Bu dalgalar boşlukta ışık hızıyla yayılır ve doğal olarak geniş bir dalgaboyu spektrumuna sahiptir.Dessa vågor färdas i vakuum med ljusets hastighet och existerar i ett brett spektrum av våglängder.
Işık hızı, boşlukta her zaman aynı hızla ilerler.Utbredningshastigheten i vakuum är konstant och alltid lika med ljushastigheten.
Bu boşluklar genellikle eşit değildir.Dessa gränser är vanligtvis då inte exakt lika avgränsade.
Boşluk biçimdir.’Allt är tomhet!").
Gündüzleri kayaların altındaki boşluklarda ya da mağaralarda uyuyarak geçirir.De sover på dagen gömda bland trädens rötter eller i naturliga grottor.
Işık yılı, (sembol: IY, İng. light year (ly)), ışığın bir yılda boşlukta aldığı mesafedir.Ett ljusår är den sträcka en ljusstråle färdas i vakuum under ett år.
Bu boşluklar, kafatasının içinin petekler gibi görünmesine yol açar.Det ser då ut som att knäna buktar inåt.
İnsan bu boşlukla orta yolu bulur.”Адже, напевно, зібралося там людей безліч!»
Termodinamik dengede boşluk (kavite) radyasyonu tam olarak Plank kanununa uyar.В термодинамічній рівновазі випромінювання порожнини буде точно підпорядковуватися закону Планка.
Bana inan oğlum, işte o incir çekirdeğindeki boşluk o öz ile doludur.Богослов'я шрі-вайшнавізму здебільшого базується на цьому постулаті.
Nan Madol adı "aralarındaki boşluk" anlamına gelir ve kalıntıları çaprazlayan kanallara atıfta bulunur.Назва «Нан-Мадол» означає «проміжки», тобто систему каналів, що його пронизують.
Bu boşluk aynı zamanda yumuşak ve mümkün olduğunca cilalanmış parşömen ile kaplıydı.При цьому катери будувались невеликими, максимально полегшеними, обмежених розмірів.
İç ve dış iki yaprağı arasında plevra boşluğu adı altında nemli ve kaygan boşluk vardır.Між зовнішньою та внутрішньою трубками знаходиться вакуум.
Böylece iki Alman ordular grubu arasında boşluk açılacaktı.Їм вдалося взяти в полон двох німецьких офіцерів.
Beş adet boşluktan müteşekkildir.П'ять контратак відбили сміливці.
Yukarıdaki hücrenin puanı ile Boşluk puanı (-1) toplanır.Концерт організували в «верхньому залі» корпусу № 1 (третій поверх).
Burun ve göz boşluklarının yandan görünümü.Горизонтальний розріз носової і очної порожнини.
Boşluk biçimdir.’Вони пустопорожні».
Işık, uzayda olduğu gibi, boşluktada en hızlı şekilde hareket eder.Světlo se pohybuje nejrychleji ve vakuu, jako například ve vesmíru.
Bunlar bir araya getirildiklerinde büyük boşluklar ortaya çıkmaktadır.Když se přidají veličiny rovné k rovným, i celky se rovnají.
Işığın boşluktaki hızı yaklaşık olarak saniyede 300.000 km’dir.Rychlost světla ve vakuu je asi 300 000 kilometrů za sekundu.
Beş adet boşluktan müteşekkildir.Pět usedlostí bylo pustých.
Değerler ASCII dizgisi ya da boşlukla ayrılmış belirli tiplerin ardışık bir dizisi olabilir.Hodnota je ASCII řetězec nebo posloupnost určitých značek oddělených mezerou.
Yalnızlık çeken insan içinde bir boşluk veya kopukluk hisleriyle doludur.Vnitřně trpí silnými pocity osamělosti a prázdnoty.
Gerçekliğin yapısındaki boşluk.Sociální konstrukce reality.
Kentin cadde ve sokakları ile yapılar arasındaki boşluklar oldukça dar ve yetersizdi.Komunikace mezi jednotlivými městy byla ovšem zdlouhavá a neefektivní.
Buna rağmen listede boşluklar vardır.Na bázi listů jsou palisty.
Batı görüşünde fiziksel vakuum denilen kavram Budizm’deki „boşluk“ (Shunyata) kavramıyla benzer bir ifadedir.Ve foremném světě smyslově vnímatelné reality se jeví jako "prázdnota" (šúnjata).
Şayet birinci ortam boşluk veya hava ise n1=1'dir.Prostor pod vaničkou, pokud existuje, je také zóna 1.
Bu şehirde boşluktaki insan vücudunu keşfetmeye yönelik performans gösterileri sergiledi.V rámci této expozice navrhl pohyblivou strukturu Město v prostoru.
Nagarjuna’ya göre “boşluk” ne soyut ne de olgu çokluğudur.Balada „Don’t Give Up“ byla o devastaci a nezaměstnanosti.
‘Biçim boşluktur."Și ce gol!
İnsan bu boşlukla orta yolu bulur.”Omul este ceva ce trebuie depășit" (Așa grăit-a Zarathustra).
Ve böylece boşlukta ilerlerler.Se prăbușeste în gol.
Crookes tüpü, iki elektrotun boşlukla ayrıldığı camdan yapılan bir koruyucudur.Un tub Crookes este un recipient de sticlă sigilat în care doi electrozi sunt separate de vid.
Hemosöl, sinüs adı verilen boşluklara ayrılmıştır.Hemocelul este divizat în camere numite sinusuri.
Kan akışıyla gelen sıvılar, vücut boşluklarındaki küçük kan damarlarına sızar.Lichidul din fluxul sanguin se scurge în cavitățile organismului, prin pereții vaselor sanguine mici.
Bu gözlük paralel evrenler arasındaki boşluktan geçenlerin de anlaşılmasına olanak sağlamaktadır.Acestea se explică tot prin universurile paralele.
Aksi takdirde eğer kesilen uçlar arasında bir boşluk oluşur.În caz contrar, ar rezulta război civil printre vizigoți.