Vakaların %20’sinde dil veya boğaz şişebilir.Opuchlizna języka lub gardła pojawia się w 20% przypadków.
Boğazına çok düşkündür.Bardzo lubi swój klakson.
Panama Kanalı henüz tamamlanmadığı için donanma Magellan Boğazından geçmek durumundaydı.Kanał Panamski nie był jeszcze ukończony i flota musiała przepłynąć przez Cieśninę Magellana.
Aynı yıl Almanlar da Boğaz köprüsü için bir atak yaptılar.Tego samego dnia Niemcy uchwycili przyczółek pod Brokiem.
Boğazı beyazdır.Białe gardło.
Küçük çocuğun boğazı kesilmişti.Przebija gardło chłopaka.
Ama onun gibi soluk renkli boğazı vardır.Na szyi ma równie biały gronostajowy kołnierz.
Boğazı ve göğsü beyazdır.Gardło i pierś białe.
Daha sonra Boğazköy olarak kayıtlara geçmiştir.Później odnotowywana w dokumentach jako leśniczówka.
Bu olayın ardından Konstantinopolis ve Boğaz, 57 yıl boyunca Latin İmparatorluğu yönetiminde kaldı.Konstantynopol był znowu grecki, po 57 latach łacińskiego panowania.
29 Aralık 1997 tarihinde Boğaziçi Köprüsü'nden 1 milyarıncı araç geçti.Do grudnia 1997 r. przez most przejechało miliard pojazdów.
Eritince de kurşun canavarın boğazından içine doğru akmış ve canavar oracıkta ölüvermiş.Strzeliła z łuku do potwora, przez co ten uciekł.
Yazın da yüzü ve boğazı kiremit kırmızısı olur.Wiosną i latem gardło wraz z brwiami stają się różowawe.
Boğazlayan: Çiçeklü, Kulağuzlu.Surowiec: kora, kwiaty, strąki.
Ayrıca bir başka uzantısı da yüzüne yapışan insanın boğazına sarılmaktadır.Skręca kark człowiekowi, który go przyłapał.
Filipinler'i kuzeyde Luzon Boğazı, batıda ise Güney Çin Denizi çevrelemektedir.Od północy Filipiny oblewane są wodami cieśniny Luzon, od zachodu wodami Morza Południowochińskiego.
Çalapverdi, Yozgat'ın Boğazlıyan ilçesine bağlı bir beldedir.Z czasem zdobył rozgłos jako siejący spustoszenie Yagouai.
Boğazımızı temizlerken çıkardığımız ses gibidir.Dzięki temu z rury wydobywa się dźwięk przypominający szczekanie psa.
Boğazdan köprü veya tüp geçit geçişi henüz yoktur.Z ogrodzenia ani bramy wejściowej nie zostało żadnego śladu.
Karın ve boğaz genellikle beyazdır, bazen de kısmen pembelik görülür.Brzuch i gardło są zazwyczaj białe, czasem lekko zaróżowione.
Burası boğazın en dar noktasıdır.Jest to najwyższy wierzchołek tej grani.
Gücü kullanarak boğazını sıktığı Padme bayılır.Z radości rzuca mu się na szyję.
Boğaz savunma sistemlerinin komutanlıklarına da Alman subaylar yerleşti.Pośrednio potwierdzają to raporty oficerów niemieckiej Ordnungspolizei.
Boğazımızı açıp sağlıklıyken de baktığımızda zaten pembe-kırmızı arası bir renk görürüz.Na szyi kapitana, jeszcze przed jej przecięciem, można zauważyć czerwoną linię.
ح: Ha harfi, boğazın tam ortası sıkılarak gırtlaktan çıkarılır (Ⱨ).Zwichnięcie rzepki – przemieszczenie rzepki, w którym wypada ona z bruzdy międzykłykciowej.
13 Şubatta Boğaziçi'nde Haliç ağzında bir deniz savaşı yapılmıştır.3 lutego zginął w walkach na Pomorzu.
Muaviye, Boğaz üzerine küçük bir kale yaptırdı.Na kalenicy nawy smukła mała wieżyczka z baniastym zwieńczeniem.
Boğaz'ın Dış Tahkimatı'nın imha edilmesi Avrupa'da beklenenin üstünde sonuçlar doğurmuştur.Nic też dziwnego że Oświecenie w Polsce rozwinęło się później niż na zachodzie Europy.
Boğazı oluk renklidir.Gardło jasnopopielate.
Vakaların %20’sinde dil veya boğaz şişebilir.Tungan eller halsen svullnar upp i 20 % av fallen.
67 yılında, Nero Korint Boğazı'na bir kanal kazdırmaya teşebbüs etti.År 67 försökte Nero låta anlägga en kanal vid Korintiska näset.
29 Aralık 1997 tarihinde Boğaziçi Köprüsü'nden 1 milyarıncı araç geçti.Den 29 december 1997 passerades en miljard överfarter.
Streptokok farenjiti çocuklardaki boğaz ağrılarının %37'sinin nedenidir.Streptokockfaryngit ligger bakom 37% av halsont bland barn.
Okul Çanakkale Boğazı kıyısında, yeşiilikler içinde bir alandadır.Nya studenthuset i mitten, med ett grönt tak.
26 Eylül 1954'te Tōya Maru isimli feribotun boğazda batmasıyla 1,172 kişi ölmüştür.Den 26 september 1954 omkom 1 172 personer när färjan Tōya Maru sjönk i sundet.
İnsanda parainfluenza virüsü tipik olarak burun, boğaz ve hava yollarında iltihaplanmaya yol açar.Humant parainfluensvirus leder i vanliga fall till att näsan, halsen och luftvägarna inflammeras.
"Can boğaza dayandığı zaman, ki o zaman siz (ölmek üzere olana) bakar durursunuz.Sinnesstyrkan ännu oprövad; blicken riktad framåt."
Boğaz sayısı 2, 4, 6 veya daha fazla olabilir.De skall vara två, fyra eller högst sex stycken.
Bu boğazlar, geleneksel olarak Avrupa ve Asya kıtaları arasında sınır olarak kabul edilirler.Sänkan anses stundom som den naturliga gränsen mellan Europa och Asien.
Küçük çocuğun boğazı kesilmişti.Hon hade fått halsen avskuren.
Her yıl ABD'de yaklaşık 11 milyon insan boğaz ağrısına yakalanır.Cirka 11 miljoner människor drabbas av halsont i USA varje år.
Boğazımızı temizlerken çıkardığımız ses gibidir.Lätet liknas vid ljudet av när man öppnar en rostig grind.
Kent Vancouver Adası'nın güneydoğu ucunda, Juan de Fuca Boğazı kıyısında yer almaktadır.Staden ligger på den södra spetsen av ön Vancouver Island vid Juan de Fucasundet.
24 Ağustos 2006'da Tom Hamilton'un da boğaz kanseri olduğu açıklandı.Den 24 augusti meddelades det att Hamilton behandlades för cancer i halsen.
Boğazda ten rengi-beyazımsı bir renk görünür.Vitaktig päls vid halsen påminner om en krage.
1936 - Montrö Boğazlar Sözleşmesi imzalandı.1963 - Partiella provstoppsavtalet undertecknas.
Orhan Veli ise Boğaziçi'ni seyretmektedir.Felix är och letar efter vildmannen.
Çoğu bakteri akciğerlere boğaz veya burunda bulunan organizmaların azar azar aspirasyon ile girer.De flesta bakterier kommer in i lungorna via små aspirationer av organismer, som finns i hals eller näsa.
Türkiye, Boğaziçi Köprüsü ihalesi açtı.I utbyte hävde Grekland embargot.
Soğuk Doğu Grönland Akıntısı Danimarka Boğazı'ndan geçer ve buzdağları kuzey Atlas Okyanusu'na taşırır.Den kalla Östra Grönlandsströmmen passerar sundet och för med sig isberg till Nordatlanten.
Oblastın batısında Azak Denizi, Kerç Boğazı ve Karadeniz'in küçük bir kısmı vardır.Terrängen runt Tappeh-ye Shekasteh-ye Ḩoseynū är lite kuperad.
Bu boğaz, adını Aomori İli'nin batı bölgesinden almıştır.Det namngavs efter den västra delen av Aomori prefektur.
Boğaz, 1769'da James Cook tarafından keşfedilir ve geçilir.Ön upptäcktes av James Cook 1769.
Bir haftalık olduktan sonra yavrular, kafalarını ebeveynlerinin boğaz kesesine sokup beslenmeye başlarlar.Efter fyra veckor kan ungarna äta samma föda som sina föräldrar.
Boğaz’dan yılda 7000-7500 gemi geçer.Man reparerar mellan 50 och 100 fartyg per år.
Sigara ve alkol kullanımının artmasını boğaz kanseri nedenleri arasındadır.Bland annat är alkohol och rökning känt för att utlösa attacker.
Derin boğaz seksi 69 seks pozisyonunda da yapılabilir.69 saker du vill veta om sex, TV 3
Tsushima Boğazı (Japonca: 対馬海峡 Tsushima Kaikyō), Kore Boğazı'nın doğu koludur.Tsushimasundet (対馬海峡, Tsushima Kaikyō?) är Koreasundets östra del och är belägen mellan Korea och Japan.
Bu yüzden, Yunan mitolojisinde Çanakkale boğazına "Hellespont" denir.Han talade grekiska så perfekt att han kallades "honungstungan" (meliglossos).
Bu eski Boğaz semtine 'Emirgân' denmesinin sebebi işte yukarıda anlattılanlardan kaynaklanmaktadır.Denna har sitt ursprung i vadet som beskrivs ovan.