Sülükler kloaka ve bazen de boğaz keselerine yapışabilir.Dor no pescoço e às vezes nos ouvidos.
19 Eylül - Mayıs 1978'de temeli atılacak İkinci Boğaz Köprüsü projesi açıklandı.14 de Abril de 1929 - É concluído o processo canónico sobre as Aparições instaurado em Maio de 1922.
İlçe Tarım Müdürlüğü, Boğazköy sayfası ^ a b c YerelNETCarro de bois em frente à Sé e ao Banco Nacional Ultramarino, c.
2009 yılında Kulak Burun Boğaz alanında Doçent, 2010 yılında Klinik Şefi unvanını aldı.Em 2009, esteve no elenco da microssérie Deu a Louca no Tempo.
Boğaz geçişleri bu merkezden yönlendirilmektedir.Os arcos da passagem são centrados.
Ermenistan ve Boğazlar mandaları ise, bir yıl gecikmeyle, 1920 Mayısında Senato'ya sunuldu.Apesar disso, as questões étnicas ainda assolavam o país, especialmente com os ossetas, em maio de 1920.
Çanakkale boğazını geçtiler ve Trakya boyunca ilerleyerek Makedonya'daki Philippi kentinde kamp kurdular.Cruzaram o Helesponto, marcharam através da Trácia e acamparam próximo a Filipos, na Macedônia.
Boğazımızı temizlerken çıkardığımız ses gibidir."Colocamos minha voz pra fazer um som de disco arranhado.
Söylendiğine göre bu köprü Pers Kralı Xerxes'in Çanakkale Boğazı'nı geçtiği köprüye rakipti.Tem-se escrito que esta ponte rivalizava com a que ergueu o Rei Persa Xerxes I a fim de cruzar o Helesponto.
Yüzü, boğazı ve göğsü beyaz renklidir.O rosto, a garganta e o peito são brancos acinzentados.
Boğazın asıl savunması bu bataryalar sayesinde sağlanacaktı.O forte da agremiação era a sua bateria.
Perekop Kıstağı ile Herson Oblastı'na bağlanmaktadır ve Kerç Boğazı ile Kuban'dan ayrılmaktadır.Está ligada ao Oblast de Kherson pelo istmo de Perekop e é separada de Kuban pelo estreito de Kerch.
Boğaz ismini İtalya'nın Otranto şehrinden almıştır.O canal tem este nome devido à pequena cidade italiana de Otranto.
Peru pelikanının boğaz kesesi ise mavi renge bürünür.O significado do Laço Cor-de-Rosa mudou.
Boğaziçi Üniversitesi Oyuncuları.Acadêmicos de Gravataí.
1960'ların başından başlayarak Çekoslovakya ekonomik olarak dar boğaza girmeye başladı.No início dos anos 1960, a Checoslováquia tornou-se uma economia severamente estagnada.
Osmanlı Devleti İzmit'in alınmasından sonra Boğazlara kadar ilerledi.Acompanhou o neo-realismo português desde o seu aparecimento.
Bu boğazlar, geleneksel olarak Avrupa ve Asya kıtaları arasında sınır olarak kabul edilirler.São considerados convencionalmente como a fronteira entre os continentes da Europa e Ásia.
18 Mart 1915'te Müttefik donanması Çanakkale Boğazı'nı geçmek için saldırıya geçti.Em 18 de março de 1915, os 18 navios de guerra da frota aliada penetraram no estreito.
Boğaz, iki duba köprüden geçildi.É atravessado por duas pontes.
Boğaz'ın kıyılarında geniş düzlükler bulunmaz.Não havia cosmonauta a bordo.
Ağa Hüseyin Paşa Boğaz Muhafızlığı'na atandı.O vice-campeão Palmas herdou a vaga.
Esasen Boğaz'a mayın döşenmesi ile ilgili elde hazır bir plan vardır.Een mijnenveger is een vaartuig ingericht voor het opruimen (vegen) van zeemijnen.
Vakaların %20’sinde dil veya boğaz şişebilir.De tong of keel kan in 20% van de gevallen zwellen.
Küçük çocuğun boğazı kesilmişti.De slachtoffers werd de keel doorgesneden.
Boğazdan geçecek gemiler bundan böyle geçiş parası ödemek zorundaydı.Schepen die doorvaart wilden moesten eerst tol betalen.
Bir haftalık olduktan sonra yavrular, kafalarını ebeveynlerinin boğaz kesesine sokup beslenmeye başlarlar.Na ongeveer een week steken de jongen de kop diep in de keel van de ouders om opgekropt eten te bemachtigen.
Bilgisayarla Boğaziçi'nde tanıştı.Hij schakelde daarbij de computer in.
Misilleme olarak T-Bag Abruzzi'nin boğazını keser fakat onu öldürmeyi başaramaz.Als wraak snijdt T-Bag Abruzzi's keel door, maar Abruzzi gaat niet dood.
Boğaz ismini İtalya'nın Otranto şehrinden almıştır.De zeestraat is vernoemd naar de stad Otranto aan de Italiaanse kant.
Her yıl ABD'de yaklaşık 11 milyon insan boğaz ağrısına yakalanır.In de Verenigde Staten krijgen elk jaar ongeveer 11 miljoen mensen streptokokkenfaryngitis.
"Boğazın Rumeli Kıyısı".Vanuit haar keel."
Streptokok farenjiti boğazı ve bademcikleri etkiler.Bij streptokokkenfaryngitis zijn de keel en de tonsillen aangedaan.
Boğazı beyazdır.De keel is zeer wit.
Ayrıca boğazlar ile ilgili görüşmelerde bulunması kesin olarak yasaklandı.De begrafenis van het gedoden werd bovendien expliciet verboden.
Güney Adası'nın 30 km güneyinde, Foveaux Boğazı'nın karşısında yer alır.Het ligt 30 km ten zuiden van het Zuidereiland en wordt daarvan gescheiden door de Straat Foveaux.
Boğazdan köprü veya tüp geçit geçişi henüz yoktur.De kroonbuis heeft geen spoor of uitzakking aan de voet.
Büyük avlar için boğazdan ısırmayı tercih eder.Hij heeft een voorkeur voor grotere grasvlakten.
Ayrıca İstanbul boğazında da görülmüştür.Ook op Helena's rug zijn deze te zien.
Boğazın hafif sıkılması gerekir.Daarna worden haar hersens te moe.
Artık ticari gemiler de boğazları kullanamayacaktır.Kalkbranderijen gebruiken geen schelpen meer.
Boğazköy'ün gerçek tarihi MÖ 1900'den az sonra başlar.De geschiedenis van de Ingelmunsterse brouwerij begint in 1900.
Sonradan değiştirilerek Boğaziçi oldu.Later verwisselde hij de lijken.
Boğaza giriş kapıları aralanmış ama hala ilerde olacaklar belirsizdi.Wegwijspiet komt binnen, maar wat blijkt?
Doğusunda Tayvan boğazının diğer yakasında Tayvan bulunur.Taiwan ligt in het oosten, aan de andere kant van de Straat van Taiwan.
Boğaz, iki duba köprüden geçildi.De gracht wordt door twee bruggen overspannen.
Boğazı ve göğsü beyazdır.De keel en borst zijn wit.
Geminin kalkmasına yakın, tüm mürettebatı bir boğazda pusuya düşürürler.Vervolgens plaatst hij zijn bek zo dat de hele bemanning in zijn bek schuift.
Diğer yandan Artemision Boğazı'nı tutmak için artık bir neden kalmamıştı.Tot nu toe zijn geen andere vondsten van het skelet van Longisquama gedaan.
Alaska Yarımadasından Shelikof Boğazıyla ayrılır.Het is gescheiden van Alaska door de Straat Shelikof.
Boğazın arka tarafında, beyaz püyle kaplı büyük bademcikler.Let op de grote tonsillen achter in de keel, bedekt met witte pus.
İlçenin İstanbul Boğazı kıyıları oldukça girintili çıkıntılıdır.Dus blijft de westelijke begrenzing van het Oudnederduitse taalgebied tamelijk onzeker.
Toby ise Sweeney'i boğazını ustura ile keserek öldürür.Sweeney besluit Pirelli te vermoorden en snijdt zijn keel door.
Tsushima Adası (Japonca: 対馬 Tsushima), Kore Boğazı'nda Japonya'ya ait bir adadır.Tsushima (Japans: 対馬, Tsushima) of Tsoesjima is een Japanse eilandengroep in de Straat van Korea.
Boğaz üzerindeki köprülerden geçmek ücrete tâbidir.Om de brug over de Boyne te kunnen passeren moet tol worden betaald.
"Antiviral İlaçlar..." “Antiviral Ajan ve Aynı Şekilde Kullanan Boğaz Şekeri, Gargara ve Gargara...”"Antiviraal Middel en Keelsnoepjes, Gorgelen, en Mondwater Gebruiken Hetzelfde..."
Boğaziçi'nde târih.Fuck you → Wal się.
Evren, Boğazkale ilçesine bağlı bir beldedir.Bóg przystrajany jest w koronę sięgającą nieba.
Streptokok farenjiti çocuklardaki boğaz ağrılarının %37'sinin nedenidir.Paciorkowcowe zapalenie gardła stanowi 37% chorób gardła u dzieci.
Erkeklerin baş ve boğazı siyah, boyun yakalığı beyaz, alt tarafları ve sırt kısmı kahverengidir.Głowa jej jest czarna z białymi nadustkiem i wargą górną, gęsto i grubo punktowana.