Arındırma işlemini bitirince, sürüden kusursuz bir boğayla bir koç sunacaksın.Ko dokončaš njega očiščevanje, daruj mladega junca brez madeža in brezmadežnega ovna izmed črede.
Arındırma işlemini bitirince, sürüden kusursuz bir boğayla bir koç sunacaksın.kor elvégezed az [oltár] megtisztítását, vígy áldozatul egy ép, fiatal bikát és egy ép kost a nyájból.
Arındırma işlemini bitirince, sürüden kusursuz bir boğayla bir koç sunacaksın.Når du er ferdig med å rense det, skal du ofre en ung okse uten lyte og en vær uten lyte av småfeet.
Arındırma işlemini bitirince, sürüden kusursuz bir boğayla bir koç sunacaksın.När du så har fullbordat reningen, skall du föra fram en felfri ungtjur och en felfri vädur av småboskapen.
Arındırma işlemini bitirince, sürüden kusursuz bir boğayla bir koç sunacaksın.Quando acabares de o purificar, oferecerás um bezerro, sem mancha, e um carneiro do rebanho, sem mancha.
Arındırma işlemini bitirince, sürüden kusursuz bir boğayla bir koç sunacaksın.Suoritettuasi loppuun puhdistuksen tuo virheetön mullikka ja virheetön oinas pikkukarjasta.
Arındırma işlemini bitirince, sürüden kusursuz bir boğayla bir koç sunacaksın.Αφου τελειωσης καθαριζων αυτο, θελεις προσφερει μοσχον βοος αμωμον και κριον εκ του ποιμνιου αμωμον.
Arındırma işlemini bitirince, sürüden kusursuz bir boğayla bir koç sunacaksın.Като свършиш чистенето му, да принесеш юнец без недостатък, и овен от стадото без недостатък.
Arındırma işlemini bitirince, sürüden kusursuz bir boğayla bir koç sunacaksın.Когда же кончишь очищение, приведи из стада волов тельца без порока и из стада овец овна без порока;
Arındırma işlemini bitirince, sürüden kusursuz bir boğayla bir koç sunacaksın.בכלותך מחטא תקריב פר בן בקר תמים ואיל מן הצאן תמים׃
Arındırma işlemini bitirince, sürüden kusursuz bir boğayla bir koç sunacaksın.واذا اكملت التطهير تقرب ثورا من البقر صحيحا وكبشا من الضأن صحيحا.
Arındırma işlemini bitirince, sürüden kusursuz bir boğayla bir koç sunacaksın.潔 淨 了 壇 、 就 要 將 一 隻 無 殘 疾 的 公 牛 犢 、 和 羊 群 中 一 隻 無 殘 疾 的 公 綿 羊
Arındırma işlemini bitirince, sürüden kusursuz bir boğayla bir koç sunacaksın.潔淨 了 壇 、 就 要 將一隻無殘疾 的 公牛犢 、 和 羊群 中 一 隻 無殘疾 的 公綿羊
Ayın on dördüne kadar ona bakacaksınız. O akşamüstü bütün İsrail topluluğu hayvanları boğazlayacak.đoạn để dành cho đến ngày mười bốn tháng nầy; rồi cả hội chúng Y-sơ-ra-ên sẽ giết nó, vào lối chiều tối.
Ayın on dördüne kadar ona bakacaksınız. O akşamüstü bütün İsrail topluluğu hayvanları boğazlayacak.đoạn để_dành cho_đến ngày mười_bốn tháng nầy ; rồi cả hội chúng Y-sơ-ra-ên sẽ giết nó , vào lối chiều_tối .
Ayın on dördüne kadar ona bakacaksınız. O akşamüstü bütün İsrail topluluğu hayvanları boğazlayacak.In hranili ga boste do štirinajstega dne tega meseca, in zakolje ga ves zbor občine Izraelove proti večeru.
Ayın on dördüne kadar ona bakacaksınız. O akşamüstü bütün İsrail topluluğu hayvanları boğazlayacak.이달 십사일까지 간직하였다가 해질 때에 이스라엘 회중이 그 양을 잡고
Ayın on dördüne kadar ona bakacaksınız. O akşamüstü bütün İsrail topluluğu hayvanları boğazlayacak.Op de avond van de veertiende dag van de maand moeten alle Israëlieten hun lammeren slachten.
Ayın on dördüne kadar ona bakacaksınız. O akşamüstü bütün İsrail topluluğu hayvanları boğazlayacak.והיה לכם למשמרת עד ארבעה עשר יום לחדש הזה ושחטו אתו כל קהל עדת ישראל בין הערבים׃
Ayın on dördüne kadar ona bakacaksınız. O akşamüstü bütün İsrail topluluğu hayvanları boğazlayacak.ويكون عندكم تحت الحفظ الى اليوم الرابع عشر من هذا الشهر. ثم يذبحه كل جمهور جماعة اسرائيل في العشية.
Ayın on dördüne kadar ona bakacaksınız. O akşamüstü bütün İsrail topluluğu hayvanları boğazlayacak.要 留 到 本 月 十 四 日 、 在 黃 昏 的 時 候 、 以 色 列 全 會 眾 把 羊 羔 宰 了
Ayın on dördüne kadar ona bakacaksınız. O akşamüstü bütün İsrail topluluğu hayvanları boğazlayacak.要 留到 本 月 十四日 、 在 黃昏 的 時候 、 以色列 全 會眾 把 羊羔 宰了
Babası, bu boğalardan yola çıkarak oğluna buradaki uygarlık ve eserleriyle ilgili hikayeler anlatırdı.A jeho táta využíval ty býky k tomu, aby chlapci vyprávěl příběhy o staré civilizaci a o jejím díle.
Babası, bu boğalardan yola çıkarak oğluna buradaki uygarlık ve eserleriyle ilgili hikayeler anlatırdı.Dan sang ayah sering menggunakan banteng itu untuk bercerita tentang peradaban itu beserta karya-karyanya.
Babası, bu boğalardan yola çıkarak oğluna buradaki uygarlık ve eserleriyle ilgili hikayeler anlatırdı.De vader gebruikte die stieren om de jongen verhalen te vertellen over die beschaving en hun werken.
Babası, bu boğalardan yola çıkarak oğluna buradaki uygarlık ve eserleriyle ilgili hikayeler anlatırdı.E o pai costumava usar estes touros para lhe contar histórias acerca daquela civilização e do trabalho deles.
Babası, bu boğalardan yola çıkarak oğluna buradaki uygarlık ve eserleriyle ilgili hikayeler anlatırdı.Il padre si serviva di quei tori per raccontargli storie su quella civiltà e sulle sue opere.
Babası, bu boğalardan yola çıkarak oğluna buradaki uygarlık ve eserleriyle ilgili hikayeler anlatırdı.Jego ojciec patrząc na nie opowiadał mu historie o tamtej cywilizacji i ich pracy.
Babası, bu boğalardan yola çıkarak oğluna buradaki uygarlık ve eserleriyle ilgili hikayeler anlatırdı.그리고 그 소년의 아버지는 그 황소들을 통해 그곳의 문명과 그들의 업적을 아들에게 이야기 해주곤 했지요.
Babası, bu boğalardan yola çıkarak oğluna buradaki uygarlık ve eserleriyle ilgili hikayeler anlatırdı.Y el padre solía usar esos toros para contarle historias sobre la civilización y sus obras.
Babası, bu boğalardan yola çıkarak oğluna buradaki uygarlık ve eserleriyle ilgili hikayeler anlatırdı.И бащата използвал тези бикове, за да разказва истории на момчето за тази цивилизация и тяхната работа.
Babası, bu boğalardan yola çıkarak oğluna buradaki uygarlık ve eserleriyle ilgili hikayeler anlatırdı.Там же отец частенько рассказывал сыну истории об этой цивилизации и их делах.
Babası, bu boğalardan yola çıkarak oğluna buradaki uygarlık ve eserleriyle ilgili hikayeler anlatırdı.והאב היה משתמש בפרים האלה כדי לספר לילד סיפורים על הציויליזציה ההיא ופועלה.
Babası, bu boğalardan yola çıkarak oğluna buradaki uygarlık ve eserleriyle ilgili hikayeler anlatırdı.والأب كان يستعمل تلك الثيران ليخبر الطفل قصصا حول تلك الحضارة وأعمالها.
Babası, bu boğalardan yola çıkarak oğluna buradaki uygarlık ve eserleriyle ilgili hikayeler anlatırdı.古代文明や 彼らが作ったものについて 語って聞かせていました 時を下ること数十年の後
Baka Vadisinden geçerken, Pınar başına çevirirler orayı, İlk yağmurlar orayı berekete boğar.(83:7) Проходя долиною плача, они открывают в нейисточники, и дождь покрывает ее благословением;
Baka Vadisinden geçerken, Pınar başına çevirirler orayı, İlk yağmurlar orayı berekete boğar.Autuaat ne ihmiset, joilla on voimansa sinussa, joilla on mielessänsä pyhät matkat!
Baka Vadisinden geçerken, Pınar başına çevirirler orayı, İlk yağmurlar orayı berekete boğar.Beato chi trova in te la sua forza e decide nel suo cuore il santo viaggio
Baka Vadisinden geçerken, Pınar başına çevirirler orayı, İlk yağmurlar orayı berekete boğar.Blahoslavený člověk, jehož síla jest Hospodin, a v jejichž srdci jsou stezky kroků jejich,
Baka Vadisinden geçerken, Pınar başına çevirirler orayı, İlk yağmurlar orayı berekete boğar.Blahoslavený človek, ktorý má svoju silu v tebe; blahoslavení, v ktorých srdci sú urovnané cesty.
Baka Vadisinden geçerken, Pınar başına çevirirler orayı, İlk yağmurlar orayı berekete boğar.Błogosławiony człowiek, który ma siłę swoję w tobie, i w których sercu są drogi twoje.
Baka Vadisinden geçerken, Pınar başına çevirirler orayı, İlk yağmurlar orayı berekete boğar.die durch das Jammertal gehen und machen daselbst Brunnen; und die Lehrer werden mit viel Segen geschmückt.
Baka Vadisinden geçerken, Pınar başına çevirirler orayı, İlk yağmurlar orayı berekete boğar.Ðương khi đi qua trũng khóc lóc. Họ làm trũng ấy trở nên nơi có mạch; Mưa sớm cũng phủ phước cho nó.
Baka Vadisinden geçerken, Pınar başına çevirirler orayı, İlk yağmurlar orayı berekete boğar.Ðương khi đi qua trũng khóc_lóc . Họ làm trũng ấy trở_nên nơi có mạch ; Mưa sớm cũng phủ phước cho nó .
Baka Vadisinden geçerken, Pınar başına çevirirler orayı, İlk yağmurlar orayı berekete boğar.Gelukkig zijn de mensen die Uw kracht kennen en ervaren; zij weten hoe zij op Uw weg moeten blijven.
Baka Vadisinden geçerken, Pınar başına çevirirler orayı, İlk yağmurlar orayı berekete boğar.Gredé po Solzni dolini, si jo obračajo v kraj studencev; saj tudi rani dež jo pokriva z blagoslovi.
Baka Vadisinden geçerken, Pınar başına çevirirler orayı, İlk yağmurlar orayı berekete boğar.저희는 눈물 골짜기로 통행할 때에 그 곳으로 많은 샘의 곳이 되게 하며 이른 비도 은택을 입히나이다
Baka Vadisinden geçerken, Pınar başına çevirirler orayı, İlk yağmurlar orayı berekete boğar.ldog ember az, a kinek te vagy erõssége, [s] a te ösvényeid vannak szívében.
Baka Vadisinden geçerken, Pınar başına çevirirler orayı, İlk yağmurlar orayı berekete boğar.Når de går gennem Bakadalen, gør de den til Kildevang, og Tidligregnen hyller den i Velsignelser.
Baka Vadisinden geçerken, Pınar başına çevirirler orayı, İlk yağmurlar orayı berekete boğar.Passando pelo vale de Baca, fazem dele um lugar de fontes; e a primeira chuva o cobre de bênçãos.
Baka Vadisinden geçerken, Pınar başına çevirirler orayı, İlk yağmurlar orayı berekete boğar.Saliga äro de människor som i dig hava sin starkhet, de vilkas håg står till dina vägar.
Baka Vadisinden geçerken, Pınar başına çevirirler orayı, İlk yağmurlar orayı berekete boğar.עברי בעמק הבכא מעין ישיתוהו גם ברכות יעטה מורה׃
Baka Vadisinden geçerken, Pınar başına çevirirler orayı, İlk yağmurlar orayı berekete boğar.عابرين في وادي البكاء يصيرونه ينبوعا. ايضا ببركات يغطون مورة
Baka Vadisinden geçerken, Pınar başına çevirirler orayı, İlk yağmurlar orayı berekete boğar.他 們 經 過 流 淚 谷 、 叫 這 谷 變 為 泉 源 之 地 . 並 有 秋 雨 之 福 、 蓋 滿 了 全 谷
Baka Vadisinden geçerken, Pınar başına çevirirler orayı, İlk yağmurlar orayı berekete boğar.他 們經過 流淚谷 、 叫 這谷變為 泉源 之地 . 並有 秋雨 之福 、 蓋滿 了 全 谷
Balak onun dediğini yaptı. Balakla Balam her sunağın üstünde birer boğayla koç sundular.A Balák urobil tak, ako hovoril Balám. Potom obetoval Balák a Balám junca a barana na každom oltári.
Balak onun dediğini yaptı. Balakla Balam her sunağın üstünde birer boğayla koç sundular.Balac hizo como le dijo Balaam, y ofrecieron Balac y Balaam un toro y un carnero en cada altar
Balak onun dediğini yaptı. Balakla Balam her sunağın üstünde birer boğayla koç sundular.Ba-lác làm như Ba-la-am đã nói ; hai người dâng một con bò đực và một con_chiên đực trên mỗi bàn_thờ .
Balak onun dediğini yaptı. Balakla Balam her sunağın üstünde birer boğayla koç sundular.Ba-lác làm như Ba-la-am đã nói; hai người dâng một con bò đực và một con chiên đực trên mỗi bàn thờ.
Balak onun dediğini yaptı. Balakla Balam her sunağın üstünde birer boğayla koç sundular.Balak fece come Balaam aveva detto; Balak e Balaam offrirono un giovenco e un ariete su ciascun altare