Ana içeriğe geç
Sözlük

boğa ile cümle

boğa kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Ancak bunu dışında birçok bakteri insanlarda boğaz enfeksiyonuna yol açabilir.Mai multe bacterii diferite pot infecta gâtul omului.
İlçenin İstanbul Boğazı kıyısındaki kesimi ise Beyoğlu Kazası'nın sınırlarına dahildi.Este vizibilă placa rombică a Ordinului Ferdinand I exact deasupra bastonului de mareșal.
Otranto Boğazı, I. Dünya Savaşı sırasında stratejik bir öneme sahipti.Königspitze a fost un punct strategic important în timpul primului mondial.
Boğaziçi Üni.Falșii naufragiați.
Boğaz, Tsushima Adası tarafından batı kanalına ve Tsushima Boğazına (doğu kanalı) ayrılır.Strâmtoarea este despărțită de Insula Tsushima în canalul vestic și canalul estic – Strâmtoarea Tsushima.
Boğaz ağrısının diğer hastalıklarla bazı ortak semptomları vardır.Faringita streptococică are unele simptome în comun cu alte boli.
Boğaz'ın kıyılarında geniş düzlükler bulunmaz.Nu s-au găsit stele signifiante la Palenque.
Bu özellikler sarı bacaklar ve boğazda şarabi kahverengi tüylerdir.Penele de pe umăr ocru-galbene, cu vârfuri brun-castanii.
Boğazım ağrıyor ve burnum akıyor.Mă doare în gât şi îmi curge nasul.
Özür dilemeyi denedim ama sözler boğazıma takıldı.Am încercat să-mi cer scuze, dar cuvintele mi s-au blocat în gât.
“Antiviral Ajan ve Aynı Şekilde Kullanan Boğaz Şekeri, Gargara ve Gargara...”"Agentul antiviral și bomboane de gât, gargară și apă de gură folosind același lucru ..."
Boşandıkları ikinci karısı Marcia Winslow, Ridgway'ın kendisini boğazladığını iddia etmiştir.Második felesége - Marcia Winslow - azt állította, hogy fojtogatta őt.
Vakaların %20’sinde dil veya boğaz şişebilir.A nyelv vagy a torok az esetek akár 20%-ában megduzzadhat.
1968 yılında, festival kutlanmadı ama boğa güreşleri 13 Nisan 1968 tarihinde düzenlendi.1968-ban a várást nem rendezték meg, csak a bikaviadalt, azt április 13-án.
2. Andrew Altın Boğa’yı burada 1222’de ilan etti.II. András arany bullája 1222.
Bunun yerine başka bir boğayı kurban eder.Helyette egy saját bikát ajánlott föl az istennek.
Alaska Yarımadasından Shelikof Boğazıyla ayrılır.Az alaszkai szárazföldtől a Shelikof-szoros választja le.
Boğazına çok düşkündür.Rendkívül szereti a hasát.
Girit kralı Minos bir labirentte insan vücutlu, boğa başlı bir yaratık olan Minotor'u hapsetmişti.Minósz király bezáratta ezt a lényt egy labirintusba.
Liderleri Oturan Boğa öldürüldü.A három törzs vezetője Ülő Bika volt.
Boğazın hafif sıkılması gerekir.Zömök szára másodlagosan elfásodik.
Her yıl ABD'de yaklaşık 11 milyon insan boğaz ağrısına yakalanır.Az Amerikai Egyesült Államokban például évente mintegy 11 millió ember szenved tőle.
Başlıklar boğa ve insan şeklindeydi.Fejei ember, bika és oroszlán alakúak.
Boğaz ağrısı vakalarının çoğunluğuna virüsler neden olur.A torokfájásos esetek legnagyobb részét azonban vírusok okozzák.
Uzunca bir kuyruk ve sarı boğaz yaması var.Egy vakondszerű idegen és egy sárga bajusza van.
Avrupa yarımadası güneyde Afrika kıtasına oldukça yaklaşır (Cebelitarık Boğazı 14 km).Délen a Gibraltári-szoros választja el Afrikától (14 km).
Müziklerinin ayırt edici özelliklerinden biri boğaz vokalidir.Valóban: zenéjének egyik meghatározó erőssége a dallamosság.
Bizi nasıl mı boğacaktı?Hogyan hűtsük le magunkat?
4 = Bu ikisi Mısır için kutsal boğalardır.Az egyiptomiaknál Ápiszt, a szent bikát istenségként tisztelték.
Boğaz Güney Çin Denizi'nin bir parçasıdır ve kuzeydoğusunda Doğu Çin Denizi bulunur.A szoros a Dél-kínai-tenger része, északkeleten a Kelet-kínai-tenger határolja.
Tabii onun boğazını sıkmak için!.A torkát találja el.
Boğaz pastilleri (öksürük ilacı) kısa süreli olarak ağrıyı gidermekte sıklıkla kullanılır.Hagyományosan a füge tejnedvét (latex) külsőleg kisebb fájdalmak enyhítésére használják.
En çok konuşulan gösterisi çıplak elleriyle boğaları öldürmesiydi.Falai között a leghíresebb matadorokat láthatta küzdeni a bikákkal a közönség.
Adını, Fransız kâşif Jean-François de La Pérouse'tan alan boğaz, Ohotsk Denizi ile Japon Denizi'ni ayırır.Jean-François de La Pérouse után számos földrajzi helyet, hajókat, iskolákat neveztek el.
Çanakkale Boğazı onun Avrupa ve Asya'daki topraklarını ayırır.A nádi sármány Európa és Ázsia területein honos.
İkisi için de boğa kurban edilirdi.Mindkét pulyka életben maradhatott.
1992 yılında Boğaziçi Üniversitesinde Finans Doktora Program koordinatörü olarak görev almıştır.1996-tól mint kollegiális orvos-vezető hangolja össze kollégái munkáját.
Bu esnada cinayeti gören bir kişiyi daha kovalayarak boğazını keserek öldürdü.Neki akkor sikerült az egyik gyilkost megsebeznie az arcán.
Yat, İkinci Dünya Savaşı boyunca İstanbul Boğazı'nda Kanlıca Koyu'nda demirli kalmıştır.A második ypres-i csatában már a maga teljes borzalmában mutatkozott meg a nyugati állóháború.
Yakaladığı insanları önce boğarak öldüren sonra da yiyen bir canavar olarak tanımlanır.Mondhatni akit előbb megfőztek, utána megették.
Wandel Denizi, Grönland Denizi'ne Fram Boğazı'nda birleşir.A lazac a Grönlandi-tengerbe vándorol.
Göçmenler içinden parasal bakımdan daha iyi durumda olanların çoğu yine Boğaz kıyılarını tercih etti.Néhány jómódban élő régi tagország azonban inkább a hátrányokat érezte.
Daha sonra Boğazköy olarak kayıtlara geçmiştir.Utólag rekordnak ismerték el.
Streptokok farenjiti çocuklardaki boğaz ağrılarının %37'sinin nedenidir.A gyermekkori torokfájások 37 százalékának hátterében Streptococcus baktérium okozta torokgyulladás áll.
Sağlık açısından yüzmeye elverişli olmayan Boğaz'da sıcak yaz aylarında yüzenlere hâlen rastlanmaktadır.Napos nyári napokon fürdeni lehet a tiszta, de hideg vízben a homokos strandon.
Boğazı ve göğsünün üstü siyah çizgili ten rengi, karın ise daha koyu ve siyah çizgilidir.A nyaka és feje is olyan színű, mint a háta, azonban a pofája és az orrtájéka valamivel világosabb.
“ Bu gece, aklımda bu buluşun dünyayı kedere boğacağına dair çok ufak bir şüphe var.”Sajnos hogy éppen e pontban igen szófukar s hogy e rokonság csak puszta említésére szorítkozik.”
1923 Lozan Boğazlar Sözleşmesi tamamen sona ermiştir.1923-ban a lap végleg megszűnt.
Boğazında beyazımsı çigiler bulunur.Nyakán fehér csíkok húzódnak.
Yurda döndüğünde boğaz kıyılarını resimledi.Kassára hazatérve fényképezéssel foglalkozott.
Boğazda görüldüğünde çok uzaktan dahi tanınabilir.Körkilátójából messzire el lehet látni szép időben.
Boğaziçi Üni.Úsztatót igényel.
Minotor (Yunanca: Μινώταυρος, Minotavros): Yunan mitolojisinde yarı insan-yarı boğa yaratık.A Minótaurosz (ógörögül: Μῑνώταυρος) a görög mitológiában félig ember, félig bika alakú teremtmény volt.
Sonra cesedi İstanbul boğazı'nda denize atılmıştır.Ezután a testét a Dunába dobták.
Bugün Boğaziçi vapurlarının pek çoğu, yenilenen emektar vapurlardır.A tagság jelentős része ma is a járműjavító dolgozóiból, nyugdíjasaiból kerül ki.
Bizi nasıl mı boğacaktı?Miksi me haukottelemme?
Özgün sözcük Minotor'dur ve Yunanca "Minos’un Boğası" anlamına gelir.Minotauros on kreikkaa ja tarkoittaa ”Minoksen härkää”.
24 Ağustos 2006'da Tom Hamilton'un da boğaz kanseri olduğu açıklandı.24. elokuuta yhtye tiedotti, että Tom Hamiltonille on diagnosoitu kurkkusyöpä.
Mary Ann Nichols vakasında olduğu gibi boğazı iki yerden kesilmiş ve karnı kesilmiş bir şekilde bulunmuştur.Aivan kuten Nicholsin tapauksessa kurkku oli viilletty auki kahdella viillolla.
Kaçarlarken Dodge öldürülür, Landon baygınlık geçirir, Taylor ise boğazından vurulur.Dodge ammutaan kuoliaaksi, Taylor ja Landon otetaan kiinni.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod