Plaka D, bir boğa katliamının manzarasıdır.Op plaat D ziet men een scène van een stierenslachting.
Esasen Boğaz'a mayın döşenmesi ile ilgili elde hazır bir plan vardır.Een mijnenveger is een vaartuig ingericht voor het opruimen (vegen) van zeemijnen.
Yine her boğanın arkasından bir kedi sağa doğru koşmaktadır.Onder de hoeven van elke stier loopt een hond naar rechts, en over de rug loopt een kat, ook naar rechts.
Vakaların %20’sinde dil veya boğaz şişebilir.De tong of keel kan in 20% van de gevallen zwellen.
Musa bin Boğa Muhtedi'yi hemen bir ata bindirip kendi ordugahına götürdü.God gaf dan aan Mozes de opdracht om met zijn staf op een rots te slaan om een bron te laten ontspringen.
Üç boğa yüzleri sağa çevrilmiş halde ve bir sıra halinde resmedilmiştir.De bladeren zijn driehoekig tot hartvormig en bevinden zich verspreid op de knopen.
Bu sırada Leia da Jabba'yı zincirle boğarak öldürür.Leia vermoordt Jabba met haar eigen ketting.
Küçük çocuğun boğazı kesilmişti.De slachtoffers werd de keel doorgesneden.
Boğazdan geçecek gemiler bundan böyle geçiş parası ödemek zorundaydı.Schepen die doorvaart wilden moesten eerst tol betalen.
Bir haftalık olduktan sonra yavrular, kafalarını ebeveynlerinin boğaz kesesine sokup beslenmeye başlarlar.Na ongeveer een week steken de jongen de kop diep in de keel van de ouders om opgekropt eten te bemachtigen.
Daha sonra onu bir tekne gezisinde boğarak öldürmeye girişirler.Daarop slaat hij overboord terwijl het schip zinkt.
Bilgisayarla Boğaziçi'nde tanıştı.Hij schakelde daarbij de computer in.
Misilleme olarak T-Bag Abruzzi'nin boğazını keser fakat onu öldürmeyi başaramaz.Als wraak snijdt T-Bag Abruzzi's keel door, maar Abruzzi gaat niet dood.
Boğaz ismini İtalya'nın Otranto şehrinden almıştır.De zeestraat is vernoemd naar de stad Otranto aan de Italiaanse kant.
Her yıl ABD'de yaklaşık 11 milyon insan boğaz ağrısına yakalanır.In de Verenigde Staten krijgen elk jaar ongeveer 11 miljoen mensen streptokokkenfaryngitis.
Streptokok farenjiti boğazı ve bademcikleri etkiler.Bij streptokokkenfaryngitis zijn de keel en de tonsillen aangedaan.
1590 yılında boğa güreşleri yasaklanınca, bu tip yarışmalara başlandı.Toen het stierenvechten in 1590 verboden werd, ging men over op het racen op ezels en later ossen.
Boğazı beyazdır.De keel is zeer wit.
(Karşıt: Boğa Eğilimi).(We hebben er een met de kracht van een stier).
Ayrıca boğazlar ile ilgili görüşmelerde bulunması kesin olarak yasaklandı.De begrafenis van het gedoden werd bovendien expliciet verboden.
Güney Adası'nın 30 km güneyinde, Foveaux Boğazı'nın karşısında yer alır.Het ligt 30 km ten zuiden van het Zuidereiland en wordt daarvan gescheiden door de Straat Foveaux.
Boğazdan köprü veya tüp geçit geçişi henüz yoktur.De kroonbuis heeft geen spoor of uitzakking aan de voet.
Büyük avlar için boğazdan ısırmayı tercih eder.Hij heeft een voorkeur voor grotere grasvlakten.
Bu yarışların ödülü yetiştirilmiş bir boğadır.De prijs werd opgehaald door een clown.
Ayrıca İstanbul boğazında da görülmüştür.Ook op Helena's rug zijn deze te zien.
Boğazın hafif sıkılması gerekir.Daarna worden haar hersens te moe.
Artık ticari gemiler de boğazları kullanamayacaktır.Kalkbranderijen gebruiken geen schelpen meer.
Artvin ilinin simgesi Boğa'dır.Nancy's sterrenbeeld is Stier.
Boğazköy'ün gerçek tarihi MÖ 1900'den az sonra başlar.De geschiedenis van de Ingelmunsterse brouwerij begint in 1900.
Sonradan değiştirilerek Boğaziçi oldu.Later verwisselde hij de lijken.
Boğaza giriş kapıları aralanmış ama hala ilerde olacaklar belirsizdi.Wegwijspiet komt binnen, maar wat blijkt?
Doğusunda Tayvan boğazının diğer yakasında Tayvan bulunur.Taiwan ligt in het oosten, aan de andere kant van de Straat van Taiwan.
Bu boğa ise Lamborghini'nin boğa burcu olmasından gelmektedir.De stier is Lambik heel dankbaar.
Boğaz, iki duba köprüden geçildi.De gracht wordt door twee bruggen overspannen.
Boğazı ve göğsü beyazdır.De keel en borst zijn wit.
Geminin kalkmasına yakın, tüm mürettebatı bir boğazda pusuya düşürürler.Vervolgens plaatst hij zijn bek zo dat de hele bemanning in zijn bek schuift.
Bu tarihte imparator bir “altın boğa” ile Kurfürsten’in söz konusu hakkı açık bir şekilde tanımış oldu.In dit Regthuys werd ook voor de 'ambachtsheerlijkheid' Gouderak recht gesproken.
Diğer yandan Artemision Boğazı'nı tutmak için artık bir neden kalmamıştı.Tot nu toe zijn geen andere vondsten van het skelet van Longisquama gedaan.
Alaska Yarımadasından Shelikof Boğazıyla ayrılır.Het is gescheiden van Alaska door de Straat Shelikof.
Mahalle adını, zamanında burada yapılan boğa güreşlerinden almıştır.De Koekamp ontleent zijn naam aan de runderen die hier oorspronkelijk rondliepen.
Boğazın arka tarafında, beyaz püyle kaplı büyük bademcikler.Let op de grote tonsillen achter in de keel, bedekt met witte pus.
İlçenin İstanbul Boğazı kıyıları oldukça girintili çıkıntılıdır.Dus blijft de westelijke begrenzing van het Oudnederduitse taalgebied tamelijk onzeker.
Toby ise Sweeney'i boğazını ustura ile keserek öldürür.Sweeney besluit Pirelli te vermoorden en snijdt zijn keel door.
Tsushima Adası (Japonca: 対馬 Tsushima), Kore Boğazı'nda Japonya'ya ait bir adadır.Tsushima (Japans: 対馬, Tsushima) of Tsoesjima is een Japanse eilandengroep in de Straat van Korea.
Kosinski 1991 yılında kendini boğarak intihar etmişti.Pfleghar pleegde in 1991 zelfmoord.
Boğaz üzerindeki köprülerden geçmek ücrete tâbidir.Om de brug over de Boyne te kunnen passeren moet tol worden betaald.
"Antiviral İlaçlar..." “Antiviral Ajan ve Aynı Şekilde Kullanan Boğaz Şekeri, Gargara ve Gargara...”"Antiviraal Middel en Keelsnoepjes, Gorgelen, en Mondwater Gebruiken Hetzelfde..."
Boğaziçi'nde târih.Fuck you → Wal się.
Evren, Boğazkale ilçesine bağlı bir beldedir.Bóg przystrajany jest w koronę sięgającą nieba.
Boğa güreşiWalki byków
Islero ismi ünlü matador Manuel Rodriguez "Manolete"'yi 28 Ağustos 1947'de öldüren boğadan alınmıştır.Nazwa Islero pochodzi od byka, który zabił sławnego torreadora Manuela "Manolete" Rodrigueza 28 VIII 1947.
Çocukken kendisine boğa kamçısı olarak kullanması için hediye edilmiş bir boğa penisine sahipti.Od dziecka posiadał penis byka, który dostał jako bicz.
Streptokok farenjiti çocuklardaki boğaz ağrılarının %37'sinin nedenidir.Paciorkowcowe zapalenie gardła stanowi 37% chorób gardła u dzieci.
Erkeklerin baş ve boğazı siyah, boyun yakalığı beyaz, alt tarafları ve sırt kısmı kahverengidir.Głowa jej jest czarna z białymi nadustkiem i wargą górną, gęsto i grubo punktowana.
Vakaların %20’sinde dil veya boğaz şişebilir.Opuchlizna języka lub gardła pojawia się w 20% przypadków.
Boğazına çok düşkündür.Bardzo lubi swój klakson.
Panama Kanalı henüz tamamlanmadığı için donanma Magellan Boğazından geçmek durumundaydı.Kanał Panamski nie był jeszcze ukończony i flota musiała przepłynąć przez Cieśninę Magellana.
Otomobil ismini ünlü bir boğadan almaktadır.Samochód dzieli nazwę z wielokrotnie zwyciężającym hiszpańskim bykiem.
Aynı yıl Almanlar da Boğaz köprüsü için bir atak yaptılar.Tego samego dnia Niemcy uchwycili przyczółek pod Brokiem.
Boğazı beyazdır.Białe gardło.