Boğazlayan: Çiçeklü, Kulağuzlu.Vorbereitung, Blüte, Ausklang.
Ben onu boğacağım.Je vais l'étrangler.
Alman Büyükelçisi'nin Boğaziçi'ndeki tarihi yazlık rezidansının tarihçesi ve gelişimi.Alman Büyükelçisi'nin Boğaziçi'ndeki Tarihi Yazlık Rezidansının Tarihçesi ve Gelişimi.
Boğaz´ın Diplomatlar Köyünün Hikayesi.Boğaz´ın Diplomatlar Köyünün Hikayesi.
Boğazı beyazdır.La gorge est blanche.
1968 yılında, festival kutlanmadı ama boğa güreşleri 13 Nisan 1968 tarihinde düzenlendi.En 1968, on ne célébra pas la foire, mais une corrida fut organisée le 13 avril 1968, jour de Samedi Saint.
Bizi nasıl mı boğacaktı?Pourquoi je suis essoufflé ?
Pozantı Boğazından dağlık alanlara doğru uzanır.Il vient des Gets (les Métrallins) sur le versant du mont Chéry.
Ardından sanatçının boğazındaki nodüller 5 Mayıs 2005'te ameliyatla alındı.Des nodules ont été postérieurement déplacés de sa gorge, lors d'une opération ayant lieu le 5 mai 2005.
Temmuz 1952'de Kesselring'in boğazında bir kanserli tümörün büyüdüğü teşhisi kondu.En juillet 1952, Kesselring fut diagnostiqué avec une tumeur cancéreuse dans la gorge.
Tabii onun boğazını sıkmak için!.Il lui tendra même son cou !
15 yaşındayken bir güzellik yarışmasında Boğaziçi güzeli seçilmişti.À l'âge de 15 ans, elle remporte un concours de beauté.
Boğa teriyerleri, özellikle köpek dövüşlerinde kullanılmışlardır.Les chiens utilisés dans ces combats étaient principalement des bulldogs.
1805 yılında Adam Johann von Krusenstern, boğaza kuzeyden girmeyi denedi ancak başarısız oldu.En 1805, Johann Adam von Krusenstern échoua à passer le détroit depuis le Nord.
(Karşıt: Boğa Eğilimi).(Socializacija bika?)
Onu küvette boğarak öldürmeye çalışır.Elle tente même de se noyer dans son bain.
1984'te yapılan bir çalışma sonucunda MAcellan Boğazı'nda 3.400 bireyin olduğu tahmin edilmiştir.Une étude de 1984 a évalué à 3 400 le nombre d'individus présents dans le détroit de Magellan.
Gerektiğinde guguk onu boğazında da taşıyabilir.Si besoin est, il peut aussi ramener le gibier.
Aslanlar, ejderhalar ve boğalar bu hayvanlardan bazılarıdır.Lions, dragons et taureaux y sont représentés.
Boğaz pastilleri (öksürük ilacı) kısa süreli olarak ağrıyı gidermekte sıklıkla kullanılır.Le Vicoprofen est utilisé à court terme pour soulager la douleur.
Pirinç boğa, Sicilya boğası veya bronz boğa Antik Yunanistan'da icat edilen bir tür işkence aleti.Le taureau d'airain ou taureau de Phalaris est un instrument de torture inventé en Grèce antique.
Taner Yıldız (3 Nisan 1962, Boğazlıyan) Türk siyasetçi, elektrik mühendisi.Taner Yıldız, né le 3 avril 1962, est un homme politique turc.
"Montrö Boğazlar Sözleşmesi" (PDF).Contrat d’échange de taux d’intérêt (’SWAP’).
Onu tüm bunlardan suçlar ve onu boğar.Elle résiste de toutes ses forces et il l'étrangle.
Kaçarlarken Dodge öldürülür, Landon baygınlık geçirir, Taylor ise boğazından vurulur.Bientôt, Dodge est abattu par les singes, Landon capturé, de même que Taylor, blessé à la gorge.
1808 yılında Avrupalılar tarafından çok tanınmayan Mamiya Rinzō boğazı keşfetmeyi deneyen kaşiflerden biridir.L'expédition de 1808 de Mamiya Rinzō restait peu connue des Européens.
Kaseler,vazolar ve tabaklar üretildi.Bunlar sıklıkla Boğaz manzarasını resmediyordu.Faites-en des cassettes, des CDs, des vinyles... Vous avez toujours rêvé de créer votre propre label ?
Bu boğa ise Lamborghini'nin boğa burcu olmasından gelmektedir.Cette femme indique à Bósi où est l’œuf de vautour.
1797 yılında William Robert Broughton, Tatar boğazının bir koy olduğunu düşünerek vazgeçti.De même, en 1797, William Robert Broughton décida que c'était une baie et fit demi-tour.
Kazada 22.000 koyun boğaz sularına gömüldü.Ainsi, on a retrouvé entre cinquante et cent millions d'huîtres enterrées.
Kulak, Burun, Boğaz Mütehassısıdır.L'oreille, la gorge, le cou.
Ardından Sulla ve yandaşları Marius yandaşlarının çoğunu boğazladılar.Sylla et ses soutiens éliminent la plupart des soutiens de Marius.
Otomobil ismini ünlü bir boğadan almaktadır.Il y fait la voix d'un taureau ivre .
Boğazkent ayrıca "Kuş Cenneti" olarak da bilinmektedir.Elle est aussi appelée oiseau de paradis.
Tayland boğazın önemini azaltmak için birden fazla proje geliştirmiştir.La Thaïlande a élaboré plusieurs plans afin de réduire l'importance économique du détroit de Malacca.
Bazı boğaz pastillerinde de bulunmaktadır.Il en est de même pour certains pathogènes.
BURA Boğaziçi Üniversiteliler Derneği.Grève générale des enseignants.
Küçüksu, padişahın Boğaz'da en fazla sevdiği semtlerden biri olmuştur.Un des plus grands rois que le Sénégal ait connu.
Yaklaşık 135 km uzunluğunda olup boğazın ortası Kanada ile ABD arasındaki uluslararası sınırı oluşturmaktadır.Long de 96 milles (154 km), il forme une partie de la frontière entre le Canada et les États-Unis.
Boğazdan Tuna Nehri geçer.La rivière passe dans une gorge.
Ayrıca boğaz, dünyadaki en sık deniz trafiğine sahip yerlerden birisidir.La zone est également le passage des routes maritimes les plus fréquentées au monde.
Japonya'da bu boğaz, adını, 1808 yılında buraya yolculuk eden Mamiya Rinzō'dan almıştır.Le détroit est nommé en japonais d'après Mamiya Rinzō, qui l'explora en 1809.
Yine her boğanın arkasından bir kedi sağa doğru koşmaktadır.L'on note encore un chat blanc tout en bas à gauche, et un chat en bas à droite.
Şehir yakınlarındaki Öresund Boğazı, Danimarka'yı İsveç'ten ayırır.Plus précisément, la ville est située sur la côte du détroit de l'Öresund, séparant la Suède du Danemark.
Boğazdan gelen gırtlaksı bir H sesidir.Son « numéro » dans le dos est un os.
Çatalhöyük’te bulunan boğa kafaları.Argent à têtes de taureaux affrontés.
Burcu Boğa'dır.Homme au taureau.
Boğa güreşleri ve bisiklet turları da düzenlenmektedir.Des tournois et des sorties sportives sont également organisés.
Boğazımızı açıp sağlıklıyken de baktığımızda zaten pembe-kırmızı arası bir renk görürüz.Seule la surface est dégradée, si elle est grattée, on peut apercevoir à nouveau la couleur rouge.
Boğazı koyu kırmızıdır.La gorge est rouge.
Artvin ilinin simgesi Boğa'dır.Son symbole était le taureau.
Bu boğazlar, geleneksel olarak Avrupa ve Asya kıtaları arasında sınır olarak kabul edilirler.Le Grand Caucase est généralement considéré comme une limite terrestre entre l'Europe et l'Asie.
1936 - Montreux Boğazlar Sözleşmesi: Türk boğazları tamamen Türkiye'ye bırakıldı.En 1936, la convention de Montreux rétablit la souveraineté totale de la Turquie sur les détroits turcs.
Her geceyi güneş boğar, Ülkemizin günü doğar.Les étapes s’effectuent de jour, l’avion atterrissant tous les soirs.
Sicilya Boğazı Akdeniz'de Sicilya ile Tunus arasındaki boğaza verilen addır.Le canal de Sicile est le bras de mer situé en mer Méditerranée entre la Sicile et la Tunisie.
Şavşat'ta her yıl boğa güresi festivalleri olur.Des ateliers sur le thème des parfums sont organisés toute l'année.
Boğaziçi Film Festivali.GI Film Festival.
Bu eski Boğaz semtine 'Emirgân' denmesinin sebebi işte yukarıda anlattılanlardan kaynaklanmaktadır.Très peu d'abbés de cette abbaye sont connus, pour les raisons énoncées ci-dessus.
Ancak boğanın başı kırılmıştır.Son OVNI s'est écrasé.
Sıradağlar Hürmüz Boğazı'nda sona erer.Les doigts se terminent alors en griffes.