Devrimi yapansa, proletaryanın bizzat kendisidir.רק מן הפרולטריון עצמו יש תקווה למהפכה.
Bu kötülük yine bizzat insanın kendinden kaynaklanır.שוב אנו רואים את חוסר האונים של האדם.
Her nasılsa, İoannis Zonaras onun senatonun bizzat kendisi tarafından seçildiğini iddia eder.ההיסטוריון יואנס זונאראס לעומת זאת, מדווח כי נבחר על ידי הסנאט בלבד.
Bu sefer Emir Çoban bizzat gelip onu hem babasından hem kocasından ister ama Emir Çoban direnir.גם הפעם מזהירות היונים את הנסיך והוא דורש בכל תוקף מהאם והאב להביא אליו את לכלוכית.
Bu bahsettiğim yerleri bundan 37 yıl önce bizzat giderek gördüm.39 ימי דיונים התקיימו שנפרשו על פני שנתיים.
Selahaddin, sulh şarlarını bizzat kendi tespit etti.למרות זאת, מצליח זמו למצוא את מילות הקוד לבדו.
Tümeni bizzat yöneten Lord Longford harekat sırasında kayboldu ve cesedi bulunamadı.מנהיג הקרטל נופל מצוק ומת, וגופתו לא נמצאה.
Sorkin birçok gerçek kablo - TV haber programını bizzat kendisi gözlemleyerek dizisi için araştırma yapmıştır.Соркин лично прави наблюдения и изучава няколко реални новинарски кабелни програми.
Karanlık Lord tarafından bizzat eğitilmiş ve bir kara büyü ustasıdır.Смятан е също за магьосник и господар на черната магия.
Devrimi yapansa, proletaryanın bizzat kendisidir.Тази статия е за революционерът от ВМОРО.
Dinime, bizzat hakikate nasıl inanıyorsam, buna da öyle inanıyorum.Според него, както мисли човек, каквото е убеждението му, такъв е и неговия бог.
Bunun yerine siz neler olduğunu bizzat görerek, yani yaşayarak anlayacaksınız.Правете каквото можете, за да се получат нещата добре, и ще видите, че наистина ще става така.
Senaryoyu bizzat John le Carré kendi romanından uyarlayarak yazmıştı.Тази статия е за романа на Джон льо Каре.
Bunun üzerine Fatih, bizzat sefere çıkmaya karar verdi.Фани решава да замине за там.
Bu bahsettiğim yerleri bundan 37 yıl önce bizzat giderek gördüm.Oko same Nakovane zabilježeno ih je tridesetak.
Çocuklarına aşırı düşkündü ve bakımları ile bizzat ilgileniyordu.Bezobziran je prema drugima i brine samo o sebi.
Wessex'e ise kendisi bizzat bakar.Ona isto istuče Woodya kad ga vidi.
Metzengerstein'ın ahırları bizzat kundakladığı düşünülmektedir.Dvorac Hohenzollern je još uvijek u privatnom vlasništvu.
Ayrıca oyunun sonunda Stalin'i bizzat kendisi öldürür.Samo na samome kraju cjelokupne igre moguće je ubiti Steela.
Bizzat Gaudi binayı restore etti.I tu je obnovio župne zgrade.
Üçüncü Haçlı Seferi'ne bizzat katılmış ve komuta etmiştir.Zúčastnil sa na tretej krížovej výprave, ktorej mal veliť.
Karanlık Lord tarafından bizzat eğitilmiş ve bir kara büyü ustasıdır.Mačka bola oficiálne prehlásená za spojenkyňu čarodejníc a priamu účastníčku čiernej mágie.
Her nasılsa, İoannis Zonaras onun senatonun bizzat kendisi tarafından seçildiğini iddia eder.Žiarlivý Marius však dosiahol, že za veliteľa bol zvolený on sám.
Bizzat savaşmak için müracaat ettiği ordu tarafından kendisine müsaade verilmedi.No jemu samotnému bojové lety nepovolili.
Bütün yurttaşlar bizzat veya temsilcileri aracılığıyla yasaların oluşturulmasına katılma hakkına sahiptir.Vsi državljani imajo pravico osebno ali preko svojih predstavnikov sodelovati pri njegovem sprejemanju.
Bizzat Gaudi binayı restore etti.Uspeli so obnoviti celotno poslopje.
İslam kurallarına göre naaşın defin öncesi yıkanması ve kefenlenmesi işlemlerini bizzat kendisi yaptı.Samostanska pravila so določala ritualno pranje in čiščenje rok pred jedjo.
Bu bahsettiğim yerleri bundan 37 yıl önce bizzat giderek gördüm.Tam je odkrila svoja pisma njemu v obdobju triindvajsetih let.
Büyük ihtimalle bu sembolizm ve ibadet ilhamı bizzat Romalılar tarafından yapılmıştır.Neologizme in oblike knjige je verjetno Küzmič sam naredil.
Sandreckoner kitabında bizzat Arşimet’in paylaştığı bilgiye göre babası astronom Phidias’tır.V uvodu v razpravo je zapisal, da je bil njegov oče astronom Fidij.
Elektron daha önceden J.J Thomson’un bizzat kendisi tarafından keşfedilmişti.Elektroną jau anksčiau atrado pats Dž.
Bu bahsettiğim yerleri bundan 37 yıl önce bizzat giderek gördüm.Teigiama, per pastaruosius šešis dešimtmečius šią vietą ji aplankė tris kartus.
Bizzat Gaudi binayı restore etti.Jo pastangomis dvaro rūmai restauruoti.
Senaryoyu bizzat John le Carré kendi romanından uyarlayarak yazmıştı.Linateos põhineb John le Carré' samanimelisel romaanil.
Bu bahsettiğim yerleri bundan 37 yıl önce bizzat giderek gördüm.Viimasest kohtumisest Entuga on Kadri enese sõnade kohaselt möödunud kolm aastat.
Bu savaştan sonra Avusturya İmparatoru savaşları bizzat komuta etmeyi bırakmıştır.Pärast Solferinot loobus Austria keiser armee isiklikust juhatamisest.
Karting yarışları bizzat FIA tarafından, CIK adı altında yapılır.Võistlused toimuvad FIA egiidi all.
Muharebelerde sıklıkla tümenine bizzat komuta ederdi.Sageli ta palus tervendamised salajas hoida.
Bizzat Gaudi binayı restore etti.Asula ehitati uuesti üles.
1995 ile 96 arasında Çeçenistandaki ilk iki savaşı Grozni'den bizzat görüntüledim.Entre 1995 e 1996, fiz a cobertura das duas primeiras guerras na Chechénia, do interior de Grózny.
1995 ile 96 arasında Çeçenistandaki ilk iki savaşı Grozni'den bizzat görüntüledim.Entre 1995 et 1996, j'ai couvert les deux premières guerres en Tchétchénie depuis l'intérieur de Grozny.
1995 ile 96 arasında Çeçenistandaki ilk iki savaşı Grozni'den bizzat görüntüledim.Entre 1995 y 1996, cubrí las dos primeras guerras en Chechenia, desde el interior de Grozny.
1995 ile 96 arasında Çeçenistandaki ilk iki savaşı Grozni'den bizzat görüntüledim.Între 1995 şi 1996 am urmărit primele două războaie din Cecenia, din Groynîi (capitala Ceceniei).
1995 ile 96 arasında Çeçenistandaki ilk iki savaşı Grozni'den bizzat görüntüledim.Tra il 1995 e il 96, ho coperto le prime due guerre in Cecenia dall'interno di Grozny.
1995 ile 96 arasında Çeçenistandaki ilk iki savaşı Grozni'den bizzat görüntüledim.W latach 1995-96 w Groznym w Czeczenii byłem fotoreporterem dwóch wojen.
1995 ile 96 arasında Çeçenistandaki ilk iki savaşı Grozni'den bizzat görüntüledim.Zwischen 1995 und '96 begleitete ich zwei Kriege in Tschetschenien von Grosny aus.
1995 ile 96 arasında Çeçenistandaki ilk iki savaşı Grozni'den bizzat görüntüledim.Между 1995 и '96, отразих първите две войни в Чечня от Грозни.
1995 ile 96 arasında Çeçenistandaki ilk iki savaşı Grozni'den bizzat görüntüledim.Между 199-5м и 96-м я освещал две первые военные компании в Чечне из Грозного.
2002 yılında Barnard College'tan mezun olduğumda bunu bizzat kendim yaşadım.저는 이런 걸 2002년에 버나드 대학교를 졸업할 때 제 스스로 경험했습니다.
2002 yılında Barnard College'tan mezun olduğumda bunu bizzat kendim yaşadım.2002年にバーナード大学を卒業した年にです。 わたしは希望に燃え、成果を挙げる気満々でした。
2002 yılında Barnard College'tan mezun olduğumda bunu bizzat kendim yaşadım.Am experimentat asta direct când am absolvit Colegiul Barnard în 2002.
2002 yılında Barnard College'tan mezun olduğumda bunu bizzat kendim yaşadım.Ich habe das selbst erlebt, als ich 2002 das Bernard-College abschloss.
2002 yılında Barnard College'tan mezun olduğumda bunu bizzat kendim yaşadım.Ik heb dit zelf ervaren toen ik afstudeerde van Barnard College in 2002.
2002 yılında Barnard College'tan mezun olduğumda bunu bizzat kendim yaşadım.Je l'ai vécu moi-même en personne quand j'ai eu mon diplôme à Barnard College en 2002.
2002 yılında Barnard College'tan mezun olduğumda bunu bizzat kendim yaşadım.Ne ho fatto esperienza io stessa in prima persona quando mi sono laureata al Barnard College nel 2002.
2002 yılında Barnard College'tan mezun olduğumda bunu bizzat kendim yaşadım.Pontosan ugyanezt tapasztaltam magam is, amikor 2002-ben diplomáztam a Barnard College-ban.
2002 yılında Barnard College'tan mezun olduğumda bunu bizzat kendim yaşadım.Sama som to zažila na vlastnej koži, keď som v roku 2002 promovala na Barnard College.
2002 yılında Barnard College'tan mezun olduğumda bunu bizzat kendim yaşadım.Saya merasakannya sendiri saat saya lulus dari Bernard College pada tahun 2002.
2002 yılında Barnard College'tan mezun olduğumda bunu bizzat kendim yaşadım.Senti isto, pessoalmente, quando me formei no Barnard College em 2002.
2002 yılında Barnard College'tan mezun olduğumda bunu bizzat kendim yaşadım.Tego pierwszego doświadczyłam sama kiedy skończyłam Barnard College w 2002