Sorkin birçok gerçek kablo - TV haber programını bizzat kendisi gözlemleyerek dizisi için araştırma yapmıştır.Sorkin valós híradóműsorok megfigyelésével végzett kutatómunkát a sorozathoz.
Ben bugün elimden gelse, bizzat dövüşmeye başlar ve dinin yükseltilmesine gayret ederim.”Ha megtaláljuk ezt az erőt, felerősödhetnek az ösztöneink, segítenek a diagnosztizálásban.”
İnşaat işlerini bizzat kendisi yapardı.Az üzemét önmaga kezelte.
İtalyan versiyonunu bizzat oyunun yazarı yönetmişti.Az aranyember forgatókönyvét maga a rendező írta.
Bu eczaneler, bizzat sağlık zabıtası memurları tarafından muntazam şekilde denetlenirlerdi.Az ott dolgozókat mindenesetre elővigyázatosságból evakuálták.
Köprünün adını da bizzat kendisi koymuştur.A híd is róluk kapta nevét.
Senaryoyu da yönetmenle birlikte bizzat yazarın kendisi uyarlayıp yazmıştı.A forgatókönyvet a szerző és a rendező közösen írta.
Bu bahsettiğim yerleri bundan 37 yıl önce bizzat giderek gördüm.Később kiderült, hogy már 27 éve voltak együtt.
II. Mehmed inşaatla bizzat ilgileniyordu.Az ostrom során II. Mehmed maga is megsérült.
Kruşçev bizzat uçuş sırasında telsizle Tereshkova ile konuştu.Nyikita Hruscsov személyesen is beszélt az űrhajóssal rádión keresztül.
Muhtemelen bizzat Farabi değil, öğrencileri tarafından derlenmiş bir eserdir.E scholionokat minden bizonnyal nem ő, hanem tanítványai jegyezték fel.
Bizzat Gaudi binayı restore etti.Az új tulajdonos felújíttatta az épületet.
Vatikan Pasaportu bizzat Papa tarafından verilir.A palliumot magától a pápától kapta.
Her nasılsa, İoannis Zonaras onun senatonun bizzat kendisi tarafından seçildiğini iddia eder.Ióannész Zónarasz szerint is a szenátus támogatottja volt.
Karanlık Lord tarafından bizzat eğitilmiş ve bir kara büyü ustasıdır.A bájitalok elkészítésének mestere, emellett a sötét varázslatok ismerője.
Bizzat devlet başkanının kendisi tarafında yerine atandı.Maga a fejedelem is képviseltette ott magát.
Programın montajını bizzat gerçekleştirdi.Terveit a saját költségén valósította meg.
Bizzat Gaudi binayı restore etti.Remontoi itse asuntosi.
Bu af kralın bizzat ölümünden sorumlu olanları kapsamamaktadırMilloin aiot ottaa vastuun sinun kuningashuoneesi asioista?
Arabi, kendisi için içinde ölünceye kadar yaşayacağı bir kulübeyi bizzat inşa etmişti.Hän rakensi tänne talon, jossa asui perheineen kuolemaansa saakka.
Kral veya Kraliçe ya bizzat katılırlar ya da kraliyet ailesinden bir kişi tarafından temsil edilirler.Kaikki pakenevat ja jopa kuningatar pakenee samoin kuin yksittäinen työläinen.
Bu bahsettiğim yerleri bundan 37 yıl önce bizzat giderek gördüm.Ranskassa vastaava sanaharkka oli alkanut jo 30 vuotta aiemmin.
Atlantik'teki savaşı bizzat kendileri yürüttü.Kamppailu käytiin Yhdysvaltain Atlantic Cityssä.
Bizzat İslam Peygamberinin tüccar olması bu iddianın zayıf noktasıdır.Islamissa myös profeetta Muhammadin solvaaminen on jumalanpilkkaa.
Toplantıya bizzat katılmak zorunludur.Pöydässä kuuluu seurustella.
Cenaze namazı bizzat II. Bayezid tarafından kıldırılmıştır.Kustaa III luonnosteli omakätisesti Ehrensvärdin hautamuistomerkin.
Sabra ve Şatilla Katliamı'na bizzat tanıklık etti.Myöhemmin hän oli osoittamassa mieltään Sabran ja Shatilan verilöylyjä vastaan.
Grubun kullandığı bütün müzik aletlerini bizzat kendisi yapmaktadır.Musiikissa käytetään paljolti yhtyeen jäsenten itse rakentamia instrumentteja.
İnşaat işlerini bizzat kendisi yapardı.Osan töistään hän myös rakensi itse.
İtalyan versiyonunu bizzat oyunun yazarı yönetmişti.Israelin valtio katsoo käsikirjoituksen kuuluvan itselleen.
Dış politika ile ilgili her konuyla bizzat kendi ilgilenmiştir.Hän oli kuitenkin kiinnostunut juuri ulkopolitiikasta.
Babasının eseri Yüzüklerin Efendisi’nin haritalarını bizzat çizmiş ve C. J. R. T. şeklinde imzalamıştır.Σχεδίασε τους χάρτες του Άρχοντα των Δαχτυλιδιών, όπου υπέγραψε ως Κ. Τζ.
Toplantıya bizzat katılmak zorunludur.Η συμμετοχή στη συνέλευση ήταν προαιρετική.
Biz, yalnızca fenomenleri değil fakat şeylerin bizzatihi kendilerini de bilebiliriz.Γνωρίζουμε μόνον εμφανίσεις, όχι τα πράγματα καθεαυτά.
Bundan sonra rahipler halk tarafından değil, bizzat rahip meclisleri tarafından seçileceklerdi.Σύμφωνα με αυτόν, δεν εκλέγονταν πλέον από τους κατοίκους αλλά διορίζονταν από το Επαρχιακό Συμβούλιο.
Valar burayı bizzat ziyaret ederdi.Ο Ουάρρος κατέλαβε εύκολα την πόλη.
Muharebelerde sıklıkla tümenine bizzat komuta ederdi.Han ledede ofte uropførelserne selv.
Bu savaştan sonra Avusturya İmparatoru savaşları bizzat komuta etmeyi bırakmıştır.Efter slaget trak den østrigske kejser sig fra at lede styrkerne direkte.
Biz, yalnızca fenomenleri değil fakat şeylerin bizzatihi kendilerini de bilebiliriz.Vi kan ikke erkende tingene-i-sig-selv, men kun tingene, som de fremtræder for os.
Bizzat Bertrand Russell tarafından paradoksu örneklemek için kullanılmıştır.Denne løsning er meget nemmere at arbejde med. Bertrand Russell Paradoks
Albümün yapımcılığını Bush'un bizzat eşliğiyle Andrew Powell üstlendi.Albummet var produceret af Andrew Powell, assisteret af Bush.
İsa, dünyada Tanrı’nın krallığını kurmak için bizzat dönecektir.Kristus vil komme igen og etablere Guds Rige på jord.
İnşaat işlerini bizzat kendisi yapardı.De måtte selv bygge lejren.
Bu bahsettiğim yerleri bundan 37 yıl önce bizzat giderek gördüm.Han meddelte selv i 1930, at han de sidste 40 år personligt havde tegnet alt.
Öyle ki bu durum, bizzat işçi sınıfının yaşadığı koşulların zorunlu bir sonucudur adeta.En af konsekvenserne er, at arbejdsmarkedets behov for kvalificeret arbejdskraft bliver vanskelige at indfri.
Kral veya Kraliçe ya bizzat katılırlar ya da kraliyet ailesinden bir kişi tarafından temsil edilirler.Deres leder er enten en konge eller dronning, som de viser stor respekt.
Bizzat Kahraman Garp tarafından eğitilir.Uddannet fra Det Fynske Kunstakademi.
Ancak yine bizzat yönettiği ordusu güçlü Fransız ordusunu yenemedi.En styrke, som ikke ville være i stand til at udfordre den langt større franske hær.
Kalın yazılan şarkılar, özgün sanatçı tarafından bizzat çalınmıştır.Den efterfulgte Ansiktsburk skrevet af samme kunstner.
Atlantik'teki savaşı bizzat kendileri yürüttü.Men hva med krigen i seg selv.
Bizzat Gaudi binayı restore etti.De gjenreiste imidlertid bygningen.
Claudius hükümdarlığı sırasında bizzat birçok davaya yargıçlık etmiştir.Claudius dømte selv i flere av rettssakene som pågikk i hans regjeringstid.
Bizzat Börklüce Mustafa da idam edildi.Mustafa ble selv avsatt og henrettet.
(Yani cehennem bizzat yaşadığımız kötülük dolu yeryüzü olarak kabul edilebilir.)(Den som pløyer må ha rett til jorda han/hun pløyer.)
HGS alım işleminde araç ruhsatı ve ruhsat sahibinin kimliği ile bizzat başvurması gerekiyor.DS Head bad om å få se førerkortet og forsikringspapirene.
Sonrakiler ise, Osmanlıların bizzat iskân ettikleri Yörükler ve Tatarlardır.Kinntennene deles inn i forjeksler (premolarer) og jeksler (molarer).
Bu savaştan sonra Avusturya İmparatoru savaşları bizzat komuta etmeyi bırakmıştır.Etter dette slaget trakk den østerrikske keiser seg fra å lede styrkene direkte.
Valens bizzat kendisi 378 yılında bir sefer düzenledi.Valens bestemte i 378 seg for å ta kontroll selv.
Toplantıya bizzat katılmak zorunludur.Det er personlig medlemskap i forumet.
Bu bahsettiğim yerleri bundan 37 yıl önce bizzat giderek gördüm.Det ble lokalisert i nyere tid etter å ha vært forsvunnet i over 70 år.