Hill filmin kanlı olmasını istemediklerini bizzat dile getirmiştir.По словам Дебры Хилл, создатели фильма «не хотели, чтобы фильм был кровавым.
4-5 Ekim 1824 yıllında yeni fabrikayi bizzat I. Aleksandr ziyaret etti.4—5 октября 1825 года он лично посетил Ижевский завод.
Mayer, blogları bir reklamcı aracılığıyla değil, bizzat kendisinin yazdığını belirtti.Он известен тем, что пишет в блог самостоятельно, а не через публициста.
Tai Tsung bizzat ağızıyla emedi (zehir dışarı çıkarmak için).Цанга может поставляться отдельно от винта (болта).
Öyle ki bu durum, bizzat işçi sınıfının yaşadığı koşulların zorunlu bir sonucudur adeta.Они продолжают работать, как будто условия их труда нечто само собой разумеющееся.
Valar burayı bizzat ziyaret ederdi.Олланд лично посетил место происшествия.
Selahaddin, sulh şarlarını bizzat kendi tespit etti.Как позже выяснилось, она сама написала это своей собственной кровью.
Ancak yine bizzat yönettiği ordusu güçlü Fransız ordusunu yenemedi.Но и они уже не могли спасти положение французской армии.
Ayrıca Mustafa Kemal bu fermanda bulunan bazı açıklamaları bizzat kendisi yazmıştır.В одной из речей Мустафа Кемаль объяснял свои намерения таким образом: .
810 yılında bizzat kendi oğullarından birisi tarafından öldürülür.А в 892 году был убит своими людьми.
Bazı kaynaklara göre paranın gözlemevine koyulmasına Stalin bizzat yardım etmiştir.وصرحت بعض المصادر أن ستالين قد ساعد بنفسه في وضع النقود في المرصد.
Mayer, blogları bir reklamcı aracılığıyla değil, bizzat kendisinin yazdığını belirtti.وأوضح ماير أنه هو الذي يكتب المدونات بنفسه ليست الدعاية.
Bazı uygulamalarda sensörün kendisi bizzat ışıklifidir.في بعض التطبيقات، أجهزة الاستشعار هي في حد ذاتها ألياف ضوئية.
Kruşçev bizzat uçuş sırasında telsizle Tereshkova ile konuştu.تحدث خروتشوف بنفسه إلي تريشكوفا عن طريق الجهاز اللاسلكي أثناء رحلتها.
İktidar partisi, mitinglere katılan kadınların bizzat bu tür olaylardan sorumlu olduğunu iddia etti.وأكد الحزب الحاكم أن النساء المشاركات في المسيرات مسؤولات شخصيا عن مثل هذه الحوادث.
Bu bahsettiğim yerleri bundan 37 yıl önce bizzat giderek gördüm.حققت هذه الحلقة أعلى نسبة مشاهدة منذ 17 عاما.
Cenaze namazı bizzat II. Bayezid tarafından kıldırılmıştır.جرت له جنازة عسكرية مع صلاة قادها البابا القبطي تواضروس الثاني.
İdare usûlü halkın mukadderatını bizzat ve bilfiil idare etmesi esasına müstenittir.إحالة "العليمى" لهيئة مكتب "الشعب" لسبه "المشير" و"حسان".
Ben bugün elimden gelse, bizzat dövüşmeye başlar ve dinin yükseltilmesine gayret ederim.”"إذا لم نحارب فإننا سوف نفنى، والحرب هي الطريق الوحيد للخلاص".
Atlantik'teki savaşı bizzat kendileri yürüttü.وقرر القيادة للحرب بنفسه.
Bizzat kendisinin komuta ettiği iki büyük sefer icra etmiştir.يستطيع تمديد ولايته مرتين فقط.
Bazı kaynaklara göre paranın gözlemevine koyulmasına Stalin bizzat yardım etmiştir.Algumas fontes afirmam que o próprio ajudou a colocar o dinheiro no observatório.
587 baharında Filippikos tekrar hastalandı ve bizzat seferi yürütemedi.Na primavera de 587, Filípico estava novamente doente e incapaz de liderar a campanha em pessoa.
Ayetleri anlamlandırmada kullandığı en temel kaynak bizzat Kur'an-ı Kerim'in kendisidir .O objeto para o qual a seta aponta é aquele que está recebendo a mensagem (objeto receptor).
Bütün yurttaşlar bizzat veya temsilcileri aracılığıyla yasaların oluşturulmasına katılma hakkına sahiptir.Todos os cidadãos têm o direito de concorrer, pessoalmente ou através de mandatários, para a sua formação.
Haklar bizzat bölge bazında satıldı.Os direitos foram vendidos de território a território.
Selahaddin, sulh şarlarını bizzat kendi tespit etti.Primeiro, o próprio time laranja realizou suas votações abertamente.
72 yaşında olmasına rağmen orduları bizzat kendisi yönetti.Apesar de ter apenas dez anos de idade, ele estava liderando seu exército.
Öğrenciler bizzat yönetime katılıyorlardı.Os estudantes praticavam a autogestão.
Apollon, bu eserlerden bazılarını bizzat kaleme almış olabilir.Ezio pode roubar de qualquer um dos personagens.
İktidarin kaynağı, bizzat kişinin doğuştan sahip olduğuna inanilan özelliklerdir.Paraíba Criativa Curiosidades - A pessoa é para o que nasce.
Toplantıya bizzat katılmak zorunludur.O próprio homem invade a reunião.
Bizzat kendisinin komuta ettiği iki büyük sefer icra etmiştir.Ele precisaria pessoalmente retirar os dois convites que ganhou.
Bu bahsettiğim yerleri bundan 37 yıl önce bizzat giderek gördüm.A última vez que os irmãos se viram foi há dez anos.
Selahaddin, Renaud'un kafasını bizzat kendisi kesmeye yemin etmiştir.Por sua vez, Saladino fez um juramento de cortar a cabeça de Reinaldo se alguma vez o aprisionasse.
Bunun için Louis, diğer profesörler gibi çalışma malzemesini bizzat kendisi temin etmiştir.Ali, Lucy fazia o mesmo trabalho que os homens.
Valar burayı bizzat ziyaret ederdi.Arato decidiu visitá-lo pessoalmente.
Atlantik'teki savaşı bizzat kendileri yürüttü.Teve uma relevante atuação na Batalha do Atlântico.
Claudius hükümdarlığı sırasında bizzat birçok davaya yargıçlık etmiştir.Cláudio julgou pessoalmente muitos dos pleitos suscitados durante o seu reinado.
Bunlardan birincisi bu işlemin bizzat İmparator tarafından gerçekleştirildiğiydi.Estes, por sua vez, seriam sucedidos pelo Império Parta.
Ancak bizzat Hatemi ile de aralarında tartışmalar cereyan etmiştir.Het waren mijn zonden die Hem daar plaatsten."
Bizzat kendisinin komuta ettiği iki büyük sefer icra etmiştir.Twee maal voerde hij zelf de regie.
Bush bizzat bu albümün favori albümü olduğunu dile getirmiştir.Volgens PJ zelf is dit haar lievelingsalbum.
Valar burayı bizzat ziyaret ederdi.Sutter zelf bezocht deze plaats maar één keer.
İsa, dünyada Tanrı’nın krallığını kurmak için bizzat dönecektir.Christus zal naar de aarde terugkomen en daar het Koninkrijk van God verwezenlijken.
Bizzat Gaudi binayı restore etti.Huis), die het gebouw restaureerde.
Ancak bu film Le Carré'nin senaryoya bizzat katkıda bulunduğu yegane filmdir.Dit is de enige film gebaseerd op een roman van Le Carré, waarbij de auteur heeft meegewerkt aan het scenario.
Bu bahsettiğim yerleri bundan 37 yıl önce bizzat giderek gördüm.Aan dat laatste boek werkte hij naar eigen zeggen 23 jaar.
Bu savaştan sonra Avusturya İmparatoru savaşları bizzat komuta etmeyi bırakmıştır.Na deze slag onthield de Oostenrijkse keizer zich van het directe commando over het leger.
HGS alım işleminde araç ruhsatı ve ruhsat sahibinin kimliği ile bizzat başvurması gerekiyor.De agent vraagt om het rijbewijs en de papieren van de bestuurder.
Programın montajını bizzat gerçekleştirdi.Hij heeft de plaat zelf geproduceerd.
Film ekibinde rol alan bazı elemanlar da bu işgale karşı yapılan direnişe bizzat katılmışlardı.Niet voor niets was een aantal sleutelfiguren die aan deze film meewerkten, zelf slachtoffer van deze lijst.
Bu noktadan sonra Müdür Yardımcısı olayı bizzat kendisi çözme kararı alır.Direct hierop besloot de Raad van Commissarissen zelf hun functie ter beschikking te stellen.
Marx'a göre devrimi yapan ise proletaryanın bizzat kendisidir.Sinds Marx werd filosofie volgens Althusser dan ook revolutionair.
İtalyan versiyonunu bizzat oyunun yazarı yönetmişti.De vertaling van een boek van Erasmus redigeerde hijzelf.
Toplantıya bizzat katılmak zorunludur.De deelname aan de stemming is verplicht.
Selahaddin, sulh şarlarını bizzat kendi tespit etti.Het certificaat van echtheid houdt ze nog even zelf.
Sen en iyisi git onunla bizzat konuş.Je zou hem beter persoonlijk aanspreken.
4-5 Ekim 1824 yıllında yeni fabrikayi bizzat I. Aleksandr ziyaret etti.W dniach 4-5 października 1824 na inspekcję nowej fabryki przybył sam car.
Ancak yine bizzat yönettiği ordusu güçlü Fransız ordusunu yenemedi.Dowodzona przez niego armia pokonała wojska francuskie.