Ana içeriğe geç
Sözlük

bizzat ile cümle

bizzat kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Timur Kulibayev spor yapar, özellikle, kendisi bizzat golf uluslararası yarışmalarına katılmıştır.Kulibaev est un amateur de sports, de golf en particulier, et participe souvent aux tournois de golf.
Kral veya Kraliçe ya bizzat katılırlar ya da kraliyet ailesinden bir kişi tarafından temsil edilirler.Le roi y assiste en personne, sinon, il se fait représenter par la reine ou son fils.
Bu dil, cüceler için bizzat Aulë tarafından oluşturuldu.Cette langue fut créée en même temps que le pays par Hergé.
Bizzat XIV. Louis tarafından takdir edildi.Il est choisi par Louis XIV lui-même.
Leto klibi Bartholomew Cubbins adını kullanarak bizzat kendisi yönetti.Il est réalisé par Jared Leto sous le nom de Bartholomew Cubbins.
General Raus ve karargâh kadrosu, Memel'de bizzat çatışmalara girmek zorunda kaldılar.L’état-major et la majeure partie du bataillon s’installent à Memel.
Atlantik'teki savaşı bizzat kendileri yürüttü.Il prend part à la bataille de l'Atlantique.
Toplantıya bizzat katılmak zorunludur.Il doit être inclus dans la convocation d'assemblée générale.
İtalyan versiyonunu bizzat oyunun yazarı yönetmişti.Traduction par l’auteur lui-même.
Selahaddin, sulh şarlarını bizzat kendi tespit etti.Oehlenschlägers Levnet fortalt af ham selv.
Yani, Büyük Buhran yıllarında bizzat gördüğü yaşadığı olayları yazmıştır.Il lui permet de voir des fantômes de lui-même tel qu'il était dans le passé.
796 yılında ise bizzat kendisi Şarlman'ın huzuruna giderek bağlılığını bildirmiştir.En 1791, il fait parvenir à l'Assemblée son serment de fidélité.
Bu bahsettiğim yerleri bundan 37 yıl önce bizzat giderek gördüm.À noter qu'il y raconte tout sur ses 30 dernières années.
Şeyh Hasan, Bağdat Han’ı boşamaya razı gelmiş; üstelik nikahı bizzat kendisi kıymıştır.Hasan Buzurg, divorce prudemment de Bagdâd Khâtûn, cela permet à Abu Saïd de l’épouser.
Bunlardan bazıları, Papa'nın bizzat liderlik ettiği Noel ve Paskalya missalarıydı.Estas misas incluían la de Navidad y la de Pascua, en las que el propio papa era el celebrante.
Kral veya Kraliçe ya bizzat katılırlar ya da kraliyet ailesinden bir kişi tarafından temsil edilirler.El Rey asiste en persona, de lo contrario, está representada por la Reina o su hijo.
(Yani cehennem bizzat yaşadığımız kötülük dolu yeryüzü olarak kabul edilebilir.)(Dios es mi Soberano desde tiempos antiguos, que trae toda salvación que en la tierra se puede encontrar).
Bizzat şahit olduğu olayları daha ayrıntılı anlatmıştır.Le pidieron que explicara con detalle qué es lo que habían dicho los testigos.
Bu noktadan sonra Müdür Yardımcısı olayı bizzat kendisi çözme kararı alır.Yo y el juez arreglaremos este asunto en un momento.
Ferdinand Porsche duruma bizzat müdahale etti.Porsche se lo tomó en serio.
Anlattığı olayların içinde bizzat bulunduğundan dolayı, eseri bir nevi hatırat sayılabilir.Dado que él mismo tomó parte de los sucesos que describe, son una especie de memorias.
1863'te yılın en gürültü koparan aktivitesine ise bizzat Fransız devleti sponsor oldu.El evento clamoroso de 1863 fue de hecho patrocinado por el gobierno francés.
Valar burayı bizzat ziyaret ederdi.Wolfe había visitado el lugar.
Ancak plan bizzat Yoshinobu tarafından reddedilince Léon Roches görevinden istifa eder.Sorprendido por ello, Léon Roches dimitió.
II. Mehmed inşaatla bizzat ilgileniyordu.Mehmed II supervisó personalmente el ataque.
Bu uyarlamaların çoğunu Adams bizzat yapmıştır.Muchas de estas fueron dirigidas por el propio Corman.
Leto klibi Bartholomew Cubbins adını kullanarak bizzat kendisi yönetti.Ha dirigido producciones bajo el nombre de Bartholomew Cubbins.
Bazılarında ise müellif, vakânın kahramanlarından biridir, gözlemlediklerini bizzat anlatmıştır.Uno de los cocineros del hotel es en realidad una bruja, como lo demuestran los ojos morados.
Kalın yazılan şarkılar, özgün sanatçı tarafından bizzat çalınmıştır.Interpretación en directo dirigida por el propio compositor.
Bizzat kendisinin komuta ettiği iki büyük sefer icra etmiştir.Cumplió tan bien con ese cometido que se le condecoró en dos ocasiones.
Sonrakiler ise, Osmanlıların bizzat iskân ettikleri Yörükler ve Tatarlardır.A los haplorrinos pertenecen los antropoides y entre ellos los humanos.
Claudius hükümdarlığı sırasında bizzat birçok davaya yargıçlık etmiştir.Claudio juzgó personalmente muchos de los pleitos suscitados durante su reinado.
İstefanos’un infazını bizzat onaylamıştı.Se valida la sentencia de excomunión.
Atai'nin bildirdiğine göre Âşık Çelebi bu eserini Taşköprülüzâde'ye bizzat kendisi sunmuştur.Más tarde, Schleyer diría que Dios mismo le guió en esta labor.
Bennett bizzat Jenna Jameson tarafından bir "joker" finalist olarak seçilerek finale çıkmıştı.La Bennett fu personalmente scelta dalla Jameson come finalista "jolly".
Ayrıca Elfleri ve İnsanları bizzat yarattı ve uyandırdı.Inoltre crea e risveglia gli Elfi e gli Uomini.
Senaryoyu da yönetmenle birlikte bizzat yazarın kendisi uyarlayıp yazmıştı.Scritto da lui personalmente insieme al regista.
Bunların yanı sıra bu aranjmanlardan bazılarını da bizzat kendisi selendirmişti.Per tal motivo, le stesse furono quindi eseguite in varie location, diverse tra loro.
Şah İsmail savaşa girerek, bizzat pek çok düşman öldürdü.Al-Qahir, quindi, a causa del suo comportamento, si fece subito molti nemici.
Bizzat Gaudi binayı restore etti.Si procedette subito a restaurare l'edificio.
Cenaze namazı bizzat II. Bayezid tarafından kıldırılmıştır.Orazione funebre recitata dal sig.
Devrimi yapansa, proletaryanın bizzat kendisidir.Contro di loro affermava la spontaneità rivoluzionaria del proletariato.
Üçüncü görevi bizzat açıkça söylerler.Parla di sé stessa in terza persona.
Orada Fatih hoca bizzat takip etti.La lezione del fascismo parlava da sola.
Bu noktadan sonra Müdür Yardımcısı olayı bizzat kendisi çözme kararı alır.Inaspettatamente, il cane gli fornirà la soluzione per il caso.
Bu bahsettiğim yerleri bundan 37 yıl önce bizzat giderek gördüm.Questa famiglia potrebbe esseresi separata dal resto dell'ordine circa 37 milioni di anni fa.
Duruşmalar esnasında, Rákosi bizzat yargıçları arayıp talimatlar yağdırmıştı.Per il resto della gara, gli arbitri utilizzarono comandi vocali.
Burada "yeniden eğitilmiş" bazı tutuklular sonradan bizzat birer işkenceci haline getirilmişlerdi.Alcuni, che avevano sacrificato sotto tortura, tornarono per essere torturati di nuovo.
İtalyan versiyonunu bizzat oyunun yazarı yönetmişti.Quindi, in italiano, il gioco di parole dell'autrice è stato rispettato.
Bizzat şahit olduğu olayları daha ayrıntılı anlatmıştır.Continuò puntigliosamente a documentare gli eventi di cui era testimone diretto.
Leto klibi Bartholomew Cubbins adını kullanarak bizzat kendisi yönetti.Il video del brano è stato diretto dallo stesso Jared, con lo pseudonimo di Bartholomew Cubbins.
Bazı kaynaklara göre paranın gözlemevine koyulmasına Stalin bizzat yardım etmiştir.Некоторые источники утверждают, что Сталин сам помог положить деньги в обсерватории.
587 baharında Filippikos tekrar hastalandı ve bizzat seferi yürütemedi.Весной 587 года Филиппик опять заболел, из-за чего был неспособен продолжать кампанию лично.
Hakikat ise, bizzat Tanrının kendisidir.Является ли справедливость Бога истиной?
Ancak bizzat Hatemi ile de aralarında tartışmalar cereyan etmiştir.На лицах истязателей моих явственно проступило недоумение.
Arabi, kendisi için içinde ölünceye kadar yaşayacağı bir kulübeyi bizzat inşa etmişti.В этом же доме архитектор жил до своей смерти.
Bizzat Gaudi binayı restore etti.Помещение мы отремонтировали сами.
Apollon, bu eserlerden bazılarını bizzat kaleme almış olabilir.Клиффорд, возможно, сам принимал участие в этих грабежах.
Orada Fatih hoca bizzat takip etti.Но за сражением лично следил Фабий.
İnşaat işlerini bizzat kendisi yapardı.Конструировать её решил лично.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod