Hatta bizzat bir fırıncı tanıyor bile olabiliriz.Forse conosciamo anche un fornaio.
Hatta bizzat bir fırıncı tanıyor bile olabiliriz.주변에 알고 있는 제빵사가 있을 수도 있죠.
Hatta bizzat bir fırıncı tanıyor bile olabiliriz.Måske kender vi endda en bager.
Hatta bizzat bir fırıncı tanıyor bile olabiliriz.Mogoče celo poznamo nekoga, ki je pek.
Hatta bizzat bir fırıncı tanıyor bile olabiliriz.Może znacie jakiegoś piekarza.
Hatta bizzat bir fırıncı tanıyor bile olabiliriz.Možná dokonce nějakého pekaře známe.
Hatta bizzat bir fırıncı tanıyor bile olabiliriz.Poate chiar cunoaştem un brutar.
Hatta bizzat bir fırıncı tanıyor bile olabiliriz.Probablemente conozcamos algún panadero.
Hatta bizzat bir fırıncı tanıyor bile olabiliriz.Talán még ismerünk is egy péket.
Hatta bizzat bir fırıncı tanıyor bile olabiliriz.Vielleicht kennen wir sogar einen Bäcker.
Hatta bizzat bir fırıncı tanıyor bile olabiliriz.We kennen misschien zelfs een bakker.
Hatta bizzat bir fırıncı tanıyor bile olabiliriz.Ίσως και να γνωρίζουμε κάποιον ψωμά.
Hatta bizzat bir fırıncı tanıyor bile olabiliriz.Возможно, вы даже знакомы с каким-нибудь булочником.
Hatta bizzat bir fırıncı tanıyor bile olabiliriz.Може би дори познаваме някой хлебар.
Hatta bizzat bir fırıncı tanıyor bile olabiliriz.יכול להיות שאנחנו אפילו מכירים אופה
Hatta bizzat bir fırıncı tanıyor bile olabiliriz.ومن المحتمل بأننا نعرف خبازاً بحد ذاته
Hatta bizzat bir fırıncı tanıyor bile olabiliriz.この言葉を聞いた瞬間に
Hayatının bu evresinde kendin bizzat bir şeyle yüzleşiyorsun bir nevi uyumsuzluğa karşı--알다시피 지금 당신의 삶에서 개인적으로도
Hayatının bu evresinde kendin bizzat bir şeyle yüzleşiyorsun bir nevi uyumsuzluğa karşı--Это словно на данном этапе Вашей жизни, Вы близко к сердцу принимаете состояние конфронтации диссонанс --
Hayatının bu evresinde kendin bizzat bir şeyle yüzleşiyorsun bir nevi uyumsuzluğa karşı--אתה יודע, זה נראה שבשלב הזה בחייך, אתה בצורה אישית
Hayatının bu evresinde kendin bizzat bir şeyle yüzleşiyorsun bir nevi uyumsuzluğa karşı--تعلمون ، على ما يبدو في هذه المرحلة من حياتك ، أنت أيضا شخصيا جدا
Hayatının bu evresinde kendin bizzat bir şeyle yüzleşiyorsun bir nevi uyumsuzluğa karşı--この段階にきて あなた自身も なかなかやっかいな事柄と
İlginizi çeken kişilere ulaşın... ...havalimanında... ...ya da uçakta bizzat tanışın.Entre em contato com pessoas interessantes... ...encontre-se com elas no aeroporto... ...ou durante o voo.
İlginizi çeken kişilere ulaşın... ...havalimanında... ...ya da uçakta bizzat tanışın.Hubungi orang-orang yang menarik... ...temui dalam realitas di bandara... ...atau selama penerbangan.
İlginizi çeken kişilere ulaşın... ...havalimanında... ...ya da uçakta bizzat tanışın.흥미로운 사람들과 연락하고 ... ...공항에서 혹은... ...항공편에서 만납니다.
İlginizi çeken kişilere ulaşın... ...havalimanında... ...ya da uçakta bizzat tanışın.Kom i kontakt med intressanta personer... ...träffas på riktigt på flygplatsen... ...eller under flygningen.
İlginizi çeken kişilere ulaşın... ...havalimanında... ...ya da uçakta bizzat tanışın.Общайтесь с интересными людьми... ...встречайтесь в аэропорту... ...или во время полета.
İlginizi çeken kişilere ulaşın... ...havalimanında... ...ya da uçakta bizzat tanışın....空港で待ち合わせたり... ...機内で交流したり。 他の搭乗者と知り合いになれる ミート&シート...
İnceleme talebinin bizzat yazılı olarak yapılması şarttır.Du måste själv skriftligt begära hindersprövning.
İnceleme talebinin bizzat yazılı olarak yapılması şarttır.Il faut soi-même demander cet examen par écrit.
İnceleme talebinin bizzat yazılı olarak yapılması şarttır.La determinación de ausencia de impedimentos matrimoniales debe solicitarse por escrito.
İnceleme talebinin bizzat yazılı olarak yapılması şarttır.Tutkintaa pitää itse pyytää kirjallisesti.
İnceleme talebinin bizzat yazılı olarak yapılması şarttır.Запрос следует подавать в письменном виде.
İnceleme talebinin bizzat yazılı olarak yapılması şarttır.يتوجب طلب البحث في عوائق الزواج بنفسك كتابياً.
İsa'nın bizzat bu yerçekimi kaldıraçlarının ayarlarını yapmak için dünyaya geldiğini düşünmüştür.예수가 중력 레버를 조작하기 위해 지구에 왔다고 생각했을 겁니다.
İsa'nın bizzat bu yerçekimi kaldıraçlarının ayarlarını yapmak için dünyaya geldiğini düşünmüştür.חשב שישו בא לעולם ספציפית כדי להפעיל את מוטות הגרביטציה.
İsa'nın bizzat bu yerçekimi kaldıraçlarının ayarlarını yapmak için dünyaya geldiğini düşünmüştür.أعتقد أن المسيح أتي إلي الأرض خصيصا لتحريك قوي الجاذبية.
İsa'nın bizzat bu yerçekimi kaldıraçlarının ayarlarını yapmak için dünyaya geldiğini düşünmüştür.それがキリストの目的なのだと-
İşte, bizzat Newton diyor ki:Aquí tenemos lo que dijo el mismo Newton:
İşte, bizzat Newton diyor ki:Co k tomu řekl sám Newton:
İşte, bizzat Newton diyor ki:Dit is wat Newton er over zei:
İşte, bizzat Newton diyor ki: "Doğa kendi kendine çok uyumlu ve benzerdir."Voici ce que Newton en personne a dit : " La Nature est très consonante et conforme à elle-même. "
İşte, bizzat Newton diyor ki:Ecco cosa disse lo stesso Newton:
İşte, bizzat Newton diyor ki:Ezt mondta maga Newton:
İşte, bizzat Newton diyor ki:Iată ce a spus însuşi Newton:
İşte, bizzat Newton diyor ki:여기 뉴턴이 직접 말한 문구가 있습니다.
İşte, bizzat Newton diyor ki:Newton disse:
İşte, bizzat Newton diyor ki:Newton sám povedal:
İşte, bizzat Newton diyor ki:Newton selbst sagte dazu:
İşte, bizzat Newton diyor ki:Oto co powiedział sam Newton:
İşte, bizzat Newton diyor ki:Вот что говорил сам Ньютон:
İşte, bizzat Newton diyor ki:Ето какво самият Нютон каза:
İşte, bizzat Newton diyor ki:Сам Ньютон говорив наступне:
İşte, bizzat Newton diyor ki:ניוטון עצמו אמר:
İşte, bizzat Newton diyor ki:ها هو ما قاله نيوتن بنفسه:
İşte, bizzat Newton diyor ki:こう言いました「自然は自らに調和し 相似する」
İyisi mi gidip bizzat konuşayım."Ik ga terug om met haar te praten."
İyisi mi gidip bizzat konuşayım."아무래도 직접 가서 이야기해야 할 것 같아."라고 말했죠.
İyisi mi gidip bizzat konuşayım."Os meus amigos disseram que estavam muito interessados em adotá-la.
İyisi mi gidip bizzat konuşayım."Quiero decírselo personalmente."