1986 - Pınar Kür'ün "Bitmeyen Aşk" adlı romanı "müstehcenlik" gerekçesiyle toplatıldı.ألفت بينار كور رواية " الحب لا نهاية له " بسبب " الفحش ".
Bu tekel bitmeli.يجب ان ينتهي هذا الاحتكار
Ancak her şey bitmemişti, zira küllerden büyük bir kuş yükseldi.Porém nem tudo fora destruído, pois das cinzas ergueu-se um imponente pássaro.
Seitsemän veljestä adlı romanın bitmesi ise yazarın on yılını aldı.A novela Sete Irmãos levou dez anos para escrever.
Yapımı 12 Ekim 1959'de başlamıştır ve bitmesi yaklaşık 2.5 yıl sürmüştür.A construção foi iniciada no dia 12 de outubro de 1959 e levou quase dois anos e meio para chegar ao fim.
Yorulan Zemeckis, Geleceğe Dönüş'ü "The Film That Would not Wrap" (Hiç Bitmeyecek Film) diye andı.Zemeckis concordou, chamando Back to the Future de "o filme que não iria acabar".
Bu (olay) bitmeyecek.Não seria, porém, uma seqüência duradoura.
407), Hezekiel üzerine (410 - 415 arası) ve Yeremya üzerine (415'ten sonra, bitmemiş eser).407), Ezequiel (entre 410 e 415) e Jeremias (depois de 415 e não terminado).
Savaşın bitmesiyle Avusturya'daki Klagenfurt kentindeki İngiliz kuvvetlerine teslim oldu.Se rendeu para as tropas britânicas próximo de Klagenfurt, ná Áustria.
Dark Blood, 1993 tarihli bitmemiş bir filmdir.Dark Blood é um filme de 1993 do gênero suspense.
Konuşmaya başlamadan önce her konuk kibarca o anda konuşmakta olan konuğun sözünün bitmesini bekler.Antes de falar, cada convidado educadamente espera que outro convidado termine de falar.
Hakkında efsaneler asla bitmez.As histórias não têm fim.
Seninle oynamam bitmedi.")Eu ainda não terminei com esta brincadeira!)"
Bu bitmemiş görevi, bu cesur insanların bu kadar ilerlettiği noktadan alıp daha ileriye taşımalıyız.Precisamos de uma nação suficientemente corajosa que nos leve nesta direcção.
Ben size söylüyorum, bu bitmeyecek."Eu acho que nós não terminamos."
Sezon Ted'in Stella'ya evlenme teklif etmesiyle bitmektedir.A temporada terminou com o suspense de Clark que propõe o casamento com Lois.
Aşkım Bitmeyecek (4:50) 04.O Teu Amor Eu Peço (04:15) 11 .
Bu daha bitmemiştir ve bir son final parçasının yazılıp bestelenmesi gerekmektedir.Isso é feito até que a última linha seja preenchida.
Gruptan kalanlar tekrar bir araya gelir ve benzinin bitmek üzere olmasından dolayı kamp yakmak zorunda kalır.Eles voltam ao armázem e a viatura acaba explodindo devido a um vazamento de gasolina.
Üretiminin 1942'de bitmesi planlanan yüksek maliyetli Luger P08'in yerine geçmesi için geliştirilmiştir.O objectivo era a substituição da pistola Luger P08, cuja produção estava prevista para terminar em 1942.
Ama bu şarkı bir türlü bitmedi.No entanto, a ameaça deles não está terminada.
Oyuncu Niko'nun Dimitri'den intikam almasıyla ya da onunla anlaşmaya varmasıyla bitmektedir.Fica por conta do jogador a escolha de Niko: matar Dimitri ou realizar o negócio.
"Bu bahçede gül bitmez" diyenler olacak.«I Never Promised You a Rose Garden» (em inglês).
Ancak iş sdece motorla bitmedi.Ele não terminou na estrada individual.
Biten yarışlar ve bitmeyen olaylar.Competições e outros eventos ocorreram.
Bakunin'in pek çok çalışması gibi bu eser de bitmemiştir.Como outras obras de Bakunin, trata-se de um texto que jamais foi concluído.
Anlıyoruz ki artık bitmeli.Nós sabíamos que estava tudo acabado.
Önce yaşadıklarının bir film olduğunu düşünür ancak sonra bunun hiç bitmeyecek bir film olduğunu fark eder.É verdade que o que eles queriam mesmo era um filme, mas isso é outra história.
İstatistiksel sonuçlara göre bu projenin 2015 yılı civarında bitmesi planlanmaktadır.Como resultado, os estudos são aprofundados tendo em vista a realização da consulta pública, prevista em 2015.
Yalıtkan üzerindeki yük bu süreçte bitmediği için, metal tabaka üzerindeki yük deneyler için kullanılabilir.Devido ao alto custo da electrólise, este processo utiliza-se só quando se precisa chumbo de alta pureza.
Fakat henüz hiçbir şey bitmedi.Mas ainda não tinha terminado.
Koreografiye göre dans ettikten sonra Madonna, geri sayım bitmek üzereyken bir yukarı yay hareketi yapıyor.Depois de praticarem passos coreografados, Madonna executa um arco para trás quando o cronômetro zera.
Bir süre Nahit Fıratlı ile evli kalan Damar, bu evliliğin bitmesinin ardından Meriç Tülin ile evlenmiştir.Bebedor inveterado, foi durante esse casamento que tentou parar de beber.
Sıradaki albümüm bitmek üzere.O próximo álbum será sério.
O henüz bitmedi.Não acabou ainda.
Henüz suyumuz bitmedi.Nós ainda não ficamos sem água.
Yaz tatili bitmek üzereydi.De zomervakantie is voorbij.
IMDb'de Bitmeyen Azap SinemaTürk'te Bitmeyen AzapZij werden daarvoor door Lodewijk de Vrome bestraft.
Ancak Tom'un oyunları henüz bitmemiştir.Johannes zijn problemen waren echter nog niet voorbij.
Seitsemän veljestä adlı romanın bitmesi ise yazarın on yılını aldı.Over zijn roman De zeven gebroeders deed hij 10 jaar.
Buzul Çağı'nın bitmesiyle, yani MÖ 10.500 civarlarında, Sahra yeşil ve bereketli bir vadiydi.Na het einde van de ijstijd waren er perioden waarin de Sahara een groen en vruchtbaar gebied was.
Hakkında efsaneler asla bitmez.Lezen stopt nooit!
Mağaradaki araştırmalar henüz bitmemiştir.Het einde van de grotten is nog niet ontdekt.
29 Ağustos'ta, Pope bitmemiş demiryolu hattı boyunca Jackson'ın hatlarına karşı bir dizi saldırı başlattı.Op 29 augustus lanceerde Pope een serie van aanvallen op Jacksons stellingen bij de onafgewerkte spoorweg.
Amerikan İç Savaşı'nın bitmesinin ardından Birleşik Devletler, cumhuriyetçilere destek vermeye başladı.Na de Amerikaanse Burgeroorlog begonnen de Verenigde Staten de republikeinen van wapens te voorzien.
Maçın bitmesine 9 saniye kalmıştır.Negen keer eindigde de wedstrijd onbeslist.
Ben size söylüyorum, bu bitmeyecek."Hij weet het nu zeker: "Het houdt niet op.
Beklenen çeviriler bitmez.De transepten zijn vervallen.
Mixlenmemişti, bitmemişti ve hiçbir şeydi.Dat wil zeggen, het was en het was geen.
Ancak gidecek yolu henüz bitmemişti.De weg is nog niet voltooid.
Ama bu barut da bitmek üzereydi.Ook het buskruit was bijna op.
Anlıyoruz ki artık bitmeli.Hij beseft dat het met hem afgelopen is.
İnsan kendi kendine "bu şekilde olmamalıydı", "böyle bitmemeliydi" diyor.Thema: "Hoe zou het zijn geweest, als ik niet ondraaglijk eenzaam zou zijn geweest".
Bunun yanında, artan mezhep çatışmaları da savaşın bitmeden yeniden başlamasına neden olmuştu.Ook hier moest eerst deze uitgeschakeld worden alvorens de rebbelen deze konden vernietigen.
Bu terim remisyon süresinin bitmesinde de kullanılır.Dit wordt ook gedaan na afloop van de proef.
Ancak kıyımlar bununla bitmedi.Maar zijn maten zijn nog niet klaar met hem.
Fakat henüz hiçbir şey bitmedi.Maar het is nog niet voorbij.
Herkes çok mutludur ancak henüz her şey bitmemiştir.Sommige waren zelfs geheel verhard, maar nog lang niet allemaal.
Sezon Ted'in Stella'ya evlenme teklif etmesiyle bitmektedir.Stella zegt ja op Teds huwelijksaanzoek.
Ancak bu durum olayların bitmesine engel olmadı.Dit betekende echter geenszins het einde van de moeilijkheden.