bitkin ile cümle
bitkin kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Açve bitkinim" dedi.生食によい」とした。
Bitkin, halsiz ve sağlıksız bir görünüşü vardır.見た目はやせて不健康そう。
Buna alışkın olmayan Haçlı orduları sıcaktan bitkin hale geldiler.呆気ないほどの大勝で高国軍を壊滅させた(大物崩れ)。
İkisi de öyle bitkindiler ki, bir ay boyunca dinlendiler.両者とも1年2ヶ月ぶりのリリース。
Bilinci tamamen yerinde ama kanama yüzünden bitkin düşüyor gibiydi.彼の意識は完全に清明であるようでしたが、出血のため体力を消耗していました。
Çoğu bağışıklık sistemi yanıtı, bitkinin tamamına yayılan sistemik kimyasal sinyaller gönderir.植物の大部分の免疫応答には植物から放出される全身的な化学的シグナルがある。
Ayrıca geçen yıl Alman doktorlar tarafından çok bitkin bir halde çarmıha gerildim.去年我還被那些德國醫師長期折磨。
İkisi de öyle bitkindiler ki, bir ay boyunca dinlendiler.就這樣,雙方一直僵持達一個月之久。
Oditoryum(salon) son derece soğuktu ve seyirciler programın uzunluğu yüzünden bitkin düştü.此外,当时演奏廳極冷,觀眾因為節目太長而疲勞。
Çoğu bağışıklık sistemi yanıtı, bitkinin tamamına yayılan sistemik kimyasal sinyaller gönderir.很多植物的免疫反应都包含有遍布植物全身的系统性化学信号。
Elde edilen bu şeker daha sonra bitkinin büyümesi için kullanılır.這些糖類接著被用來當做供植物生長的建材。
Ayağa kalkamayacak kadar hasta ve bitkindir.她身心俱疲,一病不起。
Samsun'da daha çok yüksek kesimlerde yetişen bitkinin konservesi yapılır.目前市面上可以购得其较稳定的钠盐。
Bitkinin arka taç yaprağı yukarı doğru kalkıktır ve böcekler için bir iniş düzlemi gibidir.後葉比龜殼的開口更窄,與龜板的闊度相若。
Herakleios, kendi imparatorluğunun da bitkin olduğunu bilerek sert şartlar uygulamadı.希拉克略并没有乘机摧毁波斯,因为他知道自己的帝国也已精疲力竭。
Amerika Yerlileri bitkinin kutsal olduğuna inanırdı.美国土著人相信大地是渡鸦制造的。
Uzunca hastalık ve bitkinlik halinden sonra, 555 yılında ölmüştür.經過長時間的患病和衰竭之後,提烏德鮑德於555年去世。
Buna alışkın olmayan Haçlı orduları sıcaktan bitkin hale geldiler.此賊兵勢,無異於阿骨打,姑爲彌縫,以過兇鋒可矣。
Vücudum bitkin düştü ve aklımı kaçırmak üzereydim" dedi."派克:我無法這樣睡覺啊,我快要發瘋了…。
Buna alışkın olmayan Haçlı orduları sıcaktan bitkin hale geldiler.이 틈을 탄 거란유종(契丹遺種)의 대군이 기습해와 크게 패하였다.
Vücudum bitkin düştü ve aklımı kaçırmak üzereydim" dedi.""난 고장나기 직전이었다", "난 점점 미쳐갔다"고 그는 말했다.
İkisi de öyle bitkindiler ki, bir ay boyunca dinlendiler.같은 해, 소부로 전임되어 한 달간 재임하였다.
Bitkinin yaprak ve çiçek kısımlarının özel bir kokusu vardır.비늘줄기와 잎·꽃줄기에서 특이한 냄새가 난다.
Mendel, bezelyelerle yaptığı çaprazlama deneylerinde bu bitkinin kalıtımını incelemiştir.멘델은 자신의 연구를 위해서 완두콩을 그 재료로 사용했다.
Ancak köpek o denli bitkin düşmüştü ki, sahile çıktıktan sonra hayatta kalmayı başaramadı.다만, 당시에 바다가 거친 상태여서 그는 섬에 상륙할 수는 없었다.
Oditoryum(salon) son derece soğuktu ve seyirciler programın uzunluğu yüzünden bitkin düştü.האודיטוריום לא היה מחומם והקהל היה מותש מהקור ומאורך התוכנית.
Çünkü uzak bir gelecekle ilgilidir." 27 Ben Daniel günlerce bitkin ve hasta kaldım.את הסיבה למעבר תיאר באופן ציורי: "לאחר 25 שנים, עייפתי מניו-יורק ומסגנון החיים שלה.
İkisi de öyle bitkindiler ki, bir ay boyunca dinlendiler.האספות נמשכו כשבוע, והתקיימו בחודש אייר.
Bu bitkinin çiçekleri çok miktarda balözü salgıladığından arılar için çok değerlidirler.כשאר בני המשפחה, הפרח מושך אליו דבורים רבות.
Ayrıca geçen yıl Alman doktorlar tarafından çok bitkin bir halde çarmıha gerildim.През последната година бях разпънат на кръст от германските лекари.
Lura bitkindi.Голяма дропла.
İkisi de öyle bitkindiler ki, bir ay boyunca dinlendiler.Skoro dva desetljeća izlazio je kao tjednik, a zadnjih godina jednom mjesečno.
Bu dans ayrıca doğa ve bitkinin yeniden doğuşu ile bağlantılıdır.Zelena je također povezana s regeneracijom, plodnošću i ponovnim rođenjem zbog svoje veze s prirodom.
Deli (botanik) - Bir bitkinin kılçıklı olan tohumu, delice.Otrovna tentakula: Biljka sa glavama koje vole gristi.
İkisi de öyle bitkindiler ki, bir ay boyunca dinlendiler.Mesiac vykoná kompletný obeh Zeme asi za jeden kalendárny mesiac.
Babası Robert genellikle çok yorgun ve bitkin olur.Lizzie bola z toho celá nepokojná a často unavená.
Artan zamanın etkisi onu yıl sonunda bitkin bırakmıştır.Koncom roku z nej bol vylúčený.
Uzunca hastalık ve bitkinlik halinden sonra, 555 yılında ölmüştür.Po dolgotrajni bolezni in izčrpanosti je leta 555 umrl.
Herakleios, kendi imparatorluğunun da bitkin olduğunu bilerek sert şartlar uygulamadı.Ta je zahteval ostre pogoje vedoč, da je bil tudi njegov imperij izčrpan.
Ayağa kalkamayacak kadar hasta ve bitkindir.Je trpežen in odporen na madeže.
İlkbaharda bitkinin sınırları işaretlenir ve bu bölge bir bel ile kazılır.Jeseni se ta polž zarine v zemljo in zapre hišico s pokrovčkom.
Hastalıklar bitkinin bütün bölümlerini etkileyebilir.Možno je da prispeva k celokupnemu učinku rastline.
Ancak, aynı zamanda sanatçının bitkin düşmesine yol açtı.Vis dėlto tai buvo didelio nusivylimo laikas menininkui.
Bitkinin yaprak ve çiçek kısımlarının özel bir kokusu vardır.Geram vyne jaučiamas laukinių gervuogių ir žolių kvapas.
Amerika Yerlileri bitkinin kutsal olduğuna inanırdı.Įrodyta, kad Amerikos kolonizacija buvo indėnų genocidu.
İkisi de öyle bitkindiler ki, bir ay boyunca dinlendiler.Seejärel need tükid vormisid ühe keha, millest sai Kuu või tekkis kaks kuud, mis lõpuks ühinesid üheks.
Görünüşte zencefili andıran bitkinin tadı ise zencefile pek benzemez.Oranžpunased luuviljad meenutavad välimuselt maasikat, kuid ei ole eriti maitsvad.
İki dağcı bitkinlik nedeniyle 7.600m'deki dördüncü kampta ölürler.Selle kohta puuduvad tõendid, sest mõlemad saksa mägironijad surid kurnatusse 7600 meetri kõrgusel.
Ama bu kez de bitkinsiniz, öyle değil mi?Ale ty jesteś całkiem do niczego.
Ama bu kez de bitkinsiniz, öyle değil mi?Claro, será que está agotado.
Ama bu kez de bitkinsiniz, öyle değil mi?Invece è completamente distrutto, non è vero?
Ama bu kez de bitkinsiniz, öyle değil mi?Men istället är du helt utsliten.
Ama bu kez de bitkinsiniz, öyle değil mi?Men i stedet er du helt udslidt.
Ama bu kez de bitkinsiniz, öyle değil mi?Não, estás de rastos, não é?
Ama bu kez de bitkinsiniz, öyle değil mi?Olet aivan väsynyt, etkö olekin?
Ama bu kez de bitkinsiniz, öyle değil mi?Εσείς όμως είστε εξαντλημένος.
Ama bu kez de bitkinsiniz, öyle değil mi?Но вы измотаны, так ведь?
Ama onu günlük çalışma bitkin kardeş, büyümüş bile bakmakta yorgunDar chiar şi atunci când sora, epuizată de la munca ei de zi cu zi, a crescut obosit de îngrijire
Ama onu günlük çalışma bitkin kardeş, büyümüş bile bakmakta yorgunDe még ha a húga, kimerült tőle napi munka volt, elege lett abból, gondoskodó
Ama onu günlük çalışma bitkin kardeş, büyümüş bile bakmakta yorgun하지만 그녀의 일상 업무에서 지친 동생이, 성장 동안에도 배려 지겨워