bitki ile cümle

bitki kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Büyülenen Crocus ilk safran bitkisine dönüşür.Marcellin devient le premier évêque d'Embrun.
Eski Roma'da ise meşe ağacı Jüpiter'e adanmış bir bitkiydi.Dans la Rome antique, le laurier est consacré à Jupiter.
Park, nadir hayvan ve bitki türleri bakımından da zengindir.Il s'enrichit au fil du temps d'animaux et de végétaux rares.
Üç bitkin kişi sonunda Cooper Creek'e giden yolu bulup döndüler.Les deux hommes décident de retourner au dépôt de Cooper Creek.
İlk kitabı Fransızca'ya çevirisini yaptığı Rembert Dodoens'in bitki kitabıydı.Il est le premier livre de Fernando Marías traduit en français.
Bitki fizyolojisi, bitkilerdeki hayati olayları fizik ve kimya kanunlarına dayanarak inceler.La symbiose de l’ensemble de ces éléments a fait émerger la vie dans le respect des lois physico-chimiques.
Bitki örtüsü ormanlıktır.Une union d'arbres est une forêt.
Nemophila menziesii, ya da Özlem Çiçeği, yıllık bir bitkidir ve Kuzey Amerika kökenlidir..Le crapet-soleil, ou perche soleil, est un poisson originaire d'Amérique du Nord.
Floemde fotosentez ürünleri bitkinin diğer organlarına taşınır.En botanique, le processus de transfert des feuilles vers les autres organes de la plante.
Birçok bitki doğadaki diploit kökenli diğer bitkilerden türemiştir.Les nombreux bulbes dans le sol empêchent toute autre plantation.
Bitki üremesine böylece katkı sağlarlar.Qu'ils essaient donc de créer un grain de blé !
Japonya dışında gerçek vasabi bitkisini bulmak zordur.Seule la barrière linguistique a empêché une grande diffusion hors du Japon.
Ayrıca bitki bol miktarda su istemektedir.La production de fécule nécessite une grande quantité d’eau.
Köyün etrafı dağ ve tepelerle çevrili olup her bitkinin yeşerip yetişmesine elverişlidir.Le village est entouré de toutes parts par des collines et des vallons cultivés ou boisés.
Kraterler çevresinde fazla bitki örtüsü bulunmaz.On distingue des cratères tout autour.
Bu nedenle çok yeşil bir bitki örtüsü mevcut olup çok çeşitli bitkileri barındırmaktadır.Ainsi se compose un éventail de conditions naturelles où s’épanouissent les plantes les plus variées.
Hylocereus undatus kaktüsgillere ait bir bitki türüdür.Hylocereus undatus est donc plus précisément un cactus grimpant.
Birçok alt türü bulunan bitkinin boyu, 1 ila 2 metre yüksekliğe erişebilir.Toutefois, les plus grandes espèces peuvent atteindre plusieurs mètres de hauteur.
Herhangi bir bitkiyi çalıp gidebilir.Elle peut manipuler les plantes à loisir.
Bitkilerde hastalık yapan Pythium ve Fusarium’a karşı etkilidir.Enfin, Fusarium et Pythium peuvent être des maladies importantes au stade de la plantule.
Öldüğünde dönüştürdüğü bitkiler koyun halinden çıkar.Des graines qu’elle recelait, sortent des genêts.
Her türlü bitki yetiştirmeye uygundur.Toutes les céréales sont cultivées avec succès.
Vaalbara zamanında dünya hayvanlardan yoksundu ancak yaşam vardı ve bitkiler vardı.Au Silurien il n'y avait pas encore de vie animale sur terre, il n'y avait que des animaux marins.
Bitkilerden: Indigofera sufruticosa ve Indigrofera guatemalensis bitkileri.CHAPITRE XXI : Magnifique récolte de tortues qu’obtiennent les Indiens de l'Orénoque.
İsmini "valerian" isimli bitkiden almıştır.Son nom provient de la valériane.
Bitkiler büyür.Las plantas crecen.
Bu makarna sosunda kullanılan bitki maydanoz olabilir.La hierba usada en esta salsa para pasta puede ser perejil.
Komşunun oğlu avlunun bütün bitkilerini kırdı.El hijo de la vecina rompió todas las plantas del patio.
Böcekleri uzaklaştıran bitkiler var.Hay plantas que ahuyentan los insectos.
Bitki büyüyor.La planta crece.
İyi büyümek için, bu bitkilerin çok fazla nem içermeyen toprağa ihtiyacı var.Para crecer bien, estas plantas necesitan una tierra que no contenga demasiada humedad.
Bu bitki yaygın olarak ilaç olarak kullanılır.Esta planta se emplea ampliamente como medicina.
O, bizim Rabbimiz olduğu gibi, bütün hayvanlar ve bitkiler âleminin de Rabbidir.Nuestro Señor de la Resurrección y Ntra.
Ayrıca geçen yıl Alman doktorlar tarafından çok bitkin bir halde çarmıha gerildim.Además, el año pasado fui crucificado por los doctores alemanes de una manera muy drástica.
Eduard Strasburger de aynı sonuçlara bitkiler için ulaştı (1884).Eduard Strasburger obtuvo los mismos resultados en plantas (1884).
Bitkileri iyileştirir.Las plantas curativas.
Virüsler sadece bitki ve hayvanlarda üretilebilmişlerdi.Los virus solo habían sido cultivados en plantas y animales.
Yünnan, doğal kaynaklar bakımından zengindir ve Çin'deki bitki yaşamının en büyük çeşitliliğine sahiptir.Yunnan es rico en recursos naturales y tiene la mayor diversidad de plantas en China.
Bu çalışmalar, bitkiler, hayvanlar, bakteri ve çevreleri arasındaki ilişkileri vurgular.Estos estudios hacen hincapié en las relaciones entre plantas, animales y bacterias y su entorno.
Sosyal yaşamlı böcekler çiçekli bitkilerle yaklaşık aynı zaman diliminde göründüler.Los insectos sociales aparecieron alrededor del mismo tiempo que las plantas con flores.
Bu bitkinin tıbbi kullanımı aslında geniş ölçüde bilinememekte ve kullanılamamaktadır.Los usos medicinales de esta planta no son ampliamente conocidos o usados.
Bitkiyle ilgili çalışmaları onu farmakoloji'nin temelleri ve mikroskop'un kullanımını öğrenmeye yöneltti.Su estudio de plantas lo introdujo en los fundamentos de farmacología y el uso del microscopio.
Herakleios, kendi imparatorluğunun da bitkin olduğunu bilerek sert şartlar uygulamadı.Heraclio no impuso duras condiciones, a sabiendas de que su propio Imperio estaba también a punto de agotarse.
Bu zorlu yetişme koşullarında, birkaç bitki hayatta kalabilir.En estas difíciles condiciones de crecimiento, pocas plantas sobreviven.
Bu sırada adada Claire bitkin düşüp fenalaşır ve o sırada kalan sularının çalınmış olduğunu fark ederler.En la isla, Claire se desmaya del agotamiento por calor, y descubren que el agua restante ha sido robada.
Her türlü bitki yetiştirmeye uygundur.Son buenos para todo tipo de cultivo.
Biyolojik pigmentler içinde bitki pigmentleri ve çiçek pigmentleri de bulunur.Los pigmentos biológicos incluyen pigmentos vegetales y pigmentos de flores.
Bitkiler genellikle dioiktirler.Es quien usualmente conduce el camión.
Sözcük Latince’den alınmıştır; Flora, Roma mitolojisinde bitkiler ve ilkbaharın tanrıçasına verilen isimdir.El término flora, procedente del latín, alude a Flora, diosa romana de las flores, jardines y de la primavera.
Yemek için nektar toplarlarken aynı zamanda bitkilerin tozlaşmasında da yardımcı olurlar.Mientras recogen el néctar, también ayudan en la polinización de las plantas.
Bu dağlar, bitki örtüsünden yoksundur.Todos estos montes están desprovistos de vegetación.
Bitki ve mantar hücrelerinin enfeksiyonu hayvan hücrelerininkinden farklıdır.La infección de las células vegetales es diferente a la de las células animales.
Bahçe Bitkileri.Plantas de jardín.
Sadece bitkilerle beslenirler.Se alimentan solo de vegetales.
Bitkileri yakar. eve en uzakiki koridor yanmıştır.El dormitorio se quemó por completo, igual que el pasillo.
Çiçekli bitkiler ve deniz fitoplanktonu, hala olsun günümüzün en büyük ve baskın organik madde üreticileridir.Las plantas con flores y el fitoplancton marino siguen siendo los principales productores de materia orgánica.
Rhizobia bağımsız olarak azot fiksasyonu yapamaz ve bir bitki konakçısına ihtiyacı vardır.Los rizobios no pueden independientemente fijar nitrógeno atmosférico: requieren una planta hospedante.
Bitkiler rizom meydana getirmektedir.La isla produce verduras.
Bitkiler güneş enerjisini fotosentez aracılığıyla tutarlar.Las plantas obtienen la energía directamente del Sol por medio de la fotosíntesis.
Bazılarınınistilacı bitki türlerine karşı biyokontrol ajanı olarak kullanılabilineceği düşünülmektedir.Por estas razones ya no se considera adecuado como agente de biocontrol.

İlgili Sayfalar