Benim seninle birlikte gitmemi istemediğinden emin misin?Are you sure you don't want me to go with you?
Tom ailesiyle birlikte alışverişe çıktı.Tom went shopping with his family.
Tom Mary ile birlikte olmak istedi.Tom wanted to be with Mary.
Tom en son ne zaman Mary ile birlikte şarap içtiğini hatırlamaya çalıştı.Tom tried to remember the last time he had drunk wine with Mary.
Tom bana yarın yağmur yağmasa Mary ile birlikte bisiklet sürmeye gideceğini söyledi.Tom told me that if it didn't rain tomorrow he'd go cycling with Mary.
Tom Mary'nin hâlâ ebeveynleriyle birlikte yaşadığını sandığını söyledi.Tom said that he thought Mary was still living with her parents.
Tom, Mary ve John'un artık birlikte olmadıklarını biliyor.Tom knows Mary and John are no longer together.
Tom'la birlikte çalışması çok kolaydır.Tom is very easy to work with.
Tom muhtemelen şu anda Mary ile birlikte.Tom is probably with Mary right now.
Tom ailesiyle birlikte yaşıyor.Tom is living with his parents.
Tom Mary ile birlikte iken mutlu.Tom is happy when he is with Mary.
Tom, en azından düzinelerce Mary ile birlikte bu parkta bulundu.Tom has been to this park with Mary at least a dozen times.
Tom Mary'nin onunla birlikte akşam yemeği yemeği düşünebileceğini ummuştu.Tom had hoped that Mary might consider having dinner with him.
Tom, Mary'nin John'la birlikte çıkması fikrini sevmedi.Tom didn't like the idea of Mary going out with John.
Tom şu anda amcasıyla birlikte yaşıyor.Tom currently lives with his uncle.
Tom ve Mary birlikte çalışıyorlardı.Tom and Mary were working together.
Tom ve Mary sık sık birlikte görüldü.Tom and Mary were often seen together.
Tom ve Mary ormanda birlikte yürümeyi severler.Tom and Mary like walking together in the woods.
Tom ve Mary birlikte çalışmak zorundalar.Tom and Mary have to work together.
Tom ve Mary birkaç kez birlikte yüzmeye gittiler.Tom and Mary have gone swimming together a number of times.
Tom ve Mary hayvanat bahçesinde birlikte keyifli bir gün geçirdi.Tom and Mary had an enjoyable day together at the zoo.
Tom ve Mary birlikte harika bir zaman geçirdiler.Tom and Mary had a wonderful time together.
Tom'un mutlu göründüğü tek zaman Mary ile birlikte olduğundadır.The only time Tom seems to be happy is when he's with Mary.
Doktor Tom'a acıyla birlikte yaşamayı öğrenmek zorunda kalacağını söyledi.The doctor told Tom he'd just have to learn to live with the pain.
Tom'un bildiği kadarıyla, Mary John'la birlikte Boston'da olabilirdi.For all Tom knew, Mary might be in Boston with John.
Birlikte bir seyahata gitmek ister misiniz?Would you like to go on a trip together?
Onların köpekleriyle birlikte orada olduğunu biliyorsun.They're over there, you know, with their dog.
Birlikte, her şey mümkün!Together, everything is possible!
Birlikte Japonya'ya dönelim.Let's return to Japan together.
Bir deli ile birlikte oldum.I've dated a lunatic.
Her şey ara ara değişir, insan da onlarla birlikte değişmelidir.Things change from time to time, and one should change with them.
Bizimle birlikte göle gitmek ister misiniz?Would you like to go to the lake with us?
Kimle birlikte gittin?Who did you go with?
Onunla birlikte yaşamanın o kadar kolay olmadığı çıktı.It turned out not to be so easy to live with him.
O bizimle birlikte yaşamak için geldiğinde 12 yaşında idi.He was 12 years old when he came to live with us.
Birlikte daha çok zaman geçirmemiz gerektiğini her zaman söyleyen sen değil misin?Aren't you the one who's always saying we should spend more time together?
Tom bununla birlikte uzaklaşmayacaktır.Tom won't get away with this.
Tom Mary'nin John'la birlikte olduğunu düşündü.Tom thought Mary was with John.
Oğlan arkadaşlarıyla birlikte yüzüyor.The boy swims with his friends.
Tom ve Mary birlikte iyi görünüyorlar.Tom and Mary look good together.
Bizimle birlikte gelmek ister misin?Do you want to come along with us?
Kocam ve ben birlikte dağ tırmanışına giderdik.My hubby and I used to go mountain climbing together.
O ve erkek arkadaşı birlikte yaşıyorlar.She and her boyfriend live together.
Çocukken sık sık babamla birlikte balığa gittim.As a child I often went fishing with my father.
Sen ve ben birlikte gidiyoruz.You and I are going together.
Birkaç hafta kalacağız, birlikte.We are going to stay some weeks, together.
Birlikte birkaç hafta kalacağız.We are going to stay some weeks, together.
Tom ve Mary'nin birlikte izlediği filmin mutlu bir sonu vardı.The movie that Tom and Mary watched together had a happy ending.
Endişelenme, eğer bu olursa sadece birlikte çalışacağız!Don't worry, if that happens, we will just have to coordinate!
Sen de Amazon'da yılanlarla birlikte kamp kuruyorsun!You also camp in the Amazon with snakes!
Birlikte iyi görünüyorsunuz.You look good together.
Çeşitlilik içinde birlik.Unity in diversity.
Birlikte okuldayken Peter Pearl ile karşılaştı.Peter met Pearl when they were at school together.
Balık ve kırmızı şarap birlikte iyi gitmez.Fish and red wine don't go well together.
Okulda birlikteyiz.We are at school together.
Yarın yağmur yağmazsa, Tom Mary ile birlikte pikniğe gitmeyi planlıyor.If it doesn't rain tomorrow, Tom plans to go on a picnic with Mary.
O çocuk birlikte oynayacak birini istiyor.That child wants someone to play with.
Şu çocuk birlikte oynamak için bir arkadaş istiyor.That child wants a friend to play with.
Birlikte geçirdiğimiz dakikaları asla unutmayacağım.I'd never forget the moments we've spent together.
Pazar günü oğluyla birlikte bir köpek kulübesi yaptı.He built a doghouse with his son on Sunday.