Birlikte gelmek istiyorum.I'd like to come along.
John ve Robert tatillerini aileleriyle birlikte Martha's Vineyard'da geçirdiler.John and Robert spent their vacations at Martha’s Vineyard with their families.
Benimle birlikte öğle yemeği yemeyecek misin?Won't you eat lunch with me?
Bizimle birlikte öğle yemeği yemeyecek misin?Won't you eat lunch with us?
Birlikte öğle yemeği yemek ister misiniz?Would you like to eat lunch together?
O bütün noellerini evde ailesiyle birlikte geçirdi.She spent all of her Christmases at home with her family.
Birlikte geçirdiğimiz zamanı asla unutmayacağım.I'll never forget the time we spent together.
Bir sonraki buluşmamızda Jane'le birlikte Disneyland'a gitmeyi düşünüyorum.I'm thinking of going to Disneyland on my next date with Jane.
Birlikte dans ederiz.We dance together.
Birbirimize güvenmezsek, birlikte yaşayamayız.If we don't trust each other, we won't be able to live together.
Yıllardır onunla birlikte çok şey öğrendim.I've learned a lot with her over the years.
Onunla birlikte sinemaya gitti.She went to the cinema with him.
Birlikte çıkmak evlenmekle aynı şey değildir.Going out together is not the same thing as getting married.
Hepimiz birlikte dua edelim.Let's all pray together.
Ailenle birlikte kiliseye git ve onun için dua et.Go to church with your parents and pray for her.
Seninle birlikte eve döneceğim.I'll go back home with you.
Neden benimle birlikte sinemaya gelmek istemiyorsun?Why don't you want to come to the cinema with me?
Onunla birlikte alışverişe gitmeyeceğimi ilk ve son olarak ona söyledim.I told her once and for all that I wouldn't go shopping with her.
Mary, Tom ve Conchita'nın birlikte flört ettiğini gördü.Mary spotted Tom and Conchita flirting together.
Onunla birlikte patates kızartması ister misin?Do you want fries with that?
Birlik paradan daha iyidir.Unity is better than money.
Gel benimle birlikte karın tadını çıkar.Come enjoy the snow with me!
O ve ben okulda birlikteki zamanımız boyunca ayrılmaz arkadaşlardık.He and I were inseparable friends during our time together in school.
Onunla birlikte öğle yemeği yemeği planlıyorum.I'm scheduled to have lunch with him.
Bu şartlar altında birlikte çalışamayız.Under these conditions we can not work together.
Tom ve Mary arkadaşlarıyla birlikte Clue oynuyor.Tom and Mary are playing Clue with their friends.
Birlikte çalıştığım insanlar hepsi çok nazik.The people I work with are all very kind.
Arkadaşlarıyla birlikte alışveriş merkezine gitti.She went to the mall with her friends.
Fizyoterapistlerle birlikte işine geri döndü.He went back to work with physiotherapists.
Hepinizle birlikte sinemaya gelirdim ama ne yazık ki bir baş ağrım vardı.I would have come to the cinema with you all, but unfortunately I had a headache.
Mary ve onun erkek arkadaşı dört yıl birlikte yaşadılar.Mary and her boyfriend lived together for four years.
Tom ve Mary birlikte yaşıyorlar.Tom and Mary are living together.
Sevdiğim kişinin birlikte olduğu biri varmış.The one I adore is off the market.
Tom oğluyla birlikte sarhoş oldu.Tom got drunk with his son.
Evlilik sevgiden yapılmış bir birliktir.Marriage is a unity made from love.
Bir çingene ailesi karavanlarıyla birlikte kamp yapıyordu.One gypsy family with their caravan was encamped.
İstersen birlikte gelebilirsin.You can come along if you want.
Tom, Mary'yle birlikte bir süpermarkette çalıştı.Tom worked with Mary at a supermarket.
Tom ve Mary birlikte döndü.Tom and Mary got back together.
Keşke şimdi birlikte olsaydık.I wish you were here with me now.
Geçen cumartesi pandaları görmek için ailemle birlikte hayvanat bahçesine gittim.Last Saturday, I went with my family to the zoo to see the pandas.
Birlikte rahat bir nefes aldık.Together we breathed a sigh of relief.
Birlikte biraz keşif yapalım.Let's do some exploring together.
Ben hiç sütü çayla birlikte içmedim.I've never drank milk with tea.
Küçük çocuk annesiyle birlikte yürüyüşe çıkar.The little boy goes for a walk with his mother.
Birlikte seyahat ettik.We traveled together.
Birlikte öğle yemeği yemek istiyoruz.We would like to eat the lunch together.
Patates kızartması ve bir bardak iyi şarapla birlikte tavşanları severim.I love rabbits ... with chips and a good glass of wine.
Hepimizin birlikte çalışması gerekir.We all need to work together.
Soğuk savaş, SSCB'nin çöküşü ile birlikte sona erdi.The cold war ended along with the fall of the USSR.
O, Peter ile birlikte.She is with Peter.
Bu kızı seninle birlikte bırakmak istiyorum.I would like to leave this girl with you.
Mary ve Tom birlikte mutlu zamanlar yaşadılar.Mary and Tom experienced happy times together.
Onlar bir gün daha birlikte kaldılar.They stayed one more day together.
O ona birlikte yaşadıkları mutlu günleri ona hatırlatacak bir hediye verdi.He gave her a gift that would remind her of the happy days they experienced together.
Biriyle birlikte mi yaşıyorsun?Do you live with someone?
Tom, Memphis'te Mary'yle birlikte yaşıyor.Tom lives with Mary in Memphis.
Mary seninle birlikte mi?Is Mary with you?
Kimle birlikte olduğunu biliyorum.I know who you were with.
Onu birlikte yapacağız.We'll do it together.