Turizm, adanın birincil gelir kaynağıdır.Le tourisme est la première source de revenus de l'île.
18 Temmuz - Hitler'in Mein Kampf (Kavgam) birinci cildi çıktı.18 juillet : première édition de Mein Kampf.
8 İyar - (1096) Birinci Haçlı Seferi başladı.1096 : début de la première croisade.
Birinci filmden iki yıl geçmiştir.Deux ans ont passé depuis le premier volet.
5 Haziran 2008 tarihinde Kuzey İrlanda Birinci Bakanı seçildi.Le 25 juin 1998 se sont tenues les premières élections à l'Assemblée nord-irlandaise.
Şarkı Güney Kore'nin haftalık müzik programnlarında yedi kez birincilik kazandı.La chanson a remporté la première place sept fois au total dans les émissions musicales sud-coréennes.
Fransa ilk birinciliğini André Claveau tarafından seslendirilen Dors, mon amour şarkısı ile almıştır.Il fut remporté par la France, avec la chanson Dors, Mon Amour, interprétée par André Claveau.
Garnett; 2008 All-Star maçında 2,399,148 kişinin oyu ile birinci seçildi.Garnett reçoit 2 399 148 voix lors du vote du public pour désigner les titulaires du NBA All-Star Game 2008.
İkinci yüzgeç birinci yüzgeçten daha kısadır.Ce second opuscule est plus court encore que le premier.
Birinci sınıf en yüksek seviyededir.Il est le plus élevé au 1er stade.
Sınıf arkadaşlarının çoğu gibi, Birinci Dünya Savaşı'nda orduda görev yaptı.Comme beaucoup de ses ancêtres, il s'engage tôt dans une carrière militaire.
8 Ocak - Birinci Beş Yıllık Plan kabul edildi.Le 1er octobre 1928 est lancé le premier plan quinquennal.
Avrupa Olimpik Gençlik Festivali'nde (European Youth Olympic Festival) birinciliği vardır.Article détaillé : Festival Olympique de la Jeunesse Européenne.
Bu şekilde "v" birinci harf olduğu için aynı kalır.Elle est considérée comme la première "GTi".
Birinci seçenek daha iyidir ve daha çok tercih edilir.La première option, plus solide, est choisie.
Bunlardan birincisi oyun tabanlı öğrenmedir (game based learning).On sait jouer lorsqu’on a appris (processus d’apprentissage).
Birinci konunun değişimi kendisinin tekrarı gibi geliyor.On remarquera que le premier item est inversé.
Westminster Konvansiyonu yürürlüğe girince, Fransa ve Avusturya Birinci Versay Antlaşması'nı imzaladı.En réponse, l'Autriche et la France ont signé une alliance défensive, le premier traité de Versailles.
12 takımın katıldığı turnuvayı Union Saint-Gilloise takımı birinci sırada tamamlayarak şampiyon oldu.Le double champion en titre, l'Union Saint-Gilloise, continue à jouer les premiers rôles en championnat.
Birinci Dünya Savaşı sırasında, Hollidt Batı Cephesi'nde görev aldı.Pendant la Première Guerre mondiale, Hollidt sert sur le Front de l'Ouest.
Birinci Doktor'un yol arkadaşıdır.C'est le premier compagnon connu du Docteur.
Birinci mevsim Mayıs, Haziran aylarında, ikinci mevsim ise Temmuz, Ağustos aylarındadır.La première session est de décembre à février, la deuxième session est de juin à août.
Dwyane Wade final turunda LeBron James'i yenerek birinci oldu.Dwyane Wade a gagné, battant LeBron James en finale.
Birinci Haçlı seferinden sonra 10'a yakın haçlı seferi yapıldı.À dix heures passées, la croix est dressée.
UNIT'in güvenli yerinin merdivenlerinde Birinci Doktor'un portresi görünmüştür.Un portrait du Premier Docteur est montré furtivement dans l'escalier de la UNIT Safe House.
1997 yılından 2008 yılına kadar Fransız Sosyalist Partisi Birinci Sekreteri oldu.Premier secrétaire du Parti socialiste de 1997 à 2008.
1947'de Leningrad Bayanlar Şampiyonasında birinci oldu.Son premier succès fut la première place au championnat féminin de Leningrad de 1947.
Birinci etap Deyra adasının oluşturulmasıdır.La première prenait la suite de l'île Dareau.
Adet olduğu üzere, R1 nesneden sayılan birinci objektif yüzeyini belirtir.Par convention, R1 désigne la première surface d'une lentille depuis l'objet observé.
Bu oluşumda eğitim birinci ve vazgeçilemez şarttır. (...)Le Maitre indispensable à la formation élémentaire, ne l'est plus au niveau universitaire.(...)
"PAC-10 birinci sınıf" takımına seçildi.2009 All-Pac-10 First Team.
Birinciler, bağıntılarla ilgilidir; ikinciler ise idea'yla.La première concerne strictement les relations entre idées, alors que la seconde traite les choses de fait.
Bu sırada birinci yaver Cevat Abbas idi.La première étonnée est Abby bien sûr.
Bunlardan birincisi, gerçek şahıslara ait kölelerdir.Les personnes appartenant à la deuxième classe étant les esclaves des premiers.
Yarışmada Dolly Parton imzalı Whitney Houston şarkısı "I Will Always Love You"yu seslendirdi ve birinci oldu.Il s'agit de la chanson mondialement connue et reprise par Whitney Houston, « I Will Always Love You ».
27 Ocak 1818'de ise birinci kez şeyhülislâm oldu.En janvier 2017, il est père pour la première fois.
2007 - Birinci Türk İşaret Dili Çalıştayı Ankara'da toplandı.2007 : première manifestation pour la laïcité en Turquie à Ankara.
Birincil duyargalar (küçük ya da kısa duyargalar): (Lat.Dans le premier, Certeza humana (litt.
Edmund Henry Hynman Allenby, Birinci Vikont (23 Nisan 1861 - 14 Mayıs 1936), Britanyalı mareşal.Edmund Henry Hynman Allenby (23 avril 1861 – 14 mai 1936), 1er vicomte Allenby, est un général britannique.
21 Teke Grek Kralı'dır; gözleri arasındaki büyük boynuz birinci kraldır.Le bouc, c'est le roi de Javan, La grande corne entre ses yeux, c'est le premier roi.
En yaygın olan birincisidir.Le premier est le plus commun.
162 puan alarak birinci olmuştur. ^ "(1546) Two heads are better than one.
Los Angeles Lakers normal sezonda 65 galibyet 17 mağlubiyet ile ligi birinci sırda bitirdi.Los Angeles complète le calendrier régulier avec 95 gains, contre 67 revers.
Birincisi yalnızca bir anlatım yoludur.La liste suivante est seulement exemplative.
SVR, KGB'nin Birinci Baş Direktörlüğü (PGU) organizasyonunun halefidir.Le SVR est le successeur officiel de la Première direction générale du KGB de l'URSS.
Birinci hali her zamanki halidir.Le troisième niveau est celui de la vie courante.
Birincisi uygunluk koşulu, diğeri de türevlenebilirlik koşuludur.Le premier privilégie l'accessibilité, l'autre le réalisme.
Birinci aşamada substrat enzimi tersinir olarak bağlanıp enzim-substrat kompleksini oluşturur.Tout d'abord, les substrats se lient réversiblement à l'enzyme, formant un complexe enzyme-substrat.
Hastings 1947/48, Budapest 1948 ve Hastings 1949/50 turnuvalarında ise birincilik başarısını gösterdi.Il prend la première place à Hastings 1947-1948 et 1949-1950 et à Budapest 1948.
Birinci derecede deride yüzeysel zarar bulunur.Le premier bas-relief est endommagé.
Macaristan 11 puanla birinciliği elde etmiştir.L'Espagne remporte une onzième étape.
Denver Nuggets gard'ı Voshon Lenard üç sayı yarışmasında birinci olmuştur.Voshon Lenard des Denver Nuggets remporte le Three-point Shootout.
Birincil kaynaklar Claudian.Source de la Font Claudette.
Grup birincileri final turuna çıktı.L'équipe passe au tour suivant.
1926'da Mekteb-i Mülkiye'yi dönem birincisi olarak bitirmiştir.En 1926, le donjon a enfin cessé d'être une prison.
1970 yılında Ses dergisinin oyunculuk yarışmasına katılarak birinci olmuştur.En 1970, il gagne un concours d’acteur du magazine Ses.
Birincisi Evin Esen'di.Il fut d'abord appelé « La Maison de Dieu ».
Eylül ayının birinci pazarından sonraki perşembe günü kutlanır.Il sera célébré le jeudi qui suit le premier dimanche de septembre.
Ancak birinci takım, dördüncü lige düştü.Au quatrième, la tête tombe.
Bu yarışmada birinci oldu.Une première dans les compétitions de ce genre.