Onlar öğretme ve öğrenmeyi bireyselleştiriyorlar.One is this: they individualize teaching and learning.
Gayet bireyselleştirilmişler.They're very personalized.
Bu bizi, muhakeme yeteneği olan bireyler yaratma çabamızdan alıkoyuyor.This discourages the sort of reasoning citizenship it seems to me that we want to have.
Ama tüm nokta şu ki mutasyonlar tatmin edici birey çeşitliliği kaynakları olarak gözükmüyorlar.But the whole point is that mutations don't seem to be a satisfying source of variation.
Bunu çözümlediğimiz diğer bireylerde de yapabiliyoruz.We can do that in multiple individuals that we've assayed too.
Sanırım özellikle buradaki dinleyiciler bireyselliğin önemini anlayabilirler.So I think this audience in particular can understand the importance of individuality.
Bunlar şizofrenik bireyler değiller ama bazı popülasyon varyasonları sergiliyorlar.These aren't schizophrenic individuals, but they do show some population variation.
Bunun, bireyin genetik alt yapısına veya deneyimlerine bağlı olup olmadığını bilmiyoruz.Whether or not that's due to an individual's genetic background or their experiences, we don't know.
Fakat şu ana kadar incelediğimiz bireylerin sayısı çok az.But we only looked at a handful of individuals at this point.
Kesinlikle daha fazla bireyi inceliyor olacağız.We're certainly going to be looking at more.
Dahası, bizim için bireysel olarak ne yaptığımızı bilmek zor.Yet, it's hard for us to individually know what to do.
Gökyüzünde gösterilmiş bireyselliği.Its individuality, demonstrated in the skyline.
Bu bireyde nano ölçüdeki çatallı uçlardan 2 milyar tane var.And the individual has 2 billion of these nano-size split ends.
Bireyin cinsiyetini diş boyutuna göre belirleyebilirsiniz.You can determine the sex of the individual based on the size of the teeth.
Bizi bireyler olarak ele almaz.It doesn't rely on us as individuals.
TED ailesinin bir bireyi olmaktan çok mutluyuz.And we are very happy to be part of the TED family.
Sonra, kullanicilar kendi bireysel izleme listelerini olusturabilirler.And then users can set up their own personal watch list.
Ya bir takım olarak iyileşiriz Ya da bireyler olarak ölürüzAnd either we heal now as a team or we will die as individuals.
Biliyorsunuz, iş hayatı bireylerin kişisel duyarlılıkları tarafından yürütülmüyor kurumlar gibi.You see, businesses are not run as institutions, by the idiosyncrasies of individuals.
Şimdi onlar bağlı değil, bu yüzden onları bireysel varlıklarmış gibi düşünebilirsiniz.Now they're not attached, so you kind of consider them their own individual entity.
Artık milletler değil, bireyler toplu yıkım araçlarına sahip olma potansiyeline sahip.It's not the nation-states that have potential access to mass destruction, but individuals.
Bugün, bireysel olarak ne yapabileceğimiz üzerine odaklanmak istiyorum.Today I want to focus on what we can do as individuals.
Bu, bizim bir bireyden diğerine gerçek faklılaşmamızın temelidir.It is the basis of our real differentiation, one individual from another.
Bireysel ve toplumsal sağlığın menfaati için,To suggest that in the interests of personal and human health
Bence mesele bireyler değil.I don't think it's the individual.
Amerika'da, seçimlerin temel özelliği bireysel oluşudur.In America, the primary locus of choice is the individual.
Ama bütün bireyler seçim yaparken bu yaklaşımdan fayda sağlar mı?But do all individuals benefit from taking such an approach to choice?
Genç bireyler büyürken boynuzları geriye doğru kıvrılır.As the juveniles are growing up, their horns actually curve backwards.
Ancak bireysel çabalarındansa birlikte çalışmaları doğal olarak daha az zaman alıyor. . .Takes them 8 hours. But it makes sense that combined they're going to take
Sonra tüm rekabetleriyle, takım ve bireysel çalışmalarıyla tam bir Amerikan yolu izledim.So then I went the whole American way, with competitions, team and individual.
Bunlar genelde bireysel çabalar değildi.These were typically not solitary efforts.
[tek bir bireyin fark yaratabileceği bir yerde yaşıyoruz][One individual can make a difference]
Profesyonel seviyeye dogru gelismekte olan bir cocuktur, daha sonra da tam bir birey olacaktir.He becomes a child in progress heading for a professional level, who'll later become a full citizen.
Bir birey olduğunuzda.When you become individual,
Şimdi bu birey hemofili hastası olacak.Now this individual will have hemophilia.
DJ: Bu bireyselciliği... ...hayvanların her türünde... ...özellikle de kedilerde bulduk.Now we've found these individualisms in all sorts of animals, in particular in the cats.
Lütfen aşırı bireysel özgürlükçüyüm diyorsanız elinizi kaldırın.Please raise your hand if you'd say you're libertarian.
Bu yazılım parçası bireyi olası sınırlar içinde tutacaktır.The piece of software will keep an individual within the bounds of the possible.
Ya da o birey için çok belirli protezler oluşturabiliriz.Or we can create very specific prosthetics for that individual.
Yani sonuçlandıracak olursak, hepimiz bireyiz.So just to finalize, we're all individual.
Bir defa daha, onlar toplumun işe yarayan bireyleri.Once again, they're useful members of society.
Tabii bu bireyin, genini sonraki nesle aktarma başarısından başka bir şeye bağlı.This is all on behalf of a cause other than one's own genetic fitness, of course.
Bu 50,000 bireysel parçadan oluşan bir oyun. Buna başalama kararı aldığımda çıldırmış olmalıyım.I was crazy when I decided to start it, but I'm in the middle of it now.
Modern liberal bir bireyselciyeIf you said to a modern liberal individualist,
Ben bağımsız bir bireyim." der.I'm an independent, individual person."
Sadece kitaplar, kitaplar tek başına bireyler tarafından yazılırlar, hiçbir şeyi değiştiremez.Books alone, books written by lone individuals, are not going to change anything.
Bizim gibi, o da aynadaki bireyin kendisi olduğunu biliyor.Like us, she knows that that individual in the mirror is her.
Çok bireysel bir tarzın varmışI've heard of your individualistic style
Az önce gördüğümüz bu şehir her bireyde farklıdır.This city we just saw is different in everyone.
Bana bir birey gibi davrandı, bana çok şeyler verdi, çünkü az şeyim vardı.She treated me like a special person, and she gave me more, because I had less.
Burada gizli ID kodları ile temsil edilen iki birey var.Here are two individuals represented by their anonymous ID codes.
İşte farklı iki günde numune alınan başka bir birey, hastaneye pek çok gez gelmiş.Here's another individual, sampled on two separate days -- repeat visits to the clinic.
Çizgiler bireyler arasındaki sosyal etkileşimi göstermektedir.Lines indicate social connectedness between individuals.
Belli bireylerin aydınlatıldığını fark edin.Notice that certain individuals are highlighted.
Yani kültürümüz bireysellikle ilgili çok romantik fikirlere sahiptir.So we have a lot of very romantic ideas in our culture about individualism.
Ve aslında bizim ülkemizde çok romantik bir bireysellik fikri üzerine kurulmuştur.And our nation's really founded on a very romantic concept of individualism.
Bireyselliğin o kusur bulucu dehşeti dans ederken yok oluyordu.That nagging dread of self-hood didn't exist when I was dancing.
Dost olmaya, bireysel hikayelerini dinlemeye başladım.I was starting to be friends and get to know their personal stories.
Elimizde rasgele bireysel içgörülerden oluşan bir koleksiyon vardı, ama bütünsel bir model yoktu.We merely have a collection of random individual insights without an overall model.
Ben ilk kez bu kadar tuhaf bir birey bir belirti olarak alıcı hayret olsaydıIf I had been astonished at first catching a glimpse of so outlandish an individual as