Bu etki sağlıklı bireylerde küçüktür.Αυτή η λειτουργία φαίνεται να είναι μικρής συχνότητας σε υγιή άτομα.
Birey için dünya genel olarak budur.Για τα παιδιά αυτά, αυτό είναι ο κόσμος.
Keynesyen ekonomi altında, makroekonomik eğilimler bireylerin ekonomik tercihlerini bastırabilir.Στη θεωρία του οι μακροοικονομικές τάσεις μπορούν να υπερκεράσουν τις οικονομικές επιλογές των ατόμων.
Ailenin tüm bireyleri ona bir anlamda aşık olurlar.Ωστόσο, η υπόλοιπη παρέα την αγαπά όπως και να έχει.
En çok sordukları soru ise bir bireyin diktatörlük rejimi altında nasıl davranması gerektiğiydi.Το ερώτημα, το οποίο ανέλυαν, ήταν το πώς πρέπει να συμπεριφέρεται ένα άτομο που ζει σε δικτατορικά καθεστώτα.
Yaş ayrımcılığı (İngilizce: ageism) herhangi bir bireye ya da gruba yaşından ötürü yapılan ayrımcılık türüdür.Η ηλικιακή διάκριση είναι προκατάληψη ενάντια σε ένα άτομο ή ομάδα βάσει της ηλικίας.
Sermayenin mal sahipleri bireyler, hane halkları, şirketler veya hükümetler olabilir.Οι οικονομικοί παράγοντες μπορεί να είναι ιδιώτες, επιχειρήσεις, οργανισμοί ή κυβερνήσεις.
Anne bireyler, genellikle her yıl aynı bölgeye döner.Το αναπαραγωγικό ζευγάρι θα επαναχρησιμοποιεί συχνά την ίδια περιοχή κάθε χρόνο.
1956 ve 1964 yılları arasında Sovyet takımı ile 4 tane, bireysel ise 14 olimpiyat madalyası kazanmıştır.Ανάμεσα στο 1956 και το 1964 κέρδισε 14 ατομικά ολυμπιακά μετάλλια και τέσσερα ομαδικά.
Grup halinde veya bireysel olarak yapılmaktadır.Η δραστηριότητα γίνεται είτε ατομικά είτε ομαδικά.
Bireysel farklılıklar her zaman göz önünde bulundurulur.Δεν θεωρούνται πάντα διαφορετικές ουσίες.
Genç bireyler nehir ağızlarına girebilir.Τα νεαρά του είδους εισέρχονται σε εκβολές ποταμών.
Bir kişinin ailesinden bir birey öldürülürse intikam alma o kişinin göreviydi.Σε περίπτωση θανάτου κάποιου, οι συγγενείς του έχουν το καθήκον να εκδικηθούν τον δολοφόνο του (αυτοδικία).
3.evre de genellikle kişinin açık bir şekilde LGBT bir birey olarak yaşamasını içerir.Το τρίτο στάδιο είναι γενικότερα το να ζεις ανοιχτά ως ΛΟΑΤ άτομο.
8 ila 100 bireyden oluşan gruplar içinde yaşarlar.Ζούσαν σε ομάδες των σαράντα με ογδόντα ατόμων.
Özellikle yaşlı erkek bireyler her yıl aynı yuvayı kullanır.Συνήθως χρησιμοποιούν την ίδια επικράτεια κάθε χρόνο.
İstanbul: Birey Yayıncılık.Παρίσι: Editions Anthropos.
Bazı kara balıkçıllar tek başına beslenirken bazıları elli bireye kadar oluşan gruplar hâlinde avlanır.Μερικοί μαυροτσικνιάδες τρέφονται μοναχικά, ενώ άλλοι σε ομάδες μέχρι και 50 ατόμων.
Subject (Özne): Sertifikanın ait olduğu varlık: bir cihaz, birey, ya da kurum.Αριθμός: Δηλώνει αν το υποκείμενο είναι ένα ή πολλά πρόσωπα, ζώα ή πράγματα.
Her bireyin renk miktarı göz renginin görünümünü belirler .Σημαντικό διακριτικό κάθε κρασιού είναι και το χρώμα του.
Daha fazla bilgi için bireysel ürün makalelerine bakınız.Βλέπε τα αντίστοιχα άρθρα της ομάδας για περισσότερες πληροφορίες.
Günlük yaşamı içinde birey her an hem çevresiyle, hem de kendisiyle sürekli etkileşim halindedir.Το ον είναι ομοιόμορφο παντού, συνεχές, ίδιο με τον εαυτό του και αδιαίρετο.
Bu ortam, hem bireysel hem de işbirlikçi öğrenme ortamı sağlar.Αυτή η προσέγγιση είναι αποτελεσματική τόσο για την ατομική μάθηση ,όσο και για την κοινωνική υποστήριξη.
Bireylerin kişilikleri tamamen silinmiştir.Τα χαρακτηριστικά των προσώπων τους αποδίδονται σχηματικά.
Bir başka deyişle bir birey, bir seçeneği daha üste çıkarmak suretiyle aşağı çekemez.Ένα άτομο δεν θα πρέπει να είναι σε θέση να βλάψει μια επιλογή από την υψηλότερη κατάταξη.
Bu durumda eğitim bireyin, toplumun ve gelecekteki insanlığın gelişim ve refahını güçlendirmeyi amaçlar.Τελειώνει με σχολιασμό για τη διανομή, την κατάσταση και τις μελλοντικές προοπτικές της ανθρώπινης φυλής.
Bu yapılar gelişerek yeni bireyler oluşur.Αυτά συντήκονται για να σχηματίσουν ζυγωτά, τα οποία εξελίσσονται σε νέα άτομα.
Hasta kadın birey sayısı, hasta erkek birey sayısının yaklaşık iki katıdır.Αποτελεί το 1% των κακώσεων κεφαλής, με τους άντρες να είναι τετραπλάσιοι από τις γυναίκες ασθενείς.
Ancak bu yetenek erkek bireylerde daha gelişmiş durumdadır.Αυτή η ικανότητα καταστολής ποικίλει μεταξύ των ατόμων και μπορεί να είναι πιο ανεπτυγμένη στους ενήλικες.
Yapılan eylemin bireyin kendine ve başkalarına mutlaka bir yararı dokunmalıdır.Κάθε άνθρωπος μπορεί να εργάζεται είτε για τον εαυτό του είτε για κάποιον άλλο.
Çinliler; Çin ile bağdaşlaştırılmış çeşitli bireyler ve gruplar.Πολλοί Θιβετιανοί εργάτες και άλλοι συνεργάστηκαν με την κινεζική κυβέρνηση.
Teşvik, birey bir eylem gerçekleştirmek için motive eden tanımlama.Κίνητρο- Οι κινήσεις που γίνονται για την επίτευξη ενός σκοπού.
Genç bireyler daha kahverengimsidir.Είναι και οι δύο ξανθοί.
Kuzey popülasyonlarındaki bireyler genellikle güneyde yaşayanlardan daha küçük ve daha açık renklidir.Οι βόρειοι πληθυσμοί τείνουν να είναι ελαφρά μεγαλύτεροι και βαρύτεροι από τους νότιους.
Ama bu bireylerde tekrarlanan ölçümler, daha sonrada benzer bir sonuç verir.Ως εκ τούτου, η ακόλουθη διαίρεση θα επαναλάβει τα ίδια αποτελέσματα.
Üçüncü yol, bireyci sağ ekonomi politikalarıyla solun sosyal adalet görüşünün bir sentezidir.Το κόμμα συνδυάζει οικονομικές αρχές της αριστεράς με κοινωνικές αρχές της δεξιάς.
Bunlardan bir bireyinki sadece çene kemiğidir.Από εκεί έβγαινε κανείς μόνο για καρατόμηση.
Kurallar bireylere veya gruplara uygulanabilir.Τα ινομυώματα μπορεί να εμφανιστούν ξεχωριστά ή σε ομάδες.
Daha fazla bilgi için bireysel ürün makalelerine bakınız.Læs venligst de individuelle produkters artikler for mere information.
Sevgi ve arkadaşlık konusunda fikirlerim biraz bireyci; ya ilk sırada olmalıyım ya da hiç görüşmeyelim."Jeg er noget ensidig i mine tanker om kærlighed og venskab; jeg må have førstepladsen eller ingenting."
Doğulular ruhun ya da bireyin kendileri gibi özgür olduğunu bilmezlerdi.Østerlændinge ved ikke at ånden eller mennesket som sådan er frit.
Kendi deneyimlerinden ötürü Henry, futbolda ırkçılıkla mücadele eden bir birey konumundadır.Uden for banen er Henry som følge af sine egen erfaringer en aktiv talsmand mod racisme i fodbold.
Aile bireylerine sadıktır ama genellikle bir tek kişiye bağlanır.De elsker deres familie, men knytter sig som regel til en bestemt person i familien.
Tutsak yaşayan bireyler 25 yaşına kadar varmakta.Individer i fangenskab er blevet op til 25 år gamle.
Bireyler çoğunlukla tek olarak yaşar.Men i virkeligheden bor de oftest i en og samme person.
Bu yılın başlarında B1A4 üyeleri bireysel aktivitelerine odaklandılar.I starten af 1999 fik A4 B5 sit egentlige facelift.
Müsabakalar 10 dalda (6 Bireysel 4 Takım) yapılmıştır.Der blev fægtet i ti øvelser (seks individuelle og fire hold).
Metal üzerindeki her bir atomu bireysel olarak gözlemleye izin verir.STM gør det muligt at se de enkelte atomer på overfladen af materialer.
Cinsiyet gelişimi, cinsiyetin bireysel ve çok yönlü olarak kendine nasıl yön verdiğidir.Det er individuelt, hvilke senfølger det enkelte menneske udvikler og i hvilken grad.
Özellikle melanistik bireyler sıklıkla bu isimle anılırlar.Der forekommer ofte melanistiske individer.
Son haftada iki tane Bireysel zaman yarışı vardı.Der var to sessioner af konkurrencer hver dag.
Birey olmak ne demektir?Hvad er et menneske?
1997 yılı araştırmasında 13 birey bulundu.En ekspedition i 1997 talte 13 individer.
Grup halinde veya bireysel olarak yapılmaktadır.De sidder enkeltvis eller i grupper.
Bireysel ve kurumsal müşteriler için çeşitli türlerde kredi ve ATM kartları ihraç edilmektedir.Diverse kredit- og købekorttyper udstedes til private og virksomhedskunder.
Devlet ile birey ve bireyler arasındaki tüm resmî işlemlerin resmî dilde yapılması gerekmektedir.Alle juridiske og officielle dokumenter udstedt af staten udfærdiges på spansk.
Bireysel iş sözleşmeleri Toplu iş sözleşmesiUdkast til: Ansættelseskontrakt for funktionær
Bireyler arası: Kişinin başkalarının becerileri hakkında sahip olduğu bilgiyi tanımlar.Det fremmedpsykiske problem: hvordan ved jeg at andre har en bevidsthed?
Çünkü birey davranışı yapmayı tamamen özgür olarak tercih eder.Den enkelte skal af fri vilje vælge at tro.
Bu durum bireysel girişimciler tarafından dönüştürülen araç sayısında bir artışa öncülük etti.Derved skete en stigende spredning af befolkningsvæksten, fremmet af privatbilerne.