Sevgi ve arkadaşlık konusunda fikirlerim biraz bireyci; ya ilk sırada olmalıyım ya da hiç görüşmeyelim."Jag är något besatt av mina tankar om kärlek och vänskap; jag måste prioriteras först eller inte alls."
Hastalığın en agresif örnekleri, köylerde yaşayan ilkel halk bireylerinde görülür.Dementorer (Alla) Dementorer är bland de värsta varelser som finns på jorden.
Birey olmak ne demektir?Vad är det att vara människa?
Haşin ve bireyci bir erkeklik örneği oluşturarak kalıcı bir Amerikan ikonu haline gelmiştir.Han var urtypen för en särskild kärv individualistisk manlighet och har blivit en bestående amerikansk ikon.
Bu kişiler bireysel varoluş bilincinden O'nun kudretiyle yükseltilerek O'nu bilirler.Om dessa kunde köparen skryta, utifrån en lång och intim bekantskap."
Bir başka deyişle bir birey, bir seçeneği daha üste çıkarmak suretiyle aşağı çekemez.Således hindrar inte en medlemsstat att ett beslut fattas genom att lägga ned sin röst.
19'uncu yüzyılda 28 bireyden oluşan bir grup karaya vurmuştur.Under 1800-talet registrerades strandningar av upp till 28 individer samtidig.
Bireysel yıldızlar, teleskopla ayırt edilemeyecek kadar birbirlerine yakındırlar.De enskilda stjärnorna har inte separerats med ett teleskop.
Çin'nde LGBT (lezbiyen, gey, biseksüel, transgender) bireyler, hukuki korumaya tabi değiller.HBT-personer (homosexuella, bisexuella och transpersoner) har praktiskt taget inget rättsskydd i Uganda.
Etkilenen bireyler normal zeka kapasitesine ve normal yaşam süresine sahiptir.Personer med akondroplasi har normal mental förmåga liksom normal medellivslängd.
Genç ve yetişkin bireyler arasında önemli renk farklıkları görülür.Det finns ofta stora skillnader i kroppsfärg mellan unga och vuxna fiskar.
Çocuk ölümlerinin yarısı bu yaş grubundaki bireylerdir.Drygt hälften av dödsfallen inträffade i denna åldersgrupp.
Koloniler genel olarak 10-30 bireyden oluşur.Där bildas kolonier med 10 till 30 medlemmar.
Bazı ilaçlar, halihazırda bazı hastalıklara sahip bireylerde ciddi yan etkilere sebep olabilir.Några existerande läkemedel kan sannolikt ha en viss effekt på livslängden.
Birey çok çalışarak peygamber olabilir.Det kan vara jobbigt att vara gud.
Diğer aile bireylerinin Şiva'da yeni giysilerini yırtma zorunluluğu yoktur.Fångar får inte bära egna kläder i fängelse.
2 - 5 bireyden oluşan aile grupları içinde yaşarlar.Individerna lever i familjegrupper som består av två till fem individer.
En iyi performansı bireysel kategorideki beşinciliğiydi.Dessförinnan hade hon en femteplats som bästa individuella resultat.
Bireylerden bağımsız bir gerçeklik söz konudur.Självständiga om personer.
Normal düzendeki kulüplerin bireysel olarak yarışmaları yerine, 8 takımlı bir ligden oluşmaktaydı.De är åttakantiga istället för konventionellt runda.
Ayrıca 400m bireysel karışık finalinide kazanmıştır.Individuellt blev han sjua i finalen på 400 meter.
Beyaz başlı yunuslar iki ile sekiz bireyden oluşan gruplar hâlinde yaşar.Dessa primater lever i grupper av två till åtta individer.
2008 Avustralya Olimpiyat elemelerinde, Rice 400m bireysel karışıkta dünya rekoru kırmıştır.Vid de australiska OS-uttagningarna 2008, slog Rice världsrekordet på 400 meter medley.
Çok yönlü bir voleybolcu olan Agüero’nun önemli bireysel ödülleri de vardır.Pristagaren ska vara en enskild person som gjort särskilt betydelsefulla insatser.
Tüberküloz menenjitte de faydalı olduğu görülmüş, en azından HIV negatif olan bireylerde.De verkar också vara till nytta hos de med tuberkulosmeningit, åtminstone hos de som är HIV-negativa.
1950'lerde önlem alındığında vahşi ortamda sadece 25 birey kalmıştı.Trots deras insatser fanns det på 1960-talet endast ett 50-tal hundar kvar.
Bazı uzmanlar kitabın tek bir birey tarafından yazıldığını kabul eder.Texten kopierades av en enda skrivare.
Erişkin bireylerin rengi, genellikle, genç bireylerden daha canlıdır.Fingerfärg är särskilt vanligt bland yngre barn.
Dolayısıyla her birey kendi görüşleri yönünde insanları baba olarak kabul edebilir.Man respekterar alla andra för att de är människor som man själv.
Genç bireylerin tepesi genelde soluk renklidir.Unga kärrspindlar är vanligen ljusare.
Çift olarak veya 3 - 10 bireyden oluşan gruplar içinde yaşar.De lever i par eller i grupper om tre till tio djur.
Ailenin tüm bireyleri ona bir anlamda aşık olurlar.Nästan alla killar i kvarteret är kära i henne.
ECT, çoğunlukla haftada iki-üç kez, hastalık belirtileri ortadan kalkıncaya dek hasta bireye uygulanır.Behandlingen ges två till tre gånger per vecka till dess att önskad effekt uppnåtts.
Bu düşünce, bireyin özgüven değerlerini sarsacak nitelikte olabilir.Detta kan lätt medföra att den tilltalade tappar förtroendet för sin försvarare.
Ayrıca bir hanede ortalama 8 birey bulunmaktadır.Det ger ett genomsnitt på nästan 8 personer per lägenhet.
Postunun üstündeki benekler, insanların parmak izi gibi her bireyde farklılık gösterir.Webbläsare har fingeravtryck, ofta lika unika som en persons fingrar.
Bu süre hesaplanırken yetişkin bir birey için günlük su ihtiyacı 2 litre olarak belirlenmiştir.Det dagliga behovet av föda för vuxna individer ligger vid 1 kg.
Bu ya bireysel ticarette ya da müşterilerin vekâletinde ortaya çıkar.Denna form av handel kan ske antingen på kunders uppdrag eller för egen räkning.
Şu anda 200 m bireysel karışık dünya rekorunun sahibidir.Senaste rekordet, 200 meter, är för närvarande gällande världsrekord för damer.
Bireylerin doğum sırasına göre farklılık gösterdikleri sıklıkla belirtilen bir görüştür.Det är ofta möjligt att identifiera personers modersmål genom deras brytning.
Ona göre kadınların toplumsal ve bireysel konulardaki yeteneklerinin desteklenmesi gerekmektedir.Arbetet med kvinnorna utgår från kvinnans individuella förmågor och behov.
Böyle bireylerde hem erkek hem de dişi üreme organları mevcuttur.Man finner dem även i såväl manliga som kvinnliga fortplantningsystem.
Ama insan özü, tek tek bireyin doğasında bulunan bir soyutlama değildir.Men människan är icke ett självständigt väsen, utan blott ett modus av Gud.
Ancak bu bilgiler, bireysel yaşantılara dayandıklarından zorunlu değildir.Det är dock inte bara enstaka ord som leder till känslan av smärta.
Sosyal baskınlık yönelimi, sosyal baskınlık kuramının bireysel tutumsal yönüdür.Vilken form av social kontroll som används beror på samhällets sociala komplexitet.
Birey olmak ne demektir?Що означає бути людиною?
En çok sordukları soru ise bir bireyin diktatörlük rejimi altında nasıl davranması gerektiğiydi.Найбільше вони обмірковували питання, як індивід має поводитися в умовах диктатури.
Bu amaçla oluşturulan LGBT topluluğu eşcinsel bireylerin insan hakları hareketinin temelini attı.Сформована ЛГБТ-спільнота заклала основу руху за права людини відносно ЛГБТ-людей.
İki farklı birey aynı bilgiye sahip olsalar dahi bunları yorumlama yolları yanlı olabilir.Навіть якщо дві людини мають однакову інформацію, упередженою може бути її інтерпретація.
Koloniler genel olarak 10-30 bireyden oluşur.Колонії зазвичай числом від десяти до 30 осіб.
2 - 5 bireyden oluşan aile grupları içinde yaşarlar.Вони живуть в сімейних групах від 2 до 5 осіб.
Hepatit C’nin hem bireylere hem de topluma olan ekonomik maliyeti önemli ölçüdedir.Економічні збитки від гепатиту C є істотними як для хворого, так і для суспільства.
Doğal hallerinde bireyler apolitikti ve asosyaldi.Особи у стані природи були аполітичні і асоціальні.
Bireyin el becerisini geliştirir ve sentez yapmasına yardımcı olur.Маг повинен відчути воду і маніпулювати нею.
Bu düşünce, bireyin özgüven değerlerini sarsacak nitelikte olabilir.Так що клієнт може бути впевнений у його достовірності.
Bireylerin kişilikleri tamamen silinmiştir.Тому особа чоловіків абсолютно поголена.
Ancak bireyin eşcinsel ilişkide bulunması günah kabul edilmiştir.Однак гомосексуальні відносини вважаються гріховними.
Bireylerinin sayısı 20'ye kadar varan gruplar içinde yaşarlar.Живе групами до 20 осіб.
Yüksek güven düzeyleri bireylerin kendi inançlarını destekleyen bilgi arama tercihlerini azaltmaktadır.Вищі рівні впевненості знижують ступінь надання переваги інформації, що підтримує власні переконання.
Her biri bireysel olarak vatandaş olmalıdır.Кожен міністр повинен бути цивільною особою.