Ana içeriğe geç
Sözlük

birey ile cümle

birey kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Fakat bunun sonucunda bireylerden birinin öldüğü belirtilir.Dan wordt duidelijk dat het gaat over iemand die dood is.
Etkilenen bireyler normal zeka kapasitesine ve normal yaşam süresine sahiptir.Aangedane individuen hebben een normale verstandelijke ontwikkeling en een normale levensverwachting.
Bireyler 40 yaşından fazla yaşayabilirler.Ze kunnen meer dan 40 jaar oud worden.
İkinci kısım bireysel zaman mücadelesiydi.De tweede etappe was een individuele tijdrit.
Sosyal baskınlık yönelimi, sosyal baskınlık kuramının bireysel tutumsal yönüdür.Persoonlijke psychologische repressie wordt gelinkt aan sociale repressie.
Bireysellik bir puttur.Individuele gevoeligheid.
Sesli bir bireyci olarak aşırı bir vejetaryenlik türü olan "Ultra Dönüşümlü Vejetaryen"dir.Ze is een goth, ook doet ze aan de extreme vorm van vegetarisme "Ultra recyclo vegetariër".
Bireysel ve takımsal puanlar kazanın.Individueel, dubbels en teams.
Yapılan eylemin bireyin kendine ve başkalarına mutlaka bir yararı dokunmalıdır.Streef naar datgene wat een positief resultaat oplevert, voor jezelf en voor anderen.
Ayrıca genelde William Godwin’de bireyci anarşist olarak değerlendirilir.William Godwin wordt vaak aangehaald als de eerste anarchist.
Yani bir anlamda bireyin tercihleri, diğerlerinin tercihlerine bağlı.Het moment van vingeren hangt af van de voorkeur van de partners.
Üstünlük kompleksi, Alfred Adler tarafından ortaya atılan Bireysel Psikolojinin temel ilkelerinden biridir.De individualpsychologie of individuele psychologie werd opgericht door Alfred Adler.
Ergen bireyler genellikle yoğun ve karışık duygular ve düşünceler içerisindedir.Meestal kennen we de gevoelens en gedachten.
Çevreden yeni bireylerin yerleşmesi ile köy genişlemiştir.Het dorp is door woonwijken vastgegroeid aan het naburige Ternat.
Evsizlik olgusunu yaşayan bireye evsiz denilmektedir.Deze engere kijk noemen we dakloosheid.
Bireyciliğin tam tersini temsil eder.Het omgekeerde is het individueel belang.
Aynı zamanda bireylerin özel mülkiyetten uzak durmalarını denetliyordu.Tevens hield hij zich vaak bezig met het plunderen van de bezittingen van de vergaste mensen.
Aile bireyleri bu lanetli durumdan kurtulmak için boşuna çırpınırlar.En niemand weet hoe ze van de vloek af moeten komen...
Höyükteki kazılarda 9 bireye ait gömüte ulaşılmıştır.Hij liet op het landgoed een meer van 9 ha. graven.
İlk evlenme yaşı, bir yıl içinde ilk kez evlenen bireylerin ortalama yaşını ifade eder.De gemiddelde leeftijd waarop vrouwtjes voor het eerst jongen krijgen is 2 jaar.
Egoizm genel anlamıyla bireyin kendi çıkarları doğrultusunda hareket etmesi ile ilgilidir.Egoïsme is simpelweg het handelen uit eigenbelang.
Bölümler yalnızca bireysel başvurulara bakmaktadır.Verder is de onderscheiding alleen aan individuele personen toegekend.
Aynı kökten olan ailenin her hanesinin bireylerine ayrı soyadı verilir.Wel moeten alle kinderen uit het gezin dezelfde achternaam dragen.
Bazı bireylerde sırtta ve kanatlarda beyaz lekeler bulunur.Sommige vogels hebben witte vlekken op de rug en vleugels.
Yönelimi "biseksüellik" olan bireyin cinsel kimliği de biseksüeldir.De 'zonde' uit de titel betreft biseksualiteit.
Bireylerden ziyade siyasi partiler tarafından oluşturulmaktadırlar.De oprichting werd onder andere verwelkomd door politici van verscheidene partijen.
Küçük kekler veya bireysel kekler fiyat açısından daha verimli olabilir.De onderste kroonkafjes zijn min of meer behaard.
Rawls’ın adalet dağılımı bu malların bireyler arasında dağılımı koşullarına biçimlenmektedir.Volgens Rawls levert dit rechtvaardige beslissingen op met een rechtvaardige verdeling van welvaart.
Kamu Yararı ve Bireysel Çıkarlar.Moed is individueel en persoonlijk.
Kendisinin milliyetçilik anlayışında toplum ve birey arasında önemli bir ilişki vardır.Daarbij is een belangrijk aspect de relaties binnen de samenleving en tussen de mensen onderling.
Birey olmak ne demektir?Mijn God, wanneer wordt de mensch Mensch?
Bu şekilde bireyler kimyasal mesajları algılayabilirler.Zo kan men op deze manier chemische reacties beschrijven.
İlaçlara yanıt ve duyarlılık bireyden bireye farklılıklar göstermektedir.Therapeutische effecten en bijwerkingen van medicijnen kunnen per individu verschillen.
Birey, eldeki görevi tamamlama becerisinden emin olmalıdır.De armen weten de opdracht tot een goed einde te brengen.
Bireysel bantlar bazen "kromomer" olarak adlandırılır.Door andere Burakumin worden ze soms als verraders beschouwd.
1997 yılı araştırmasında 13 birey bulundu.In oktober 1973 werden nog eens dertien studenten gearresteerd.
Genç bireyler derinlere batarak daha hızlı olgunlaşır.Ze kunnen sneller graven dan een mens kan rennen.
Uyumlu bireyler insan doğası hakkında iyimser bir görüşe sahiptirler.De humanistische psychologie heeft een positieve blik op de menselijke aard.
Bireysel olarak askere alındılar, maaşları hazineden ödenirdi.Van het salaris dat de soldaten ontvingen was de te betalen belasting afgetrokken.
1950'lerde önlem alındığında vahşi ortamda sadece 25 birey kalmıştı.Rond 1950 waren er mogelijk nog maar 30 individuen in het wild over.
Halen 50 yetişkin bireyden daha az kaldığı düşünülmektedir.Pozostało mniej niż 50 dorosłych osobników.
Bu iş modeli birçok kurumsal ve bireysel yatırımcıyı kendine çekti.Taki model biznesowy przyciągnął wielu inwestorów publicznych i prywatnych.
Bu yapılar gelişerek yeni bireyler oluşur.Z utworów takich rozwijają się nowe osobniki.
Bireylerde bazen bu korku, sevilen birinin ölümüyle veya önemli bir ilişkinin bitmesi ile oluşur.Osoby czasem porównują ten strach ze śmiercią bliskiej osoby lub zakończeniem ważnego związku.
Bireysel anlamda Yahudiler, Mısır milliyetçiliği konusunda önemli roller aldılar.Poszczególni Żydzi odegrali ważną rolę w egipskim nacjonalizmie.
Bireyin başkalarının kendisi hakkında ne düşündüğünü kendince algıladığı anlamına gelmektedir.Dlaczego ludziom zależy na dobrym myśleniu o sobie?
Kelle vergisi, tüm bireylerin eşit mükellef olduğu vergi türü.Podatek kwotowy – podatek jednakowy dla wszystkich obywateli.
Gözlemin nesnesi bireysel insan öğeleri değil, daha çok 'yapı'dır.Przedmiotem obserwacji nie jest jednostkowy element ludzki, lecz raczej ‘struktura’.
En kalabalık ailede birey sayısı 16'dır.Większość parlamentarna wynosi 16.
İki farklı birey aynı bilgiye sahip olsalar dahi bunları yorumlama yolları yanlı olabilir.Nawet jeśli dwie osoby otrzymają tę samą informację, mogą ją interpretować w różny sposób.
İlk Bireysel Dünya Şampiyonası 1963'te Budapeşte'de yapıldı.Pierwsze Mistrzostwa Świata z konkurencjami indywidualnymi odbyły się w 1963 roku w Budapeszcie.
Çinliler; Çin ile bağdaşlaştırılmış çeşitli bireyler ve gruplar.Chińczycy – różne osoby lub grupy etniczne powiązane z Chińską Republiką Ludową i Republiką Chińską.
Tasminnupalabdhe paramá trśńánivrttih: Birey o sonsuz mutluluğa (Brahma) ulaştığında tüm arzular biter.Tasminnupalabdhe paramá trśńánivrttih: W tym osiągnięciu (Brahmana) zaspokajane jest całe pragnienie.
Dünyevi dans iki grup dansı ve bireysel performansları içerir.Na świeckie składają się zarówno tańce grupowe jak i indywidualne przedstawienia.
Bireysel özgürlük konusunda ise liberallere yakındırlar.W sprawach społecznych zaliczał się do liberałów.
Toplamda 28 etap kazanmıştır ve bunların 13'ü bireysel zamana karşı etaplarıdır.Łącznie wygrał 28 etapów (z czego 13 w jeździe indywidualnej na czas).
Ayrıca okurken ve yazarken Broca afazisi olan bireylerin verdiğinden daha çok mücadele verebilirler.Mogą oni również mieć większe kłopoty przy czytaniu i pisaniu niż jednostki z afazją Broki.
Topluluktaki her birey, kendi alanıyla ilgili konulardan sorumludur.Każdy w wiosce żyje swoimi sprawami.
Verilen yarım çekirdek erkek, kalan ise dişi birey rolündedir.Poszkodowanego podtrzymuje mężczyzna, tak iż znajduje się on w postawie półsiedzącej.
Bireyler 40 yaşından fazla yaşayabilirler.Przynajmniej niektóre osobniki mogą jednak żyć ponad 40 lat.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod