"Senin sakallarını birer birer çekeceğim."Und einen Bart habt Ihr Euch stehen lassen!
Her iki bölgede birer ziyaretçi merkezi bulunmaktadır.Deshalb gibt es auf beiden Seiten jeweils ein Besucherinformationszentrum.
Her peygamber, birer imâm, rehber olarak kabul edilir ve ona tabi olanlara da onun ümmeti denir.Die Propheten treten als von JHWH gesandte Mahner auf, die König und Volk den rechten Weg weisen.
Kitabından sonunda da birer arkadaş olmuşlardır.In seinen Schriften befasste er sich mit (Kirchen-)Geschichte.
Her ülke oylamanın başında birer 12 puan almıştır, yani hiçbir ülke yarışmaya sıfır puan ile başlamamıştır.Alle Länder erhielten zu Beginn 12 Punkte, weshalb kein Land 0 Punkte erreichen konnte.
Başları yakınına birer kap bırakılmıştır.Es wurden Mischanlagen in deren Nähe errichtet.
Kuyruğun her iki tarafında zayıf birer elektrik organı bulunur.Zu beiden Seiten des Schwanzes haben sie schwache elektrische Organe.
Halkadaki taşlar için iki puan, çizgideki taşlar için birer puan alırlar.Bei zwei tief in der Erde steckenden Steinen könnte es sich um Wandsteine handeln.
Göbeklerine birer ağaç kazık çakıldı ve yürekleri bir kazan kaynar su ile haşlandı.Ein Stoß warf ihn wieder auf den Boden, und dort zertrat ihm ein Huf die rechte Hand.
Yaptığı eserler birer Modernizm örneğidir.Seine Werke stellen einen Ausschnitt des Modernisme dar.
Daha da güneye inerek Etiyopya, Mogadişu, Mombasa, Zanzibar ve Kilva'da birer hafta kaldı.Jeweils rund eine Woche verbrachte er unter anderem in Äthiopien, Mogadischu, Mombasa, Sansibar und Kilwa.
Bu savaş tankları denemek için iyi birer fırsat oldu.Mit diesem Geschütz waren bereits gute Erfahrungen bei der Bekämpfung von Panzern gemacht worden.
Her biletten birer dolar Boys & Girls Clubs of America'ya verilecek.Grant engagierte sich in der Organisation Boys and Girls Clubs of America.
Ayrıca atlarına da birer avuç yem verir.Außerdem sollen sie einige Pferde erbeutet haben.
İçki, kumar, dikili taşlar (putlar) ve fal okları şeytan işi birer pisliktir.Wein, das Losspiel, Opfersteine und Lospfeile sind (ein wahrer) Greuel und des Satans Werk.
Kitap, birer paragraflık kısa bölümlerden oluşur.Der Text ist in Abschnitte geteilt, die teilweise recht kurz sind.
Günümüz içinde Singapur, Vatikan ve Monako bu türden devletlere birer örnektir.In Monza und Singapur werden wir in diesem Prozess die nächsten Schritte sehen.
Od Ana her bir ateşe ve ocağa birer tane İye (koruyucu ruh) gönderir.Jede der (bebauten) Kossätenwörden gab ein Schilling und ein Rauchhuhn.
Herkesin her istediğine sahip olduğu kapılı bir toplumda, sırlar birer birer ortaya çıkmaya başlar.Ich habe ein Verlangen in meinem Herzen, das jedem bekannt gemacht werden muss.
Şehirdeki tüm insanlar, zombiler tarafından katledilip birer zombiye dönüşür.Die Bewohner einer ganzen Stadt sind durch ein Virus zu Zombies geworden.
Her ikisi de birer yıl ara ile sinemaya aktarıldılar (1967 ve 1968).Diesen hatten beide im Jahr zuvor (Filmjahr 1962) gemeinsam gedreht.
Çentüryalar, çoğunluklarından bir destek alınana dek birer birer oylamaya katılırlardı.Der Unterlegene wird unter lauten Rufen meist noch ein Stück verfolgt.
Günümüzde kitabevi bünyesinde birer sanat galerisi, restorant ve de kafe barındırmaktadır.Heute beherbergt es eine Kunstgalerie und ein Restaurant und Café.
Babası Peng Jijun ve annesi Zhang Bing birer polisti.Ihre Eltern sind der Polizeibeamte Ji Jun Peng und seine Frau Zhang Bing.
Bunun sebebi kitabın papa kayıtlarından oluşan birer derleme olmasıdır.Den Grund erfuhren sie von Papst Custos.
Bununla birlikte insanlı Mercury uzay araçlarının her biri birer uçuş armasıyla süslenmişti.Alle anderen Mercury-Astronauten waren dennoch an der Flugüberwachung beteiligt.
Trompların arası da birer kemerle birbirlerine bağlanmıştır.Die Verbindung untereinander erfolgt durch N-Stiele.
Her iki finalist takımda kendi stadyumunda birer maç oynarlar.In beiden Finalspielen erzielte sie jeweils ein Tor.
Ama bu planları uygulamak yapılan girişimler gerçekleşemeden bu kampanyalar birer felaket ile sona erdiler.Diese Pläne – so sie existiert haben – zerschlugen sich jedoch mit der Einstellung der Serie.
Bazı dil bilimciler, Megrel ve Laz dillerinin Zan dilinin birer diyalekti olduğunu ileri sürer.Laut Berichten soll ihre Sprache, das Oropom, eine isolierte Sprache gewesen sein.
Bu araçlar çok iyi birer savunma silahıydı.Als solcher brauchte es ausreichende Verteidigungsanlagen.
Albümün ismi, grup üyelerinin kişiliklerini belirten birer kelimeden ibarettir.Der Begriff Alphabetisierung zentriert sich auf das einzelne Mitglied einer Gruppe.
Ceketlerindeki düğmeler çift sıra idi, yakaların kenarlarında birer çıpa bulunuyordu.Sein Kapitänsstuhl hatte nämlich Knöpfe zum Drücken auf beiden Seiten.
Sonradan kurulan bu mahkemeler birer devrim mahkemesi niteliğindedir.Jeder, der diese Personen töte, handle im Auftrag des islamischen Revolutionsgerichts.
İç çamaşırı hem erkek hem kadınlar için önemli birer moda aksesuarı olmuşlardır.Strumpfhalter für Kompressionsstrümpfe gibt es sowohl für Männer als auch für Frauen.
Aynı zamanda 2 kaşer lokanta, birer tane yaşlılar yurdu ve mezarlıkları vardır.Auf dem Gutsgelände gibt es außerdem noch zwei Kötterhäuser und einen Friedhof.
Vücutlarının her iki yanında birer siyah leke bulunmaktadır.Hinter jedem der beiden aneinander genäherten Fühler sitzt ein schwarzes Auge.
NOT: Palindromik olmayan tüm permütatif asal sayılar birer lasa sayıdır.Alle permutierbaren Primzahlen, die kein Primzahlpalindrom darstellen, sind auch Mirpzahlen.
Ayrıca BAL’da ve kadın futbol liglerinde birer takımı vardır.Daneben gab es einen Herren- und einen Damenwettbewerb im Bowling.
Petrol ürünleri ilk olarak eczanelerde birer yan ürün olarak satılmaktaydır.Das Wasser wurde zunächst als Heilmittel in Apotheken verkauft.
Ayrıca alemdeki tüm varlıkların Allah'ın birer parçaları olduğu varsayılarak onlara değer verilirdi.Darüber hinaus habe Gott allen die Güter der Erde gleichmäßig geschenkt.
Villandry şatosundaki bahçıvanlar gerçek birer sanatçı.Les jardiniers du château de Villandry sont de vrais artistes.
Beş ve altıncı tur'da birer katılımcı elenmiştir.Dans les cinquième et sixième émissions, un seul participant a été éliminé.
Trompların arası da birer kemerle birbirlerine bağlanmıştır.Les nœuds (les pères avec leurs fils) sont reliés entre eux par une arête.
Böylece hepsi z = 0 merkezli mükemmel birer çember olurlar.Soit Z {\displaystyle Z} un 0-cycle principal.
Her iki kadından da aynı gün birer şehzade dünyaya gelir.Le soir même les deux femmes arrivent dans la grande maison.
Web sayfaları birer internet dokümanıdır.Tous les quatre ont des pages Twitter qu'un compte facebook officiel.
Kenarlarında yan bölümlere geçmek için birer kapı bulunan küpler içinde çıkış yolunu ararlar.Ils se dirigent alors vers la porte, puis ouvrent afin de laisser entrer les Vardens.
Birlikte gelip buradaki ormanın içinde birer ev yaparlar.Ensemble, ils se rendent à la maison isolée en forêt.
Tali soylular birer birer imparatorluk güçlerine biat ettiler.Les nobles insubordonnés ont dû être écrasés un à un par les forces de l'empereur.
Bu yüzden iyi birer tırmanıcıdırlar.Ce sont d'ailleurs d'excellents grimpeurs.
PGA Tour'da 3, European Tour ve Nationwide Tour'da ise birer birinciliği bulunmaktadır.Ses débuts sur l'Alps Tour, troisième niveau européen, sont prometteurs.
Norveç, Danimarka günümüzde birer NATO üyesidir.Le Danemark, à la suite de la Norvège, s’invita donc à l’OTAN.
Hepsi eşit bir bedel karşılığında birer dilek dilerler.On leur attribue à tous un degré par défaut égal à 1.
Thomas Claire'i her şeyin iyi olacağına ve iyi birer anne-baba olacaklarına ikna ediyor.Ann et Chris se demandent s'ils seront bons parents.
Onlara birer süvari ve topçu bölüğü eşlik ediyordu.Une troupe d'artillerie à cheval peut accompagner.
Zamanla, bu alanlar birer bağımsız fakülteler haline geldi.Avec le temps, les sœurs devinrent ainsi une communauté indépendante.
Her Alay, üçer süvari ve birer makineli tüfek bölüğüdür.Chaque régiment de cavalerie comprend trois escadrons et un bataillon de mitrailleuses.
Betty ve kızı artık birer tutsağa dönüşmüştür.Voilà que ta femme et tes enfants sont déjà en captivité.
Hepsi birer spin-off sayılabilirdi.On peut alors parler de spin-off hors-série.