Galaksiler birer birer bizden daha uzaklara gidiyorlar.Poszczególne galaktyki przyspieszają coraz szybciej.
Galaksiler birer birer bizden daha uzaklara gidiyorlar.Setiap galaksi semakin cepat menjauh dari kita.
Galaksiler birer birer bizden daha uzaklara gidiyorlar.Singole galassie si stanno allontanando da noi sempre più velocemente.
Galaksiler birer birer bizden daha uzaklara gidiyorlar.Tất cả các thiên hà đang di chuyển khỏi chúng ta càng ngày càng nhanh.
Galaksiler birer birer bizden daha uzaklara gidiyorlar.Κάθε γαλαξίας απομακρύνεται από εμάς όλο και ταχύτερα.
Galaksiler birer birer bizden daha uzaklara gidiyorlar.Индивидуални галактики се отдалечават от нас все по-бързо и по-бързо.
Galaksiler birer birer bizden daha uzaklara gidiyorlar.Отдельные галактики уносятся от нас быстрее и быстрее.
Galaksiler birer birer bizden daha uzaklara gidiyorlar.כל גלקסיה בנפרד מתרחקת מאיתנו יותר ויותר מהר.
Galaksiler birer birer bizden daha uzaklara gidiyorlar.كل مجرة تتسارع مبتعدة عنا أسرع و أسرع.
Galaksiler birer birer bizden daha uzaklara gidiyorlar.宇宙は加速しているわけです
Galileo, şu mükemmel deneyi gerçekleştirmişti: Kendisi ve asistanı ellerine birer lamba alıpGalileo hade tänkt ut ett fantastiskt experiment där han och hans assistent hade var sin lampa.
Galileo, şu mükemmel deneyi gerçekleştirmişti: Kendisi ve asistanı ellerine birer lamba alıpHij had een prachtig experiment bedacht: hij en zijn assistent hadden elk een lamp.
- "Gerçekten mi?" - "Evet, evet, birer dilek hakkı veriyorum"¿De verdad?" "Sí, sí, os concederé un deseo"
- "Gerçekten mi?" - "Evet, evet, birer dilek hakkı veriyorum"Vraiment ?" "Oui, oui, je vous offre un voeu."
- "Gerçekten mi?" - "Evet, evet, birer dilek hakkı veriyorum"Wirklich?" "Ja, ja, ich schenke dir einen Wunsch."
- "Gerçekten mi?" - "Evet, evet, birer dilek hakkı veriyorum"" Правда? " " Да, да, все, что пожелаете! "
Hala koştuğumu hissedebiiliyorum. Büyük boyutlarda kağıt kesim işi benim için birer ısınma deneyimi oldu.E mi sembra ancora di correre; è solo allenamento per diventare una ritagliatrice di lunga distanza.
Hala koştuğumu hissedebiiliyorum. Büyük boyutlarda kağıt kesim işi benim için birer ısınma deneyimi oldu.És még most is úgy érzem, hogy a futás csak az edzés ahhoz, hogy hosszútávú papírvágó lehessek.
Hala koştuğumu hissedebiiliyorum. Büyük boyutlarda kağıt kesim işi benim için birer ısınma deneyimi oldu.Ik voel nog steeds dat rennen slechts de training is om een lange-afstandspapiersnijder te worden.
Hala koştuğumu hissedebiiliyorum. Büyük boyutlarda kağıt kesim işi benim için birer ısınma deneyimi oldu.Nadal czuję, że biegam, to tylko trening aby zostać długodystansowym wycinaczem papieru.
Hala koştuğumu hissedebiiliyorum. Büyük boyutlarda kağıt kesim işi benim için birer ısınma deneyimi oldu.Şi încă mai simt că alerg, e doar antrenamentul să devin decupator de cursă lungă.
Hala koştuğumu hissedebiiliyorum. Büyük boyutlarda kağıt kesim işi benim için birer ısınma deneyimi oldu.Stále mám pocit, že bežím, chce to len tréning, aby sa človek stal strihačom papiera na dlhé trate.
Hala koştuğumu hissedebiiliyorum. Büyük boyutlarda kağıt kesim işi benim için birer ısınma deneyimi oldu.Todavía creo que sigo corriendo a modo de entrenamiento para llegar a ser una cortadora fondista.
Hala koştuğumu hissedebiiliyorum. Büyük boyutlarda kağıt kesim işi benim için birer ısınma deneyimi oldu.Ακόμη νιώθω ότι τρέχω, που είναι απλώς η προπόνηση για να γίνω καλλιτέχνης χαρτοκοπτικής μεγάλων αποστάσεων.
Hala koştuğumu hissedebiiliyorum. Büyük boyutlarda kağıt kesim işi benim için birer ısınma deneyimi oldu.У мене до цих пір є відчуття, що я біжу, просто слід ще потренуватися, щоб витинанки були довшими.
Hammaddeleşti: nasıl üretildiklerinin önemsenmediği, birer hammadde gibi kullanılmaya başlandılar.Amit azt jelenti: árucikként kezelik, és az embereket nem érdekli, ki készítette.
Hammaddeleşti: nasıl üretildiklerinin önemsenmediği, birer hammadde gibi kullanılmaya başlandılar.Comunizate: unde sunt tratate ca un bun de larg consum unde oamenilor nu le pasă cine le face.
Hammaddeleşti: nasıl üretildiklerinin önemsenmediği, birer hammadde gibi kullanılmaya başlandılar.일상용품화라는 것은 상품이 이제는 일상용품으로 취급된다는 것입니다. 즉 그걸 만드는 사람이 누군지 더 이상 신경쓰지 않는 다는 뜻입니다.
Hammaddeleşti: nasıl üretildiklerinin önemsenmediği, birer hammadde gibi kullanılmaya başlandılar.Mercificate: ovvero trattate come prodotti di base, e alla gente non interessa chi le produce.
Hammaddeleşti: nasıl üretildiklerinin önemsenmediği, birer hammadde gibi kullanılmaya başlandılar.Sie wurden zu einem Zwischenprodukt, dessen Herkunft immer mehr an Bedeutung verlor.
Hammaddeleşti: nasıl üretildiklerinin önemsenmediği, birer hammadde gibi kullanılmaya başlandılar.To znaczy traktowane są jak towar: konsumentów nie interesuje, kto je wytwarza.
Hammaddeleşti: nasıl üretildiklerinin önemsenmediği, birer hammadde gibi kullanılmaya başlandılar.Ze worden behandeld als grondstoffen. Het maakt de mensen niet uit wie ze maakt.
Hammaddeleşti: nasıl üretildiklerinin önemsenmediği, birer hammadde gibi kullanılmaya başlandılar.Εμπορευματοποιήθηκαν: τα αντιμετωπίζουν ως εμπορεύματα και κανείς δεν ενδιαφέρεται ποιος τα φτιάχνει.
Hammaddeleşti: nasıl üretildiklerinin önemsenmediği, birer hammadde gibi kullanılmaya başlandılar.Когато суровините се третират като стока за широко потребление и хората не се интересуват кой ги прави.
Hammaddeleşti: nasıl üretildiklerinin önemsenmediği, birer hammadde gibi kullanılmaya başlandılar.מיצרוך: המוצר מקבל יחס של מצרך, לאנשים לא אכפת מי מייצר אותו.
Hammaddeleşti: nasıl üretildiklerinin önemsenmediği, birer hammadde gibi kullanılmaya başlandılar.تسلعت: حيث يتم التعامل معها كسلعة، حيث لا يأبه الناس بمن صنعهم.
Hammaddeleşti: nasıl üretildiklerinin önemsenmediği, birer hammadde gibi kullanılmaya başlandılar.誰がそれを作ったかなんて気にしない 気になるのは三つのポイントだけです、つまり
Harry, Jane, George ve Frank'in ne düşündüğü bilmek istiyor, ve bu kişilere birer mesaj gönderiyor.George en Frank denken, en berichten stuurt naar die mensen.
Harry, Jane, George ve Frank'in ne düşündüğü bilmek istiyor, ve bu kişilere birer mesaj gönderiyor.George et Frank pensent, et envoie des messages à ces personnes.
Harry, Jane, George ve Frank'in ne düşündüğü bilmek istiyor, ve bu kişilere birer mesaj gönderiyor.George i Frank myślą, więc wysyła im wiadomości.
Harry, Jane, George ve Frank'in ne düşündüğü bilmek istiyor, ve bu kişilere birer mesaj gönderiyor.Giorgio e Franco e per questo manda loro dei messaggi.
Harry, Jane, George ve Frank'in ne düşündüğü bilmek istiyor, ve bu kişilere birer mesaj gönderiyor.해리, 제인, 조지 그리고 프랭크의 생각을 알고 싶어서 그들에게 메세지를 보냅니다.
Harry, Jane, George ve Frank'in ne düşündüğü bilmek istiyor, ve bu kişilere birer mesaj gönderiyor.Гарри, Джейн, Джорж и Френк, и отправляет сообщения каждому из них.
Harry, Jane, George ve Frank'in ne düşündüğü bilmek istiyor, ve bu kişilere birer mesaj gönderiyor.Джордж и Франк и изпраща съобщения до тези хора.
Harry, Jane, George ve Frank'in ne düşündüğü bilmek istiyor, ve bu kişilere birer mesaj gönderiyor.רוצה לדעת מה הארי וג'יין וג'ורג' ופרנק חושבים. היא שולחת הודעות לאנשים האלה.
Harry, Jane, George ve Frank'in ne düşündüğü bilmek istiyor, ve bu kişilere birer mesaj gönderiyor.تريد أن تعرف ماذا الذي يفكر به هاري , وجين ,وجورج , و فرانك، وأن تبعث برسائل إلي هؤلاء الناس .
Harry, Jane, George ve Frank'in ne düşündüğü bilmek istiyor, ve bu kişilere birer mesaj gönderiyor.何を考えているか 知りたがっており 彼らに自分の意見を言ったとします サリーは他の4人に自分の意見を言い
Hayır, hepsi birer ızdırap abidesi.Ne, jsou plné trápení.
Hayır, tasarımcılar harika birer tasarımcı olmayı arzularlar.Không. Những nhà thiết kế khao khát trở thành những nhà thiết kế vĩ đại.
Hayır, tasarımcılar harika birer tasarımcı olmayı arzularlar.정말 감사합니다. 그 얘기는 여기서 그만.
Hayır, tasarımcılar harika birer tasarımcı olmayı arzularlar.Não. Os designers aspiram a ser ótimos designers.
Hayır, tasarımcılar harika birer tasarımcı olmayı arzularlar.Nee. Designers streven ernaar om goede designers te worden.
Hayır, tasarımcılar harika birer tasarımcı olmayı arzularlar.Nein. Designer erstreben, große Designer zu sein.
Hayır, tasarımcılar harika birer tasarımcı olmayı arzularlar.Nem. A designerek igazán nagyszerű tervezők akarnak lenni.
Hayır, tasarımcılar harika birer tasarımcı olmayı arzularlar.No. I designer aspirano ad essere grandi designer.
Hayır, tasarımcılar harika birer tasarımcı olmayı arzularlar.No. Los diseñadores aspiran a ser realmente grandes diseñadores.
Hayır, tasarımcılar harika birer tasarımcı olmayı arzularlar.Non. Les designers aspirent à devenir des super designers.
Hayır, tasarımcılar harika birer tasarımcı olmayı arzularlar.Όχι. Οι σχεδιαστές φιλοδοξούν να είναι σπουδαίοι σχεδιαστές.
Hayır, tasarımcılar harika birer tasarımcı olmayı arzularlar.Нет. Дизайнеры стремятся стать великими дизайнерами.
Hayır, tasarımcılar harika birer tasarımcı olmayı arzularlar.Ні. Дизайнери прагнуть бути справді гарними дизайнерами.