Ana içeriğe geç
Sözlük

birer ile cümle

birer kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Bu davranışlar sadece birer davranış.Тези поведения са просто поведения.
Bu davranışlar sadece birer davranış.ההתנהגויות האלו הן רק התנהגויות.
Bu davranışlar sadece birer davranış.هذه السلوكيات مجرد سلوكيات.
Bu davranışlar sadece birer davranış.嘘の証拠ではありません
Bu derste, öğrenciler birer tiyatro oyunu sahnelemeli.Alle studenten moeten een stuk opzetten.
Bu derste, öğrenciler birer tiyatro oyunu sahnelemeli.Dans ce cours, tous les étudiants doivent monter une pièce.
Bu derste, öğrenciler birer tiyatro oyunu sahnelemeli.În acest curs, toți elevii trebuiau să pună în scenă o piesă.
Bu derste, öğrenciler birer tiyatro oyunu sahnelemeli.In diesem Kurs müssen alle Studenten ein Theaterstück einstudieren.
Bu derste, öğrenciler birer tiyatro oyunu sahnelemeli.In questo corso, tutti gli studenti devono allestire uno spettacolo.
Bu derste, öğrenciler birer tiyatro oyunu sahnelemeli.이 과목은, 연극원에 들어온 학생들 모두가 연극을 한 편 올려야 되요.
Bu derste, öğrenciler birer tiyatro oyunu sahnelemeli.Neste curso, todos os alunos têm que encenar uma peça.
Bu derste, öğrenciler birer tiyatro oyunu sahnelemeli.Studenci muszą wystawić sztukę.
Bu derste, öğrenciler birer tiyatro oyunu sahnelemeli.Trong khóa học này, tất cả sinh viên phải tham gia một vở kịch.
Bu derste, öğrenciler birer tiyatro oyunu sahnelemeli.Під час курсу всі студенти повинні поставити п'єсу.
Bu derste, öğrenciler birer tiyatro oyunu sahnelemeli.בקורס הזה, כל התלמידים חייבים להציג מחזה.
Bu derste, öğrenciler birer tiyatro oyunu sahnelemeli.في هذا الفصل، كل الطلاب يجب أن يكونوا مسرحية.
Bu derste, öğrenciler birer tiyatro oyunu sahnelemeli.でも演技専攻の学生には 演技はさせない
Bu dört noktayı, bu görmenin içerdiği birer ilke sanıyorum.저는 이것이 여기 적용되는 4가지 원칙이라고 봅니다.
Bu dört noktayı, bu görmenin içerdiği birer ilke sanıyorum.Cred că acestea sunt cele patru principii valabile aici.
Bu dört noktayı, bu görmenin içerdiği birer ilke sanıyorum.Creo que estos son los cuatro principios que conducen a esto.##
Bu dört noktayı, bu görmenin içerdiği birer ilke sanıyorum.Dat zijn de vier principes.
Bu dört noktayı, bu görmenin içerdiği birer ilke sanıyorum.Ezen a négy alapelven múlik az egész.
Bu dört noktayı, bu görmenin içerdiği birer ilke sanıyorum.Ich denke, das sind die vier grundlegenden Prinzipien.
Bu dört noktayı, bu görmenin içerdiği birer ilke sanıyorum.Je crois que ce sont ces quatre principes qui font tout.
Bu dört noktayı, bu görmenin içerdiği birer ilke sanıyorum.Jeg tror det er de fire principper der er altafgørende her.
Bu dört noktayı, bu görmenin içerdiği birer ilke sanıyorum.Penso che siano questi i quattro principi da seguire.
Bu dört noktayı, bu görmenin içerdiği birer ilke sanıyorum.Penso que são os quatro princípios que seguem essa ideia.
Bu dört noktayı, bu görmenin içerdiği birer ilke sanıyorum.Tôi nghĩ 4 quy tắc này cấu thành loại tưởng tượng thứ ba.
Bu dört noktayı, bu görmenin içerdiği birer ilke sanıyorum.To te cztery zasady leżą u podstaw.
Bu dört noktayı, bu görmenin içerdiği birer ilke sanıyorum.Νομίζω ότι αυτές είναι οι αρχές που υπεισέρχονται σε αυτό.
Bu dört noktayı, bu görmenin içerdiği birer ilke sanıyorum.Мисля, че това са четирите принципа, които важат тук.
Bu dört noktayı, bu görmenin içerdiği birer ilke sanıyorum.Я думаю, эти четыре принципа — основа.
Bu dört noktayı, bu görmenin içerdiği birer ilke sanıyorum.אני חושב שאלה ארבעת העקרונות המנחים.
Bu dört noktayı, bu görmenin içerdiği birer ilke sanıyorum.أعتقد أن هذه هي المبادئ الأربعة المتضمنة.
Bu, dünyayı görmenin dört şeklidir. Onlara birer ad taktım bile.Ce sont quatre manières très différentes de voir le monde, je les ai dénommées.
Bu, dünyayı görmenin dört şeklidir. Onlara birer ad taktım bile.Có 4 cách riêng -- Tôi thậm chí còn đặt tên cho chúng.
Bu, dünyayı görmenin dört şeklidir. Onlara birer ad taktım bile.이 네 가지는 세상을 바라보는 서로 매우 다른 방식입니다. 이름도 붙여봤습니다.
Bu, dünyayı görmenin dört şeklidir. Onlara birer ad taktım bile.To cztery różne sposoby patrzenia na świat.
Bu, dünyayı görmenin dört şeklidir. Onlara birer ad taktım bile.Это — четыре различных взгляда на мир.
Bu, dünyayı görmenin dört şeklidir. Onlara birer ad taktım bile.אלה הן ארבע דרכים שונות מאוד להסתכל על העולם. נתתי להן שמות.
Bu, dünyayı görmenin dört şeklidir. Onlara birer ad taktım bile.هناك أربعة طرق مختلفة تماما للنظر إلى العالم, حتى أنني أسميتهم.
‹‹Bu düşünceyi benimsedim. Her oymaktan birer kişi olmak üzere aranızdan on iki kişi seçtim.Cet avis me parut bon; et je pris douze hommes parmi vous, un homme par tribu.
‹‹Bu düşünceyi benimsedim. Her oymaktan birer kişi olmak üzere aranızdan on iki kişi seçtim.Co gdy mi się podobało, obrałem z was dwanaście mężów, po jednym mężu z każdego pokolenia.
‹‹Bu düşünceyi benimsedim. Her oymaktan birer kişi olmak üzere aranızdan on iki kişi seçtim.Das gefiel mir wohl, und ich nahm aus euch zwölf Männer, von jeglichem Stamm einen.
‹‹Bu düşünceyi benimsedim. Her oymaktan birer kişi olmak üzere aranızdan on iki kişi seçtim.Detta förslag behagade mig, och jag tog tolv män bland eder, en för var stam.
‹‹Bu düşünceyi benimsedim. Her oymaktan birer kişi olmak üzere aranızdan on iki kişi seçtim.Dette syntes jeg godt om, og jeg tok ut blandt eder tolv menn, én mann for hver stamme.
‹‹Bu düşünceyi benimsedim. Her oymaktan birer kişi olmak üzere aranızdan on iki kişi seçtim.Dit leek mij een goed idee en ik koos twaalf spionnen uit, van elke stam één.
‹‹Bu düşünceyi benimsedim. Her oymaktan birer kişi olmak üzere aranızdan on iki kişi seçtim.És tetszék nékem ez a beszéd, és vevék közületek tizenkét férfiút, minden törzsbõl egyet-egyet.
‹‹Bu düşünceyi benimsedim. Her oymaktan birer kişi olmak üzere aranızdan on iki kişi seçtim.Isto me pareceu bem; de modo que dentre vós tomei doze homens, de cada tribo um homem;
‹‹Bu düşünceyi benimsedim. Her oymaktan birer kişi olmak üzere aranızdan on iki kişi seçtim.Jeg billigede det og udtog tolv Mænd iblandt eder, en af hver Stamme.
‹‹Bu düşünceyi benimsedim. Her oymaktan birer kişi olmak üzere aranızdan on iki kişi seçtim.내가 그 말을 선히 여겨 너희 중에서 매 지파에 한 사람씩 열둘을 택하매
‹‹Bu düşünceyi benimsedim. Her oymaktan birer kişi olmak üzere aranızdan on iki kişi seçtim.Kterážto řeč líbila se mně, a vzal jsem z vás dvanácte mužů, jednoho muže z každého pokolení.
‹‹Bu düşünceyi benimsedim. Her oymaktan birer kişi olmak üzere aranızdan on iki kişi seçtim.La proposta mi piacque e scelsi dodici uomini tra di voi, uno per tribù
‹‹Bu düşünceyi benimsedim. Her oymaktan birer kişi olmak üzere aranızdan on iki kişi seçtim.Lời nầy đẹp lòng ta; ta chọn mười hai người trong các ngươi, tức mỗi chi phái một người.
‹‹Bu düşünceyi benimsedim. Her oymaktan birer kişi olmak üzere aranızdan on iki kişi seçtim.Lời nầy đẹp_lòng ta ; ta chọn mười_hai người trong các ngươi , tức mỗi chi_phái một người .
‹‹Bu düşünceyi benimsedim. Her oymaktan birer kişi olmak üzere aranızdan on iki kişi seçtim.Me pareció bien lo dicho, y tomé a doce hombres de vosotros, un hombre por tribu
‹‹Bu düşünceyi benimsedim. Her oymaktan birer kişi olmak üzere aranızdan on iki kişi seçtim.Părerea aceasta mi s'a părut bună; şi am luat doisprezece oameni dintre voi, cîte un om de fiecare seminţie.
‹‹Bu düşünceyi benimsedim. Her oymaktan birer kişi olmak üzere aranızdan on iki kişi seçtim.To se mi je dobro videlo; vzel sem torej izmed vas dvanajst mož, iz vsakega rodu enega.
‹‹Bu düşünceyi benimsedim. Her oymaktan birer kişi olmak üzere aranızdan on iki kişi seçtim.To slovo sa mi ľúbilo, a vzal som z vás dvanástich mužov, po jednom mužovi z každého pokolenia.
‹‹Bu düşünceyi benimsedim. Her oymaktan birer kişi olmak üzere aranızdan on iki kişi seçtim.Usul itu saya setujui, sebab itu saya pilih dua belas orang, seorang dari tiap suku
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod