Bir şehirdeki her soruna, kendine uyacak birer çözüm pay edilmeli.Κάθε πρόβλημα στις πόλεις πρέπει να έχει την δική του εξίσωση συνυπευθυνότητας.
Bir şehirdeki her soruna, kendine uyacak birer çözüm pay edilmeli.Будь-яка проблема в місті повинна мати відображення у спільній відповідальності людей.
Bir şehirdeki her soruna, kendine uyacak birer çözüm pay edilmeli.Всеки градски проблем има свое уравнение и споделена отговорност.
Bir şehirdeki her soruna, kendine uyacak birer çözüm pay edilmeli.Каждая проблема в городе должна иметь своё уравнение взаимо-ответственности.
Bir şehirdeki her soruna, kendine uyacak birer çözüm pay edilmeli.לכל בעיה בעיר צריכה להיות המשוואת האחריות המשותפת שלה.
Bir şehirdeki her soruna, kendine uyacak birer çözüm pay edilmeli.كل مشكلة في المدينة يجب أن يكون لها المعادلة الخاصة بها من المسؤولية المشتركة.
Bir şehirdeki her soruna, kendine uyacak birer çözüm pay edilmeli.それが共同責任とデザインです
Bize birer pamuk çuvalı verdi adam, 3 metre uzunluğunda, şu kadar geniş, ve başladık toplamaya.그래서 그는 우리에게 길이가 10피트정도 되는 둥근 면포대 한자루씩을 줬고, 무명을 따기 시작했어요.
Bize birer pamuk çuvalı verdi adam, 3 metre uzunluğunda, şu kadar geniş, ve başladık toplamaya.3メートルはある こんな大きな袋だ 綿花は柔らかいけれど 外側の殻はトゲだらけだ
Bize birer pamuk çuvalı verdi adam, 3 metre uzunluğunda, şu kadar geniş, ve başladık toplamaya.Así que nos dio una bolsa a cada uno, de unos 3 metros de largo, así de ancho, y empezamos a recoger algodón.
Bize birer pamuk çuvalı verdi adam, 3 metre uzunluğunda, şu kadar geniş, ve başladık toplamaya.Hij gaf ons elk een katoenzak, ongeveer 3 meter lang, ongeveer zo groot en wij begonnen te plukken.
Bize birer pamuk çuvalı verdi adam, 3 metre uzunluğunda, şu kadar geniş, ve başladık toplamaya.Thế là ông ta đưa mỗi đứa 1 bao đựng dài khoảng 3m, to cỡ này, rồi chúng tôi đi hái
Bize birer pamuk çuvalı verdi adam, 3 metre uzunluğunda, şu kadar geniş, ve başladık toplamaya.Więc dał nam po worku na bawełnę, długi na 3 metry, mniej więcej taki w obwodzie i zaczęliśmy zbierać.
Bize birer pamuk çuvalı verdi adam, 3 metre uzunluğunda, şu kadar geniş, ve başladık toplamaya.Он дал каждому по хлопковому мешку длиной в 3 метра, примерно такой величины, и мы стали собирать.
Bize birer pamuk çuvalı verdi adam, 3 metre uzunluğunda, şu kadar geniş, ve başladık toplamaya.אז הוא נתן לכל אחד מאיתנו שק כותנה, באורך 3 מטר, בגודל כזה, והתחלנו לקטוף.
Bize birer pamuk çuvalı verdi adam, 3 metre uzunluğunda, şu kadar geniş, ve başladık toplamaya.وقد أعطت كل منا كيساً للقطن وهو عبارة عن كيس طوله 10 أقدام ..إنه بهذا الكبر .. وقد بدأنا بالقطف
Bizler bizi dünyadaki diğer insanlardan bağımsız olarak hayatta tutan, yalnız birer zihin değiliz.우리는 다른 사람들과 독립적으로 세상을 살아가는 고독한 존재가 아닙니다. 사실, 우리의 정신은
Bizler bizi dünyadaki diğer insanlardan bağımsız olarak hayatta tutan, yalnız birer zihin değiliz.Nie sme samotári, ktorí majú schopnosti na prežitie vo svete nezávislom od iných ľudí.
Bizler bizi dünyadaki diğer insanlardan bağımsız olarak hayatta tutan, yalnız birer zihin değiliz.Nu suntem minți solitare, cu proprietăţi care ne menţin în viaţă pe lume, independent de alte persoane.
Bizler bizi dünyadaki diğer insanlardan bağımsız olarak hayatta tutan, yalnız birer zihin değiliz.We zijn geen eenzame geest gebaseerd op eigenschappen die hem in leven hielden, onafhankelijk van anderen.
Bizler bizi dünyadaki diğer insanlardan bağımsız olarak hayatta tutan, yalnız birer zihin değiliz.Кожен із нас - не окремий мозок зі своїми властивостями, що дає нам можливість вижити у світі наодинці.
Bizler bizi dünyadaki diğer insanlardan bağımsız olarak hayatta tutan, yalnız birer zihin değiliz.בנויים ממאפיינים ששמרו עליו חי בעולם עצמאי מאנשים אחרים. למעשה המוחות שלנו
Bizler bizi dünyadaki diğer insanlardan bağımsız olarak hayatta tutan, yalnız birer zihin değiliz.بني من الخصائص التي أبقت على قيد الحياة في العالم مستقلة من أشخاص آخرين. في الواقع، لدينا عقول
Bizler bizi dünyadaki diğer insanlardan bağımsız olarak hayatta tutan, yalnız birer zihin değiliz.ありません 実際 私たちの脳は- 他人に依存します 脳は他人に依存し-
Bizler Kaynak'ın birer parçalarıyız. ..Me rehúso a afiliarme con alguna religión porque yo no creo en la separación
Bizler kocaman birer kimyasal madde paketleriyiz.Jesteśmy wielkim zestawem związków chemicznych.
Bizler kocaman birer kimyasal madde paketleriyiz.Jsme velký balík chemikálií.
Bizler kocaman birer kimyasal madde paketleriyiz.Kita adalah sekumpulan besar bahan kimia.
Bizler kocaman birer kimyasal madde paketleriyiz.우리는 거대한 화학물질의 패키지입니다.
Bizler kocaman birer kimyasal madde paketleriyiz.Los organismos vivos se crean por la química.
Bizler kocaman birer kimyasal madde paketleriyiz.Mindannyian hatalmas vegyianyag csomagok vagyunk.
Bizler kocaman birer kimyasal madde paketleriyiz.Noi siamo grandi involucri di sostanze chimiche.
Bizler kocaman birer kimyasal madde paketleriyiz.Nós somos enormes pacotes de produtos químicos.
Bizler kocaman birer kimyasal madde paketleriyiz.Nous sommes d'énormes paquets de produits chimiques.
Bizler kocaman birer kimyasal madde paketleriyiz.Olemme valtavia kemikaalipakkauksia.
Bizler kocaman birer kimyasal madde paketleriyiz.Sme obrovské balenia chemikálií.
Bizler kocaman birer kimyasal madde paketleriyiz.Suntem conglomerate imense de compuși chimici.
Bizler kocaman birer kimyasal madde paketleriyiz.Vi är enorma paket av kemikalier.
Bizler kocaman birer kimyasal madde paketleriyiz.Vi er kæmpestore pakker af kemikalier.
Bizler kocaman birer kimyasal madde paketleriyiz.We zijn enorme verpakkingen chemicaliën.
Bizler kocaman birer kimyasal madde paketleriyiz.Wir sind große Bündel an Chemikalien.
Bizler kocaman birer kimyasal madde paketleriyiz.Είμαστε τεράστια πακέτα από χημικές ουσίες.
Bizler kocaman birer kimyasal madde paketleriyiz.Мы — огромные пакеты с химическими веществами.
Bizler kocaman birer kimyasal madde paketleriyiz.Ние сме огромни пакети от химически елементи.
Bizler kocaman birer kimyasal madde paketleriyiz.אנחנו חבילות ענקיות של כימיקלים.
Bizler kocaman birer kimyasal madde paketleriyiz.نحن رُزمٌ ضخمة من المواد الكيميائية.
Bizler kocaman birer kimyasal madde paketleriyiz.そして化学が電磁気力を支配しました
Böyle bir açımız var. Ve başka bir açımız daha var -- bunlara birer harf atamam lazım.Lad os sige, at vi har en vinkel, der ser sådan her ud, og vi har en anden, der ser sådan her ud.
Böyle bir şey gördüğünde çizgilerin bitiş noktalarında birer karbon olduğunu kabul edeceksiniz. .Als je zoiets dergelijks ziet dan neem je aan dat er op elk eindpunt van een lijn een koolstof zit.
Böyle bir şey gördüğünde çizgilerin bitiş noktalarında birer karbon olduğunu kabul edeceksiniz. .Takže když vidíte něco takového, předpokládáte, že uhlík je na tomto konci a na tomto konci a taky tady.
Böyle bir şey gördüğünde çizgilerin bitiş noktalarında birer karbon olduğunu kabul edeceksiniz. .عندما ترى شيئا من هذا القبيل، تفترض تفترض أن نقاط النهاية لأي خط يعبر عن ذرة كربون
Böylece bunlar, gerçek birer ekolojik ayakizi olabilirler.YouTubeのような参加型サイトがあれば
Böylece bunlar, gerçek birer ekolojik ayakizi olabilirler.그러면 이것들이 생태발자국지수가 될 수 있겠죠.
Böylece bunlar, gerçek birer ekolojik ayakizi olabilirler.כך שהם יהפכו לטביעות רגל אקולוגיות.
Böylece bunlar, gerçek birer ekolojik ayakizi olabilirler.حتى يصبحون بصمات ايكولوجية
Böylece Yeşu İsrailin her oymağından birer kişi olmak üzere seçtiği on iki adamı çağırdı.Allora Giosuè convocò i dodici uomini, che aveva designati tra gli Israeliti, un uomo per ogni tribù
Böylece Yeşu İsrailin her oymağından birer kişi olmak üzere seçtiği on iki adamı çağırdı.Chamou, pois, Josué os doze homens que escolhera dos filhos de Israel, de cada tribo um homem;
Böylece Yeşu İsrailin her oymağından birer kişi olmak üzere seçtiği on iki adamı çağırdı.Då kallade Josua till sig de tolv män som han hade utsett bland Israels barn, en man ur var stam.
Böylece Yeşu İsrailin her oymağından birer kişi olmak üzere seçtiği on iki adamı çağırdı.Da lot Josva de tolv menn kalle som han hadde valgt blandt Israels barn, én mann for hver stamme.
Böylece Yeşu İsrailin her oymağından birer kişi olmak üzere seçtiği on iki adamı çağırdı.Da rief Josua die zwölf Männer, die er verordnet hatte aus den Kindern Israel, aus jeglichem Stamm einen,