Ama kuşlar aslında birer dinazordur. yaşayan birer dinazor.Mais les oiseaux sont des dinosaures. Les oiseaux sont des dinosaures encore en vie.
Ama kuşlar aslında birer dinazordur. yaşayan birer dinazor.Mas as aves são dinossauros. As aves são dinossauros vivos.
Ama kuşlar aslında birer dinazordur. yaşayan birer dinazor.Men fåglar är dinosaurier. Fåglar är levande dinosaurier.
Ama kuşlar aslında birer dinazordur. yaşayan birer dinazor.Men fugle er dinosaurere. Fugle er levende dinosaurere.
Ama kuşlar aslında birer dinazordur. yaşayan birer dinazor.Nhưng chim chóc chính là khủng long. Chúng là những con khủng long còn sống sót.
Ama kuşlar aslında birer dinazordur. yaşayan birer dinazor.Pero las aves son dinosaurios. Las aves son dinosaurios vivientes.
Ama kuşlar aslında birer dinazordur. yaşayan birer dinazor.Tapi burung adalah dinosaurus. Burung adalah dinosaurus hidup.
Ama kuşlar aslında birer dinazordur. yaşayan birer dinazor.Αλλά τα πτηνά είναι δεινόσαυροι. Τα πτηνά είναι ζωντανοί δεινόσαυροι.
Ama kuşlar aslında birer dinazordur. yaşayan birer dinazor.Но птиците са динозаври. Птиците са живи динозаври.
Ama kuşlar aslında birer dinazordur. yaşayan birer dinazor.Но птицы - это тоже динозавры. Птицы - это живые динозавры.
Ama kuşlar aslında birer dinazordur. yaşayan birer dinazor.אבל ציפורים הן דינוזאורים. ציפורים הן דינוזאורים חיים.
Ama kuşlar aslında birer dinazordur. yaşayan birer dinazor.ولكن الطيور .. هي ديناصورات .. الطيور هي امتداد للديناصورات
Ama kuşlar aslında birer dinazordur. yaşayan birer dinazor.鳥は生きた恐竜です 実際 我々は鳥類を
Aman be, Central'a kendime iyi bir adam bulmaya gelmiştim, ama hepiniz birer ödleksiniz!Åh, nej. Jeg kom for at finde en god fyr, men I er nogle tøsedrenge.
Aman be, Central'a kendime iyi bir adam bulmaya gelmiştim, ama hepiniz birer ödleksiniz!E io che ero venuta a Central City per trovarmi un uomo decente. Siete solo un gruppo di smidollati!
Aman be, Central'a kendime iyi bir adam bulmaya gelmiştim, ama hepiniz birer ödleksiniz!Herregud, jag kom hit för att hitta en bra kille men ni är såna fjantar.
Aman be, Central'a kendime iyi bir adam bulmaya gelmiştim, ama hepiniz birer ödleksiniz!Ora... Raios!
Aman be, Central'a kendime iyi bir adam bulmaya gelmiştim, ama hepiniz birer ödleksiniz!Przyjeżdżam do Central, żeby znaleźć fajnego chłopaka, a tu są same mięczaki.
Aman be, Central'a kendime iyi bir adam bulmaya gelmiştim, ama hepiniz birer ödleksiniz!Tulin Centraliin etsimään miestä, mutta te olette kaikki nynnyjä.
Aman be, Central'a kendime iyi bir adam bulmaya gelmiştim, ama hepiniz birer ödleksiniz!Vine a Central a buscarme un hombre de verdad y sois todos unos panolis.
Aman be, Central'a kendime iyi bir adam bulmaya gelmiştim, ama hepiniz birer ödleksiniz!Εγώ ήρθα στο Σέντραλ να βρω κανέναν ζόρικο αλλά είσαστε όλοι δειλοί!
Aman be, Central'a kendime iyi bir adam bulmaya gelmiştim, ama hepiniz birer ödleksiniz!Ну, вот, я приехала в Централ, чтобы найти хорошего мужчину, а у вас тут одни трусы!
Ama onu sadece kopyalarsam Ýkimiz için de birer tane olur!Tetapi jika saya hanya menyalinnya akan ada satu buah untuk masing-masing!
Ana bölümün ve En Kutsal Yerin çift kanatlı birer kapısı vardı.A były dwoiste drzwi u kościoła i u świątnicy.
Ana bölümün ve En Kutsal Yerin çift kanatlı birer kapısı vardı.A chrám i svätyňa maly po dvoje dverí.
Ana bölümün ve En Kutsal Yerin çift kanatlı birer kapısı vardı.A dvojnásobní dvéře byly u chrámu i u svatyně,
Ana bölümün ve En Kutsal Yerin çift kanatlı birer kapısı vardı.Ðền thờ và nơi thành có hai cửa ;
Ana bölümün ve En Kutsal Yerin çift kanatlı birer kapısı vardı.Ðền thờ và nơi thành có hai cửa;
Ana bölümün ve En Kutsal Yerin çift kanatlı birer kapısı vardı.Det Hellige havde to Dørfløje;
Ana bölümün ve En Kutsal Yerin çift kanatlı birer kapısı vardı.El lugar santo y el lugar santísimo tenían dos puertas
Ana bölümün ve En Kutsal Yerin çift kanatlı birer kapısı vardı.És kettõs ajtói valának a szenthelynek és a szentek szentjének,
Ana bölümün ve En Kutsal Yerin çift kanatlı birer kapısı vardı.Il santuario e il Santo dei santi avevano due porte ciascuno
Ana bölümün ve En Kutsal Yerin çift kanatlı birer kapısı vardı.In tempelj in svetišče sta imeli dvojne duri.
Ana bölümün ve En Kutsal Yerin çift kanatlı birer kapısı vardı.내전과 외전에 각기 문이 있는데
Ana bölümün ve En Kutsal Yerin çift kanatlı birer kapısı vardı.Le temple et le sanctuaire avaient deux portes.
Ana bölümün ve En Kutsal Yerin çift kanatlı birer kapısı vardı.Och både tempelsalen och det heligaste hade dubbeldörrar.
Ana bölümün ve En Kutsal Yerin çift kanatlı birer kapısı vardı.Og templet og helligdommen hadde to dører.
Ana bölümün ve En Kutsal Yerin çift kanatlı birer kapısı vardı.Ora, a nave e o santuário ambos tinham portas duplas.
Ana bölümün ve En Kutsal Yerin çift kanatlı birer kapısı vardı.Sekä temppelisalissa että pyhimmässä oli kaksoisovet.
Ana bölümün ve En Kutsal Yerin çift kanatlı birer kapısı vardı.Templul şi Locul prea sfînt aveau două uşi.
Ana bölümün ve En Kutsal Yerin çift kanatlı birer kapısı vardı.Und die Türen am Tempel und am Allerheiligsten
Ana bölümün ve En Kutsal Yerin çift kanatlı birer kapısı vardı.Zowel de centrale ruimte als het Heilige der Heiligen hadden dubbele deuren,
Ana bölümün ve En Kutsal Yerin çift kanatlı birer kapısı vardı.Και ο ναος και το αγιαστηριον ειχον δυο θυρωματα.
Ana bölümün ve En Kutsal Yerin çift kanatlı birer kapısı vardı.А храмът и светилището имаха две врати.
Ana bölümün ve En Kutsal Yerin çift kanatlı birer kapısı vardı.В храме и во святилище по две двери,
Ana bölümün ve En Kutsal Yerin çift kanatlı birer kapısı vardı.ושתים דלתות להיכל ולקדש׃
Ana bölümün ve En Kutsal Yerin çift kanatlı birer kapısı vardı.وللهيكل وللقدس بابان.
Ana bölümün ve En Kutsal Yerin çift kanatlı birer kapısı vardı.殿 和 至 聖 所 的 門 、 各 有 兩 扇
Ana bölümün ve En Kutsal Yerin çift kanatlı birer kapısı vardı.殿和 至聖所的門 、 各有兩扇
Ancak, bir düşünürseniz arkadaşlarınız da aslında uzun süreli birer macera olduğunu göreceksiniz.다시 생각해 보면, 여러분의 친구들은 긴 시간의 모험과 같습니다.
Ancak, bir düşünürseniz arkadaşlarınız da aslında uzun süreli birer macera olduğunu göreceksiniz.Nhưng khi bạn nghĩ lại, bạn bè là những cuộc phiêu lưu dài, nên đương nhiên, việc ý nghĩa nhất bạn có thể làm
Ancak, bir düşünürseniz arkadaşlarınız da aslında uzun süreli birer macera olduğunu göreceksiniz.Si vous y réfléchissez
Ancak, bir düşünürseniz arkadaşlarınız da aslında uzun süreli birer macera olduğunu göreceksiniz.אבל אם חושבים על זה החברים שלך הם ה-הַרְפַּתְקָה לאורך זמן,
Ancak, bir düşünürseniz arkadaşlarınız da aslında uzun süreli birer macera olduğunu göreceksiniz.ولكن عندما تفكر بالآمر أصدقائك هم مغامرات طويلة الآجل "
Ancak, bir düşünürseniz arkadaşlarınız da aslında uzun süreli birer macera olduğunu göreceksiniz.あなたの友人こそが、長期的な冒険で、 だからこそ、おそらくそれが、あなたの人生にもっと歳を加え、
Ancak çevre ve ekonominin bu ilişkide eşit birer ortak olmadıkları açıktır.Aber es ist klar, dass Umwelt und Wirtschaft in dieser Beziehung keine gleichwertigen Partner sind.
Ancak çevre ve ekonominin bu ilişkide eşit birer ortak olmadıkları açıktır.Dar un lucru este clar, mediul şi economia nu au fost parteneri egali în această relaţie.
Ancak çevre ve ekonominin bu ilişkide eşit birer ortak olmadıkları açıktır.Isté však je, že životné prostredie a hospodárstvo v tomto vzťahu neboli rovnocennými partnermi.
Ancak çevre ve ekonominin bu ilişkide eşit birer ortak olmadıkları açıktır.I vilket fall står det klart att miljö och ekonomi hittills inte har varit jämbördiga parter.
Ancak çevre ve ekonominin bu ilişkide eşit birer ortak olmadıkları açıktır.Jasne jest jednak, że w tym związku środowisko i gospodarka nie są równymi partnerami.