Ağzından bal damlar, Ama yüreğinde savaş var. Sözleri yağdan yumuşak, Ama yalın birer kılıçtır.Ognuno ha steso la mano contro i suoi amici, ha violato la sua alleanza
Ağzından bal damlar, Ama yüreğinde savaş var. Sözleri yağdan yumuşak, Ama yalın birer kılıçtır.Tuo mies käy käsiksi niihin, jotka hänen kanssaan rauhassa elävät, hän rikkoo liittonsa.
Ağzından bal damlar, Ama yüreğinde savaş var. Sözleri yağdan yumuşak, Ama yalın birer kılıçtır.Vystrel svoje ruky na tých, ktorí s ním žili v pokoji; zrušil svoju smluvu.
Ağzından bal damlar, Ama yüreğinde savaş var. Sözleri yağdan yumuşak, Ama yalın birer kılıçtır.Vztáhl ruce své na ty, kteříž s ním pokoj měli, a zrušil smlouvu svou.
Ağzından bal damlar, Ama yüreğinde savaş var. Sözleri yağdan yumuşak, Ama yalın birer kılıçtır.Wyciągnął ręce swoje na tych, którzy z nim mieli pokój, wzruszył przymierze swoje.
Ağzından bal damlar, Ama yüreğinde savaş var. Sözleri yağdan yumuşak, Ama yalın birer kılıçtır.חלקו מחמאת פיו וקרב לבו רכו דבריו משמן והמה פתחות׃
Ağzından bal damlar, Ama yüreğinde savaş var. Sözleri yağdan yumuşak, Ama yalın birer kılıçtır.أنعم من الزبدة فمه وقلبه قتال. ألين من الزيت كلماته وهي سيوف مسلولة
Ağzından bal damlar, Ama yüreğinde savaş var. Sözleri yağdan yumuşak, Ama yalın birer kılıçtır.他 的 口 如 奶 油 光 滑 、 他 的 心 卻 懷 著 爭 戰 。 他 的 話 比 油 柔 和 、 其 實 是 拔 出 來 的 刀
Ağzından bal damlar, Ama yüreğinde savaş var. Sözleri yağdan yumuşak, Ama yalın birer kılıçtır.他 的 口如 奶油 光滑 、 他 的 心卻懷 著 爭戰 。 他 的 話比油 柔和 、 其實 是 拔出來 的 刀
Ah, ne güzelsin, aşkım, ah, ne güzel! Gözlerin tıpkı birer güvercin!Aj, jak jsi ty krásná, přítelkyně má, aj, jak jsi krásná! Oči tvé jako holubičí.
Ah, ne güzelsin, aşkım, ah, ne güzel! Gözlerin tıpkı birer güvercin!Ce frumoasă eşti, iubito, uite ce frumoasă eşti, cu ochii tăi de porumbiţă! -
Ah, ne güzelsin, aşkım, ah, ne güzel! Gözlerin tıpkı birer güvercin!Come sei bella, amica mia, come sei bella! I tuoi occhi sono colombe
Ah, ne güzelsin, aşkım, ah, ne güzel! Gözlerin tıpkı birer güvercin!Eis que és formosa, ó amada minha, eis que és formosa; os teus olhos são como pombas.
Ah, ne güzelsin, aşkım, ah, ne güzel! Gözlerin tıpkı birer güvercin!Engkau cantik jelita, manisku, sungguh cantik engkau! Matamu bagaikan merpati
Ah, ne güzelsin, aşkım, ah, ne güzel! Gözlerin tıpkı birer güvercin!é, szép vagy én mátkám, ímé, szép vagy, a te szemeid [olyanok, mint] a galambok.
Ah, ne güzelsin, aşkım, ah, ne güzel! Gözlerin tıpkı birer güvercin!Glej, lepa si, prijateljica moja, glej, lepa si, oči tvoje so kakor golobice.
Ah, ne güzelsin, aşkım, ah, ne güzel! Gözlerin tıpkı birer güvercin!Hľa, čiže si krásna, moja priateľko; hľa, či si len krásna! Tvoje oči holubice.
Ah, ne güzelsin, aşkım, ah, ne güzel! Gözlerin tıpkı birer güvercin!Hỡi bạn tình ta , mình thanh_lịch thay , mình thanh_lịch thay ! Con mắt mình như mắt của bò câu .
Ah, ne güzelsin, aşkım, ah, ne güzel! Gözlerin tıpkı birer güvercin!Hỡi bạn tình ta, mình thanh lịch thay, mình thanh lịch thay! Con mắt mình như mắt của bò câu.
Ah, ne güzelsin, aşkım, ah, ne güzel! Gözlerin tıpkı birer güvercin!Hvor du er fager, min Veninde, hvor du er fager, dine Øjne er Duer!
Ah, ne güzelsin, aşkım, ah, ne güzel! Gözlerin tıpkı birer güvercin!Hvor fager du er, min venninne, hvor fager du er! Dine øine er duer.
Ah, ne güzelsin, aşkım, ah, ne güzel! Gözlerin tıpkı birer güvercin!"Katso, kaunis sinä olet, armaani; katso, kaunis olet, silmäsi ovat kyyhkyläiset."
Ah, ne güzelsin, aşkım, ah, ne güzel! Gözlerin tıpkı birer güvercin!내 사랑아 너는 어여쁘고 어여쁘다 네 눈이 비둘기 같구나
Ah, ne güzelsin, aşkım, ah, ne güzel! Gözlerin tıpkı birer güvercin!O jakoś ty piękna, przyjaciółko moja, o jakoś ty piękna! oczy twoje jako oczy gołębicy.
Ah, ne güzelsin, aşkım, ah, ne güzel! Gözlerin tıpkı birer güvercin!¡Qué bella eres, oh amada mía! ¡Qué bella eres! Tus ojos son como de palomas
Ah, ne güzelsin, aşkım, ah, ne güzel! Gözlerin tıpkı birer güvercin!Que tu es belle, mon amie, que tu es belle! Tes yeux sont des colombes. -
Ah, ne güzelsin, aşkım, ah, ne güzel! Gözlerin tıpkı birer güvercin!Siehe, meine Freundin, du bist schön; schön bist du, deine Augen sind wie Taubenaugen.
Ah, ne güzelsin, aşkım, ah, ne güzel! Gözlerin tıpkı birer güvercin!»Vad du är skön, min älskade! Vad du är skön! Dina ögon äro duvor.»
Ah, ne güzelsin, aşkım, ah, ne güzel! Gözlerin tıpkı birer güvercin!Wat vind ik je mooi, mijn allerliefste! Je bent zo mooi; je ogen zijn zo teer als duiven.
Ah, ne güzelsin, aşkım, ah, ne güzel! Gözlerin tıpkı birer güvercin!Ιδου, εισαι ωραια, αγαπητη μου ιδου, εισαι ωραια οι οφθαλμοι σου ειναι ως περιστερων.
Ah, ne güzelsin, aşkım, ah, ne güzel! Gözlerin tıpkı birer güvercin!Ето, хубава си, любезна моя, ето, хубава си; Очите ти са като на гълъбите.
Ah, ne güzelsin, aşkım, ah, ne güzel! Gözlerin tıpkı birer güvercin!О, ты прекрасен, возлюбленный мой, и любезен! и ложе у нас – зелень;
Ah, ne güzelsin, aşkım, ah, ne güzel! Gözlerin tıpkı birer güvercin!הנך יפה רעיתי הנך יפה עיניך יונים׃
Ah, ne güzelsin, aşkım, ah, ne güzel! Gözlerin tıpkı birer güvercin!ها انت جميلة يا حبيبتي ها انت جميلة. عيناك حمامتان
Ah, ne güzelsin, aşkım, ah, ne güzel! Gözlerin tıpkı birer güvercin!我 的 佳 偶 、 你 甚 美 麗 、 你 甚 美 麗 . 你 的 眼 好 像 鴿 子 眼
Ah, ne güzelsin, aşkım, ah, ne güzel! Gözlerin tıpkı birer güvercin!我的 佳偶 、 你 甚 美麗 、 你 甚 美麗 . 你 的 眼 好像 鴿子眼
‹‹Akasya ağacından bir sandık yapsınlar. Boyu iki buçuk, eni ve yüksekliği birer buçuk arşın olsun.De skal gjøre en ark av akasietre, halvtredje alen lang og halvannen alen bred og halvannen alen høi.
‹‹Akasya ağacından bir sandık yapsınlar. Boyu iki buçuk, eni ve yüksekliği birer buçuk arşın olsun.Du skal lave en Ark af Akacietræ, halvtredje Alen lang, halvanden Alen bred og halvanden Alen høj,
‹‹Akasya ağacından bir sandık yapsınlar. Boyu iki buçuk, eni ve yüksekliği birer buçuk arşın olsun.És csináljanak egy ládát sittim-fából; harmadfél sing hosszút, másfél sing széleset, és másfél sing magasat.
‹‹Akasya ağacından bir sandık yapsınlar. Boyu iki buçuk, eni ve yüksekliği birer buçuk arşın olsun."그들은 조각목으로 궤를 짓되 장이 이 규빗 반, 광이 일 규빗 반, 고가 일 규빗 반이 되게 하고"
‹‹Akasya ağacından bir sandık yapsınlar. Boyu iki buçuk, eni ve yüksekliği birer buçuk arşın olsun.Zij moeten van acaciahout een ark maken; 113 cm lang, 68 cm breed en 68 cm hoog.
‹‹Akasya ağacından bir sandık yapsınlar. Boyu iki buçuk, eni ve yüksekliği birer buçuk arşın olsun.ועשו ארון עצי שטים אמתים וחצי ארכו ואמה וחצי רחבו ואמה וחצי קמתו׃
‹‹Akasya ağacından bir sandık yapsınlar. Boyu iki buçuk, eni ve yüksekliği birer buçuk arşın olsun.فيصنعون تابوتا من خشب السنط طوله ذراعان ونصف وعرضه ذراع ونصف وارتفاعه ذراع ونصف.
‹‹Akasya ağacından bir sandık yapsınlar. Boyu iki buçuk, eni ve yüksekliği birer buçuk arşın olsun.要 用 皂 莢 木 作 一 櫃 、 長 二 肘 半 、 寬 一 肘 半 、 高 一 肘 半
‹‹Akasya ağacından bir sandık yapsınlar. Boyu iki buçuk, eni ve yüksekliği birer buçuk arşın olsun.要 用 皂莢木 作 一 櫃 、 長二肘半 、 寬一肘半 、 高一肘半
Aklınız karışmasın. Buınların her biri ayrı birer terim.Eu não quero deixá-lo confuso, cada um desses é um termo separado.
Aklınız karışmasın. Buınların her biri ayrı birer terim.Не искам да се объркате, всеки един от тези е отделен член.
Altına birer parça daha koyalım.Kita bisa menempatkan sepasang ski di bawah ini.
Altına birer parça daha koyalım.Tehetnénk alá néhány sílécet.
Altına birer parça daha koyalım. Uçlarıyla beraber.Podemos ponerle un par de esquís clavándolos abajo.
Altına birer parça daha koyalım. Uçlarıyla beraber.Vi skulle kunna lägga skidor under och fästa dem med spikar.
Altına birer parça daha koyalım. Uçlarıyla beraber.Μπορούμε να βάλουμε ένα ζευγάρι σκι απο κάτω και να τα καρφώσουμε.
Altına birer parça daha koyalım. Uçlarıyla beraber.נוכל לחבר זוג מחליקיים .מתחת לזה עם מסמרים
Altına birer parça daha koyalım. Uçlarıyla beraber.يمكننا تثبيت زوج من الزلاجات تحتها ، بالمسامير
Altına birer parça daha koyalım.Vi kunne lægge et par ski under.
Altına birer parça daha koyalım.We kunnen hier een paar ski's onder maken.
Altına birer parça daha koyalım.Бихме могли да сложи чифт ски долу.
Altına birer parça daha koyalım.Можем да пъхнем две ски отдолу.
Ama bu bir soruyu kaçınılmaz kılıyor, neden hepimizin evinde birer tane yok?Aber dann stellt sich die Frage, warum wir nicht alle eines davon zu Hause haben?
Ama bu bir soruyu kaçınılmaz kılıyor, neden hepimizin evinde birer tane yok?Dar se ridică întrebarea: De ce nu are toată lumea una în casă?