Ağaçları birer artiste dönüştürerek bu hareketi keşfetmeye karar verdim.Ich entschloss mich, diese Bewegung zu untersuchen, indem ich Bäume in Künstler verwandelte.
Ağaçları birer artiste dönüştürerek bu hareketi keşfetmeye karar verdim.Jag bestämde mig för att utforska denna rörelse genom att göra om träd till konstnärer
Ağaçları birer artiste dönüştürerek bu hareketi keşfetmeye karar verdim.J'ai décidé d'explorer ce mouvement en transformant les arbres en artistes.
Ağaçları birer artiste dönüştürerek bu hareketi keşfetmeye karar verdim.저는 나무를 예술로 승화시켜 이 운동을 조사하기로 결심했었습니다.
Ağaçları birer artiste dönüştürerek bu hareketi keşfetmeye karar verdim.Päätin tutkia tätä liikettä muuttamalla puut taiteilijoiksi.
Ağaçları birer artiste dönüştürerek bu hareketi keşfetmeye karar verdim.Postanowiłam zgłębić ten ruch zmieniając drzewa w artystów.
Ağaçları birer artiste dönüştürerek bu hareketi keşfetmeye karar verdim.Rozhodla som sa preskúmať tento pohyb premenou stromov na umelcov.
Ağaçları birer artiste dönüştürerek bu hareketi keşfetmeye karar verdim.Şi am decis să explorez această mişcare transformând copacii în artişti.
Ağaçları birer artiste dönüştürerek bu hareketi keşfetmeye karar verdim.Úgy döntöttem, hogy feltárom ezt a mozgást úgy, hogy a fákból művészeket csinálok.
Ağaçları birer artiste dönüştürerek bu hareketi keşfetmeye karar verdim.Và tôi quyết định khám phá những chuyển động này bằng cách biến cây cối thành những nghệ sĩ.
Ağaçları birer artiste dönüştürerek bu hareketi keşfetmeye karar verdim.Αποφάσισα να μελετήσω αυτή την κίνηση μετατρέποντας τα δέντρα σε καλλιτέχνες.
Ağaçları birer artiste dönüştürerek bu hareketi keşfetmeye karar verdim.И аз реших да изследвам това движение, като превърна дървета в артисти.
Ağaçları birer artiste dönüştürerek bu hareketi keşfetmeye karar verdim.И я решила исследовать это движение, превратив деревья в художников.
Ağaçları birer artiste dönüştürerek bu hareketi keşfetmeye karar verdim.Я вирішила дослідити цей рух, перетворити дерева в художників.
Ağaçları birer artiste dönüştürerek bu hareketi keşfetmeye karar verdim.ואני החלטתי לחקור את התופעה הזו ע"י הפיכת עצים לאמנים.
Ağaçları birer artiste dönüştürerek bu hareketi keşfetmeye karar verdim.وقررت استكشاف هذه الحركة من خلال تحويل الأشجار إلى فنانين.
Ağaçları birer artiste dönüştürerek bu hareketi keşfetmeye karar verdim.木を芸術家にしました 単純に 小枝に筆の先端を結びました
Ağ biçiminde tunç bir ızgara da yap, dört köşesine birer tunç halka tak.A spravíš mu mrežu, prácu na spôsob siete z medi. A spravíš na sieť štyri medené kruhy na jej štyroch rohoch.
Ağ biçiminde tunç bir ızgara da yap, dört köşesine birer tunç halka tak.Csinálj ahhoz háló forma rostélyt is rézbõl, és csinálj a hálóra négy rézkarikát, a négy szegletére.
Ağ biçiminde tunç bir ızgara da yap, dört köşesine birer tunç halka tak.Du sollst auch ein ehernes Gitter machen wie ein Netz und vier eherne Ringe an seine vier Enden.
Ağ biçiminde tunç bir ızgara da yap, dört köşesine birer tunç halka tak.Farai per esso una graticola di rame alle sue quattro estremità
Ağ biçiminde tunç bir ızgara da yap, dört köşesine birer tunç halka tak.단을 위하여 놋으로 그물을 만들고 그 위 네 모퉁이에 놋고리 넷을 만들고
Ağ biçiminde tunç bir ızgara da yap, dört köşesine birer tunç halka tak.Lại làm cho bàn thờ một tấm rá bằng lưới đồng; và nơi bốn góc rá làm bốn cái khoen bằng đồng;
Ağ biçiminde tunç bir ızgara da yap, dört köşesine birer tunç halka tak.Lại làm cho bàn_thờ một tấm rá bằng lưới đồng ; và nơi bốn góc rá làm bốn cái khoen bằng đồng ;
Ağ biçiminde tunç bir ızgara da yap, dört köşesine birer tunç halka tak.Maak een koperen rooster met aan elke punt een koperen ring.
Ağ biçiminde tunç bir ızgara da yap, dört köşesine birer tunç halka tak.Uděláš mu i rošt mřežovaný měděný, a u té mříže čtyři kruhy měděné na čtyřech rozích jejích.
Ağ biçiminde tunç bir ızgara da yap, dört köşesine birer tunç halka tak.Сделай к нему решетку, род сетки, из меди, и сделай на сетке, начетырех углах ее, четыре кольца медных;
Ağ biçiminde tunç bir ızgara da yap, dört köşesine birer tunç halka tak.ועשית לו מכבר מעשה רשת נחשת ועשית על הרשת ארבע טבעת נחשת על ארבע קצותיו׃
Ağ biçiminde tunç bir ızgara da yap, dört köşesine birer tunç halka tak.وتصنع له شبّاكة صنعة الشبكة من نحاس. وتصنع على الشبكة اربع حلقات من نحاس على اربعة اطرافه.
Ağ biçiminde tunç bir ızgara da yap, dört köşesine birer tunç halka tak.要 為 壇 作 一 個 銅 網 . 在 網 的 四 角 上 、 作 四 個 銅 環
Ağ biçiminde tunç bir ızgara da yap, dört köşesine birer tunç halka tak.要 為壇 作 一個銅網 . 在網 的 四 角上 、 作四 個銅環
‹‹Ağızları açık birer mezardır. Dilleriyle aldatırlar.›› ‹‹Engerek zehiri var dudaklarının altında.››Deres strupe er en åpnet grav; med sine tunger gjorde de svik, ormegift er under deres leber.
‹‹Ağızları açık birer mezardır. Dilleriyle aldatırlar.›› ‹‹Engerek zehiri var dudaklarının altında.››"En åbnet Grav er deres Strube; med deres Tunger øvede de Svig;" "der er Slangegift under deres Læber;"
‹‹Ağızları açık birer mezardır. Dilleriyle aldatırlar.›› ‹‹Engerek zehiri var dudaklarının altında.››En öppen grav är deras strupe, sina tungor bruka de till svek. Huggormsgift är inom deras läppar.
‹‹Ağızları açık birer mezardır. Dilleriyle aldatırlar.›› ‹‹Engerek zehiri var dudaklarının altında.››Gîtlejul lor este un mormînt deschis; se slujesc de limbile lor ca să înşele; supt buze au venin de aspidă;
‹‹Ağızları açık birer mezardır. Dilleriyle aldatırlar.›› ‹‹Engerek zehiri var dudaklarının altında.››Grobem otworzonym jest gardło ich, językami swemi zdradzali, jad żmiji pod wargami ich.
‹‹Ağızları açık birer mezardır. Dilleriyle aldatırlar.›› ‹‹Engerek zehiri var dudaklarının altında.››Heidän kurkkunsa on avoin hauta, kielellänsä he pettävät, kyykäärmeen myrkkyä on heidän huultensa alla;
‹‹Ağızları açık birer mezardır. Dilleriyle aldatırlar.›› ‹‹Engerek zehiri var dudaklarının altında.››Họng chúng nó như huyệt mả mở ra; Dùng lưỡi mình để phỉnh gạt; Dưới môi chúng nó có nọc rắn hổ mang.
‹‹Ağızları açık birer mezardır. Dilleriyle aldatırlar.›› ‹‹Engerek zehiri var dudaklarının altında.››Họng chúng_nó như huyệt mả mở ra ; Dùng lưỡi mình để phỉnh gạt ; Dưới môi chúng_nó có nọc rắn hổ_mang .
‹‹Ağızları açık birer mezardır. Dilleriyle aldatırlar.›› ‹‹Engerek zehiri var dudaklarının altında.››Hrob otevřený hrdlo jejich, jazyky svými lstivě mluvili, jed lítých hadů pod rty jejich.
‹‹Ağızları açık birer mezardır. Dilleriyle aldatırlar.›› ‹‹Engerek zehiri var dudaklarının altında.››Ich hrdlo otvorený hrob; svojimi jazyky hovorili lesť, jed ľútych hadov pod ich rtami;
‹‹Ağızları açık birer mezardır. Dilleriyle aldatırlar.›› ‹‹Engerek zehiri var dudaklarının altında.››Ihr Schlund ist ein offenes Grab; mit ihren Zungen handeln sie trüglich. Otterngift ist unter den Lippen;
‹‹Ağızları açık birer mezardır. Dilleriyle aldatırlar.›› ‹‹Engerek zehiri var dudaklarının altında.››저희 목구멍은 열린 무덤이요 그 혀로는 속임을 베풀며 그 입술에는 독사의 독이 있고
‹‹Ağızları açık birer mezardır. Dilleriyle aldatırlar.›› ‹‹Engerek zehiri var dudaklarının altında.››Nyitott sír az õ torkuk; nyelvökkel álnokságot szólnak; áspis kígyó mérge van ajkaik alatt.
‹‹Ağızları açık birer mezardır. Dilleriyle aldatırlar.›› ‹‹Engerek zehiri var dudaklarının altında.››Odprt grob je njih grlo, s svojimi jeziki varajo; kačji strup je pod njih ustnicami.
‹‹Ağızları açık birer mezardır. Dilleriyle aldatırlar.›› ‹‹Engerek zehiri var dudaklarının altında.››Sepulcro abierto es su garganta; con su lengua engañan. Hay veneno de serpiente debajo de sus labios
‹‹Ağızları açık birer mezardır. Dilleriyle aldatırlar.›› ‹‹Engerek zehiri var dudaklarının altında.››Гортань их – открытый гроб; языком своим обманывают; яд аспидов на губах их.
‹‹Ağızları açık birer mezardır. Dilleriyle aldatırlar.›› ‹‹Engerek zehiri var dudaklarının altında.››Гріб відчинений горло їх, язиками своїми підводили; отрута гадюча під губами їх;
‹‹Ağızları açık birer mezardır. Dilleriyle aldatırlar.›› ‹‹Engerek zehiri var dudaklarının altında.››Опустошение и разорение има в пътищата им;
‹‹Ağızları açık birer mezardır. Dilleriyle aldatırlar.›› ‹‹Engerek zehiri var dudaklarının altında.››קבר פתוח גרונם לשונם יחליקון חמת עכשוב תחת שפתימו׃
‹‹Ağızları açık birer mezardır. Dilleriyle aldatırlar.›› ‹‹Engerek zehiri var dudaklarının altında.››حنجرتهم قبر مفتوح. بألسنتهم قد مكروا. سمّ الاصلال تحت شفاههم.
‹‹Ağızları açık birer mezardır. Dilleriyle aldatırlar.›› ‹‹Engerek zehiri var dudaklarının altında.››他 們 的 喉 嚨 是 敝 開 的 墳 墓 . 他 們 用 舌 頭 弄 詭 詐 . 嘴 唇 裡 有 虺 蛇 的 毒 氣
‹‹Ağızları açık birer mezardır. Dilleriyle aldatırlar.›› ‹‹Engerek zehiri var dudaklarının altında.››他 們 的 喉嚨 是 敝開 的 墳墓 . 他 們用 舌頭弄詭詐 . 嘴唇 裡 有 虺蛇 的 毒氣
Ağzından bal damlar, Ama yüreğinde savaş var. Sözleri yağdan yumuşak, Ama yalın birer kılıçtır.(54:22) уста их мягче масла, а в сердце их вражда; слова их нежнее елея, но они суть обнаженные мечи.
Ağzından bal damlar, Ama yüreğinde savaş var. Sözleri yağdan yumuşak, Ama yalın birer kılıçtır.Den mannen bär händer på sin vän; han bryter sitt förbund.
Ağzından bal damlar, Ama yüreğinde savaş var. Sözleri yağdan yumuşak, Ama yalın birer kılıçtır.De tegenstander valt de mensen aan met wie hij eerder vrede sloot; hij negeert zijn afspraken.
Ağzından bal damlar, Ama yüreğinde savaş var. Sözleri yağdan yumuşak, Ama yalın birer kılıçtır.Glattere end Smør er hans Mund, men Hjertet vil Krig, blødere end Olie hans Ord, skønt dragne Sværd.
Ağzından bal damlar, Ama yüreğinde savaş var. Sözleri yağdan yumuşak, Ama yalın birer kılıçtır.Han* legger hånd på dem som har fred med ham, han vanhelliger sin pakt. / {* SLM 55, 13. 14.}
Ağzından bal damlar, Ama yüreğinde savaş var. Sözleri yağdan yumuşak, Ama yalın birer kılıçtır.Kezeit felemelte a vele békességben lévõkre; megszegte az õ szövetségét.
Ağzından bal damlar, Ama yüreğinde savaş var. Sözleri yağdan yumuşak, Ama yalın birer kılıçtır.그 입은 우유기름보다 미끄러워도 그 마음은 전쟁이요 그 말은 기름보다 유하여도 실상은 뽑힌 칼이로다