bira ile cümle

bira kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Bir mola verelim ve biraz çay içelim.Let's take a break and drink some tea.
Tahta kaşıklar çok uzun süre lavaboda bırakılırsa küflenmeye başlar.Wooden spoons start to mildew if they're left in the sink too long.
Köpeğe biraz et verir.He gives some meat to the dog.
Köpeğe biraz et ver.Give some meat to the dog.
Biraz daha param olsaydı onu alırdım.If I had had a little more money, I would have bought it.
Daha yeni suşi yiyip bira içtim.I just ate sushi and drank beer.
O sadece suşi yedi ve bira içti.She just ate sushi and drank beer.
Sadece suşi yedik ve bira içtik.We just ate sushi and drank beer.
Bay Kinoshita gözlüklerini dün akşam ofiste bıraktı.Mr Kinoshita left his glasses behind in the office yesterday evening.
Bip sesini işittikten sonra mesajınızı bırakın.Leave your message after hearing the beep.
On bir şişe bira içtin!You’ve had eleven bottles of beer!
Derede biraz kömür var.There is some coal in the stream.
Şimdi biraz gözleme yemek istiyorum.I would like to have some pancakes now.
İspanyolca, Baskça ve biraz İngilizce biliyorum.I know Spanish, Basque and some English.
Üç bira ve bir tekila lütfen.Three beers and a tequila please.
Bugünün Pekin'i bende çok derin bir etki bıraktı ve merakımı uyandırdı.Today's Beijing has given me a very deep impression and aroused my curiosity.
Kitapları burada bırakıyorum.I am leaving the books here.
O annesini ve kız arkadaşını Fransa'da bıraktı.He has left his mother and girlfriend in France.
Bazı insanlar sigara içmeyi bıraktıklarında kilo alır.Some people gain weight when they quit smoking.
Bana göre o biraz tuhaf.It's a bit strange as far as I'm concerned.
Karını dövmeyi bıraktın mı?Have you stopped beating your wife?
Benim matematik biraz paslanmış.My math is a little rusty.
Yeni teknolojiden biraz uzağım.I'm a little out of touch with new technology.
Lütfen biraz bekle.Please wait a little while.
Birisi o birahanede fazla müzik dinlemez.One won’t hear much music in that pub.
Biraz fiziksel egzersiz yapmak istiyorum.I want to do a little physical exercise.
Biraz İspanyolca konuşuyorum.I speak a little Spanish.
Yalvarırım bana biraz su verin.I beg you to give me a little water.
Gözünüzün yağını yiyeyim, bana biraz su verin.I beg you to give me a little water.
Sağ dizime biraz anti inflamatuar krem akıtıyorum.I'm pouring some anti-inflammatory cream on my right knee.
Belli bir noktadan sonra her şey biraz daha zor oldu.After a certain point, everything became a little more difficult.
Bir bira içtin mi?Did you get a beer?
Evet, birazcık.Yes, a little bit.
Bir bardak bira alabilir miyim, lütfen?May I have a glass of beer, please?
Biraz ekmek ve tereyağı.Some bread and butter.
Birbirimizi incitmeyi bırakalım.Let's stop hurting each other.
Biraz çay içer misin?Will you drink some tea?
Biraz daha bekleyelim mi?Shall we wait a little more?
O ona sigarayı bırakmasını tavsiye etti.She advised him to give up smoking.
O içmeyi bırakmasını tavsiye etti.She advised him to stop drinking.
Çok fazla çalışmayı bırakmasını tavsiye etti.She advised him to stop working so much.
Yeni bir elbise satın almak için o ondan biraz para istedi.She asked him for some money to buy a new dress.
O, ondan biraz para istedi.She asked him for some money.
O, ona ona biraz ödünç para vermesini rica etti.She asked him to give her some money.
O, onlar fakir ve paraya ihtiyacı olduğu için işini bırakmamasını istedi.She asked him to not quit his job because they were poor and needed the money.
Ona işini bırakmamasını rica etti.She asked him to not quit his job.
Ona biraz şeker aldı.She bought him some candy.
O, bilinçli olarak onu tehlikeye maruz bıraktı.She deliberately exposed him to danger.
O, ona biraz yiyecek verdi.She gave him some food.
Onu sıkıca tuttu ve hiç bırakmak istemedi.She held him tightly and never wanted to let go.
O, biraz daha uzun kalması için ona yalvardı.She pleaded with him to stay a little bit longer.
O, ona işini bırakması için baskı yaptı.She pressured him to quit his job.
Kapıyı açık bıraktığı için o onu azarladı.She scolded him because he left the door open.
O, işini bırakma konusunda onu ikna etti.She talked him into quitting his job.
Ona onun tarafından içmeyi bırakması tavsiye edildi.She was advised by him to give up drinking.
Ona onun tarafından sigarayı bırakması tavsiye edildi.She was advised by him to give up smoking.
Sigarayı bırakması için ona onun tarafından nasihat edildi.She was advised by him to stop smoking.
Onu sevdiğini söylemen için biraz cesarete ihtiyacın var.You need a bit of courage to say that you love him.
Eve giderken biraz soya peyniri al.Buy some tofu on your way home.
Ah, biraz kızgınım!Aah, I'm somewhat angry!

İlgili Sayfalar